RÖPORTAJ: Kenya iç savaşın arifesinde PDF Yazdır E-posta
Yazar H. Zehra Öztürk   
RÖPORTAJ: Kenya iç savaşın arifesindeKenya’da yaşanan seçim süreci, 42 farklı kabilenin bulunduğu ülkede, iki kabile arasında şiddetli çatışmaları beraberinde getirdi. Katliamdan kaçan insanların toplama kamplarına sığındığı, evlerin, işyerlerinin hatta mahallelerin yakıldığı, insanların palalarla katledildiği çatışmalarda yaklaşık 3000 kişi hayatını kaybetti.

İHH İnsani Yardım Vakfı, Kenya’da yaşanan insanlık dramına kayıtsız kalmadı ve bölgeye insani yardım ulaştırdı. İHH görevlisi olarak bölgeye giden Veysel Başar’la Kenya’daki son durum hakkında kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.


Sayın Başar, geçtiğimiz günlerde çatışmaların yaşandığı Kenya’ya bir ziyarette bulundunuz. Sizin gözlemlediğinize göre, Kenya’dan dünya kamuoyuna yansıyan olaylar hangi nedenlerden kaynaklanıyor?
1963 yılında İngiltere’den bağımsızlığını kazanan Kenya’da, geçtiğimiz günlerde yapılan seçimin sonuçları ve etkileri, ülke tarihinin kırılma noktalarından birisini oluşturmak üzere. Ülkede bulunan 42 farklı kabilenin kamplaştığı ve çatışma ortamına sürüklendiği dramatik bir durum söz konusu.
Kenya’da son seçimlerle yaşanan çatışma, kabile asabiyetinin çok güçlü olduğu ülkede, iktidarı oluşturan Kikuyu kabilesinden Mwai Kibaki başkanlığındaki Milli Birlik Partisi’nin, seçimleri kaybetmesine rağmen hükümeti bırakmak istememesinin bir sonucudur.

Sanırım bu süreci, seçim sonrası protestolardaki gerilim ve şiddet olayları takip etti?
Evet, seçimi kazandığını iddia eden Demokratik Portakal Hareketi Orange Democratic Movement (ODM) lideri Rayla Odinga, üyesi olduğu Luo kabilesinin de desteğini alarak, Kikuyu kabilesinin seçim sonuçlarındaki ısrarcılığını protesto etmek için, kendini destekleyen tüm unsurları protestoya davet etmiştir. Bu kıvılcımla başlayan olayların peşi sıra, gerilim son haddine varmış ve çatışmalarda en az 3000 kişi hayatını kaybetmiştir.

Peki, siz bölgeye ulaştığınızda öncelikle ne yaptınız?
9 Ocak 2008’de İHH İnsani Yardım Vakfı olarak bölgeye ulaştığımızda, ilk olarak olayların yoğun bir şekilde yaşandığı yerleri tespit ettik. Buna göre, başkent Nairobi’deki 700 bin nüfuslu Kibera mahallesi, Müslümanların yoğun yaşadığı liman şehri Mombassa ile muhalefetin en çok oy aldığı ve Luo kabilesinin merkezi sayılan Kisumu, Nakuru ve Eldoret şehirleri en kanlı çatışmalara sahne olmuştu. Özellikle Eldoret, can kaybının en yoğun gerçekleştiği bölgeydi. Biz öncelikli olarak bu bölgeleri tespit etmeye çalıştık.

