ROPÖRTAJ :Batı'nın dayattığı Darfur algısına farklı bir bakış PDF Yazdır E-posta
Yazar Murat Yılmaz   
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan Darfur’la ilgili bir söyleşi yaptık. Batı medyasının dünyaya empoze ettiği Darfur algısının bilinçli olarak taraflı yansıtıldığını anlatan İsmail’le yaptığımız söyleşi bölgeye bir de orada yaşayan insanların gözünden bakmamızı sağladı. Image
Sayın İsmail, öncelikle yoğun işlerinizin arasında görüşme teklifimizi geri çevirmediğiniz için teşekkür ederiz.
Türkleri uzun yıllardır tanıyoruz ve burada yaptıklarınız için sizlere teşekkür ediyoruz. Necmettin Erbakan, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan ile uzun yıllardır tanışıyoruz ve kendileriyle çok yakın dostluklarımız var. Türkiye ile siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerimiz iyi. Özellikle ekonomik alanda aramızda iyi bir ilişki ağı oluştu.

ImageSayın İsmail, Darfur’daki sorunun, çok enteresan bir şekilde, 2003 tarihinde güneydeki meselenin neticelenmesinden sonra başladığını görüyoruz. Durumu özetleyebilir misiniz?
Darfur’da çok uzun zamandan beri insanlar göçebe ve yerleşik olarak yaşamaktadırlar. Göçebeler mevsimsel iklim değişikliklerine göre belli bir koridor dairesinde hareket etmekteler ve yerleşikler de bunu bildikleri için göçebelerin bu koridoruna riayet ediyorlar. Fakat son dönemlerde yaşanan kuraklıktan etkilenen yerleşikler bu koridorda da ekim dikim faaliyetlerine girişince gruplar arasında sürtüşmeler baş gösterdi.
Sudan’ın sınırlı kaynakları maalesef Darfur’u doyurmaya, bölgenin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor. Bu anlamda bölge insanı, insani yardım alanında çalışan STK’lara muhtaç durumda.

Göçebelerle yerleşikler uzun yıllardır bu şekilde yaşıyorlar, peki sıkıntılar neden bu kadar büyüdü?
Darfur’la ilgili olarak dış müdahalenin yoğunluğundan ve bölgeyi yabancıların karıştırdığından bahsedebiliriz. Bunlara yine özellikle misyonerlik yapan yabancı STK’ları eklediğimizde olayların kontrolden çıkmasının daha da körüklendiğini söyleyebiliriz. Bu kurumların Darfur’daki sayıları her geçen gün artmakta. Bu kurumlar bir tane bile Hıristiyan’ın bulunmadığı Darfur’da kiliseler inşa etmek istiyorlar. Biz de doğal olarak buna müsaade etmiyoruz.
Aslında Darfur meselesinde Batı’nın abartması ve manipülasyonları var. Batı; Filistin, Afganistan ve Irak gibi bölgelerdeki suçlarını, buralarda sebep olduğu insani trajediyi örtbas etmek için Darfur’u öne çıkarmak istiyor.
Ayrıca İsrail’in Darfur’da etkin olduğunu da belirtmek isterim. Sudan, Afrika kıtasında belki de İsrail ile irtibat kurmayan tek ülke. ABD merkezli “Save Darfur” isimli hareketin başında da yine İsrailli Yahudi vakıfları bulunuyor.

Darfur’un farklı bir büyüsü olsa gerek...
Darfur’un büyüsü zenginliklerinde saklı. Yeraltı kaynakları devasa nitelikte: altın, petrol, gümüş ve özellikle su kaynakları. Çöl üzerinde suya sahip olmanın önemi sanırım anlaşılabilir bir şey. Batılı kurum ve kuruluşların buradaki halkın insani durumuyla çok ilgili olduklarını kimse düşünmüyor. Böyle olsa idi dünyanın birçok noktasında milyonlarca insan yaşamla ölüm arasında gidip gelirken bunların yanında olmaları gerekmez miydi? İlgilendikleri şey Darfur’un zenginlikleridir.

Sudan’ın Darfur konusunda, Çad ve Libya gibi ülkelerle de sıkıntıları bulunduğu konusundaki düşüncelere katılıyor musunuz?

Evet, Çad ve Libya. Çad Cumhurbaşkanı İdris Debi, Darfur’da da yoğun olarak bulunan Zagava kabilesine mensup ve buradaki Zagavalar üzerinde etkili. Komşu ülkelerden ayrılıkçılara yapılan yardımlar onların Sudan hükümetine karşı mücadelelerinin devamını sağlıyor.

Peki, Sudan hükümeti bölgedeki kabile liderleri ve diğer kanaat önderleriyle görüşemiyor mu?
Bizim buradaki yöneticilerle irtibatımızda bir sorun yok. Bölgede bulunan tüm yöneticilerle iyi derecede bir ilişkimiz bulunuyor.
Burada çatışan gruplar dış etkiler nedeniyle Sudan hükümetine karşı duruyorlar ve anlaşmazlıklar daha da artıyor. Fakat yabancı devletlerin ve STK’ların asıl niyetleri bölgenin zengin yeraltı kaynakları olan altın, petrol, gümüş ve özellikle bölge için çok değerli olan su kaynaklarıdır. Buradaki farklı kabileler ve bunlara mensup insanlar da Batılıların gerçek niyetini öğrendiklerinde Sudan hükümetine yanaşmaya başlıyorlar. Hatta sizlere bazı Batılı STK’lardan da bahsedebilirim ki, bunlar da artık tüm dünyanın Darfur’da aldatıldığının farkındalar ve onlar da her şeyin abartıldığını söylüyor.

Yani verilen bazı rakamlar var. Mesela 200 binden fazla insanın katledildiği, binlerce kadının tecavüze uğradığı vb. gibi haberler doğru değil mi?
Evet, Darfur’da vahşet ve tecavüzlerin, katliamların sürdüğünü söylüyorlar. Halbuki böyle bir şey yok. Tecavüz var diyorlar. Peki, burada tecavüze uğrayan kadınların çocukları nerede? 200 bin kişinin katledildiğini söylüyorlar. Bu katliama uğrayanların mezarları nerede? Böyle bir şey yok. Evet, kontrolden çıkmış bazı gruplardan bahsedilebilir. Fakat bunlar münferit gruplardır ve sayıları da oldukça azdır. Ayrıca 57 farklı etnik grubun kendine yaşam alanı bulduğu Darfur’da bazı anlaşmazlıkların olması çok da yadırganmamalıdır.

Türkiye ile ilgili neler düşünüyorsunuz? Türkiye, Darfur sorununun çözümüne nasıl katkı sağlayabilir?
Türkiye’den gelebilecek her türlü destek ve yardıma bizler olumlu bakarız. Öncelikli olarak Türkiye’den medya alanında destek bekliyoruz. Darfur’da yaşananların Batılıların söyledikleri gibi olmadığının anlatılmasını istiyoruz. Ayrıca İHH gibi sivil toplum kuruluşları, bölgede insani yardım alanında yapılan çalışmalara katılabilirler. Askeri anlamda da Türkiye’yi burada görmekten mutluluk duyarız. Biz bölgede özellikle İslam ülkelerinden oluşan Afrika Birliği askerlerinin bulunmasını tercih ediyoruz, fakat BM askerlerinin olmasında ısrar ediliyor. Biz ise böylesi bir durumun sorunu daha da derinleştireceğine inanıyoruz.

