DÜNYA GÜNDEMİ; Güney Afrika Cumhuriyeti'nde yabancı düşmanlığı PDF Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Efe   
ImageGüney Afrika Cumhuriyeti, ikinci bir apartheid devrine doğru gidiyor. 1994’e kadar beyaz azınlığın siyah çoğunluğa uyguladığı ırkçı şiddet, şimdilerde Afrikalı göçmenler üzerinde yoğunlaşıyor. Göçmenlere karşı yapılanlar, ülkede tam bir iç savaş görüntüsü oluşturuyor.
Güney Afrika Cumhuriyeti göçmen politikaları bakımından en liberal ülke olarak biliniyordu. 1994’te ülkede ilk defa herkesin oy kullanabildiği seçimler sonrasında iktidarın siyahlara geçmesi üzerine, bütün Afrika’nın yönü Güney Afrika Cumhuriyeti’ne döndü ve Güney Afrika o günden bu yana sürekli göç almakta. Ülkede yaklaşık beş milyonun üzerinde göçmen var. Bu göçmenlerin üç milyondan fazlası Zimbabve’den gelenlerden, kalanı ise Mozambik, Malavi, Somali, Pakistan ve Hindistan’dan gelenlerden oluşuyor.
Güney Afrikalı siyahların diğer Afrikalılara karşı uyguladıkları şiddet eylemleri tüm çevrelerde oldukça garipsendi. Çünkü Zimbabve başta olmak üzere, neredeyse bütün Afrika ülkeleri, Güney Afrikalı siyahlara apartheid rejiminin en şiddetli şekilde uygulandığı zamanlarda ülkelerini açmıştı. Zimbabve, o dönemde apartheid rejimi tarafından ciddi baskılara ve saldırılara maruz kalmasına rağmen yine de Güney Afrikalı siyahlara yardım etti. O zamanlar diğer Afrika ülkelerinde yaşayan Güney Afrikalılardan bir tanesi bile böyle bir şiddete maruz kalmadılar. Nobel ödüllü Güney Afrikalı siyahi rahip Desmond Tutu da bu durumu hatırlatarak son günlerde Güney Afrika Cumhuriyeti’nde diğer Afrikalılara uygulanan şiddetin durdurulmasını istedi.
Image
Son yaşanan olayların sebebi ise, medyaya yansıtıldığı şekliyle sadece gıda fiyatlarının yükselmesi vb. değil. Olayların temelinde yatan asıl sebep, Güney Afrika’ya gelen Zimbabvelilerin ülkelerine geri dönmeye zorlanmaları. Olayları kimlerin tetiklediği ise belli değil. Güney Afrika hükümeti de yaşanan şiddet olaylarını desteklemiyor. Olayların ardından Zimbabve muhalefet lideri Morgan Tsangarai şiddetin en fazla yoğunlaştığı Alexandra yerleşim bölgesine gitti. Burada Zimbabvelilere ülkelerine dönmeleri çağrısında bulundu. Tsangarai’nin taraftarları 1000 otobüs organize ettiklerini ve Zimbabve’ye dönmek isteyenleri götüreceklerini ilan ettiler. Hiç kimse, enflasyonun %1 milyon oranına vardığı Zimbabve’ye geri dönmek istemiyor. Batılı güçlerin Zimbabve’de iktidar değişikliğini sağlamak için uyguladıkları ambargo yüzünden ülke çökme noktasına geldi. İnsanlar akın akın komşu ülkelere gidiyorlar. Batılı ülkeler şimdilerde bu insanları tekrar Zimbabve’ye döndürerek ortalığın daha fazla karışmasına ve muhalefetin iktidara gelmesine uğraşıyorlar. Aslında yaşanan şiddet olaylarının altında büyük oranda Zimbabve’nin iç meselesi yatmakta.
Güney Afrika istihbarat ve emniyet bakanlıklarına bu konuyla ilgili üç ay önceden çeşitli bilgiler geldiğini ifade eden bakanlar, bu oranda bir şiddetin olabileceğini tahmin etmediklerini belirttiler. Öte yandan olaylar başladıktan sonra durumu sert bir şekilde kınayan ve müdahale eden açıklamalar da yapılmadı.
Johannesburg’un bulunduğu Gauteng eyaletinin varoşlarında başlayıp Johannesburg şehir merkezine sıçrayan olaylar, Kwa-Zulu Natal, Mpumalanga eyaletlerinden sonra Western Cape eyaletine de yayıldı. Pakistan ve Hindistan kökenlilerin iş yerleri başta olmak üzere bölgeye diğer Afrika ülkelerinden gelenlerin dükkanları yağmalandı. Son iki yıldır Somalililere yönelik gerçekleştirilen saldırılarda 50’ye yakın insan öldü, daha Somalililerin öldürülmeleriyle ilgili şüpheler aydınlatılmadan da bu olaylar başladı. Müslüman oldukları için gittikleri yerlere İslam’ı da götüren Somalililer sadece şehir merkezlerinde değil kırsal bölgelerde de iş yerleri açıyorlardı. Bir müddet sonra birer birer öldürülmeye başlanan Somalililer kırsal bölgelerden şehirlere çekildiler.
Şiddet olaylarının başlamasının ardından 11 gün içinde resmi rakamlara göre 48 kişinin öldüğü, 25 binden fazla kişinin de evinden ayrıldığı gelen haberler arasında. Yardım kuruluşları bölgede yiyecek, battaniye ve çadır dağıtımı yapıyor. İnsanlar polis merkezleri çevresinde ve kiliselerde kurdukları çadırlarda yaşıyorlar. Sadece bir polis merkezi çevresine her çadırda yaklaşık 15 kişinin kaldığı 2000 kişilik bir çadır kent kurulmuş durumda.
Devlet Başkanı Thabo Mbeki olaylar başladıktan ancak 11 gün sonra ordunun müdahalesine izin verdi. Geciken bu kararın bölgede yaşanan şiddeti durduracağı şüpheli. Olayların zaman içinde yerli yabancı herkesi etkileyeceği ise muhakkak.
Son yaşanan olaylarla Güney Afrika ekonomisi ciddi bir darbe almış durumda. Birçok ülke buraya gidecek ya da yatırım yapacak olan vatandaşlarını uyarıyor. Bu olayların 2010 Dünya Kupası’nın yapılacağı ülke olan Güney Afrika için ciddi bir imaj kaybı olduğu da bir gerçek. Zaten daha önce de ülkedeki suç oranının yüksekliği nedeniyle Dünya Kupası organizasyonunun başka bir ülkeye nakli gündeme gelmiş fakat Nelson Mandela’nın hatırına karar değişikliği olmamıştı.
Aslında Güney Afrika Cumhuriyeti’nde yaşananlar tıpkı Kenya’da olduğu gibi Afrika ülkelerinde suni sınırlarla kurulan toplumsal yapının ne kadar kırılgan olduğunun bir göstergesi. Çünkü Güney Afrikalı siyahlar, ülkeden ayrılmalarını istedikleri Zimbabvelilerin ya da Mozambiklilerin birçoğu ile aynı kabileden geliyor; hatta aynı dili konuşuyorlar. Ülkedeki tansiyon hâlâ çok yüksek ama durumun özellikle Zimbabve’deki devlet başkanlığı seçimlerinin ikinci turundan sonra sakinleşeceği umuluyor.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış Gücü askerlerinin koruması altında, güvenli bölge olarak bilinen Srebrenitsa’da 1995 yılında Sır...
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ilgili ortak politikalar üreterek Avrupa’ya yönelik göçleri kontrol altına almaya çalış...
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, Kosova’nın egemenlik ve bağımsızlığının tartışmalı durumunun devam ettiği anlamına geliyor....
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargılayıp hükümetten uzaklaştırmakta buldular....
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanlış siyasetler yüzünden Irak toplum dokusu bozulurken, etnik ve mezhebi öfke halkı par...
...
Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani durum, bir toplumun geleceğini ipotek altına almakta....
Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın üretim gücünü nasıl yok ettiğini anlamak açısından örnek bir vaka....
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanbul’da sivil toplum çalışmaları konusunda İHH ve diğer sivil toplum kuruluşları ile görü...
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden ayrıldığında işgal gücü askerlerince şehit edildi....
Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

Sayı 45

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...

ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...

DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Soykırım iddiaları
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargıl...

DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...


45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...