İSLAM COĞRAFYASI; Özgürlük savaşının tarihi adı: Moro
Yazar Zeliha Sağlam
Bangsomorolular, bölgeye ait enstrümanları tagonggo ve kapanirong ile özgürlüğe adanmış tarihleri, yok olmaması için ellerinden geleni yaptıkları kültürleri ve öz değerleri için ağıtlar yakıyor…
Filipinler, Güneydoğu Asya’da Büyük Okyanus ve Güney Çin Denizi arasında bulunan 7100 adadan oluşan bir ada devleti. Austronesian (Okyanusya ve Güney Asya, Tayvan halkı)’dan göçen Malay ırkına mensup birçok etnik grubun oluşturduğu Filipin halkı farklı dini inanışlara sahip. Filipinler’de ülke nüfusunun %5,25’ini oluşturan Moro Müslümanları ise adalar topluluğunun en büyük ikinci adası Mindanao’dan başka, Sulu ve Palavan adalarında yaşıyor. Ülkedeki beş vilayette de (Tavi-Tavi, Sulu, Basilan, Maguindanao ve Lanao del Sur) nüfusun çoğunluğunu ve ülkenin en büyük altıncı etnik grubunu oluşturan Moro halkı, çok dilli ve çok kültürlü bir yapıya sahip. Ülkedeki Hristiyanlardan daha eski bir tarihe sahip olan Müslümanlar, dil ve etnik yapı bakımından da 12 gruba ayrılıyor. Zengin doğal kaynakları ve stratejik konumu nedeniyle önemli bir yer teşkil eden bölgede demir, kurşun, çinko, krom gibi madenler bulunuyor. Tarımın yaygın olduğu ülkede balıkçılık da ekonomide önemli bir yer tutuyor. Kıyıları düzgün olmayan ülke, sık ağaçları, engebeli arazisi, dereleri ve ovalarıyla farklı bir yapıya sahip. Bölge, tropikal iklim kuşağı üzerinde yer aldığından iklimi sıcak, nemli ve bol yağışlı.
İslam’ın bölgeye gelişi 1300’lerde Arap tüccarların bölgeye gelmesiyle İslam’la tanışan halk Müslüman olur. Sonraki dönemde Malaylar ile yapılan ticaret ise İslam inancının burada yerleşmesini sağlar. 1457’lerde bölgede gelişmesine devam eden İslam dini ile birlikte, Mindanao ve Sulu’da birçok sultanlık kurulur. İslam kültürünün etkisiyle datu lakabıyla bilinen yöneticilere sultan adı verilir. İslam’ın bölgedeki varlığı Moro’nun kültürel yapısını ve yaşantısını tamamen etkiler. Uzun yıllar süren sömürge dönemi 1565’te İspanyolların bölgeye gelişi İslamiyet’in yayılmasını durdurmuş ve sömürgeci güç tarafından başlatılan Hristiyanlaştırma çabaları sonucu halka zorla başka bir din dayatılmış. İspanyol işgali öncesi bölgedeki Filipin yerleşimcilerinin çoğu Müslüman olarak adlandırılmış. 333 yıl süren İspanyol hakimiyetine karşı halkın başlattığı çeşitli ayaklanmalar olduysa da bunlar kanlı bir şekilde bastırılmış. İspanya’nın bölgedeki varlığı 1858’e kadar sürmüş. Kolonileştirme sürecinde İspanyollar Moro’da askeri üs ve garnizonlarını sivil yerleşimlere konuşlandırmışlar. Bu durum, Morolu Müslümanların mücadele kararı almalarına sebep olmuş. İspanyolların Filipinler’e ayak basmasıyla Müslümanların özgürlüklerini geri almak, kültür ve inançlarını kaybetmemek için verdikleri mücadele, 1898’de Amerika’nın oldukça tanıdık bir söylemle, “terörle mücadele” adı altında, bölgeye gelmesiyle yerini yeni bir sürece bırakmış. Filipinler’in bağımsızlık mücadelesi içinde olduğu İspanya ile ABD’nin bölgede savaştığı bu dönemde, Filipinler İspanya’dan bağımsızlığını ilan etmiş. Ancak bağımsızlık ilanının ardından İspanya’nın 20 milyar dolar karşılığında Filipinler’i Amerika’ya satması, ilan edilen bağımsızlığın, aslında hâlâ sömürgeci güçlerin elinde olduğunu gösteriyor. Bağımsızlığının ABD tarafından tanınmasını isteyen Filipinler’in talepleri kabul edilmeyince bölge halkı yeni bir bağımsızlık mücadelesine girişmiş. Bundan sonra ABD’nin “İnsanlık Savaşı” olarak tanımladığı ve Filipinlere karşı başlattığı savaşta çoğunluğu Müslüman, bir milyon masum sivil öldürülür. ABD’nin 1946 yılına kadar bölgede sürdürdüğü politikalar sonucu ise birçok insan katledilir. Bu katliamların en şiddetlisi 1906 yılında gerçekşetirilen “bud dajo” harekatıdır. 1946 yılında bölgeden çekilen Amerika, Filipinler hükümetine yardım ederek Müslümanlara ait olan yerlerin de Filipinler Cumhuriyeti içine dahil edilmesini sağlar. Bu tarihten sonra Filipin hükümetinin baskılarına maruz kalan Moro, 1946 yılından itibaren Hristiyanlar ve yerel dinlere mensup olanların sistemli olarak Müslümanların yoğunlukta yaşadıkları güney bölgesine yerleştirilmesini engelleyemez. Müslümanların ellerinde bulunan topraklar üzerinde varlıklarının ve güçlerinin zayıflatılması ve bölgenin Hristiyanlaştırılması düşüncesiyle başlatılan göçe teşvik, daha sonra Moro’nun bağımsızlık sürecinde önemli bir problem oluşturacaktır. Çünkü bağımsız ve özerk olmak isteyen Müslüman Moro halkının istekleri, Müslüman olmayanlar tarafından