İKTİBAS: Taliban sonrası Afganistan'ının acı gerçeği PDF Yazdır E-posta
Yazar Burhan Yunus *   
İKTİBAS: Taliban sonrası Afganistan'ının acı gerçeği
30 yaşlarındaki bir adam birden bire kendini işlek bir yola attı ve “Öldür beni, üzerime sür!” diye bağırdı.
“Onlar bize bakamazlar, en kolayı beni ve çocuklarımı öldürün. İnsanlar, Allah aşkına, gelin ve bizi öldürün.” diye bağırdı bitkin görünüşlü adam, devletin kendisine sunduğu hayat şartlarındaki başarısızlığından dolayı ağlayarak.
Onun bağırışına ilk tepkiyi, eski kumandanın koruması, lüks cipinden çıkıp kalaşnikofun kabzasıyla tekmeleyerek ve vurarak verdi. Daha sonra silahlı adamlar onu sürükleyerek yoldan uzaklaştırdılar. Sefil kıyafetli adam büyük bir hayal kırıklığıyla çocuk gibi ağlamaya başladı.

Sefalete düşüş
Bu, fakir bir ülkenin sefalete düşmüş insanlarının her gün yaşadıkları korkunç durumlarını ifade etmelerinin tek yolu değildi. Afganistan’ın başkenti Kabil caddelerinde yürürken ya da bir markette alışveriş yaparken sadaka isteyen yaşlı, genç, burkalı kadın ve çocuk-dilenci sürüsü ile karşılaşmak kaçınılmaz. Müşteri, bir alışveriş merkezinden diğerine ve bir caddeden diğer caddeye koştururken dilencilerle hiç kimseyle olmadığı kadar daha fazla konuşmak durumunda kalıyor. Çoğunlukla 30 yıldır süren savaş ve sivil çekişmeler dolayısıyla sakat kalanlar, dilenmenin yeni ve daha çekici bir yolunu benimseyerek yol ortasında oturup genellikle bedenlerinin kesik kol ve bacaklarını sergileyerek yaya ve motosikletlilerin sempatisini toplamaya çalışıyor.
Afganlar geleneksel olarak özgüvenleriyle gurur duyan insanlar. Onlar başkalarına değer vermeyi ve saygı duymayı seven misafirperverlik geleneğiyle tanınırlar.
Fakat Afgan milletinin insanlarındaki bu gurur, devletin uluslararası camianın önünde dilenmesiyle eriyip gidiyor. Görevdeki Afgan hükümetinin her yabancı, üst düzey yetkiliye “daha fazla yardım” talebiyle ziyaretinden önce kadeh tuttuğu görülüyor. Bu el açma ve yardıma olan güven, Afgan ruhunun geleneksel gururu ile tezat oluşturuyor. ABD destekli hükümet için önemli olan, karşılığında ödemesi gereken bedeli düşünmeden Batılı hükümetlerden yardım sağlamaktır.

Milyarlık yardım, değişim yok
Devlet, kaynağı ve değeri ne olursa olsun dilenmeyi elden bırakmamasına ve şimdiden 12 milyar dolarlık yardımdan daha fazlasını elde etmesine rağmen bu büyük yardım gerçek anlamda bir değişimi temin etmiyor. Batılı medya ve destekçilerinin tüm propagandalarına rağmen sıradan bir Afgan’ın yaşamı Taliban dönemindeki şartlara kıyasla ABD ipoteğindeki hükümetle daha da kötü hale geldi.
Batılıların alaylı bir şekilde yan hasar diye nitelediği fakirlik, dilencilik ve can kaybı olgusu son altı yıl içerisinde zirveye ulaştı. Bu durumda emsalsiz büyük miktardaki bir dış yardım Afganistan’a dikkate değer bir değişim getirmeyecekti.  
Büyük şehirlerde imar ve yeniden yapılanma adına ne yapılıyorsa, Afgan hükümetine bağışlanan yardımlarla değil Afgan ve yabancı yatırımcıların büyük orandaki yatırımlarıyla oluyor.
 Değişim ve gelişimin en büyük tezahürü şehirlerde inşa edilen gökdelen tipi mağazalar, modern marketler ve lüks otellerde görünebilir. Fakat bu sadece özel ve yabancı yatırımcılara fayda sağlıyor.  Fabrikalar açmak, halkın altyapısını yeniden inşa etmek ve doğal kaynaklarını işletmek gibi devlete faydası dokunacak uzun vadeli projelere yatırım yapmaya fazla ilgi duyulmuyor. Devletten ve yatırımcılar arasından hiç kimse savaşın yıprattığı bu ülkeyi ıslah etme kaygısı taşımıyor.

Milyar dolarlık yardımın ne olduğunu ve bu paranın nerede kullanıldığını kimse bilmiyor. Bunun cevabı şehirdeki birçok mağaza ve otelin mülkiyeti sorgulandığında yanıtını bulabilir. Bahsedilen mülklerin büyük bir bölümü devlet kodamanlarına, eski mücahit liderler ve bir yeraltı mafyasına ait. Biri devletin üst düzey bir mevkisine atanmaya görsün, sıradan biri gibi başlar, fakat işini bıraktığında paraya bulanmış bir tüccar, büyük bir yatırımcı olur ya da en azından yurtdışında banka hesabı olur. Bu durum gururlu ulus adına dilenilen paranın nereye aktığına bir cevap olabilir.
Paranın bağışlandığı bir diğer yer ise şaşırtıcı sayıdaki sivil kuruluşlardır. Uluslararası donörler, rüşvetçi Afgan hükümetine güvenmiyorlar; alternatif olarak parayı STK’lara veriyorlar. Birçoğu yabancılar tarafından idare edilen STK’lar ise kendi paylarına düşeni yaparak, parayı şahsi ihtiyaçları, ulaşımları, tatilleri, yüksek memur maaşları, misafirhane ve ofis kiraları için sarf ediyorlar. Yardımın sadece küçük bir bölümü Afganlıları kalkındırmak için tasarruf ediliyor.

Durum daha da vahimleşiyor
Yoksul devlet, bağışların büyük bir bölümünün belirli bir kesimin tasarrufunda olması ve dış güçlerin varlığı, hepsi birlikte Afganların düşkünlüğünü iki katına çıkarıyor.
Temel madde fiyatları mütemadiyen yükseliyor, işsizlik oranı gittikçe artıyor ve gelir düzeyi düşüyor. Örneğin, Taliban döneminde bir ekmek üç Afghani iken, şimdiki fiyat onun iki katı. Bir litre petrol 11 Afghani’ye satılırken şimdi 50 Afgani’ye satılıyor. Aynı şekilde bir litre likit gaz 20 Afghani’ye satılırken şimdi 60 Afghani’nin üzerinde bir fiyata satılıyor. Fiyatlar yükseliyor fakat insanların maaşları düşüyor.
Kabil sakinleri, altı yıl önce en az 12 saat elektrik kullanırken bu süre şimdi dört saate indi. Kabil belki de dünyada elektrik kesintileri yaşayan tek başkent. Kabilin önemli ana yolları asfaltlı değil, hatta çok bozuk durumda. Taliban sonrası, Afganistan’ın başkenti Kabil’deki durumu dile getirilen başarı hikâyesi bu şekilde.
Kırsal alanlarda ve de kasabalardaki durum çok daha vahim. Fakirlik ve günlük yaşamın düzensizliği, Afganlıların gittikçe artan hayal kırıklıları ve devlete olan güvenlerini kaybetmelerinin tek nedeni değil. İnsanları rejime karşı durmaya iten sebep ise onun “uluslararası arkadaşları”.

“Kangurular daha önemli”
Birçok Afgan, beynelmilel dostları tarafından kendilerine hayvandan daha az ehemmiyet verilip verilmediğini merak ediyor. Bir gazete son günlerde dış güçlerin bombalayarak katlettiği Afganlılar hakkındaki haberi pişmanlıkla değil de kara mizahla veriyor.

“Birleşmiş Milletler özel timi son günlerde demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde bir hayvanat bahçesindeki yedi dağ kangurusunun öldürülmesine ilişkin bir soruşturma açtı. Bu, hayvanların hayatlarının ne kadar önemsendiğini gösteriyor. Biz Afganlılar da Birleşmiş Milletler’den ve de insan hakları kurumlarından bu derece itibar görmeyi arzu ederdik.”
Bu talihsiz ülkede, özellikle de Afganistan’ın güneyinde düzinelerce sivilin bombardıman altında NATO ve de ABD bölükleri tarafından öldürülmesi rutin bir hale geldi. Birçoğu sakatlandı, yetim ve dul kaldılar. Bununla birlikte insan hakları ve demokrasi savunucuları Afganlıların yakınları ve sevdiklerinin kanları için ufak bir açıklamada bulunarak onlardan kredi topluyorlar.
Diğer yandan, Birleşmiş Milletler itibarlı Amerika ve NATO bölüklerinin merhametsiz bombalama raporlarının ülkenin en ücra köyleri olan Helmand, Kandahar, Uruzhan, Zabul, Paktia, Paktika, Khost, Nangarhar, Laghman, Kunar, Nuristan ya da Kapisa’dan Kabil’e ulaşması hususunda sessiz kalıyor.
Böyle bir durumda, uluslararası camia şaşırtıcı sayıdaki Afgan’ın Taliban’a veya el-Kaide intihar birliklerine katılmalarına şaşırmamalıdır. İntihar saldırıları fenomeni bu gururlu ulusa yabancı bir eylem fakat onlar paramparça ölmek yerine, bedenleri ile ruhları arasındaki bağı bir anda kopararak ölmenin daha uygun olacağını düşünüyorlar.
* Burhan Yunus, “Bitter Reality of Post-Taliban Afghanistan”, www.islamonline.net , 25/12/2007. Ayşe Olgun tarafından tercüme edilmiştir.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

DOSYA: İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar girdabı: Irak'ın işgali
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu poli...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Sürgündeki Moritanlar
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım ol...

DOSYA: Beş yılda 50 yıllık kayıp
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep ...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Mısır'ın yıllardır bitmeyen "mübarek" seçimleri
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetini...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEY ASYA ; Pakistan: Kızgın bir yaza gebe siyasi bahar
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında ...

DÜNYA GÜNDEMİ: BALKANLAR; Kosova'nın domino etkisi
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada ...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Umutların söndürüldüğü ülke Somali
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen dur...