|
LATİN AMERİKA: Latin Amerikadan nükleer teknoloji talebi |
|
|
|
|
Yazar İclal Derin
|
ABD, Latin Amerika’da demokrasinin kalitesinin yükseltilmesi ve güç uygulamasının kontrol altına alınıp gözlemlenebilmesi için Amerika Devletleri Teşkilatı’nda yeni bir komite kurulmasını önerdi. Öneriye farklı tepkiler geldi. Öneri, Latin Amerika cihetinde genelde olumsuz karşılanırken, Kuzey Amerika’nın aklına yatmış görünüyor. Önerinin samimi olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu, lakin irdelenecek bir şey varsa, o da ABD’nin neden böyle bir öneriye ihtiyaç duyduğu sorusudur. Bölgedeki ülkelerin Amerika haricinde ülkelerle, hatta Amerika karşıtı ülkelerle, özellikle silah alım satımında iş birliği yoluna gitmeleri ABD’yi endişelendiriyor olabilir. Örneğin, Kolombiya yönetiminin gündeminde Çin’den silah alımı projesi var. Nükleer program konusunda ABD’nin savurduğu tehditler karşısında İran’a arka çıkan Venezuella da Rusya ile 100,000 adet silah alımını içeren bir anlaşma imzaladı. Öneri çerçevesinde parmakların gizliden gizliye Venezuella’yı göstermesi de ilginç. Açıkça söylenmese de hedefteki ülkelerden birisi Venezuella ise, duruma bir de bu ülkenin penceresinden bakmak gerek.
Karayip Denizi’nin muhalif ülkesi Venezuella, dünya gündemine pek oturmasa da insan hakları ihlalleriyle eleştirilen bir ülke. Castro ile yakın ilişkilerinden dolayı Washington’dan demokrasinin sıhhatinden endişe duyulduğu yönünde uyarılar alan Chavez ise, ülkesindeki asıl gerginlik ve istikrarsızlığın kendisinden değil, bizzat ABD’den kaynaklandığını iddia ediyor. Ve ülkesini de bu yönde yönetmeye kararlı görünüyor. ABD’nin “şer ekseni” ilan ettiği İran’a destek olmaya cesaret edebilen az ülkeden biri Venezuella. İran haricinde Çin, Hindistan ve Rusya ile siyaset, ekonomi ve enerji alanlarında ilişkilerini geliştirmiş durumda. Chavez, ABD ve onun gibi güçlerin nükleer teknolojiye sahip olmalarının karşısında, Latin Amerika ülkelerinin de bu teknolojiye sahip olma haklarının olduğunu ileri sürüyor. Bunun için İran şirketleri ile iş birliğine girmeye de hazır. Chavez’in talebi, siyasi denge açısından belki makul görülebilir. Ancak nükleer teknolojiye sahip olma, başlı başına etik bir tartışma yaratıyor: Hangi güç olursa olsun, nükleer teknolojiye sahip olmak ne kadar doğru? Büyük güçlerin bu teknolojiyi geliştirmesinden sonra bu güçlere alternatif olduğunu iddia eden bölgesel ve yerel güçlerin de böylesi bir teknolojiye sahip olma taleplerinin gelmesi doğal. Venezuella’nın da, İran’ın da, ABD’nin de savlarını değerlendirirken öncelikle yıkıcılık ve caydırıcılığın sadece büyük güçlere mi has olabileceği ya da yıkıcı olmadan caydırıcı olunabilir mi sorularının cevaplandırılması gerekiyor. |