DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Afrika'nın büyük güçlerle hesabı PDF Yazdır E-posta
Yazar İHH   
AFRICOM ile Afrika’yı kendi askeri çıkarları için müstakil bir üs haline getirecek olan ABD, bu girişimiyle AB’nin yanısıra Çin ve Hindistan gibi Asya devlerinin de kıtadaki askeri girişimlerini yakın takibe alabilecek.
Image

Yeraltı ve yer üstü kaynaklarının bolluğu yanında coğrafi konumunun da bir sonucu olarak Afrika kıtası, tarih boyunca güçlenen her devletin ilgi odağı oldu ve halen de olmaya devam etmekte.
Çok değil daha 25-30 sene önce açlığa ve sefalete mahkum edilen kıta, artık uluslararası zirvelerin odağı haline geldi. Avrupa Birliği ile üçüncü zirvesini 2007 Aralık ayında gerçekleştiren Afrika kıtası, 2006 yılı sonunda Çin ile, 2008 yılı Nisan ayında ise Hindistan ile birer zirve yaptı. Bu zirveler, aslında zengin hammadde kaynaklarına ihtiyaç duyan güçlerin Afrika ülkeleri ile daha yakın temas kurup bu ülkelerden olabildiğince fazla istifade edebilmeleri için ciddi birer fırsat.
Afrika ülkelerinin gerek Avrupa Birliği gerekse Çin, hatta en son Hindistan ile yaptıkları zirve dahil bütün buluşmalar, kıta üzerinde kimlerin ne hesap peşinde olduklarını gözler önüne sermekte. Her bir zirvenin gerçekleşme aşamasında ve sonrasında ilgili ülkelerle bu kıtanın karşılıklı ithalat ve ihracat verileri ortaya konularak gelinen aşamalar göz önüne serilmekte. Daha da önemlisi, zirvelerin düzenlenme aşamasında Afrika kıtasının giderek artan itibarı da dikkatlerden kaçmamakta. Hatta bazı ülkelerin Afrika ülkelerinden bir kısmını dışlama girişimleri dahi geri tepebilmekte. Bunun en güzel örneği, 3. Avrupa Birliği-Afrika Zirvesi’nde yaşandı ve Zimbabve Devlet Başkanı Robert Mugabe, İngiltere’nin her türlü siyasi manevrasına rağmen, Portekiz’in başkenti Lizbon’daki zirveye katıldı. Yine Afrikalı devlet adamları, Avrupalı meslektaşlarının gözlerinin içine baka baka kendilerine geçmişte reva gördükleri gayriinsani davranışları defalarca hatırlattı. Özellikle bu son zirve, aslında eski sömürgeci devletlerin Afrika ülkeleri için vazgeçilmez tercihler olmaları yerine, iş birliği temalarına ağırlık verilen bir atmosferde gerçekleşti.
ImageÇin ve Hindistan zirvelerine gelince; 2006 yılı sonunda Pekin’de yapılan zirve tam bir gövde gösterisine dönüştü. Öyle ki bu zirveye olan yüksek katılım, dünyaya parmak ısırtacak cinstendi. Zirvede 44 Afrika ülkesi, devlet başkanı veya hükümet başkanı seviyesinde temsil edildi. Bu da Çin’in kıta üzerinde son yıllarda takip ettiği çok yönlü siyasetin geldiği seviyeyi göstermesi bakımından son derece manidardı. Bütün uluslararası kuralları gerektiğinde bir tarafa bırakması sebebiyle bir çok eleştiri alsa da, dünyanın en kalabalık nüfusa sahip ülkesi, menfaatleri için Afrika’da belirlediği çizgisini devam ettirmekte. Çin, Doğu Türkistan, Tibet ve Milliyetçi Çin olarak da bilinen Tayvan’da işlenen insan hakları ihlalleri noktasında herkese adeta meydan okurken Afrika’daki birçok siyasi krizin arka planında olmaktan da kaçınmıyor. Sudan’da yaşanan Darfur meselesinin yoğun hak ihlallerinin olduğu bir soruna dönüşmesinde Çin’in tutumu devamlı eleştirilmekte. Kıtada kriz yaşanan bölgelere silah sattığı yönündeki ithamlar karşısında, bu bölgelerdeki silahların sadece %3’ünün Çin’den ithal edilen silahlar olduğunu iddia eden Çin, Avrupa Birliği ülkeleri ile ABD gibi ülkelerin Afrika silah piyasasında çok daha etkin olduklarını ileri sürmekte.
 7-8 Nisan 2008 tarihleri arasında Yeni Delhi’de düzenlenen Afrika-Hindistan Zirvesi ise bir gerçeği daha ortaya koydu. Asya’nın Çin’den sonraki ikinci büyük ülkesi olan Hindistan da artık bu rekabet ortamının dışında değil. Gerçi 1990’lı yılların başına kadar Afrika ülkeleriyle bir milyar dolara yaklaşan ticaret hacmiyle Hindistan, Çin’den çok ileri seviyedeydi. Ancak Çin, özellikle son 10 yılda Afrika’ya o kadar büyük ilgi duymaya başladı ki, 2007 verilerine göre Çin, 55 milyar dolarlık bir ticaret hacmini yakalarken Hindistan 25 milyar dolar gibi bir seviyede kaldı. İki dev güç arasındaki rekabet, her iki devletin başkentlerine giden Afrikalı devlet adamlarının katılım oranlarıyla da kendisini gösterdi. Çin’deki zirveye neredeyse bütün Afrikalı devlet adamları en üst seviyede katılırken Hindistan’da bu rakam yedi ile sınırlı kaldı. Ayrıca Hindistan basınında bu zirve ile ilgili çıkan haberlerde, Çin ile Afrika konusunda bir rekabet içinde olmadıklarının ısrarla vurgulanması, aslında şuur altında bu konuların inceden inceye işlendiğinin de bir işareti. Bir diğer husus ise, tıpkı Çin gibi Hindistan’ın da -Keşmir meselesi- insan hakları ihlallerinde dünyaya hesap verme endişesi taşımıyor olması ve Afrika’da yaşanan insanlık dramlarından ziyade kendi ekonomik menfaatlerini öncelemesidir.
Sovyetler’in yıkılışından sonra kendisini dünyanın tek süper gücü olarak gören ABD’ye gelince; henüz üç asrını doldurmadığı tarihi boyunca ilgilenmediği Afrika kıtasına günümüzde ciddi derecede alaka duymakta. ABD öncelikle, Afrika’nın başta petrolleri olmak üzere diğer zenginliklerini elde etme telaşı içinde hareket etmekte ve kıta ülkelerini kendisiyle iş birliği yapmaya zorlamaktadır. Özellikle 11 Eylül sonrasında Afrika kıtasını adeta abluka altına alma hevesine kapılan ABD, el-Kaide’yi bahane ederek birçok ülke ile yakın askeri temas kurdu. İlk önce askerlerini yerleştirmek için kıtanın hem en fakir hem de en savunmasız ülkesi olan eski Fransız sömürgesi Cibuti’yi tercih etti. Burada bulunan ve 4000 askerden oluşan Fransız askeri birliğinin yarıya indirilmesini sağladıktan sonra bu ülkeyi kendisi için kıtadaki yegane askeri üs olarak belirledi.
Cibuti küçük bir ülke olmasına rağmen ABD’nin sadece Afrika’daki operasyonları için değil, aynı zamanda başta Yemen olmak üzere bütün Arap yarımadası için stratejik bir konum arz etmekte. ABD’nin askeri planlarının gerçekleştirilmesi için de, Bush’un isteğiyle, Afrika’da yapılacak bütün güvenlik ve askeri operasyonları idare etmek üzere Pentagon tarafından 2007 yılında askeri bir birim kuruldu. 2007 yılına kadar içlerinde Avrupa’nın tamamı, Türkiye, Grönland, beş Orta Asya ImageCumhuriyeti hariç eski Sovyetler Birliği toprakları, Mısır, Sudan, Cibuti, Kenya, Somali, Eritre, Etiyopya ve Madagaskar hariç Afrika’nın tamamı dahil olmak üzere toplam 34 milyon km2’lik geniş bir coğrafya, Birleşik Devletler Avrupa Komutanlığı (EUCOM)’na bağlıydı. Birleşik Devletler Afrika Kumandanlığı (USAFRICOM veya kısaca AFRICOM) adıyla kurulan ve 30 Eylül 2008 tarihinde faaliyetlerine başlayacak olan bu yeni askeri yapılanmanın merkez karargahı şimdilik Almanya’nın Stuttgart şehrinde olacak. Ancak Amerikan Savunma Bakanlığı daha sonraki bir tarihte bu komutanlığın merkez karargahını herhangi bir Afrika ülkesine taşıyabilecek. Halen ABD’nin en gelişmiş askeri birliği, Cibuti’deki Fransız birliği ile yan yana bulunmakta. AFRICOM ile Afrika’yı da kendi askeri çıkarları için müstakil bir üs haline getirecek olan ABD’nin bu girişimiyle Avrupa Birliği’nden ziyade Çin ve Hindistan gibi Asya devlerinin bu kıtadaki askeri ve güvenlik girişimlerini de yakın takibe alacağı şimdiden ileri sürülmekte.
Kısacası Çin ve Hindistan gibi hızla gelişen ve geliştikçe de dünyanın hammadde kaynaklarına daha fazla ihtiyaç duyan iki Asya devi, her geçen gün belirsiz bir geleceğe doğru sürüklenen Avrupa Birliği karşısında Afrika üzerinde ne kadar etkili olabilecekler? Dünyadaki bütün insan hakları ihlallerini, kendi menfaatlerini önceleyerek çözme iddiasındaki ABD’nin Afrika kıtası üzerindeki özellikle askeri emelleri, 21. yüzyılı bu kıta toplumları için içinden çıkılamaz krizlerin yeni yumağı haline getirebilir. İşte böylesine hassas bir noktada Afrika ülkeleri kendi kıtalarını pazarlamak yerine ona sahip çıkıp rekabet ortamının imkanlarından en üst seviyede istifade etme siyaseti geliştirmek durumundadırlar.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Son aylarda yoğun olarak medyada yer alan, dünya gıda stoklarının azalmaya başladığı haberlerinden sonra birçok ülkede tahıl ve bakliyat fiyatlarının fahiş oranda yükselmesi, Yemen ve Mısır gibi ülkelerde gıda fiyatları için çıkan isya...
Irak Savaşı’nın milyonerleri kimler? Savaş ve işgal, bir yandan yüz binlerce insanın hayatına mal olurken diğer yandan işgalci güçlerin servetlerini artırıyor. OMB Watch adlı kuruluşun yaptığı araştırma, ABD Kongresi’nin dörtte birinden fazlasının Irak’taki i...
Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü askerlerinin, görev yaptıkları ülkelerde çatışan taraflar arasındaki ateşkes hattının korunmasını sağlamak, çatışmaların yeniden başlamasını engellemek, gerektiğinde isyancı grupların silahsızlandırılmasını sağlamak gibi “ba...
Burundi, farklı isyancı grupların iktidara gelmeleri nedeniyle soykırımlardan ve soykırım suçlamalarından başını alamıyor. Bir zamanların isyancıları gün gelip iktidar olunca diğerleri isyancı konumuna düşüyor. Şu anda iktidarda bulunan parti, Tutsilere karşı soykırımları ile b...
1,5 milyon kişinin insani yardıma muhtaç olduğu Somali’de güvenlik, Etiyopya işgali öncesinde görece iyiydi. Etiyopya ve diğer mihraklar, ülkeyi ve halkını rahat bırakıyor....
Güney Afrika Cumhuriyeti, ikinci bir apartheid devrine doğru gidiyor. 1994’e kadar beyaz azınlığın siyah çoğunluğa uyguladığı ırkçı şiddet, şimdilerde Afrikalı göçmenler üzerinde yoğunlaşıyor. Göçmenlere karşı yapılanlar, ülkede tam bir i&cc...
Önce Birmanya dedik, sonra dilimize Burma yerleşti, şimdi de Myanmar oldu Güneydoğu Asya’nın bu fakir ülkesi. Altın Buda heykelleriyle dolu tapınaklarında bir avuç pirinç için dilenen insanlar, turistlerin etrafında pervane olup alacakları bir dolar karşılı...
Lübnan’daki yeni seçim kanunu gelecekteki sürtüşmeleri engellemeyecektir. Zira Lübnan Ortadoğu’nun minyatürü ve aynasıdır ve mayın tarlasıdır. Ortadoğu’daki karmaşa ilk önce ona yansır ve kozlar orada paylaşılır. ...
Uzun süredir hükümeti boykot eden Sünnilerin hükümete yeniden dönme kararları, Amerika’ya kök söktüren Sünni aşiretlerin, en azından önemli bir bölümünün, Amerikalılara karşı savaşmaktan vazgeçmesi, Irak cep...
Uzunca bir süredir hükümet güçleriyle ayrılıkçı el-Husi taraftarları arasında, binlerce kişinin hayatını kaybettiği silahlı çatışmaların yaşandığı Yemen, geçtiğimiz günlerde bir parlamento üyesi ve beraberindekilere düzenlenen suikastla...
Küçük Dinara okul koridorunda hissettiği bir kokunun ardından nefes alamayıp yere yığıldı. Kendine geldi gelmesine ama bir süre sonra boğazında şiddetli ağrılar hissetmeye başladı. Sonrasında da geçici bir hafıza kaybı yaşadı. Durduk yere çığlık atmaya başladı. Ha...
17 Şubat 2008’de Kosova Meclisi, “Bizler halkımızın demokratik yollarla seçilmiş liderleri olarak Kosova’nın bağımsız ve hakim bir devlet olduğunu ilan ediyoruz.” sözleriyle Kosova’nın bağımsızlığını tüm dünyaya duyurdu. Bu olay, nüfusunun %90...
Artan gıda fiyatları açlık sorununun derinleşmesine neden olarak gösteriliyor; ancak gıda fiyatlarının artması ve açlığın yaygınlaşması, sadece gıda stokları ve iklim şartları ile ilgili değildir. Bu durum, gıda borsasından ve market spekülasyonlarından, biyoyakıt üreti...
İnsanoğlunun tarih boyunca en büyük endişelerinden birini açlık sorunu oluşturmuş; yoksulluk, sefalet ve ölümle birlikte açlık “mahşerin dört atlısı”ndan biri sıfatıyla anılmıştır. Bunun gayet anlaşılabilir nedenleri vardır: İnsan, hayata tutunabilm...
Açlığın küreselleşmesi riski altında iflas eden asıl, unsur küresel kapitalist paradigmanın kendisidir....
İnsanlar dünyada yeterince gıda olmadığı için değil, alım güçleri ve paraları olmadığı için, yani yoksul oldukları için açlık riski altında hayatlarını sürdürüyorlar. Yaşanan adaletsizliğin, eşitsizliğin ve dengesiz gıda dağılımının sebeple...
Bugün tüm uluslararası sözleşmelerde de belirtildiği gibi, insanın en önemli hakkı “yaşam hakkı”dır. Tüm haklar bundan sonra gelir. Açlık ise bu en önemli hakkı tehdit eden başlıca düşmandır. İnsan hayatı korunacaksa, açlık sorununa bir in...
Komünist düzenden bıkmış insanlar, Abdulvali Kari’nin kişiliği ve çalışmaları sonucunda yeni bir hayatı seçti....
Günümüzde el değmemiş yeni su kaynaklarının bulunduğu topraklarda yaşayan yerel halklar, etnik azınlıklar ve diğer görece güçsüz gruplar “ekonomik alanda kalkınma”nın önünde engel olarak görülüyor. ...
Bangsomorolular, bölgeye ait enstrümanları tagonggo ve kapanirong ile özgürlüğe adanmış tarihleri, yok olmaması için ellerinden geleni yaptıkları kültürleri ve öz değerleri için ağıtlar yakıyor… ...

Sayı 44

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Ahmet Emin Dağ*
İHH üç kıtada mültecilerin yanında
Mülteci kampları, çoğu ülkede başlangıçta mağdurların sığınağı olurken, bir süre sonra onların hayatını sınırlayan birer hapishaneye dönüşüyo...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Kemal Kirişçi*
Osmanlı ve cumhuriyet Türkiye'sinde göç ve sığınma
Avrupa Birliği’nin son yıllarda mültecilere yönelik geliştirmiş olduğu mevzuatlar Türkiye’yi ve AB etrafındak...

44. Sayı Sunuş
Değerli okurlar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın, faaliyetlerinin önemli bir kısmının hasredildiği mülteciler; yaşadığımız dünyanın karşı karşıya kaldığı en temel insani mese...

MÜLTECİ HAYATLARDAN TANIKLIKLAR
Başımızın üzerine toprak döker, paramızı çıkarırız.
“1944 yılında daha sekiz yaşımda iken Rusya’nın gerçekleştirdiği büyük sürgünde ailemle beraber Özbekistan’...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Abdulhalim Yılmaz*
Türkiye’de mültecilerin hukuki sorunlarının çözülmesi ve STK’ların rolü

Günümüzde sığınma sebepleri daha çok siyasi nitelikteki “zulüm” kaynaklı olsa da; önümüz...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Taner Kılıç*
Mültecilik mevzuatından kaynaklanan sorunlar ve çözüm önerileri

Türkiye’de geçici sığınmacı pozisyonunda tutulan Avrupa dışından gelen iltica başvurusunda buluna...