DÜNYA GÜNDEMİ: KAFKASYA, Hüznün toprağı, bahtsız Karabağ PDF Yazdır E-posta
Yazar Hüseyin Altınalan   
KAFKASYA, Hüznün toprağı, bahtsız KarabağKafkasya’nın sıkıntılı ve çalkantılı toprağı Karabağ, Kür ve Aras ırmakları ile Gökçe Gölü arasında yer alıyor. Geniş yüz ölçümüne rağmen şimdi Karabağ topraklarında bir tek Azeri bile yaşamıyor. Bir milyona yakın Azeri doğduğu toprakları terk etmiş durumda.

Karabağ 16 yıl önce Ermeniler tarafından işgal edilirken binlerce Azeri katledildi, on binlercesi de sakat bırakıldı. Yaşanan bu korkunç trajediye rağmen Karabağ sorunu hala dünya gündeminde yer bulamamakta.

 1828’li yıllarda 200.000 nüfuslu Karabağ’ın %95’i Türk’tü. Ancak Rusya, özellikle Karabağ’a, dünyanın her tarafından getirttiği Ermenileri yerleştirdi. Böylelikle, Azerilerin yerlerinden edilmesi ve imhası politikasının temelleri atılarak “Büyük Ermenistan” propagandasına başlandı. Ermeniler, 1905-1907 yıllarında Azerbaycanlılara karşın kanlı terör eylemlerine girişti. İşin garip tarafı, Ermeniler yaptıkları vahşeti propaganda ile örtmeyi de başardılar.

Karabağ sorunu, 1963 yılında Ermenilerin bu bölge için hak iddia etmesiyle başladı. Ermeniler, Karabağ’ı Ermenistan ile birleştirebilmek için çeşitli bahaneler ürettiler. Azerbaycan’ı bölgenin kaynaklarını sömürmek, Ermenilerin kültürel haklarını inkar etmek ve bölgeye dışarıdan Azerileri yerleştirerek Karabağ’ın demografik yapısını ve nüfus dengesini bozmakla suçladılar.

80’li yıllarda Dağlık Karabağ’da, Ermeniler “Büyük Ermenistan” için planlarını sahneye koydu. Yukarı Karabağ Özerk Bölgesi Yüksek Sovyeti’nin, 20 Şubat 1988 tarihinde Azerbaycan’dan ayrılarak ana vatan olarak kabul ettikleri Ermenistan’a bağlanma yönünde karar almasının ardından, Ermenistan Yüksek Sovyeti’nin de 15 Haziran 1988 tarihinde “Karabağ’ı ilhak”a karar vermesi ile sorun büyüdü. Ermenistan Yüksek Sovyeti ile Karabağ Ulusal Konseyi, Aralık 1989’da Karabağ ile Ermenistan’ın birleştirildiğini ilan etti. Ancak, daha sonra bu durumun Ermenistan’ı uluslararası arenada zor durumda bırakacağı düşünüldü ve birleşme kararından vazgeçildi. Bir süre sonra Aralık 1991’de gerçekleştirilen sözde referandum sonucuna göre 1992’de Karabağ bağımsızlığını ilan etti. Ancak Karabağ’ın bağımsızlığı, Ermenistan da dahil olmak üzere hiçbir ülke tarafından tanınmadı. Bu gelişme üzerine Azerbaycan, 27 Kasım 1991’de Dağlık Karabağ’ın özerklik statüsünü iptal etti. Ermenistan, Azerbaycan Parlamentosu tarafından alınan kararı, savaş ilanı olarak değerlendirdiğini açıkladı.

 Karabağ 16 yıl önce Ermeniler tarafından işgal edilirken binlerce Azeri katledildi, on binlercesi de sakat bırakıldı. Yaşanan bu korkunç trajediye rağmen Karabağ sorunu hala dünya gündeminde yer bulamamakta. Aralık 1991’de çöken Sovyetler Birliği, 1997 yılına kadar Ermenistan’a, tank ve uzun menzilli füzelerin de bulunduğu bir milyar dolar tutarında askeri malzeme verdi. Rusların büyük çaplı desteğini arkasına alan Ermenistan,  Kelbecer, Kubatlı, Fuzuli, Cebrail, Zengelan ve Laçin şehirlerini işgal etti. Bu nedenle 900 binden fazla Azeri yaşadıkları toprakları terk edip Azerbaycan’a sığındı. Bu arada, yaklaşık 200 bin Ermeni de Azerbaycan’ı terk etti. 1988 yılı başlarında Dağlık Karabağ’da Ermeniler ile Azeri Türkleri arasında çatışmalar başladı.

Azeri kuvvetleri, 1992 yazına kadar Karabağ’ın yarısını ele geçirdi ve başkenti kuşattı. Bunun üzerine Rusya, Ermenileri açıkça destekledi. Savaşta güç dengesi değişince Ermeniler, 1992’nin ikinci yarısında Hocalı, Şuşa, Laçin koridorunu işgal etti. Bu savaşın trajik kesitlerinden birini 26 Şubat 1992’deki insanlığın kara lekelerinden Hocalı Katliamı oluşturmaktadır. Ermeniler, Rusların desteği ile Azerbaycan’ın eski yerleşim merkezlerinden Hocalı şehrinde korkunç bir katliam gerçekleştirdiler.

1993-94 yıllarında, Kelbecer ve Karabağ dışındaki Azerbaycan topraklarının %20’si Ermeniler tarafından işgal edildi. Topraklarını geri almak isteyen Azerbaycan’ın hamlesi sonuçsuz kaldı. Çatışan taraflar, Mayıs 1994’te Rusya’nın arabuluculuğu ile ateşkes ilan etti. Ardından anlaşmazlık Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT)’na havale edildi. BM, AGİT ve NATO’nun bildiri ve kararlarında, Yukarı Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olduğu defalarca teyit edildi. Ancak bütün bu uyarılara ve işgalci olarak nitelendirilmelerine rağmen Ermenistan tutumundan vazgeçmedi.

1997 yılında uluslararası arabulucular, isteksizce davransalar da uzun bir süre sonra sorunları aşamalı olarak çözüme kavuşturacak bir öneri sundular. Tarafları ortak zeminde buluşturan plana göre, ilk aşamada Ermeni işgal güçleri Karabağ dışındaki Azerbaycan topraklarından çekilecek, mülteciler yurtlarına dönecek, bölgeye barış gücü askerleri yerleştirilecek ve sınırlar yeniden açılacaktı. İkinci aşamada ise Karabağ’ın statüsü belirlenecek ve özerk bir Karabağ oluşturulacaktı. Ancak, bu plana sıcak bakan Ter-Petrosyan, 1998 yılında cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetti. Yerini, AGİT’in bünyesindeki Minsk Grubu’nun önerisini reddeden Koçaryan’a bıraktı. Ve sorun günümüze kadar geldi.

Karabağ sorununda şu ana kadar bir mesafe kat edilemedi. Gelişmelere baktığımızda çözüleceğe de benzemiyor. Zira geçtiğimiz günlerde, AGİT Minsk Grubu Eş başkanı, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Bryza’nın yaptığı açıklama bu durumu güzel bir biçimde ortaya koymaktadır. Bryza, Ermenileri çözüme yaklaştıracak olan ambargodan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi ve haddini aşarak “Türkiye ile Azerbaycan arasındaki, bir millet iki devlet düşüncesi değişmeli. Türkiye, Ermenistan ile ilişkilerini, Azerbaycan gibi üçüncü bir ülkeyi dahil etmeden geliştirmeli ve diplomatik ilişki için ön koşul koymamalı.” ifadesini kullandı. Bryza, işgalci Ermenistan’a arka çıkmakta bir sakınca görmüyordu.

Dünyadaki sorunlu bölgelere ilişkin çalışmalarıyla dikkat çeken Uluslararası Kriz Grubu (The International Crisis Group), işgal altındaki Yukarı Karabağ ve diğer Azerbaycan topraklarına ilişkin adım atılmaması durumunda bölgede savaşın yaklaştığı iddiasında bulundu. Bu raporun açıklanmasının üzerinden birkaç gün geçmemişti ki, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan ile barış görüşmelerinin sonuç vermeyeceğine inandıkları anda, askeri yolla ülkesinin toprak bütünlüğünü yeniden sağlayacaklarını söyledi. Ermeni tarafı da Aliyev’den geri kalmadı. Ancak uzmanlar, çözümsüzlük süreci bıkkınlığa yol açsa da mevcut yönetimlerin konumlarını kaybedeceği endişesiyle ateşkesin devamından yana olduklarını düşünüyorlar.

Sonuç; Karabağ sorununda inisiyatif Rusya, ABD ve Fransa’dan oluşan Minsk Grubu’nun elinde. Ancak ABD’nin yanı sıra Rusya’nın, geçmişte olduğu gibi günümüzde de Ermenilere tam destek vermesi, Erivan’ın sorunun çözümüne yanaşmamasına sebep oluyor. Avrupa Birliği de ABD gibi ısrarla Türkiye’den uluslararası kuruluşlar tarafından “işgalci” olarak nitelendirilen Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmesini, ilk adım olarak da sınırını açmasını istemekte.

Evet, Türkiye, sınırını açabilir. Zira komşularımızla yakın komşuluk ilişkisi karşılıklı menfaatlere dayanır. Ancak, bu adımların atılması için Erivan, Ankara’nın “işgal ettikleri topraklardan çekilmesi” yönündeki şartını yerine getirmelidir.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

DOSYA: İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar girdabı: Irak'ın işgali
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu poli...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEY ASYA ; Pakistan: Kızgın bir yaza gebe siyasi bahar
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında ...

İKTİBAS: Amerikan hapishane endüstrisi: Köleliğin modern versiyonu*

İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunu...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Umutların söndürüldüğü ülke Somali
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen dur...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU; İran'da yeni dönem
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...

DÜNYA GÜNDEMİ: BALKANLAR; Kosova'nın domino etkisi
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada ...

ROPÖRTAJ :Batı'nın dayattığı Darfur algısına farklı bir bakış
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle,...