ORTADOĞU: Irakta yaraların sarılması uzun yıllar alacak PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Emin Dağ   
İHH’nın Irak’taki en önemli projelerinden olan “gezici hastane” projesi için Haziran ayı içinde bu ülkeye bir haftalık ziyaret gerçekleştirdik.
         Savaş ve işgalin üzerinden 2,5 yıl geçmesine rağmen ülkede insanların temel ihtiyaçlarına yönelik taleplerinin halen karşılanmamış olması, siyasi istikrarsızlığın ötesinde eski yönetim dönemindeki bakış açısının halen sürmesiyle doğrudan ilgili. İşgalciler ve hali hazırdaki yöneticiler, sağlık ve eğitim başta olmak üzere birçok altyapı yatırımının ertelenmesini güvenlik gerekçelerine dayandırsalar da, görece güvenliğin yaşandığı bölgelerde dahi fazla bir altyapı çalışmasının yapılmaması, Irak’ın 50 milyar doları aşan yıllık gelirinin nerelere harcandığı sorusunu sık sık sormamıza neden oluyor.

         Musul devasa boyutları ile kuzeyin en önemli kentlerinden biri ve çatışmaların merkezinde bulunuyor. Bu sebeple kent sokaklarındaki Amerikan birlikleri ve helikopterler ortamdaki gergin manzarayı tamamlıyor.

         Daha sivil bir görünümü olan Erbil Kuzey’deki Kürt yapılanmasının başkenti olduğu için önlemler çok sıkı olmakla birlikte, gerginlik Musul’daki kadar hissedilmiyor. Yıllardır Barzanilerin kontrolündeki kentte ciddi olayların çıkmasına izin verilmiyor. Kürt egemenliği bariz biçimde hissediliyor. Kentte küçük bir Türkmen ve Arap azınlık yaşıyor.

         Kerkük ise tam anlamıyla diken üstünde. Petrol denizinin üzerinde yüzmesi sebebiyle Amerikalıların özel ilgisinin ötesinde, Kürt liderlerin kente dönük hesapları sebebiyle gerilim had safhada. Türkmenler Saddam’ın Araplaştırma politikasının bir benzerini şimdilerde Kürtleştirme politikasıyla yaşamaktan korkuyor. Kerkük, Irak için zenginlik kaynağı bir kent olmasına rağmen bu zenginlikten hiç nasip almamış. Kentin görünümü kasabadan farksız.

         İHH’nın gezici hastanesiyle sağlık kontrolü ve tedaviler için gittiğimiz Kerkük köylerinde yaşam daha da zor. Saddam döneminde sürülmüş olan köylüler yeni yeni topraklarına döndüğünden yoğun bir inşa çalışması göze çarpıyor.

         Yolculuğumuzun Bağdat ayağında ise Irak’ın gerçek manzarasını görme imkanı bulduk. O da giderek daha fazla yaklaştığını hissettiğiniz mezhep çatışması. Hali hazırda Şii-Sünni çatışması düşük yoğunluklu olarak devam ediyor. Öldürülen Irak askerlerinin önemli bir bölümü Şii Bedir Tugayları’ndan. Öldürülen direnişçilerin büyük bölümü de Sünni Araplardan. Dolayısıyla iki taraf arasında adı konmamış ama, toplumsal rolleri sebebiyle “direnişçi-asker” denkleminde yaşanan çatışmanın, geleceğe dönük daha tehlikeli bir süreci hazırladığı gözleniyor.
 
< Önceki   Sonraki >