ADANMIŞ HAYATLAR; Allame Abdulvali Kari Mirzaev PDF Yazdır E-posta
Yazar Muhammed Türkistani   
ImageKomünist düzenden bıkmış insanlar, Abdulvali Kari’nin kişiliği ve çalışmaları sonucunda yeni bir hayatı seçti.

Abdulvali Mirzaev, 1950’de Özbekistan’ın Andican şehrinde dünyaya gelmiş 20. yüzyılın önemli İslam alimlerinden biridir. Babası işçi, annesi ev hanımıydı. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyet hükümeti dindarlara karşı sürdürdüğü katı tavrını değiştirmemişti, hâlâ dini konularla ilgilenen insanları hapse atıyor veya Sibirya’ya gönderiyordu. O dönemde özellikle, dini eğitim vesilesi olan Arap alfabesiyle yazılmış kitaplar toplatılmış veya ellerinde bulunduranlar tarafından gizlenmekteydi.
Yedi yaşında ilkokula başlayan Abdulvali, çok çalışkan bir öğrenciydi. Ortaokul sıralarında komşu oğlu Rahmatullah Rasulov’la birlikte okul kütüphanesindeki kitapları okumaya başladı. Ortaokul sonlarına doğru okul kütüphanesindeki kitapları okuyup bitirdiler. Sonra şehir merkezindeki il kütüphanesinde bulunan kitaplara sıra geldi. Günün birinde burada ellerine aldıkları bir kitabın içinde eliften ye’ye Arap alfabesi yazan bir kağıt yaprağı gördüklerinde bu onların hayatını değiştirdi.
Her ikisi de ortaokulu altın madalyayla bitirdi. Herkes üniversiteye girmelerini beklerken, onlar Andican’dan 45 km uzaktaki Marğilan şehrinde, yeni açılmaya başlayan gizli medreselere gittiler. Orada üstatları Hakimcan Kari’den sarf, nahiv, fıkıh, belagat ve tefsir dersleri aldılar. Orada aldıkları dört-beş senelik eğitim sürecinde, 10 kadar da öğrenci yetiştirdiler.
Abdulvali Kari daha sonra Kur’an’ı ezberlemeye başladı ve dokuz ayda ezberini tamamladı. Sonra Arap ülkelerini gezen iki arkadaş bir süre de Mekke’de kaldı. Burada Hindistani lakabıyla meşhur olan Molla Muhammed’den az da olsa tahsil gördüler. Sonra memleketleri Andican’a geri dönüp gizli medreseler açarak buralarda gençlere yönelik dini eğitim çalışmalarına başladılar.
Allame Abdulvali Kari, bu medreselerde hafız ve alimler yetiştirdi. Komünizmin esaretinden bunalan ve okulda başarılı olan öğrenciler, Allame Abdulvali Kari’nin derslerine katılmaya başladılar. Şimdilerde Orta Asya genelinde yayılmış olan İslami hareketlerin ilk adımları o günlerde atıldı.
1982 yılında Andican’dan 35 km uzaklıktaki Yazyavan çöllerinde, Kari’nin en yakın arkadaşı Allame Rahmatullah istihbarat elemanlarının düzenlediği bir trafik kazasında vefat etti. O, bu yeni İslami hareketin ilk kurbanı oldu. Allame Abdulvali Kari, en yakın arkadaşını kaybetmenin acısını yaşadı ama bu onu korkutmadı ve yolunda durmadan devam etti. Gün geçtikçe öğrenci sayısı arttı.
Kadınlar arasında da ilim ve irfanın yayılması için çalışmalar yaptı. Allame Abdulvali Kari, İslami dava yolunda kadınların rolünün büyük olduğunu her zaman dile getirdi ve bu yönde hanımına -2007 Ramazan ayında umre yapmak için oğlu ve torunuyla Medine’den Mekke’ye giderken geçirdiği trafik kazası sonucu vefat eden, Şerife Mirzaeva- genç kızları bilgilendirmesi için medreseler açtı. Açılan bu medreselerin maddi sponsorluğunu da bizzat kendisi üstlendi. O dönemde ilk olarak başörtü takan genç kızların, komünizmin 60-70 sene hüküm sürdüğü bir ülkede sokaklarda bu şekilde gezmeleri, adeta bir ihtilal niteliğindeydi.
Sovyetler Birliği istihbarat birimi KGB elemanları, 1983 yılında Allame Abdulvali Kari’yi sorgulamak için Andican şehir emniyet müdürlüğüne götürdüler ve orada sekiz gün süreyle göz altına aldılar. Abdulvali Kari, emniyet ve istihbarat elemanlarıyla birlikte, ideolojik propagandayla iş yürüten felsefe ve ictimai fen doktorları tarafından sorgulandı. Bu sorgulama sırasında özellikle, bir doktorun ısrarı üzerine, Allame Abdulvali Kari serbest bırakıldı.
Ev ve iş yeri her zaman gözetim altında olmasına rağmen, Allame Abdulvali Kari dava yolunda durmadan çalıştı. Ömrünün her anını inandığı davayı anlatmak için geçirdi ve bunun için vesileler bulmaya çalıştı. Nihayet, Sovyetler Birliği’nde genel yapı olarak ıslahatlar başladı. Tarihi açılım “perestroyka” hayata geçti. Tüm halklara kendi inançlarına göre yaşama imkanını sağlayan kanunlar çıkartıldı. Tarihi dini müesseseleri açma imkanı oluştu. Bu hayırlı işlere gönüllü olarak katılanların en ön safında Allame Abdulvali Kari vardı. O, Andican’da Çar döneminde, 1885’lerde yapılmış, ama Sovyetler döneminde ibadete kapatılıp depo olarak kullanılan ve büyüklük açısından Orta Asya’nın ender görülen külliyelerden biri olan Cami Medrese Mescidi’nin açılmasına katkıda bulundu. Cami açıldıktan aylar sonra ise, Allame Aldulvali Kari halk tarafından imam seçildi.
Gizli olan bu toplumsal hareket böylece açıktan başlamış oldu. Cami açıldıktan sonra cemaatin sayısı çoğaldı. Komünist düzenden bıkmış insanlar, Abdulvali Kari’nin verdiği vaaz ve dersler sayesinde, İslam dinini seçti. Özellikle kumar, fuhuş, uyuşturucu batağına saplan pek çok kişi, İslam’ı benimsemeye başladı ve bu, uzaklarda da yankı buldu. Allame Abdulvali Kari’nin teşebbüsüyle cami bünyesinde açılan medresede Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan gibi Orta Asya cumhuriyetlerinin yanı sıra, Rusya Federasyonu, özellikle Kafkasya ve Tataristan bölgelerinden, Ukrayna gibi uzak cumhuriyetlerden gelen ve çeşitli dillerde konuşan 200’den fazla öğrenciye dini ilimlerin yanında beşeri ilimlerde de eğitim verildi.
Allame Abdulvali Kari’nin derslerine katılanların sayısı 2000 ile 10 bin arasında değişiyordu. Katılımcıların %70’i gençlerden oluşuyordu.
Allame, yurt dışı gezilerine de çıkıyor ve dünya genelinde İslami hareketleriyle meşhur olan ulema ve davet önderleriyle görüşüyordu. Abul Hasan Nedvi, Muhammed Kutup, Abdulaziz ibn Baz, Muhammed Salih Useymin, Ebu Bekir Cezairi, Abdulmacid Zindani, Muhaysini, Said Kahtaniy gibi ulemalar bunlardan bazılarıdır. Suudi Kralı Fahd ona büyük bir kütüphane hediye etmişti.
Topluma huzur getirecek her şey için canını feda etmeye hazır bir alim olan Abdulvali Kari, Tacikistan’daki savaşın bölgeye istikrar getirmek yerine, Sünni-Şii savaşı boyutuna ulaşmasından endişe ediyordu. Tehlikeyi anlatmak için Tacik muhalefete gönderdiği mesajlar hükümet tarafından hoş karşılanmadı.
Bu gelişmeler, hükümetin Allame Abdulvali Kari yönetiminde olan Cami ehline karşı yaptırımlar uygulamasına sebep oldu. 1992’den sonra Cami’ye baskılar başladı. Özellikle geceleri çevik kuvvet (OMON) baskınlar yaparak caminin mülkü olan ses cihazlarını ve hoparlörleri götürdü ve kasıtlı olarak caminin halılarını kirletti. Bu olaylar her ay tekrarlanarak camidekilere psikolojik baskı uygulanmaya başlandı.
Bu yaşananlar Allame Abdulvali Kari’nin başlattığı İslami, ilmi, marifi hareketin yükselmesini engellemek için başlatılan operasyonun ilk göstergeleriydi. Allame Abdulvali Kari’yi emniyet müdürlüğüne çağırmanın halk arasında hükümete karşı tavır alınmasına sebep olacağını bilen istihbarat elemanları, camiye gelerek Allame Abdulvali Kari’yle görüştüler.
1995 yılının 29 Ağustosunda Moskova’da uluslararası bir konferansa katılmak üzere yola çıkan İmam Allame Abdulvali Kari Mirzaev, Taşkent havaalanında Milli İstihbarat ajanları tarafından kaçırıldı. O günden bu yana ondan hiçbir haber alınamadı.
Derslerinin kaydedildiği bantlar-kasetler, CD’ler halk arasında dağıtılıyor. O, Batı Türkistan hudutlarında yaşamış olsa da, sesi Doğu Türkistan’da da yankı bulmaya başladı. Çünkü sesinin kaydedildiği kaset ve CD’ler kendi memleketinde yasaklansa da oralarda elden ele dolaşmakta.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Son aylarda yoğun olarak medyada yer alan, dünya gıda stoklarının azalmaya başladığı haberlerinden sonra birçok ülkede tahıl ve bakliyat fiyatlarının fahiş oranda yükselmesi, Yemen ve Mısır gibi ülkelerde gıda fiyatları için çıkan isya...
Irak Savaşı’nın milyonerleri kimler? Savaş ve işgal, bir yandan yüz binlerce insanın hayatına mal olurken diğer yandan işgalci güçlerin servetlerini artırıyor. OMB Watch adlı kuruluşun yaptığı araştırma, ABD Kongresi’nin dörtte birinden fazlasının Irak’taki i...
Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü askerlerinin, görev yaptıkları ülkelerde çatışan taraflar arasındaki ateşkes hattının korunmasını sağlamak, çatışmaların yeniden başlamasını engellemek, gerektiğinde isyancı grupların silahsızlandırılmasını sağlamak gibi “ba...
Burundi, farklı isyancı grupların iktidara gelmeleri nedeniyle soykırımlardan ve soykırım suçlamalarından başını alamıyor. Bir zamanların isyancıları gün gelip iktidar olunca diğerleri isyancı konumuna düşüyor. Şu anda iktidarda bulunan parti, Tutsilere karşı soykırımları ile b...
1,5 milyon kişinin insani yardıma muhtaç olduğu Somali’de güvenlik, Etiyopya işgali öncesinde görece iyiydi. Etiyopya ve diğer mihraklar, ülkeyi ve halkını rahat bırakıyor....
Güney Afrika Cumhuriyeti, ikinci bir apartheid devrine doğru gidiyor. 1994’e kadar beyaz azınlığın siyah çoğunluğa uyguladığı ırkçı şiddet, şimdilerde Afrikalı göçmenler üzerinde yoğunlaşıyor. Göçmenlere karşı yapılanlar, ülkede tam bir i&cc...
Önce Birmanya dedik, sonra dilimize Burma yerleşti, şimdi de Myanmar oldu Güneydoğu Asya’nın bu fakir ülkesi. Altın Buda heykelleriyle dolu tapınaklarında bir avuç pirinç için dilenen insanlar, turistlerin etrafında pervane olup alacakları bir dolar karşılı...
Lübnan’daki yeni seçim kanunu gelecekteki sürtüşmeleri engellemeyecektir. Zira Lübnan Ortadoğu’nun minyatürü ve aynasıdır ve mayın tarlasıdır. Ortadoğu’daki karmaşa ilk önce ona yansır ve kozlar orada paylaşılır. ...
Uzun süredir hükümeti boykot eden Sünnilerin hükümete yeniden dönme kararları, Amerika’ya kök söktüren Sünni aşiretlerin, en azından önemli bir bölümünün, Amerikalılara karşı savaşmaktan vazgeçmesi, Irak cep...
Uzunca bir süredir hükümet güçleriyle ayrılıkçı el-Husi taraftarları arasında, binlerce kişinin hayatını kaybettiği silahlı çatışmaların yaşandığı Yemen, geçtiğimiz günlerde bir parlamento üyesi ve beraberindekilere düzenlenen suikastla...
Küçük Dinara okul koridorunda hissettiği bir kokunun ardından nefes alamayıp yere yığıldı. Kendine geldi gelmesine ama bir süre sonra boğazında şiddetli ağrılar hissetmeye başladı. Sonrasında da geçici bir hafıza kaybı yaşadı. Durduk yere çığlık atmaya başladı. Ha...
17 Şubat 2008’de Kosova Meclisi, “Bizler halkımızın demokratik yollarla seçilmiş liderleri olarak Kosova’nın bağımsız ve hakim bir devlet olduğunu ilan ediyoruz.” sözleriyle Kosova’nın bağımsızlığını tüm dünyaya duyurdu. Bu olay, nüfusunun %90...
Artan gıda fiyatları açlık sorununun derinleşmesine neden olarak gösteriliyor; ancak gıda fiyatlarının artması ve açlığın yaygınlaşması, sadece gıda stokları ve iklim şartları ile ilgili değildir. Bu durum, gıda borsasından ve market spekülasyonlarından, biyoyakıt üreti...
İnsanoğlunun tarih boyunca en büyük endişelerinden birini açlık sorunu oluşturmuş; yoksulluk, sefalet ve ölümle birlikte açlık “mahşerin dört atlısı”ndan biri sıfatıyla anılmıştır. Bunun gayet anlaşılabilir nedenleri vardır: İnsan, hayata tutunabilm...
Açlığın küreselleşmesi riski altında iflas eden asıl, unsur küresel kapitalist paradigmanın kendisidir....
İnsanlar dünyada yeterince gıda olmadığı için değil, alım güçleri ve paraları olmadığı için, yani yoksul oldukları için açlık riski altında hayatlarını sürdürüyorlar. Yaşanan adaletsizliğin, eşitsizliğin ve dengesiz gıda dağılımının sebeple...
Bugün tüm uluslararası sözleşmelerde de belirtildiği gibi, insanın en önemli hakkı “yaşam hakkı”dır. Tüm haklar bundan sonra gelir. Açlık ise bu en önemli hakkı tehdit eden başlıca düşmandır. İnsan hayatı korunacaksa, açlık sorununa bir in...
Komünist düzenden bıkmış insanlar, Abdulvali Kari’nin kişiliği ve çalışmaları sonucunda yeni bir hayatı seçti....
Günümüzde el değmemiş yeni su kaynaklarının bulunduğu topraklarda yaşayan yerel halklar, etnik azınlıklar ve diğer görece güçsüz gruplar “ekonomik alanda kalkınma”nın önünde engel olarak görülüyor. ...
Bangsomorolular, bölgeye ait enstrümanları tagonggo ve kapanirong ile özgürlüğe adanmış tarihleri, yok olmaması için ellerinden geleni yaptıkları kültürleri ve öz değerleri için ağıtlar yakıyor… ...

Sayı 44

MÜLTECİLİK SEMPOZYUMU ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Uluslararası arenada mültecilik sorunu
  • Dünya üzerinde çeşitli nedenlerle yer değiştiren milyonlarca kişi bulunmaktadır. İster sığınmacı, ister mülteci, isterse göçme...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*
Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Ahmet Emin Dağ*
İHH üç kıtada mültecilerin yanında
Mülteci kampları, çoğu ülkede başlangıçta mağdurların sığınağı olurken, bir süre sonra onların hayatını sınırlayan birer hapishaneye dönüşüyo...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Taner Kılıç*
Mültecilik mevzuatından kaynaklanan sorunlar ve çözüm önerileri

Türkiye’de geçici sığınmacı pozisyonunda tutulan Avrupa dışından gelen iltica başvurusunda buluna...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Fuat Özdoğru
Dünyada mülteci hareketleri, Türkiye'nin konumu ve mültecilerin karşılaştıkları sorunlar

Dünyadaki mülteci hareketleri, mültecilerin karşılaştıkları sorunlar ve Tür...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Ahmet Yaman
İslam kaynaklarında ve geleneğinde mültecilik algısı
İslam geleneğine göre mülteciler, sığındıkları toplumun asli üyesi sayılırlar. Mültecilerin can ve mal dokunulmazlığı başt...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...