Sayın İsmail verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyoruz.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Son aylarda yoğun olarak medyada yer alan, dünya gıda stoklarının azalmaya başladığı haberlerinden sonra birçok ülkede tahıl ve bakliyat fiyatlarının fahiş oranda yükselmesi, Yemen ve Mısır gibi ülkelerde gıda fiyatları için çıkan isya...
Irak Savaşı’nın milyonerleri kimler? Savaş ve işgal, bir yandan yüz binlerce insanın hayatına mal olurken diğer yandan işgalci güçlerin servetlerini artırıyor. OMB Watch adlı kuruluşun yaptığı araştırma, ABD Kongresi’nin dörtte birinden fazlasının Irak’taki i...
Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü askerlerinin, görev yaptıkları ülkelerde çatışan taraflar arasındaki ateşkes hattının korunmasını sağlamak, çatışmaların yeniden başlamasını engellemek, gerektiğinde isyancı grupların silahsızlandırılmasını sağlamak gibi “ba...
Burundi, farklı isyancı grupların iktidara gelmeleri nedeniyle soykırımlardan ve soykırım suçlamalarından başını alamıyor. Bir zamanların isyancıları gün gelip iktidar olunca diğerleri isyancı konumuna düşüyor. Şu anda iktidarda bulunan parti, Tutsilere karşı soykırımları ile b...
1,5 milyon kişinin insani yardıma muhtaç olduğu Somali’de güvenlik, Etiyopya işgali öncesinde görece iyiydi. Etiyopya ve diğer mihraklar, ülkeyi ve halkını rahat bırakıyor....
Güney Afrika Cumhuriyeti, ikinci bir apartheid devrine doğru gidiyor. 1994’e kadar beyaz azınlığın siyah çoğunluğa uyguladığı ırkçı şiddet, şimdilerde Afrikalı göçmenler üzerinde yoğunlaşıyor. Göçmenlere karşı yapılanlar, ülkede tam bir i&cc...
Önce Birmanya dedik, sonra dilimize Burma yerleşti, şimdi de Myanmar oldu Güneydoğu Asya’nın bu fakir ülkesi. Altın Buda heykelleriyle dolu tapınaklarında bir avuç pirinç için dilenen insanlar, turistlerin etrafında pervane olup alacakları bir dolar karşılı...
Lübnan’daki yeni seçim kanunu gelecekteki sürtüşmeleri engellemeyecektir. Zira Lübnan Ortadoğu’nun minyatürü ve aynasıdır ve mayın tarlasıdır. Ortadoğu’daki karmaşa ilk önce ona yansır ve kozlar orada paylaşılır. ...
Uzun süredir hükümeti boykot eden Sünnilerin hükümete yeniden dönme kararları, Amerika’ya kök söktüren Sünni aşiretlerin, en azından önemli bir bölümünün, Amerikalılara karşı savaşmaktan vazgeçmesi, Irak cep...
Uzunca bir süredir hükümet güçleriyle ayrılıkçı el-Husi taraftarları arasında, binlerce kişinin hayatını kaybettiği silahlı çatışmaların yaşandığı Yemen, geçtiğimiz günlerde bir parlamento üyesi ve beraberindekilere düzenlenen suikastla...
Küçük Dinara okul koridorunda hissettiği bir kokunun ardından nefes alamayıp yere yığıldı. Kendine geldi gelmesine ama bir süre sonra boğazında şiddetli ağrılar hissetmeye başladı. Sonrasında da geçici bir hafıza kaybı yaşadı. Durduk yere çığlık atmaya başladı. Ha...
17 Şubat 2008’de Kosova Meclisi, “Bizler halkımızın demokratik yollarla seçilmiş liderleri olarak Kosova’nın bağımsız ve hakim bir devlet olduğunu ilan ediyoruz.” sözleriyle Kosova’nın bağımsızlığını tüm dünyaya duyurdu. Bu olay, nüfusunun %90...
Artan gıda fiyatları açlık sorununun derinleşmesine neden olarak gösteriliyor; ancak gıda fiyatlarının artması ve açlığın yaygınlaşması, sadece gıda stokları ve iklim şartları ile ilgili değildir. Bu durum, gıda borsasından ve market spekülasyonlarından, biyoyakıt üreti...
İnsanoğlunun tarih boyunca en büyük endişelerinden birini açlık sorunu oluşturmuş; yoksulluk, sefalet ve ölümle birlikte açlık “mahşerin dört atlısı”ndan biri sıfatıyla anılmıştır. Bunun gayet anlaşılabilir nedenleri vardır: İnsan, hayata tutunabilm...
Açlığın küreselleşmesi riski altında iflas eden asıl, unsur küresel kapitalist paradigmanın kendisidir....
İnsanlar dünyada yeterince gıda olmadığı için değil, alım güçleri ve paraları olmadığı için, yani yoksul oldukları için açlık riski altında hayatlarını sürdürüyorlar. Yaşanan adaletsizliğin, eşitsizliğin ve dengesiz gıda dağılımının sebeple...
Bugün tüm uluslararası sözleşmelerde de belirtildiği gibi, insanın en önemli hakkı “yaşam hakkı”dır. Tüm haklar bundan sonra gelir. Açlık ise bu en önemli hakkı tehdit eden başlıca düşmandır. İnsan hayatı korunacaksa, açlık sorununa bir in...
Komünist düzenden bıkmış insanlar, Abdulvali Kari’nin kişiliği ve çalışmaları sonucunda yeni bir hayatı seçti....
Günümüzde el değmemiş yeni su kaynaklarının bulunduğu topraklarda yaşayan yerel halklar, etnik azınlıklar ve diğer görece güçsüz gruplar “ekonomik alanda kalkınma”nın önünde engel olarak görülüyor. ...
Bangsomorolular, bölgeye ait enstrümanları tagonggo ve kapanirong ile özgürlüğe adanmış tarihleri, yok olmaması için ellerinden geleni yaptıkları kültürleri ve öz değerleri için ağıtlar yakıyor… ...

