DÜNYA GÜNDEMİ: ORTA AMERİKA: Karayip Köle Ayaklanmalarından Haiti devrimine -Başarının Başağrısı-
Yazar Ahmet Faruk Ünsal
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşılaştıkları yerdi.
Arawaklar Avrupalı konuklarını iyi karşılarlar. Kolomb, bir grup tayfayı adaya bırakıp 500 kadar yerli kadın ve erkeği gemilere yükleyerek İspanya’nın yolunu tutar. 200’ü yolda ölen yerlilerden kalanların teşhiri sponsorları ikna etmeye yeter ve 1493’ün sonunda bu kez 17 gemilik filoyla doğru Hispaniola’ya yelken açar. Arawaklar yeni misafirlerini yine ikramlarla karşılarlar ama bu sefer gelenlerin mukabil hediyesi, bağışıklık sistemlerinin aşina olmadığı bir virüs Arawakları kırıp geçirir. Salgından kurtulmayı başaranlar, İspanya Kralı’na götürülmek üzere gizledikleri (!) altınlarını vermeye zorlanırlar. Zırhlı, tüfekli, atlı İspanyollara karşı verilen her mücadele başarısız oluyor ama ada halkı direnmekten asla vazgeçmez. Çaresizlikten, toplu intiharlara ve çocuklarını topluca öldürmeye başvururlar. İki yıl içinde 250 binlik ada nüfusunun yarısı yok olur. 1508’e gelindiğinde Arawakların nüfusu 60 bin kadar kalır, 1548’de ise sadece 500!
Bir taraftan yerli katliamı yaşanırken diğer taraftan adada şeker kamışı plantasyonlarında çalıştırılacak yeterli sayıda adam kalmadığı için diğer adalardan ve Afrika’dan adaya köle nakli başlamıştır. 18. yüzyıl ortalarında Fransız kolonisi Saint Dominik (Haiti), Amerika’nın en büyük şeker üreticisi ve dünyanın en büyük kahve üreticisiydi ve sadece buradaki köle sayısı tüm Karayip kolonilerinin köle sayısı olan bir milyonun yarısı kadardı. Köleleştirilerek zorla Amerika kıtasına taşınan 10-15 milyon civarındaki siyahinin iki milyon kadarı nakil esnasında hayatını kaybeder.
18.yüzyıla gelindiğinde Virgin Adaları’ndaki bütün beyazların öldürüldüğü 1733 köle ayaklanmasını Hollanda ancak 1734’te İngiliz ve Fransız donanmalarının yardımıyla bastırabildi. Teslim olanlar işkence ile öldürüldüler, teslim olmak istemeyenler ise tıpkı aynı kaderi paylaştıkları selefleri olan yerliler gibi topluca intihar ettiler. 1792-1804 yılları arasında Fransız Saint Dominik (Haiti)’inde yaşananlar, şiddetin ağırlığı, yıkımın büyüklüğü, isyanın kitleselliği ve nihayetinde başarının elde edilmesiyle bir ilkti. Bütün plantasyonlar köleler tarafından yakıldı. 1 Ocak 1804’te ayaklanmanın öncülerinden Dessalines, Haiti’nin bağımsızlığını ilan etti. Beyaz toprak sahiplerinin bütün mallarına el konuldu. Hazırlanan anayasa, köleliğin tamamıyla kaldırıldığını ilan ediyordu. Oysa ABD’de köleliğin kaldırılması 1865’te yapılan anayasa değişikliğiyle mümkün olabilmişti. ABD’nin İngiltere’den bağımsızlığını ilan etmesinden sonra Yeni Dünya’nın ikinci yeni devleti Haiti olmuştu. Bir farkla ki, ABD’nin bağımsızlığı, Amerika topraklarında yaşayan İngiliz aristokratları, Kraliyet’e bağlı yönetici elit ve yeni sermaye sahiplerince örgütlenmişti; Haiti devrimi ise, zincirlerinden başka kaybedecek şeyi olmayanlar tarafından gerçekleştirilen, yeryüzünün başarıya ulaşmış tek köle devrimiydi. Haiti Devrimi sonuçları itibarıyla hem siyasi hareketlenmelere hem de hukuk mevzuatında bazı önemli değişikliklere ilham verdi. Brezilya’nın Bahia bölgesinde 1808 ile 1835 yılları arasında Müslüman köleler şeker plantasyonlarına el koyup köle pazarlarını bastılar. Bu Müslüman köleler, hükümet güçlerince acımasızca bastırılıp katledildiler. 1816 ile 1832 yılları arasında İngiliz sömürgelerinde, Barbados’ta, Jamaika’da, İngiliz Ginesi’nde on binlerce köle ayaklandı. İsyanlar bastırıldı ve yüzlerce ölüm, binlerce kırbaç ve hapis cezası infaz edildi. Hollanda kolonilerinde 1848’de Toussaint Louverture öncülüğündeki devrimle, Genel Vali köleliğin ilgası metnini imzalamak zorunda kaldı.
