DÜNYA GÜNDEMİ; Bağımsız Kosova Hristiyanlaşıyor mu? PDF Yazdır E-posta
Yazar Zeynep Özbek   
Image17 Şubat 2008’de Kosova Meclisi, “Bizler halkımızın demokratik yollarla seçilmiş liderleri olarak Kosova’nın bağımsız ve hakim bir devlet olduğunu ilan ediyoruz.” sözleriyle Kosova’nın bağımsızlığını tüm dünyaya duyurdu. Bu olay, nüfusunun %90’ı Müslüman olan bir Avrupa ülkesinin bağımsızlığına kavuşması açısından İslam aleminde sevinçle karşılandı. Ancak öyle görülüyor ki, olayın ardında dinin de işe alet edildiği çok farklı siyasi hesaplar yatmakta. Bağımsız Kosova bugün özgürlük ve insani yardım maskesi altında misyonerlerin hedefi haline gelmiş durumda.
Yugoslavya Federasyonu’na bağlı iki özerk bölgeden biri olan Kosova, Federasyon’un dağılmasının hemen öncesinde, 1989 yılında Sırbistan’a ilhak edilmişti. O günden bu yana Sırplar Kosova’da hemen her alanda ciddi bir baskı ve sindirme politikası gütmüş ve bu süreç 1998 Şubat ayında sıcak bir savaşa dönüşmüştü. NATO, ülkeye 1999 Mart ayında müdahale etmiş ve Sırpların çekilmesiyle yeni statü ve normalleşme süreci başlamıştı. Nihayet geçtiğimiz şubat ayında bağımsızlığına kavuşan Kosova, başta ABD olmak üzere pek çok Batı ülkesi tarafından tanındı. Bağımsızlığı tanımayan ülkeler arasında ise Sırbistan, Rusya, Çin ve ilginç bir şekilde İran yer almakta.
Kosovalı Müslümanlar, II. Dünya Savaşı süreciyle başlayan yarım asırlık komünist rejim boyunca dini kimliklerinden giderek uzaklaştırıldılar. Kosova İslam Cemiyeti’nin verdiği bilgiye göre, geçen savaşta 250’den fazla cami yıkılmıştı. Sırplar, İslam Cemiyeti’nin konsey binasını, zengin arşiv ve kütüphanesini yok etmiş, vakıf mallarının tamamına zarar vermişlerdi. Müslümanlara ait isimlerle anılan 1200’den fazla sokak, okul ve kurum ismi Sırp isimleriyle değiştirilmişti. Çok az Sırp öğrenci olmasına rağmen Priştine Üniversitesi bahçesine devasa bir kilise inşa edilmişti.Misyonerler fakirlik, işsizlik ve benzer ekonomik nedenlerle zor durumdaki Kosovalılara burs, vatandaşlık iş, eğitim ve ekonomik anlamda cazip tekliflerde bulunuyor. Öte yandan, savaş yaşanan birçok ülkede olduğu gibi Kosova’ya da akın eden Protestan misyoner gruplar, Kosovalı Müslümanlara farklı bir Hristiyanlık imajıyla yaklaşmaktalar. Sosyal yardım kuruluşları, hastaneler, okullar, dil merkezleri, yetimhaneler gibi bilindik misyonerlik yöntemlerinin yanı sıra, ABD’nin ülkenin siyasetindeki belirleyici rolü, Kosova’yı misyonerler için çok daha kolay bir av haline getiriyor. Dinin hayatlarında çok da önemli bir yer işgal etmediği Kosovalılar arasında, burada faaliyet yürüten Hristiyan organizasyonlar tehlike olarak görülmüyor. Misyoner anne ve babasıyla Kosova’ya gelerek buradaki tecrübelerini filmleştiren Amy Gattie, Kosovalı Müslümanlar hakkında şunları söylüyor; “Kosovalılar bize kapılarını açıyorlar çünkü biz Amerikalıyız ve Amerikalılar NATO müdahalesinin başını çekti.” Bugün başkent Priştine’de büyük bir bulvara Bill Clinton’ın adı verilmiş durumda. Kosova’da faaliyet gösteren Amerikalı misyonerler, Kosovalıların Amerikalılardan daha Amerikancı olduklarını söylüyorlar. Ülkenin dört bir yanında iki başlı Arnavut kartalının yanında yıldızlar ve çizgiler uçuşuyor. Binlerce insan 4 Temmuz’da Amerika’nın bağımsızlık sevincini, 11 Eylül’de de yasını paylaşmak için şehir ve köylerde sokaklara dökülüyor. Kosova’da şu günlerde “Gökte Tanrı, yerde Amerika” deyişi oldukça yaygın.
Image
Kosova’nın bağımsızlığına kavuşmasından önce Amerika’da evanjelist gruplara uyarıda bulunan Sırp Ortodoks Kilisesi Piskoposu Artemija, “Kosova’ya bağımsızlık vermenin buradaki Hristiyan medeniyetinin yıkılması ve yerine İslam devletinin kurulması anlamına geldiğini” söylemişti. Farklı Protestan grup liderlerinin buna cevabı ise, Ortodoksların Sırbistan’da Protestanlara ayrımcılık ve zulüm uyguladığı ve Müslüman Kosova’da evanjelistlerin Sırbistan’dan daha fazla hakka sahip olduğu şeklindeydi. Onlara göre eğer ABD, Kosova’nın bağımsızlığına karşı çıkarsa bu, aşırı İslamcılar için büyük bir zafer olurdu. Çünkü bu durumda hayal kırıklığına uğramış olan halk, kolayca İslami propaganda için bir av olacaktı.
Birleşmiş Milletler Kosova Misyonu İdaresi (UNMIK) raporuna göre bugün Kosova’da 71 misyoner kuruluş yer alıyor ve bunların çoğunluğunu Kuzey Amerika ve İngiltere’den gelen Protestan gruplar oluşturuyor. Örneğin Balkanlar’da ilk kez 1991’de faaliyete başlayan CrossWorld bugün Kosova’nın farklı şehirlerinde spor salonlarına, eğitim odalarına, ofislere ve bilgisayar kurslarına sahip. Başlangıçta kısa süreli insani yardım sağlayan ekipler şeklinde Müslüman ülkelere giren bu misyoner grupların amacı, bu ülkelerde kilisenin temellerini atacak çalışmaları başlatmak. Misyonerler; fakirlik, işsizlik ve benzer ekonomik nedenlerden bunalan Kosovalılara burs, vatandaşlık, iş ve yabancı ülkelere yönelik -özellikle Batı- ekonomik anlamda cazip tekliflerle yaklaşıyorlar. Şurası aşikar ki, sundukları imkanlar karşılığında fakir Kosovalılara bazı şartlar da öne sürüyorlar.
Protestan grupların yanı sıra Katolik kilisesi de bölgede siyasi ve sosyal olarak oldukça etkili. Ülkede Katolikleri temsil eden iki siyasi partinin yanı sıra pek çok Katolik kilise ve okul bulunmakta. Yine Katolik piskoposluğunun merkezinin Priştine’den Kosova’nın siyasi ve sosyal hayatının merkezi olan başkent Prizren’e taşınacak olması önemli bir sembolik hareket olarak görülüyor. Kosova’da Katoliklerin kutladığı dini günler resmi tatil olarak kabul ediliyor. Arnavutluk’ta olduğu gibi burada da Rahibe Teresa milli kahramanmış gibi gösteriliyor. Prizren’de Rahibe Teresa’ya adanmış bir katedral yapımıyla ilgili yorumda Piskopos Dode Gjergji şunları söylüyor; “İlk yüzyıldan bu yana burada Hristiyanlar var. (Müslümanların) bazıları ise şimdilerde Katolik kökenlerine dönüyorlar. Her gün köylerden delegeler vaftiz olmak için bize geliyor.” Öte yandan ülkede cami ve İslami merkez inşasına çeşitli sınırlamalar getiriliyor. Örneğin komünistler tarafından 1954’te yıkılan tarihi Yunus Efendi Camisi’nin yeniden inşa edileceği yere 15. yüzyılda Osmanlılara karşı verdiği mücadeleyle o dönemde Papa’nın takdirini kazanmış olan İskender Bey’in devasa heykeli dikilmişti. (Bugün Prizren’de bulunan Cizvitlere ait Loyola Lisesi öğrencilerinin %70’ini Müslümanlar teşkil ediyor.) Başka bir devlet lisesine ise 16. yüzyılda yaşamış Katolik rahip Gjon Bzuku’nun adı veriliyor. Katolikler, bölgede 1999’da NATO müdahalesiyle birlikte Sırp birliklerin çekilmesinden bu yana güçlü bir varlık sergiliyorlar.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış Gücü askerlerinin koruması altında, güvenli bölge olarak bilinen Srebrenitsa’da 1995 yılında Sır...
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ilgili ortak politikalar üreterek Avrupa’ya yönelik göçleri kontrol altına almaya çalış...
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, Kosova’nın egemenlik ve bağımsızlığının tartışmalı durumunun devam ettiği anlamına geliyor....
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargılayıp hükümetten uzaklaştırmakta buldular....
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanlış siyasetler yüzünden Irak toplum dokusu bozulurken, etnik ve mezhebi öfke halkı par...
...
Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani durum, bir toplumun geleceğini ipotek altına almakta....
Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın üretim gücünü nasıl yok ettiğini anlamak açısından örnek bir vaka....
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanbul’da sivil toplum çalışmaları konusunda İHH ve diğer sivil toplum kuruluşları ile görü...
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden ayrıldığında işgal gücü askerlerince şehit edildi....
Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

Sayı 45

45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...

DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...

ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....