Sayı 43

43. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Son aylarda yoğun olarak medyada yer alan, dünya gıda stoklarının azalmaya başladığı haberlerinden sonra birçok ülkede tahıl ve bakliyat ...

DOSYA; Dünyada ve Türkiye'de açlık sorunu
İnsanoğlunun tarih boyunca en büyük endişelerinden birini açlık sorunu oluşturmuş; yoksulluk, sefalet ve ölümle birlikte açlık “mahşerin dört atlısı”...

DOSYA; Küreselleşen açlık
Açlığın küreselleşmesi riski altında iflas eden asıl, unsur küresel kapitalist paradigmanın kendisidir....

İSLAM COĞRAFYASI; Özgürlük savaşının tarihi adı: Moro
Bangsomorolular, bölgeye ait enstrümanları tagonggo ve kapanirong ile özgürlüğe adanmış tarihleri, yok olmaması için ellerinden geleni yaptıkları kültürleri v...

Kısa Kısa
Irak Savaşı’nın milyonerleri kimler?
Savaş ve işgal, bir yandan yüz binlerce insanın hayatına mal olurken diğer yandan işgalci güçlerin servetlerini artır...

DÜNYA GÜNDEMİ; Somali'de bölgesel ve uluslararası güçlerin tetiklediği insani krizler
1,5 milyon kişinin insani yardıma muhtaç olduğu Somali’de güvenlik, Etiyopya işgali öncesinde görece iyiydi. Etiyopya ve diğer mihraklar, ülkeyi ve halkını rahat bırak...

DÜNYA GÜNDEMİ; Kasırgaya rağmen referandum, cuntaya rağmen yaşam: Myanmar gerçeği

Önce Birmanya dedik, sonra dilimize Burma yerleşti, şimdi de Myanmar oldu Güneydoğu Asya’nın bu fakir ülkesi. Altın Buda heykelleriyle dolu tapınaklarında bir avuç pi...