DÜNYA GÜNDEMİ: ORTA ASYA, Doğu Türkistan Müslümanları Çin baskısı altında PDF Yazdır E-posta
Yazar A.Faruk Ünsal   
DÜNYA GÜNDEMİ: ORTA ASYA, Doğu Türkistan Müslümanları Çin baskısı altında
Çin’de yaşayan Müslümanların sayısına ilişkin resmi istatistik verilerinin sıhhatinden kuşku duymamak için hiçbir nedenin olmaması, bölgeye dönük uzun vadeli bir yaklaşım oluşturulabilmesi için gerçekçi bir öngörüde bulunmaya engel değildir. Çin’in batısında yer alan ve yine Çin tarafından Sincan Uygur Özerk Bölgesi olarak adlandırılan Doğu Türkistan’da (Sincan’ın Çince’deki anlamı yeni fethedilmiş topraklar demektir) 30 milyon kadar Türk kökenli Müslüman (Uygur); Pekin, civarı ve daha doğusunda da 100 milyon kadar Çin kökenli Müslüman (Hui) yaşamaktadır. Yani Doğu Türkistan ve Çin’deki Müslüman nüfus yaklaşık 130-150 milyon civarındadır. Çin ise gerek Doğu Türkistan’da gerekse Çin’de yaşayan Müslüman nüfusun sayısını olduğundan az gösterme çabasındadır. Zira tek çocuk sahibi olma kuralına, özellikle Uygurlar, genelde de Müslümanlar pek riayet etmemekte, gerek ceza ödemek ve rüşvet vermek suretiyle gerekse de çocuklarını kayıt ettirmemek suretiyle nüfuslarını planlanandan fazla tutmaktadırlar.

19. yüzyıl sonlarına kadar Çin saldırıları ve boyunduruğuna maruz kalan, buna rağmen şu veya bu şekilde kendi kimliğiyle yaşamış olan Şarki Türkistan, 20. yüzyılda da iki başarısız bağımsızlık deneyiminden (1933 ve 1944) sonuç alamamış ve nihayet mevcut duruma tahammül etmek zorunda kalmıştır. Çin devleti açısından Uygurların durumu, sadece Müslüman olmalarından değil tarihi bağımsızlık iddiaları ve bu konudaki ayrılıkçı sabıkaları (!) nedeniyle de ayrı bir dikkati gerektirir hal almıştır. Uygurların Çinlilerle yaptıkları tarihi mücadelelerde Huilerden bekledikleri desteği görememiş olmaları, iki Hanefi Müslüman topluluk arasında kırgınlıkların ve güvensizliklerin oluşmasına sebep olmuş ve bu süreç Uygurlarda “negatif milliyetçilik” eğiliminin oluşmasına yol açmıştır.

İslam dünyasına açılma kapısı olarak Türkiye’yi gören Uygurların Türkiye’ye geldiklerinde daha çok milliyetçi (!) çevrelerle irtibat kurmaları da, negatif milliyetçiliğin gelişmesinde ve pekişmesinde ayrıca etken olmuştur. Uygurlara nispetle İslam dünyası ile ilişki kurma beceresi düşük olan Huiler, kendi yurttaşları olan Uygurlarla da iyi ilişki kuramadıkları için kendilerine has bir Müslümanlık geliştirmişlerdir. Bu kopukluktan beslenerek ortaya çıkma emaresi gösteren “Çin tipi Müslümanlık”, tam da Çin kültürünün yabancı kültürlerle hesaplaşma üslubu olan “direnmek ve karşı çıkmak yerine içine alarak absorbe etmek ve dönüştürüp kendine benzetmek” düsturuna uygun düşmektedir. Gelinen bu noktada, mezarlıklarını bile ayıran iki topluluk, bir araya gelip beraberlik inşa edeceklerine birbirlerinden ayrılıp aralarına duvar inşa etmişlerdir. Uygur-Hui kopukluğu nedeniyle, Uygur Türkleriyle irtibatını soydaşları Huiler aracılığıyla yürütme meylinde olan Çin hükümetinin, Uygurlarla iyi ilişkiler kurması mümkün olmamakta ve Uygurlar için bölgelerinde yaşamanın siyasi ve sosyal maliyeti artmaktadır.

Bu iki Müslüman halk arasındaki irtibatsızlık, belki her iki tarafın sorumluluklarına uygun davranabilmelerine engel olmaktadır ama bunu aşmanın vebali de Uygurlarla ya da bir başka deyişle Çin’deki Müslümanlarla en kolay ilişki kurabilecek olan Türkiye’ye düşer. Çin’in mevcut yasal mevzuatı özel okullaşmaya veya dernek kurmaya izin vermediği için özel okul açılabilmesi mümkün değildir. Türkiye’den Çin’deki üniversitelere öğrenci göndermenin de pratik bir yararından bahsedilemez. Şimdiye kadar benimsenen, Uygur öğrencilerin Türkiye’ye getirilmeleri, bir yöntem olarak sürdürülmeye devam ettirilmelidir. Bu öğrencilerin gelmeleriyle Türkiye Türkçesi’nin yaygınlaşması ve böylelikle Türkçe yayınlanan birçok telif ve tercümenin Uygur dünyasında okunmasının sağlanması, dahası “milliyet ötesi veya uluslar üstü kardeşlik anlayışı”nın yaygınlaştırılması mümkün olacaktır. Uygurca-Türkçe sözlüklerin ve mukayeseli dilbilgisi kitaplarının bastırılması da ayrıca bu kültürel köprünün temelini oluşturan önemli araçlardan olacaktır. Bütün bunlardan daha önemlisi ise Hui öğrencilerin Türkiye’ye getirtilerek özellikle ilahiyat eğitimi görmelerinin sağlanmasıdır. Böylelikle İslam toplumunun ücrasında kalmış olan bu parçası, İslam dünyasıyla geç kalmış entegrasyonunu sağlamış ve kendilerini geri kalanlarımıza yabancılaştıran “sui generis” bir Müslümanlık anlayışı geliştirmelerinin önüne geçilmiş olur.

 Doğu Türkistan Müslümanları her gün yeni bir yasakla karşılaşıyorlar. Son günlerde, Müslümanların camiye girişlerini engellemek için cami girişlerine yukarıdaki fotoğrafta görülen ikaz tabelaları yerleştirildi. Tabelada yazan ifadelerin anlamı ise şöyle:
“Aşağıdaki kişilerin mescide girip dini faaliyette bulunmaları yasaktır:
1- Partiye girmeye namzet öğrenciler,
2- Devlet memurları, işçiler ile emekliler ve izne ayrılmış olanlar,
3- 18 yaş altındakiler,
4- Kent yöneticileri ve memurları,
5- Kadınlar.”
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

İKTİBAS: Amerikan hapishane endüstrisi: Köleliğin modern versiyonu*

İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunu...

41. Sayı Sunuş
Değerli okuyucularımız,
Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onu...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEY ASYA ; Pakistan: Kızgın bir yaza gebe siyasi bahar
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında ...

DOSYA: Beş yılda 50 yıllık kayıp
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep ...

DÜNYA GÜNDEMİ: BALKANLAR; Kosova'nın domino etkisi
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada ...

DOSYA: Uluslararası hukuk açısından Irak'ta yaşam hakkı ihlalleri
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU; İran'da yeni dönem
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...