olumlu karşılanmaz; farklı inançlara sahip Morolular Müslüman bir devletin idaresi altında olmayı istemezler. Bağımsızlık mücadelesi sürüyor 1970’lerde Hristiyan milisler, hükümetin yardımıyla Müslümanlara yönelik saldırılar başlatır. Hristiyan askerlerin 30 Müslüman askeri katletmesi ve 1971’de bir caminin kundaklanması sonucu 70 kişinin yanarak can vermesi, Müslümanlar arasında infiale yol açar. Gerilimin tırmanmasının ardından 1972 yılında bölgede sıkıyönetim ilan edilir. Bütün bu olayların sonucunda, Müslümanlar 1972’de Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi (MNLF) adıyla bir örgüt kurar ve bağımsızlık mücadelesinin silahlı çatışmalarla devam edeceği düzgün bir yapı oluştururlar. Bu yapılanma, Müslüman direnişçi küçük grupları tek bir çatı altında toplayarak ortak bir sesin çıkmasına da olanak sağlar. Dünya kamuoyuna yaşadıklarını ve mücadele süreçlerini anlatan grup, İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) tarafından da destek görür. Kurucusu Filipinler Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan Nur Misvari, daha sonra laik dünya görüşüne sahip olduğu gerekçesiyle eleştirilere maruz kalır. Bu ortamda yeni bir yapılanmaya gidilir ve bağımsızlık mücadelesinde ikinci bir örgüt daha kurulur. Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MILF) adıyla Selamet Haşim önderliğinde kurulan bu yeni oluşum, dindar söylemleri ile tam bağımsızlığa kadar mücadelenin devam edeceği mesajını verir. Müslümanların kararlı tutumları sonucu hükümet, 1976’da Müslümanların yaşadığı 13 vilayeti içine alacak özerk bir bölgenin kurulmasını öngören Trablus Antlaşması’nı imzalar. Fakat antlaşmayı 10 vilayet ile sınırlı tutan hükümet, bu vilayetlerde referanduma gideceğini bildirince çatışmalar yeniden başlar. MNLF ile Filipinler hükümeti arasında Ekim 1992’de ateşkes sağlanır. 1993’te de Endonezya’da barış görüşmeleri başlatılır fakat bir sonuç alınamaz. 1970’lerden bu yana Müslümanların verdiği bağımsızlık mücadelesinde 15 binden fazla insan hayatını kaybetmiştir. Bugün her ne kadar Filipinler hükümeti Müslümanların dini bayram günlerini resmi tatil kabul etse ve medeni hukukta Müslümanlar için düzenlemeler yapsa da bağımsız olamayan Moro halkı önyargılar nedeniyle yerleşim, eğitim, istihdam ve iş imkanı gibi haklardan faydalanamıyor. 1981’de kurulan Müslüman İşleri Bakanlığı 1984’te Office of Muslim Affairs and Cultural Communities (Müslüman İşleri ve Kültürel Cemaatler Dairesi)’e dönüştürülür; ancak tüm bu düzenlemeler kendi topraklarını kaybetmiş ve yurtlarında azınlık duruma getirilmiş, temel hizmetlerden yararlanamayan Müslümanlar için pek bir şey ifade etmiyor. Bağlı bulunduğu ülke: Filipinler Resmi adı : Bangsamoro Nüfusu : 5.000.000 (resmi), 10.000.000 (gayriresmi) Dil : Filipince, İngilizce (resmi), Maguindanao, Maranao, Tausung,Malay, Cahabacano, Cebuano Dini : İslam
Değerli Okuyucularımız, Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış Gücü askerlerinin koruması altında, güvenli bölge olarak bilinen Srebrenitsa’da 1995 yılında Sır...
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ilgili ortak politikalar üreterek Avrupa’ya yönelik göçleri kontrol altına almaya çalış...
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, Kosova’nın egemenlik ve bağımsızlığının tartışmalı durumunun devam ettiği anlamına geliyor....
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargılayıp hükümetten uzaklaştırmakta buldular....
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanlış siyasetler yüzünden Irak toplum dokusu bozulurken, etnik ve mezhebi öfke halkı par...
Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani durum, bir toplumun geleceğini ipotek altına almakta....
Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın üretim gücünü nasıl yok ettiğini anlamak açısından örnek bir vaka....
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanbul’da sivil toplum çalışmaları konusunda İHH ve diğer sivil toplum kuruluşları ile görü...
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden ayrıldığında işgal gücü askerlerince şehit edildi....
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb...
45. Sayı Sunuş Değerli Okuyucularımız, Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...
Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...
Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...
DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Soykırım iddiaları Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargıl...