DÜNYA GÜNDEMİ: Kafkasya'daki savaşla kırılan fay hatları PDF Yazdır E-posta
Yazar Fehim Taştekin   
ImageTarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek delilik olur. Kuşkusuz 7 Ağustos 2008 tarihi, bölge ülkeleri kadar küresel aktörler açısından da tarihsel dönüm noktalarına işaret ediyor. Gürcü-Oset ya da Gürcü-Abhaz çatışmasının üst perdedeki aktörlerinin Rusya ve ABD olduğundan kuşku yok. Bir de yedekteki aktörler var: Amerikan projelerinin taşeronluğunu üstlenmiş Türkiye ve Ukrayna. Tabii bir de ABD’yi de yönlendiren İsrail... Rusya ise bölgenin büyük ağabeyi olarak tek başına aktör. Tarihte Kafkasya ile ilgilenmiş olan İran ise son dönemde ilgisini Azerbaycan ve Ermenistan’la sınırladığından dolayı değerlendirme dışı.
 

Yerel düzeyde ise Sovyetler’in dağılmasının ardından Gürcistan’ın yanı sıra bağımsız devlet olarak tanınma trenini kaçırmış ve Gürcistan’ın toprak bütünlüğü içerisinde mülahaza edilmiş iki cumhuriyet yer alıyor: Güney Osetya ve Abhazya. Tarihsel bir çarpıklık olarak Gürcü asıllı Sovyet diktatörü Joseph Stalin’in Gürcistan’a armağan ettiği Abhazya ve Güney Osetya, 1990’ların başındaki Gürcü istilasını atlattıktan sonra ambargolara rağmen bağımsızlık çizgisinden kopmadı. Abhazya, Gürcü saldırganlığının Korkunç İvan ve Deli Petro’dan beri Kafkasya’nın baş celladı Rusya’ya mahkum ettiği bir ülke. Güney Osetya ise Kafkas sıradağlarının öte yakasında yer alan Kuzey Osetya ile bir gün birleşme ümidiyle “de facto” bağımsızlığının hazzını bile duyamamış bir diyar.

Dolaylı kaybedenler: ABD ve Türkiye
7 Ağustos, Kafkasya’da uluslararası sistemin fay hatlarını çatırdattı; Gürcistan, Abhazya ve Güney Osetya’da 1991’de yitirdiği kontrolünü ebediyen kaybederken Rusya, Boris Yeltsin’in “Götürebildiğiniz kadar özgürlük alın.” sözüyle kendi haline bıraktığı Kafkasya’daki emperyal vizyonuna yeniden sarıldı. Küresel düzlemde ise Rusya, Soğuk Savaş dönemindeki fiyakasına kavuştu ve dünya politikalarını belirleyen “aktör” koltuğuna geri döndü.

Beri tarafta ABD’nin Kafkasya politikası çöktü. Haliyle Türkiye’nin politikası da yerle yeksan oldu. Bush yönetimi, Soğuk Savaş döneminde Kafkasya için ancak uzaktan gazel okuyabiliyordu; yapabildiği tek şey Kongre’nin finanse ettiği Özgürlük Radyosu ile milletler hapishanesine özgürlük idealleri satmak ve Aleksander Soljenitsin gibi son nefesini Putincilik yaparak vermiş muhaliflere kucak açmaktı.

Image

ABD bugüne yıllardır hazırlanıyordu
11 Eylül saldırıları ABD’ye Kafkasya’nın kapısını da açtı. Vladimir Putin’le Çeçenya’nın tamamen Rusya’nın insafına terk edilmesini beraberinde getiren bir ittifak sayesinde Washington, Afganistan’da açtığı cepheye giderken sıçrama taşı olarak Gürcistan’ı seçmiş ve böylece Kafkasya’ya arka bahçeden girmişti. Zaten 1999 AGİT İstanbul Zirvesi’nde Rusya’ya zokayı yutturan Batı cephesi, eski SSCB topraklarındaki askeri üslerinden çekilme anlaşmasını koparmış, Ruslar da ayak direte direte Gürcistan’dan askerlerini çekmeye başlamıştı. Rusların boşalttığı Tiflis yakınlarındaki Vaziyani Üssü, Türkiye’nin katkılarıyla onarılıp Amerikan emperyalizminin hizmetine sunulmuştu. 2002’den itibaren de ABD, Rusya’ya karşı Trans Kafkasya’yı sağlama almak için Gürcistan’a ordu kurmaya koyuldu. Programın adı da “Eğit ve Donat”tı. Bütün bu yatırımlar bugün içindi... (ABD’nin eğittiği Gürcü askerleri, 7-8 Ağustos’ta Güney Osetya’yı yerle bir ederken rehberleri Amerikalı komutanlardı.) Askeri hazırlığı siyasal operasyonlar izledi; Amerikan eğitimli Mihail Saakaşvili, nam-ı diğer Mişa, para sihirbazı George Soros’un finansörlüğünde “Gül Devrimi” denilen ama halk darbesinden öteye gidemeyen kalkışmayla 2004’te iktidara getirildi. Ardından halk darbesinin “turuncu” versiyonuyla Ukrayna, Rusya’nın yörüngesinden çıkartıldı. Rusya ise beklenen şiddetle tepki vermedi; o da bugünü bekledi... (8 Ağustos’ta savaşa müdahil olup geriye dönük yediği gollerin intikamını aldı.)

Polonya ve Çekya’ya Amerikan kalkanı projesiyle tedirgin edilen Rusya, ABD’den son darbeyi Balkanlar’da yedi; Sırbistan’dan kopan Kosova’nın BM kararı olmaksızın tek taraflı ilan ettiği bağımsızlığı, Moskova’nın “Başkalarına emsal olur.” uyarısına rağmen tanıdı. Slav kardeşliği depreşti ama bu, Moskova’nın Bulgaristan üzerinden İtalya’ya giden Güney Akım doğal gaz boru hattını 400 km’lik ilaveyle Sırbistan’a uzatıp gösterdiği dayanışmayla sınırlı kaldı. İntikam yine bugüne saklanmıştı... (Ruslar, Gori ve Poti’ye kadar girip Gürcistan’ın burnunu sürttükten sonra Abhazya ve Güney Osetya’yı tanıyarak Kosova’nın nasıl emsal teşkil ettiğini gösterdi.)

Dolaylı kaybedenler: Türkiye ve ABD
Savaştan sonraki tabloya bakıldığında ABD’nin 2001’den bu yana inşa ettiği Kafkasya politikasının bir gecede havaya uçtuğu çok açık. AB ise enerjideki bağımlılığı yüzünden Gürcistan’dan yana efelense de Moskova ile köprüleri yıkmak istemiyor. Rus tokadını yemiş eski Doğu Bloğu ülkeleri, ABD’nin de kışkırtmasıyla AB’yi Rusya’ya karşı yaptırım kararları aldırtmaya zorlasa da Birlik’in batısındaki lokomotif güçler bu restleşmeyi göze alamıyor. Şimdi Kafkasya, İstikrar ve İşbirliği Forumu ile pozisyonunu kurtarma çabasında. Ama gelin görün ki bu forumun da tıpkı kendinden öncekiler gibi, Kafkasya kilidini açacak bir girişime dönüşmesi çok zor. Ancak Gürcistan’ın güvenilir bir müttefik olamayacağını da gören Ankara’nın bundan sonra Ermenistan’la yakınlaşma çabalarını daha görünür kılması mümkün. Bu, Türkiye kapısını açarak Erivan’ı Rusya’ya bağımlı olmaktan kurtarmayı düşleyen Washington’ın talepleriyle de örtüşüyor.

Image

Küçük ve büyük emperyalistle sınav
Burada yerel düzeyde kazananlar için de bir not düşmek gerek: Abhazya ve Güney Osetya, “küçük emperyalist” Gürcistan karşısında “büyük emperyalist” Rusya’dan ummadıkları öpücüğü almış oldu. Kuşkusuz Rusya, himaye sağlamanın karşılığında iki bölgeyi Gürcistan’ın NATO’ya üye olacağını da hesaba katarak tampon bölgeye dönüştürecek. Abhazların da Osetlerin de Gürcistan’dan gelecek olası saldırılara karşı kendilerini koruduğu müddetçe Rus üslerinin açılması ve Rus askeri varlığının perçinlenmesine bir itirazı yok. Zaten Güney Osetya, Kuzey Osetya ile birleşmek için yanıp tutuşuyor. Bu, haliyle Rusya’ya dahil olmak anlamına geliyor. Son savaşta Osetlerle dayanışma adına Gürcistan’a ikinci cepheyi açıp 1993’ten beri kontrol edemedikleri Kodor Vadisi’nden can kaybı vermeden Gürcüleri kovan Abhazların en az altı bin yıldır yaşadıkları kendi ülkelerinde bağımsız kalmak, yegâne tercihleri. Ama Rusya’nın askeri varlığını artıracak olmasına bağlı olarak Abhazya, bundan sonra asıl sınavı Rus etkisine karşı verecek. Tarihte krallıklar kurmuş ve devlet geleneği olan Abhazların Rus nüfuzuna karşı hassasiyeti dikkat çekiyor.
Abhazlar, 2005’te ambargo altındayken tek çıkış kapıları Rusya olmasına rağmen Moskova’nın seçilmesini istediği adayı reddetmişti. Abhazlar bu duyarlılığın ölmeyeceğine inanıyor... Tabii zamanın nelere kadir olduğunu yine zaman gösterecek...
 
< Önceki   Sonraki >
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...

Sayı 47

47. Sayı Sunuş
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzer...

DOSYA: Küresel ölçekte çocuk istismarı ve hukuki yetersizlik
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafın...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU Kudüs'te kritik dönemeç
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti...

Kısa kısa
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan ...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTA AMERİKA: Karayip Köle Ayaklanmalarından Haiti devrimine -Başarının Başağrısı-
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispan...

DOSYA: Çocuk korunmasının tarihsel gelişimi
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı ko...

DÜNYA GÜNDEMİ: Afrika'da kronik açlığın temel sebepleri
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer al...