DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Bir ülke nasıl çökertilir? PDF Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Efe   
Image Küresel güçlerin 8-9 yıl içinde bir ülkeyi nasıl çökerttiklerinin en iyi görülebildiği yerdir Zimbabve. Bütün olumsuzluklara rağmen ülke, tekrar sömürge olmamak için var gücüyle direniyor.
Zimbabve, tarihte birçok ülkenin yaşamadığı ciddi sıkıntılarla yüzyüze. Ağır ekonomik şartlar, halkın belini bükmüş durumda. İngiltere ve Amerika’nın öncülüğünde uygulanan uluslararası ambargo, halkın hayatını çekilmez hale getirmiş.  
Zimbabve, ülkenin can damarı olan tarımı çökertmek üzere  genetik değişime uğramış 20 bin ton mısırın BM aracılığıyla ülkeye satılması planını Zimbabve reddetmişti. Bütün dünyada tohum tekeli kuran İsrail, Zimbabve’de de aynı şeyi yapmaya uğraştı ama başaramadı.
2007’nin Aralık ayında CIA ajanları ve Zimbabve’deki iş birlikçileri piyasada nakit para sıkıntısı oluşturmak için, en büyük Zimbabve parası olan 20 bin dolarlık banknotları piyasadan toplayıp fırınlarda yaktılar. Kimileri de paraları ülke dışına kaçırdılar. Birçok nakit para baronu sınırlarda suçüstü yakalandı.
Zimbabve istihbaratından alınan bilgiye göre paraların yakıldığı fırınlar bir bir ele geçirildi. Kimileri de paraları yakamadan yakalandılar. Ajanlar ve onların iş birlikçileri karaborsadan yüksek fiyatlarla Zimbabve dolarlarını satın alıyor ve bunları nakit baronlarına teslim ediyorlardı.
Image Zimbabve istihbaratının çok güçlü olmasından dolayı şu ana kadar Devlet Başkanı Robert Mugabe’yi deviremediler. Halk da Mugabe’yi destekliyordu. Mugabe, Zimbabve’yi bağımsızlığına kavuşturmak için verilen mücadelenin lideri ve sembolüydü. Zimbabve’de Ian Smith liderliğinde beyazların kurduğu “apartheid rejimi”, Mugabe’yi kendi ülkesinde 11 yıl hapishanede tuttu. Apartheid rejimi sadece Güney Afrika Cumhuriyeti’nde yaşanmadı. 1970’lerde yapılan bir röportajda Ian Smith’e ülkedeki çoğunluk iktidarının ve bir kişi bir oy sisteminin ne zaman Rodezya’ya (Zimbabve’nin sömürge zamanındaki ismi) geleceğini sorduklarında Smith “Bin yıldan önce değil.” diye cevap vermişti. Fakat Mugabe’nin Zimbabve Afrika Ulusal Kongresi’nin mücadelesine dayanamadılar ve 1979’da İngiltere’de bağımsızlık anlaşması yapıldı. Lancaster House Antlaşması’na göre İngiltere belli bir miktarda ödeme yapacak ve Zimbabve hükümeti de bu paralarla 1890’dan bu yana ülkeye yerleşen ve ülkeyi adeta işgal eden beyaz çiftçilerden rızalı bir şekilde alım-satım yapacak ve aldığı arazileri yerli siyah halka dağıtacaktı. Bu durum 1999 yılına kadar devam etti. Bu tarihte İngiltere Başbakanı Tony Blair bu süreci durdurdu. Mugabe’nin, “Bu araziler zaten bizimdi. Yaptığımız anlaşmaya göre eğer siz bu arazilerin alımı için finans sağlamazsanız arazilerin %10’unu bırakıp gerisini dağıtacağım.” demesi üzerine İngiltere, Zimbabve’ye yönelik bir ambargo başlattı. Ambargoya diğer Avrupa ülkeleri ve Amerika da katıldı. Mugabe, örneğin 100 bin hektar arazisi olan birine 10 bin hektar bıraktı -ki bu bile çok fazladır- ve kalanını da halka dağıttı. Bunun üzerine beyaz çiftçilerin büyük çoğunluğu 2005 yılı ortasına kadar ülkeden 25 bin traktör ve on binlerce tarım aleti kaçırdı. 2005’te hükümet, ülke sınırları dışına tarım aleti çıkarmayı yasakladı ama iş işten geçmişti. Sadece 10 yıl önce Afrika kıtasının en fazla tarım ürünü ihracatçısı olan ülke, mısıra bile muhtaç duruma düşmüştü. Şimdi böylesine zor durumdaki halk, karasabanla tarım yapmak zorunda.
İngiliz/Amerikan güdümlü bir muhalefet partisi olan Demokratik Değişim Hareketi ve onun lideri Morgan Tsangarai son seçimlerde önemli oranda oy aldı. Çünkü yeni yetişen nesil, bağımsızlık öncesi çekilen sıkıntıları, özgürlük için ne kadar bedel ödendiğini, apartheid’ın ne olduğunu, atalarının nasıl aşağılandığını, sadece Chimoi’de 2000’den fazla Zimbabvelinin nasıl öldürüldüğünü bilmiyor. Artık Mugabe’nin ve bağımsızlık mücadelesi veren diğer Zimbabveli kahramanların değeri ya unutulmuş durumda ya da bu değerler ekonomik kazanımlar karşılığında satılır hale gelmiş. 29 Mart 2008 seçimlerinde de Mugabe’nin ve partisi Zimbabve Afrika Ulusal Birliği Vatanseverler Cephesi (ZANU-PF)’nin karşısına bu muhalefeti çıkardılar. Zimbabve’de, birçok ülkede yapılan renkli kadife devrimlerden bir devrim yapamadıkları için bu yola gittiler.
Diğer yandan, halkın ekonomik durumu içler acısı. Halk bir kilo mısır unu, bir kilo yağ peşinde. Zimbabve dolarının değeri hiç kalmamış durumda. 1980 yılında bir Zimbabve doları bir Amerikan dolarından daha değerli iken 1997’de bir Zimbabve doları 10 Amerikan doları ediyordu. Enflasyon 1980 yılında %7, 1997 yılında %20’ye yükselmişti. Bugün ise enflasyon %190 bine yükselmiş durumda. Halk, ağır ekonomik şartlar altında eziliyor.
Seçimlerden önce Dünya Bankası ve IMF Zimbabve’de muhalefetin iktidara gelmesi halinde Zimbabve parasının değerini tekrar eski haline getireceklerini, enflasyonun düşmesi ve ekonomik koşulların iyileşmesi için gerekli tüm yardımların yapılacağını ve bunun için yeterli paranın ayrıldığını ilan etmişti. Bu, açıkça Zimbabve halkına yönelik bir tehditti. Bu, “Eğer Mugabe’yi seçerseniz ağır ekonomik şartlar altında ezilmeye devam edeceksiniz.” demekti. Buna karşılık seçimlerden önce askerler, Mugabe’den başkasına hizmet etmeyeceklerini ilan ettiler. Mugabe, muhalefetin ancak özgürlük mücadelesi verenler öldükten sonra iktidara gelebileceğini söyledi.
Image Muhalefet, seçimlerden güçlenerek çıktı. Devlet başkanlığı için yarışan dört aday bulunuyordu. Oyların yarısından fazlasını alan kişi, devlet başkanlığına seçilmiş olacaktı. Fakat hiçbiri çoğunluğu sağlayamadı. Resmi rakamlar henüz açıklanmazken gayriresmi rakamlara göre Mugabe %44, Morgan Tsangarai %46 ve Mugabe’nin eski Maliye Bakanı Simba Makoni ise %8 oy aldı. Parlamento seçimlerinde ise Mugabe ve Tsangarai’nin partisi oyları yarı yarıya paylaşırken muhalefet, seçimleri tamamen kazandığını ilan ederek uluslararası kamuoyunun baskısını Mugabe’nin üstünde yoğunlaştırmak için çalıştı. Bu durumda İngiltere ve Amerika, yeni ambargolar koymaya devam edeceklerini ilan ettiler. Seçimlerden önce olduğu gibi seçim sırasında da muhalefetin kazanması için ABD milyonlarca dolar harcadı. Eğer muhalefeti iktidara getirmek için harcadıkları parayı Zimbabve halkı için harcasalardı ülkede hiçbir problem kalmazdı. Fakat istenen, halkın refah ve mutluluğu olmadığı için ambargolar devam ediyor. Hastanelerde ilaç, aşı, tıbbi teçhizat yok; Küba’dan gelen az sayıda doktorun dışında hemn hiç doktor. Bebeklerin çoğu doğduktan kısa bir süre sonra, birçoğu da yetersiz beslenmeden dolayı ölüyor. Su kesintileri had safhada. Harare dışında birçok yerde sadece sınırlı bir elektrik dağıtımı var. Petrol başta olmak üzere her şey karaborsada. Bunların üstüne bir de seçim dönemi karışıklıkları eklenince durum halk için daha da kötü hale geldi. Muhalefetin iddiasına göre seçim sürecinde şu ana kadar 10’un üzerinde kişi öldü.
Küresel güçlerin 8-9 yıl içinde bir ülkeyi nasıl çökerttiklerinin en iyi görülebildiği yer Zimbabve’dir. Zimbabve tekrar sömürge olmamak için var gücüyle direnmekte.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış Gücü askerlerinin koruması altında, güvenli bölge olarak bilinen Srebrenitsa’da 1995 yılında Sır...
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ilgili ortak politikalar üreterek Avrupa’ya yönelik göçleri kontrol altına almaya çalış...
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, Kosova’nın egemenlik ve bağımsızlığının tartışmalı durumunun devam ettiği anlamına geliyor....
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargılayıp hükümetten uzaklaştırmakta buldular....
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanlış siyasetler yüzünden Irak toplum dokusu bozulurken, etnik ve mezhebi öfke halkı par...
...
Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani durum, bir toplumun geleceğini ipotek altına almakta....
Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın üretim gücünü nasıl yok ettiğini anlamak açısından örnek bir vaka....
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanbul’da sivil toplum çalışmaları konusunda İHH ve diğer sivil toplum kuruluşları ile görü...
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden ayrıldığında işgal gücü askerlerince şehit edildi....
Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

Sayı 45

ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınları

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb...


DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...

45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...

DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Soykırım iddiaları
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargıl...