AMERİKA: Kanadada Güvenlik Paranoyası PDF Yazdır E-posta
Yazar İclal Derin   
Demokratik olmayan devletlerde bin bir türlü baskıyla karşılaşan Müslümanlar, demokratik devletlerde ise ‘güvenlik’ çıkmazıyla yüzleşmek zorunda kalıyorlar.

Yaklaşık 600 bin Müslüman ile İslam, Kanada’da Hristiyanlık’tan sonra ikinci din haline gelmekte. Son on yılda kendini gösteren bu artış karşısında yönetim kendisini, durumu el altından  kontrol altına almak zorunda hissediyor. Kanada İstihbarat Servisi (CSIS) ve Kanada Kraliyet Atlı Polisi (RCMP) tarafından Müslüman vatandaşlardan bilgi toplamak için kullanılan metotlar, hiçbir terör örgütü veya illegal hareketle bağlantısı olmayan sivil vatandaşların huzurunu kaçırıyor.

Özellikle 11 Eylül sonrasında ülkede Müslüman vatandaşlara yöneltilen şüpheli tavırlar, Terörle Mücadele Yasası’ndan sonra yavaş yavaş toplu bir gözetlemeye dönüşmeye başladı. Müslüman sivil özgürlükler grubunun 467 kişi üzerinde yaptığı anketin sonuçlarına göre bu insanların %sekizi, en az bir kere CSIS veya RCMP yetkililerince ‘ziyaret’ edilmiş. Bu insanlar, yetkililerin yaptıkları ziyaretlerden rahatsız olmuş, korkmuşlar; ayrımcılığa uğradıkları ve haklarının istismar edildiği duygusuna kapılmışlar.

Söz konusu güvenlik görevlilerinin Müslümanlar hakkında merak ettikleri konuların çıkış noktası, son birkaç yıldır Müslümanlara yönelik beslenen önyargılardan pek farklı değil: Siyasi görüşleri nedir, 11 Eylül olaylarına nasıl bakar, daha önce hiç teröristlerle bağlantıları olmuş veya tanımış mı, camiye ne sıklıkla gider, Kuran’ın gayrimüslimlere karşı hoşgörüsüz olup olmadığı hakkında ne düşünür… Güvenlik görevlilerin soruşturmaya tabi tuttuğu vatandaşlar arasında 16 yaşında gençlerin bulunduğu ve soruşturmanın ebeveynlerden gizlendiği göz önünde bulundurulacak olursa, durum muhakkak ki düşündürücü bir boyut kazanır. Üstelik güvenlik görevlileri, Müslüman vatandaşları sorgulamakla yetinmiyor; sorguladıkları kişilere muhbir olmayı da teklif ediyorlar.

Demokratik olmayan devletlerde bin bir türlü baskıyla karşılaşan Müslümanlar, demokratik devletlerde ise ‘güvenlik’ çıkmazıyla yüzleşmek zorunda kalıyorlar. Çünkü demokrasi gereği herkes gibi yaşama hakkına sahip olan Müslümanların, eğitim, basın veya siyasete katılma gibi çeşitli hak ve özgürlüklerden faydalanırken bu haklarını demokrasi aleyhine kullanacaklarına dair yaygın bir korku var. Yapılan soruşturmalarda ise Müslümanları tanımaktan çok, zihinlerde önceden var olan izlenimlerin doğruluklarına bakılmadan eşleştirilmesi hedef alınıyor.
 
Sonraki >