DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU: İmad Mugniye Suikasti, Hizbullah'ı savaşa çekmek için miydi? PDF Yazdır E-posta
Yazar Muhammet Nureddin *   
DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU: İmad Mugniye Suikasti, Hizbullah'ı savaşa çekmek için miydi?Hizbullah’ın askeri lideri İmad Mugniye’nin bir suikast sonucu öldürülmesi, Hizbullah ile İsrail arasındaki çekişmenin kırılma noktasını oluşturmaktadır. Siyasi liderlerin suikastla öldürülmesinin dışında ilk defa İsrail devleti ve İsrail istihbaratı, Hizbullah’ın önde gelen bir güvenlik şefini ortadan kaldırdı.
Gerçekte Mugniye’nin öldürülmesiyle Hizbullah’a ağır bir darbe vurulmuştur. Çünkü Mugniye, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın sağ kolu ve Hizbullah’ın İsrail’e karşı gerçekleştirdiği askeri operasyonların en önemli planlayıcısıydı. 2000 yılında Hizbullah’ın İsrail’e karşı kazandığı meydan muharebesinin komutanı ve 2006 yılında Lübnan’ın güneyini düşman İsrail’e karşı savunan güçlerin komutanı yine İmad Mugniye idi. Bunun yanı sıra, İsrail’e karşı gerçekleştirilen birçok başarılı operasyonun başında yine o vardı. Bu nedenle Mugniye’nin kaybedilmesi sadece Hizbullah’ın askeri beyninin kaybı anlamına gelmemekte, ayrıca insanlar arasında mitolojik kahraman haline dönüşen, hakkında hayal gibi hikayeler anlatılan ve halk arasında “Hacı Rıdvan” adıyla tanınan ancak onunla karşılaşmalarına rağmen aslında onun İmad Mugniye olduğunu bilmedikleri bir destanın kaybı demekti.
Mugniye’nin önemi sadece Hizbullah’ın askeri beyni olmasından ileri gelmemekteydi. Kendisi aynı zamanda genel koordinatör, İsrail’e karşı direnişin de silah finansörüydü. Özellikle Hamas ve İslami Cihad hareketlerinin yanı sıra  kısmen Fetih hareketine desteği yer almaktaydı.  Amerikan işgaline karşı Irak’taki direnişin ilham kaynağı ve yardımcısı, İran’daki İslam devriminin ise muhlis evladıydı.
Mugniye’nin öldürülmesi olayının zannedildiği gibi büyük bir etki bırakması beklenmemektedir. Hizbullah’ın birbirine bağlı cemaatçi bir yapısı olduğundan, mevcut askeri yönetim, Mugniye’den sonra bu boşluğu dolduracak imkana sahiptir. Şüphesiz Hizbullah bu suikast olayından sonra birçok güvenlik taktiğini yeniden gözden geçirecektir. Zira parti içerisindeki en gizli adama ulaşabilen bu suikast eli, bir başka güvenlik liderine veya siyasi lidere ulaşmaya da muktedir olabilir.
Bu nedenle Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, bu suikast olayına büyük tepki göstermiş ve İsrail’in de önceden beri istediği gibi açık savaş tehdidinde bulunmuştur. Nasrallah’ın tehdidinden sonra ortaya çıkan durumu, bizzat Nasrallah’ın kendisi, Mugniye’nin ölümünün birinci hafta anmaları sırasında açıklığa kavuşturarak, “İsrail’le açık savaş onlarca seneden beri vardır ve İsrail’in Lüban’a saldırıları anlamına gelmektedir” demiştir.
Birçok askeri yorumcunun İsrail’in Lübnan’a savaş açmaya hazır olmadığını söylemesine rağmen İsrail, Temmuz 2006’da ortaya çıkan ve hezimetine neden olan eksikliklerini gidermeye çalışmaktadır. Ayrıca birçok gözlemci, İsrail’in Mugniye suikastı ile belli hedefleri gerçekleştirmek istediği görüşünü savunmaktadır. Bu hedefler arasında şunlar ifade edilmektedir:
1-    İsrail’e karşı yapılmış birçok operasyondan dolayı suçlanan bir düşmandan kurtulmak. Bu şahıs, ABD tarafından aranan ve adı Amerika’nın “terör listesi”nde bulunan ilk 10 kişiden birisi. Yani Mugniye suikastı, dönemsel politik şartlardan uzak, ilk fırsatta yerine getirilmesi gereken bir istekti.
2-    Belki de Mugniye suikastı zaman olarak, İsrail’in 2006 yılında Lübnan’da hezimete uğradığını onaylayan İsrail Finograd Raporu’nun çıkmasından sonra planlanmış bir olaydı. Çünkü Finograd Raporu’nun yayımlanmasından sonra Ehod Olmert hükümetinin morale ihtiyacı vardı ve bu da en iyi şekliyle Hizbullah liderlerinin öldürülmesi olabilirdi. Böylece Olmert, sarsılan konumunu tekrar koruyabilecekti. Özellikle de hedef alınan kişi Mugniye ayarında biriyse.
3-    Suikast bir yandan Hizbullah’la İran’ı, diğer yandan da Hizbullah’la Suriye’yi birbirine düşürmek için yapılmış bir İsrail oyunu da olabilir. Zira suikast Şam’da güvenlik açısından iyi korunan bir mahallede gerçekleşmişti. Böylece suçlamalar Amerika’yla gizli bir anlaşma yaptı ihtimaliyle Şam yönetimine çevrilebilirdi. Ancak hem Hizbullah hem de Suriye böyle bir olasılığı reddettiler. İran ise adını vermeden bir Arap istihbarat teşkilatının bu suikastın arkasında olabileceğini söyledi. Bu teşkilatın Lübnan’da faaliyet gösteren Ürdün veya Suudi Arabistan’a bağlı bir teşkilat olması ihtimal dairesindeydi. Bu eylem, elbette yine İsrail istihbarat teşkilatı Mosad’ın işbirliği ile mümkündü.
4-    Son ihtimal ise; Hizbullah’ı bu olaya karşı İsrail’e saldırmaya zorlamak ve böylece Temmuz yenilgisinin intikamını alabilmesi için  İsrail’e Lübnan’a saldırma kozunu vermiş olabilirdi. Çünkü İsrailliler halen daha bu yenilgiyi hazmedebilmiş değiller ve intikam için her türlü fırsatı kollamaktadırlar.
Askeri liderinin suikasta uğraması karşısında Hizbullah’ın ne tür bir cevap vereceğini bilmek mümkün değildir. Ancak bilinen bir şey var ki o da Hizbullah’ın asla sessiz kalmayacağıdır. Sessizlik, Hizbullah Cihat Partisi’nin değerlerine ve geleneklerine de aykırıdır.
Suriye ise bu suça ortak olan tarafları açığa çıkarmakla sorumludur. Zira olay Suriye topraklarında gerçekleşmiştir ve Suriye en önemli müttefiklerinden birini kaybetmiştir. Sorumluların bulunması, İran’la Hizbullah arasındaki iyi ilişkilerin devamı açısından da zorunludur. Özellikle de suçun Suriye’de işlenmiş olması olayın faillerinin İsrail istihbarat teşkilatıyla işbirliği yapmış Araplar olduğu ihtimalini öne çıkarmanın yanı sıra, Suriye istihbaratında bir gedik olduğu ve bu açığın tanımlanarak hangi cihete hizmette kullanıldığının bulunması gerekmektedir.
Bazılarına göre Mugniye’nin suikasta kurban gitmesi, İsrail’in Ortadoğu’da Hizbullah’a karşı başlatmak istediği yeni bir savaşı engellemiştir. Bazılarına göre ise suikastın Lübnan’da değil de Şam’da olması, bir karışıklığa neden olmuş ve oyunun kurallarını değiştirmiştir. Böylece Hizbullah, Lübnan toprakları dışında İsrail’e karşı koyabilecek ve İsrail-Hizbullah çatışması Lübnan toprakları çemberinin dışına taşacaktır.
Ancak bilinen kesin bir şey var ki o da; Mugniye suikastı, direniş tarihinde bir sayfa kapatmış ve belki de öncekinden daha çetin olacak yeni bir direniş sayfası açmıştır. Asıl soru Hizbullah’ın bu olaya cevap verip vermeyeceği değil; cevabın nasıl, ne zaman ve nerede olacağıdır.       
 
*Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

İSLAM COĞRAFYASI: Bir esenlik yurdu: Bruney Sultanlığı
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Kısa Kısa
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor
Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA; Malezya genel seçimlerinin ardından
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli öl...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Sürgündeki Moritanlar
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım ol...

ROPÖRTAJ :Batı'nın dayattığı Darfur algısına farklı bir bakış
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle,...

DOSYA: Beş yılda 50 yıllık kayıp
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep ...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEY ASYA ; Pakistan: Kızgın bir yaza gebe siyasi bahar
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında ...