BALKANLAR: Bosna: Zambaklar ve şehitler ülkesi PDF Yazdır E-posta
Yazar Bekir Fuat   
Sevgili dostum Hakan Albayrak “Bosna’ya gidiyoruz üsdad, hazırlıklarını yap” dediğinde ne kadar heyecanlandığımı inanın, anlatamam. Bosna Dayanışma Grubu’nun Srebrenitsa katliamının onuncu yıldönümü nedeniyle 9-16 Temmuz tarihlerinde düzenlediği bir haftalık Bosna ziyareti öncesi düşündüğüm tek şey, Aliya İzzetbegoviç’ti. Toprağın derinliklerine kök salan bir çiçek gibi Aliya da kalbimizin derinliklerine kök salmıştı. 20. yüzyılda İslam’ın, Müslümanların Batı’ya verdiği tek cevap Ayiya İzzetbegoviç. Onu çok seviyorum ve kabrinde bir fatiha okumak bana yetecek. Bosna, Hıristiyan denizinde bir Müslüman ada. Avrupa’nın ortasında bir İslam abidesi. Avrupa’nın ortasında dimdik ayakta duran bir Müslüman savaşçıyla, bir bilge adamla tanışıyor olmak, onunla arkadaş olduğumu hissetmek bana yetecek.

Toplu mezarlardan çıkarılan 610 şehidin defin töreni için Saraybosna’ya 130 km uzaklıktaki Srebrenitsa’dayız.  Srebrenitsa’da gördüklerimi ve yaşadıklarımı size tam olarak inanın, anlatamam.  On binlerce Müslüman Boşnak kadını bembeyaz tülbentler içinde. Hiçbirinin Anadolu’nun herhangi bir yerindeki annelerden farkı yok. Hepsi yakınlarını gömmeye törene gelmiş. Annelerinin yanında on binlerce delikanlı ve genç kız. Burası bir toplu mezarlık ve matem törenindeyiz. Ama sanki Anadolu’nun çeşitli yerlerinde aşina olduğumuz hacca gidecekleri uğurlama törenine benziyor. Mahşer yerini andıran bir kalabalıkla karşı karşıyasınız. Tabutlar kalabalığın ellerinin üstünden geçiyor. Tümseklere kurulmuş dünya televizyonları bizim tabut koridorlarımızı ekranlarına taşıyor. Bütün erkekler şehit koridorlarına dizilmiş. Tabutların önlerinde isimleri yazılı. Ahmet, Mehmet, Mirsat, Emir, Hasan, Aliya… Şehitler geçidini, onlara dokunarak iliklerime kadar hissediyorum. Hepsi, hepsi bizim kardeşimiz. Allah’a şükürler olsun, büyük bedellerle şimdi Avrupa’nın ortasında dimdik ayakta duran Müslüman bir ülke var. Zambaklar ve şehitler ülkesi…

Bir haftalık geziden sonra zihnimizde Srebrenitsa’lı annelerin, yetim kızların ve Bosna’lı mazlumların paylaşıldığı için azalmış acıları, üzüntüleri;  geleceğe ve adalete dair yeşeren ümitleri kalıyor.  Bunun yanı sıra,  yükselmiş adalet duygusu, tarih, kardeşlik bilinci ve meyan şerbeti… Bir de Drina ile Neretva arasından fışkıran bir insanlık idealine daha fazla bağlılık ve Fatih Sultan Mehmet’ten sonra bu toprakları adeta ikinci kez vatan yapan rahmetli İzzetbegoviç’e karşı daha da artan muhabbet…
 
Sonraki >