Köleliğin kaldırılmaya başlandığı 19. yüzyıl ortalarından itibaren Avrupa, tropikal “şeker kamışı” yerine ılıman iklim ürünü olan “şeker pancarı”nı şeker üretiminde kullanmayı öğrendiğinde, dünya şeker piyasaları çöktü. Bu gelişme, Haiti için büyük bir ekonomik darbe oldu. Karışıklıklar, işsizlik, kötü yönetim, askeri darbeler, insan hakları ihlalleri, dış müdahaleler, ambargolar Haiti’nin yakasını hiç bırakmadı. Bugün Haiti, 8 milyon nüfusuyla aynı adayı paylaştığı ve benzer nüfusa sahip Dominik Cumhuriyeti ile kıyaslanmayacak kadar ağır yaşam koşullarına katlanmak zorunda değildir sadece. Buradaki yaşam koşulları aynı zamanda bütün Karayip ve Latin Amerika devletleriyle hatta pek çok yoksul Asya ve Afrika devletleriyle de kıyaslanmayacak kadar ağırdır. Haiti, yaygın AIDS, %85 işsizlik oranı, yetişkinlerde %50 okuma yazma oranı, yüksek bebek ölümleri ile dünyadaki en fakir ülkelerden biridir. Nüfusun tamamına yakını siyahidir. Her ne kadar resmi kayıtlara göre Haitililer Hristiyanlığın Katolik mezhebine bağlı iseler de Afrika yerel dini olan Wadoo inancı ve kimi törenleri, Hristiyan ayinleri içinde hayatiyetini sürdürmektedir. Yarısı başkentte olmak üzere ülkede 3500 civarında sonradan Müslüman olan Haitili vardır. Başkentin çeşitli yerlerinde, küçük mahalle mescitlerine benzer beş adet cami bulunmaktadır. Nüfusun %80’i günlük 2 avronun altında gelire sahiptir. Nüfusun %5’i, toplam zenginliğin %95’ini almaktadır. Dört milyonluk başkent Port au Prince; altyapısız, elektriksiz ve kokudan durulamayan sokaklarındaki çöp dağları arasında köpeklerin, domuzların, insanların ve döküntü arabaların beraberce dolaştığı bir sefalet şehridir. Trafik keşmekeşinin içinde, ara sıra da olsa, ABD ve diğer Batı ülkelerinde yaşayan zengin Haitililerin lüks araçlarına rastlamak mümkündür. Açıktan akan lağım yüklü derelerin kıyılarında tenekeden tek göz oda evlerde yaşamaya çalışan yüz binlerce insan yığını… Ve görece daha iyi koşullarda olan, ama bizdeki en kötü koşullara sahip gecekondulara benzer tek katlı, sağlıksız, elektriksiz evlerde yaşamaya çalışan başka milyonlar… Ve şehrin zengin semtlerinde, yüksek duvarların ve özel güvenlikçilerin koruduğu lüks villalarda sürdürülen, kıskanılan onlarca yaşam… Şehrin sokakları, geceleyin özellikle beyazlar için korkunun kol gezdiği, fidye için adam kaçırmanın, soygunun sıradanlaştığı bir suç batakhanesine dönüşebilmekte.
Amerika kıtasında ABD’den sonra Avrupa’dan bağımsızlığını kazanan ikinci ülke olan Haiti, özgürlük mücadelesinde ABD tarafından, bir yandaş olmaktan çok, hep bir tehdit gibi algılandı. Sadece insiyaki öfke ile hareket eden bir topluluğun yok ettiklerinin yerine getirebileceği şey, düzenden ziyade kaos olabilirdi. Bağımsız Haiti, 1826’da Panama’da yapılan Bağımsız Amerikan Devletleri Toplantısına çağrılmadı bile. ABD tarafından tanınması, Başkan Lincoln döneminde, köleliği sona erdiren sivil savaştan sonra, 1862’de olabilmişti. Ama iki ülke arasındaki ilişkiler hep zoraki olmuştur. Haiti, 1915-1934 yılları arasında mütemadiyen ABD askerlerince işgal edilmiştir. ABD asker göndermediği zaman ise elini hiç çekmemiştir bu fakir ve küçük ülkeden. 1980’lere kadar ülkede 30’a yakın darbe yaşanmıştır. Eli kanlı Duvalier, 1986’da büyük kitlesel ayaklanmalarla devrilmiştir. Ama Haitili ne kendi düzenini kurabilmiş ne de dışarıdan müdahalelere seyirci kalabilmiştir. Kitlesel gösteriler, sokak çatışmaları ve grevler Haiti’de günlük yaşamın vazgeçilmezlerindendir. Generallerin kendi aralarında çatışmaları, tekrarlanan ama derde deva olmaktan uzak seçimler, kısa süreli iktidarlar...
Ülkeye çok uluslu BM gücü çerçevesinde 1994’te gönderilen askerler arasında ABD askerleri ağırlıklıdır ve ABD bu sayede kendi adamı Aristide’yi yeniden iktidara oturtur... Dayatılan IMF programları ellerindeki iki lokmadan birini daha istemektedir halktan. Yolsuzluk ve suiistimal, ülkede yaşanan sefaleti daha da katlanılmaz hale getirir. Haiti, kaçamayanların mecburen katlandığı bir ülkedir artık. Yurt dışındaki Haitililerin gönderdiği paralar ise biraz olsun nefes aldırır ada halkına. Olayları yatıştıramayan Aristide ABD’nin muhalefetine rağmen 2000’de başkanlık seçimlerine girer ve kazanır. ABD ambargosu ülkede hayatı iyice çekilmez hale getirir ve ABD destekli paramiliter güçler sokak çatışmalarına başlarlar. Nihayetinde Şubat 2004’te Aristide sürgünü kabul eder ve Jamaika’ya yerleşir. Ülke o tarihten itibaren BM tarafından oluşturulan MINUSTAH misyonu gözetiminde yönetilmektedir.
Acaba, başta Fransa ve ABD olmak üzere, zengin Batılı ülkeler, köle devriminin başarısını hazmedemedikleri için mi, 200 yıldır siyasi karışıklıklar, işgaller, müdahaleler, isyanlar ve ayaklanmalar ile bir ekonomik enkaza dönmüş olan bu küçük ada ülkesinin zavallı insancıklarını yeryüzünün en ağır yaşam koşullarına mahkum ediyorlar? Dünyanın en büyük pazarına bu kadar yakın olmanın avantajı(!) bu olsa gerek. Irkçılık belki kağıt üzerinde tarihe karıştı ama zihinlerin gerisi halen çok kirli. Her başarının bir başağrısı var. Haiti’ninki 200 yıldan fazladır sürüyor.
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişile...
DOSYA: Çocuk korunmasının tarihsel gelişimi Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı ko...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, ulu...
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzer...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispan...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şe...