Veysel Bey, medyaya yansıyan görüntüler orada adeta etnik bir insanlık dramının yaşandığını anlatıyordu. Peki, siz gittiğinizde nasıl bir manzarayla karşılaştınız?
Şehirlerarası yolların güvenliği tam olarak sağlanamadığından, biz temin ettiğimiz altı kişilik küçük bir uçakla önce Kisumu’ya daha sonra Eldoret şehrine ulaştık. Uçaktan gördüğümüz manzara buralarda yaşanan dehşeti açık şekilde gözler önüne seriyordu. Bölgedeki Kikuyu kabilesine mensup insanların tamamının ev, işyeri ve tarlaları yakılmış, tam bir kül yığını haline getirilmişti. Bazılarından hala dumanlar çıkıyordu. Eldoret’te havaalanından şehre gelinceye kadar gördüğümüz manzara bir panik havasını yansıtıyordu. Anayollar üzerinde kurulan barikatların bile hala durduğunu, polis ve askerlerin ancak bir araç geçecek şekilde yolu açtığını ve her barikatın başında beklediklerini gördük. Kikuyu kabilesinden sağ kalan insanların, yanlarına alabildikleri eşyaları ile toplanma merkezlerine doğru yoğun bir hareket içerisinde olduklarını; insanların cami ve kiliselerin bahçelerine sığındıklarını; polis merkezlerinin birer toplanma yeri haline getirildiğini gördük. Kikuyuların tamamı buralara intikal etmiş ya da etmek üzereydiler.
Şehrin iç kesimlerindeki tüm yollarda 50 ila 100 metre aralıklarla barikatlar kurulmuştu. Bunların kaldırılamadığı, çünkü gerilimin en üst seviyede olduğu ifade ediliyordu. Fotoğraf ve kamera çekimi için özellikle dikkat edilmesi, hatta hiç görüntü alınmaması için uyarılarda bulunuluyordu. İçeride silah bulunmadığına dair aracımızın tüm camlarına işaretler asılmıştı. Yol boyunca camlarımız açık ve aracımızla yavaş bir şekilde ilerledik. Organizasyonda bize yardımcı olan Eldoret Merkez Cami İmamı ve Medreset-ül Huda’nın Müdürü Müdrik Karama, bir gün öncesine kadar 42 Müslüman’ı defnettiğini, hala kayıp insanların olduğunu ve bunların cesetlerinin tarlalarda, yol kenarlarında bulunduğunu anlattı. Ölümlerin genellikle Afrika’nın katliam silahı palalar ile gerçekleştirildiğini, kesin olmamakla birlikte sadece Eldoret’te 1500 kişinin üzerinde insanın hayatını kaybettiğini anlattı.

Bölgede çalışma yapan başka kuruluşlar da var mıydı?
Bölgede Dünya Gıda Örgütü (WFP), Uluslararası Kızılhaç Örgütü (ICRC), Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Ofisi ve birçok uluslararası sağlık kurumu yoğun bir faaliyet içerisine girmiş durumdaydı. Hemen her yerde bu örgütlerin temsilcileriyle karşılaştık. İtalyan ve İspanyol doktorlar ile ICRC yaygın ve yoğun bir çalışma içerisindeydiler.

Peki, İHH olarak siz bölgede neler yaptınız?
Öncelikle toplanma yeri olarak kullanılan merkezi camileri ziyaret ettik. Tespit etmiş olduğumuz; Jamia, Kipkaren, Mailine, Langas, Roadblock camileriyle Kamkunji Medresesi ve Other Parts of North Rift kurumunda toplanan insanlara un, yağ, şeker ve pirinçten oluşan 21 ton civarındaki yardım malzemesini dağıttık. Buralarda ve tüm toplama kamplarında insanlar çok zor şartlar altında yaşam mücadelesi vermekteler.

Şu an bölgede görülen başlıca sıkıntılar neler, anlatır mısınız?
Kamplarda insanların yaktıkları ateşlerin üzerinde sadece su kaynatıp, bu kaynamış suyla beslenerek hayatta kalmaya çalıştıklarını müşahede ettik. Temizlik ve sağlık koşulları çok kötü durumda. İçme suyu sıkıntısı had safhada. Kamplar son derece kalabalık ve sürekli yeni gelenler olduğu için insanlar çok sıkışık bir şekilde açık alanlarda yaşamaktalar. İnsanlar yaşadıkları sıkıntılar ve hissettikleri nedeniyle adeta acılarını unutmuş durumdalar.
Eldoret’te birkaç polis merkeziyle birlikte çok sayıda aracın da yakılmış durumda olduğunu gördük. Halk, sıcak çatışmaların ardından görülen görece sükûnetin fırtına öncesi sessizlik olduğunu düşünüyor. Bu süreçte kendilerini güvende hissedebilecekleri bir yer bulmaktan başka düşünceleri yok gibi.
Eldoret’ten dönerken, yukarıdan görülen manzara, Eldoret ve Nukuru çevresinde evlerin değil adeta mahallelerin yakılmış olduğunu gösteriyordu. Maalesef, iktidar ve muhalefetin (kim iktidar kim muhalefet karmaşık bir durum) inadı ve çıkar hesapları yüzünden Kenya büyük katliamların yapılacağı bir iç savaşın arifesinde gibi gözüküyor.

Sayın Başar, verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkür ederiz.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

Kısa Kısa
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor
Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim...

DOSYA: Yaşam hakkı ihlalleri üssü: Irak
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU; İran'da yeni dönem
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA; Malezya genel seçimlerinin ardından
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli öl...

İSLAM COĞRAFYASI: Bir esenlik yurdu: Bruney Sultanlığı
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

ADANMIŞ HAYATLAR: Bağımsız Çeçenistan için bir mihenk taşı: Cevher Dudayev
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri h...

İKTİBAS: Amerikan hapishane endüstrisi: Köleliğin modern versiyonu*

İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunu...