DOSYA: Uluslararası hukuk ve mayınlar sorunu PDF Yazdır E-posta
Yazar Halim Yılmaz   
 İkinci Dünya Savaşı’nda yoğun olarak kullanılmaya başlanan mayınlar, mâl olduğu can kaybı ve ağır sakatlıkların yanında, insanların tarlalarını ve diğer geçim kaynaklarını tahrip ediyor, en temel ihtiyaçlarına ulaşmalarına engel oluyor.
Imageİnsanoğlu, bilim ve teknikteki gelişmelere paralel olarak her gün yeni ve daha acımasız savaş aletleri icat ediyor. Bu savaş aletlerinin bir kısmı, üzerinden on yıllar geçse de tehlikesini ve ölümcüllüğünü yitirmiyor. Savaş ve çatışmalarda saldırı ve savunma amaçlı üretilen mayınlar, yaklaşık 80 yıl boyunca sivil ve asker ayrımı gözetmeden ölüm tehlikesi saçmaya devam ediyorlar.
Dünya üzerindeki ülkelerin yaklaşık yarısında, üzerinde milyonlarca insanın yaşadığı topraklarda, ölüm saçan silahların yani mayınların tehlikesi hala devam etmektedir. Savaş ve çatışmalardan kalan veya güvenlik gerekçesiyle ülke sınırlarına yerleştirilen mayınlar ve patlamamış bombalar her yıl yaklaşık 25.000 kişinin hayatını kaybetmesine mâl oluyor. İkinci Dünya Savaşı’nda yoğun olarak kullanılmaya başlanan mayınlar, mal olduğu can kaybı ve ağır sakatlıkların yanında, insanların tarlalarını ve geçim kaynaklarını tahrip ediyor, en temel ihtiyaçlarına ulaşmalarına engel oluyor.
Özellikle mayından etkilenen ülkelerin ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları sayesinde mayınlara karşı mücadelede kısmi bir başarı kazanılmıştır. Mayınların üretim ve kullanılmasını yasaklayan, stoklarda bulunan mayınların imhasını öngören ve 1997 yılında imzaya açılan Ottowa Sözleşmesi’ni 153 ülke imzaladı. Bu sözleşme kapsamında yaklaşık 40 milyon mayının imha edildiği, bir çok mayın tarlasının temizlendiği ifade edilmektedir.  Ayrıca mayınların üretilmesi, satışı ve transferide önemli derecede azaldı.
ABD’nin Afganistan’da ve İsrail’in Lübnan’da kullandığı misket bombaları da mayınlara benzer niteliktedir.  Misket bombaları da ayrım yapmaksızın, kolaylıkla ve sık sık sivillerin -özellikle de çocukların- ölümüne ve sakat kalmasına yol açmasına rağmen, bunların yasaklanması konusunda henüz bir çözüm getirilmemiş olması, insancıl hukuk bakımından önemli bir sorundur.

ImageDünyadaki genel durum
 Bugün dünyada 80’e yakın ülkede 200 milyondan fazla döşenmiş kara mayını olduğu sanılmaktadır. Savaş ve savaş bakiyesi mayınlardan veya terör nedeniyle yaralanmış ve sakat kalmış 300 binden fazla insan olduğu tahmin ediliyor. Mayınların sosyal, ekonomik, sağlık vs. alanındaki zaiyatları göz önüne alındığında, etkilerinin çok yüksek boyutlarda olduğu görülmektedir.
Yaklaşık 80 ülkede, kara mayınlarına bağlı ölüm veya ölümcül yaralanma olayları meydana gelmektedir. Mayınların en çok etkilediği ülkeler arasında Afganistan, Kamboçya, Hırvatistan, Bosna Hersek, Angola, Kuveyt, Mozambik, B. Sahra, Güney-Kuzey Kore, Hindistan  ve Pakistan başta gelmektedir.
Kara mayınları 2-3 dolar gibi çok ucuz bir maliyetle üretilebilmektedir. Buna karşılık, bir mayının imha edilmesi ve etkisiz hale getirilmesinin maliyeti ise 1000 dolara kadar çıkabilmektedir.  Savaş veya iç karışıklık yaşayan bir çok ülke aynı zamanda mayın üreticisi ülke konumundadır. Irak, Myanmar, Nepal, Kuzey Kore, Pakistan, Hindistan, İran, Rusya, Singapur ve Vietnam bu ülkelerden bazılarıdır. ABD, Çin ve AB ülkelerinin çoğunun  artık eskiden mayın üreten ülkeler arasında yer aldığı ifade ediliyor.  
Ottowa Sözleşmesi’ne göre, 2009 ile 2010 yılına kadar tüm mayınların temizlenmesi konusunda taahhüt altına giren taraf ülkelerden dokuzunun bu hedeflerine ulaşamayacağının da kesin olduğu ifade edilmiştir. (Bosna-Hersek, Hırvatistan, Kamboçya, Çad, Mozambik, Nijerya, Peru, Senegal, Tacikistan, Tayland, İngiltere, Venezüella, Yemen ve Zimbabve.)
Uluslararası düzeyde birçok ülke mayın yerleştirme yasağına uymasına rağmen, Rusya Federasyonu ve Myanmar gibi bazı devletler ile farklı ülkelerdeki devlet dışı silahlı örgütlerin mayın yerleştirmeye devam ettiği bilinmektedir.

Türkiye’de mayınlar
Türkiye’de kara mayınlarının ilk olarak kullanılması, bilindiği gibi güneydoğu sınırlarında kaçak geçişleri engellemek amacıyla 1956-59 yılları arasında gerçekleşmiştir. Türkiye’nin özellikle doğu ve güneydoğu sınırlarında halen mayın tarlalarının olduğu; özellikle Hatay, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak ve Hakkari’de sınır boyunca yüzlerce kilometre uzunlukta ve geniş sayılabilecek mayın tarlalarının bulunduğu biliniyor. Kuzeydoğuda, Ermenistan sınırında da Kars ve Ardahan illerinde mayın tarlaları var. Suriye sınırı boyunca tarım arazisine döşenen mayınların kapattığı bölge bir küçük ülke toprağı kadar geniş bir alan tutuyor.  
Türkiye’de, sınırlar başta olmak üzere, yerleştirilmiş olan mayınların sayısının bir milyon civarında olduğu sanılmaktadır. Türkiye’de özellikle Suriye sınırındaki illerde terörle mücadele kapsamındaki uygulamalar nedeniyle her yıl yeni ölüm ve ağır yaralanmaların yaşandığı bilinmektedir.
Türkiye, 1996 yılında mayın üretimini, transferini ve satışını yasakladığını ilan etmiş; bu ilanla ilgili olarak Ottowa Sözleşmesi’ne taraf olmuş ve 2008 yılı sonuna kadar stoklarındaki tüm mayınları imha etmesi, 2014 yılına kadar da topraklarındaki mayınları tamamen temizlemesi yükümlülüğü altına girmiştir.
Image
Uluslararası insancıl hukuk
Uluslararası hukukun bir parçası olarak insancıl hukuk, “silahlı çatışmalar hukuku”  ve “savaş hukuku” ile aynı anlamda kullanılan insan hakları hukukuyla yakından ilişkilidir. İnsancıl hukuk, savaş ve silahlı çatışmaların mümkün olduğunca insani ve asgari davranışları içeren kurallara bağlanmasını öngörür. Bunu en somut olarak ortaya koyan belge, Kızılhaç’ın öncülüğünde gerçekleştirilen 1949 tarihli dört ayrı Cenevre Sözleşmesi ve ek protokolleridir. Bunlar sırasıyla, savaş halinde hasta ve yaralıların durumunun iyileştirilmesi; denizdeki silahlı kuvvetlerin yaralı, hasta ve kaza geçirmiş mensuplarının iyileştirilmesi; savaş esirleri için uygulanacak işlemler ve savaş zamanında sivil kişilerin korunmasına ilişkin olarak düzenlenmiştir. 1977 yılında bu dört sözleşmeye ek olarak, “Uluslararası silahlı çatışmaların mağdurlarının korunması”na, ve “Uluslararası nitelik taşımayan çatışmaların mağdurlarının korunması”na ilişkin olarak iki protokol kabul edilmiştir. Türkiye 1949 tarihli dört sözleşmeyi de imzalamış ve onaylamış; 1977 tarihli iki protokolü ise henüz imzalamamıştır.
Türkiye, insancıl hukuku destekleyen, nükleer silahlar, uzay ve çatışma halinde kültür varlıklarının korunması konulu uluslararası sözleşmelere taraftır. Bu antlaşmalarda yer alan hükümler anayasanın 90. maddesine göre de kanun hükmündedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda insancıl hukuk kapsamına giren suçlar düzenlenmiş ve soykırım, insanlığa karşı suçlar gibi konular mevzuata girmiştir.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

DOSYA: Yaşam hakkı ihlalleri üssü: Irak
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA; Malezya genel seçimlerinin ardından
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli öl...

41. Sayı Sunuş
Değerli okuyucularımız,
Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onu...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Umutların söndürüldüğü ülke Somali
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen dur...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEY ASYA ; Pakistan: Kızgın bir yaza gebe siyasi bahar
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında ...

İKTİBAS: Amerikan hapishane endüstrisi: Köleliğin modern versiyonu*

İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunu...

DOSYA: İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar girdabı: Irak'ın işgali
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu poli...