ADANMIŞ HAYATLAR: Libya direnişinin sembol ismi: Ömer Muhtar PDF Yazdır E-posta
Yazar Abdurrahman Dilipak   
ADANMIŞ HAYATLAR: Libya direnişinin sembol ismi: Ömer MuhtarÖmer Muhtar, Libya, Defne’de doğdu. Babası Muhtar, 1878 tarihinde hacda vefat etti. Annesi Muharib’in kızı Aişe olarak bilinirdi. Amcası onu ve kardeşi Muhammed’i öğrenimi için babasının yakın dostu Seyyid el Giryani ile birlikte Cağbum’daki medreseye yazdırdı. Muhtar burada sekiz yıl kaldı. Muhtar medrese eğitimi yaparken, çeşitli meslek alanlarında, ziraattan marangozluğa, demircilikten duvar ustalığına kadar bir çok işle uğraştı ve kendisini yetiştirdi.

Başarısı ve şahsiyeti dikkatleri üzerine çekti ve medreseyi temsilen Sudan ve Mısır’a giden çeşitli heyetlere başkanlık yaptı. Adil, dürüst, bilgili bir şahsiyetti. Kabilelerin arasında çıkan anlaşmazlıklarda arabulucu olarak görev aldı ve ihtilaflarda adaletine duyulan güvenden dolayı hakemlik yaptı.

Muhtar daha sonra Kasur Zaviyesi’nin başına getirildi. Ardından güneydeki Ayn Kalak Zaviyesi şeyhliğine atandı. Asıl şöhretini ve kariyerini burada sağladı. Fransız işgaline karşı direnişin sembol ismi haline gelmişti. Bir yandan talebelerini eğitiyor, halka rehberlik ediyor, öte yandan istilaya karşı direnişi örgütlemeye çalışıyordu. Kasur Zaviyesi imamlığı sırasında da direnişi örgütlemeye devam etti. Dünya, Ömer Muhtar’ı 1980’de Mustafa Akkad’ın yaptığı ve Anthony Quinn’in başrolünü oynadığı  “Lion of Desert / Çöl Aslanı” filmi ile tanıdı.

İtalyanların Libya’ya saldırması
İtalyanlar, II. Abdülhamit’in tahttan düşürülmesinden sonra Mısır’ın İngiliz işgalinde olmasını fırsat bilerek 27 Eylül 1911’de İstanbul’a verdikleri ültimatomla Trablusgarb’a asker çıkarttılar. Ancak, Balkan Harbi’nin başlaması ile İtalya ile anlaşan Osmanlı devleti Libya’dan geri çekildi. Libya halkı İtalyan güçleri ile baş başa kaldı.

Libya direniş kuvvetlerinin komutanı Seyyid Ahmed eş Şerif es-Sunusi idi. İlk günlerde Osmanlı’dan kalan sınırlı sayıdaki silahla direniş başarılı şekilde devam etti. Sunusi zaferden emindi. Kendisine İtalya ile anlaşmak için teklifte bulunanlara: “Gençleri ihtiyarlatacak kadar şiddetli ve uzun sürecek bir savaş istiyoruz; günden güne şiddet ve ciddiyet kazanmakta olan bu savaş yalnız yapıldığı yerle sınırlı kalmayacaktır. Etrafımda “la ilahe illallah Muhammedun Resulullah” hükmünü kabul eden bulundukça, ruhum bedenimde kaldıkça Trablus’un dışında bile cihadı sürdürmemiz mümkün olacaktır. Şimdiki gibi binlerce, milyonlarca sadık mücahid bulunduğu zaman değil, belki yanımda bir gülle, bir fişek kaldığı zaman bile barışa gelemem.” diyordu.

Ömer MuhtarBirinci Dünya Savaşı’nın ardından Seyyid Ahmed’in yerine Seyyid Muhammed İdris geçti. İtalya’da ise 1922’de Faşistler iktidarı ele geçirmiş, Benito Mussolini Trablusgarb’taki direnişin ezilmesi, Sunusi mukavemetinin kırılması için emir vermişti. Mussolini, Muhammed İdris Sunusi ile yapılan anlaşmaları geçersiz ilan etti ve 1923 yılında ikinci işgallerine başladı. Emir İdris ise İtalyanların saldırısını beklemeden Libya’yı terk ederek Mısır’a yerleşti. Yerine kardeşi Muhammed Rıza ve amcazadesi Seyyid Seyfeddin’i bıraktı. Onlar da bu işi yönetemeyince halk ve mücahitler Ömer Muhtar’ın etrafında toplanmaya başladılar. 1923’ten 1932’ye kadar süren süreçte direnişin adı artık Ömer Muhtar’dı. 1923’ten 1932’ye kadar 500’e yakın çatışmaya katıldı. 200’den fazla küçük ölçekli çatışmayı yönetti. Bu çatışmalarda İtalyan kaynaklarına göre bütün mücadele boyunca çatışmalara katılan ve şehit olan toplam mücahit sayısı 4329 idi.

Ömer Muhtar kendisine yardım eden kabilelerin direnişe katılan gençlerini 100-300 kişilik, silahlı atlı ya da yaya birlikleri şeklinde organize etti. Birkaç yüz kişilik gruplarla, binlerce kişilik ve modern silahlarla donatılmış İtalyan birliklerine saldırıyor ve vur-kaç taktiği ile hemen ortalıktan kayboluyorlardı. İtalyanlar ise her saldırıdan sonra bölgedeki sivil halkın, çetelere yardım ve yataklık ettiğini iddia ediyor, evlerini yıkıyor, hayvanlarını gasp ediyor ve birçok kişiyi meydanlarda kurşuna diziyordu. Ömer Muhtar ve mücahitlerinin elde ettikleri silah ve mühimmatın birçoğu, geri çekilirken düşmanın geride bıraktığı silahlar ve mühimmattan ibaretti. Bu kıt imkanlarla İtalyan uçaklarını düşürdüler, bir tek saldırıda yüzlerce askeri öldürdüler ve birlikleri dağıttılar.

“Muzaffer olmadan bu dağları terk etmeyeceğim.”
Savaşın uzaması sonucu, açlık ve baskı artmıştı. İtalyanların bazı kabile reislerini Muhtar’ın direnişten vazgeçmesi halinde bu baskıların sona ereceği yönündeki teahhütleri üzerine, “Başaramayacağı bir savaş yüzünden direnmenin fayda vermeyeceği ya teslim olması ya da bölgeden ayrılması” konusunda kendisine yapılan telkinlere karşı, kabile reislerini Kasr el-Mecahir’de müşavereye çağırdı. Sunusi şeyhlerinden, Muhtarın çocukluk arkadaşı Şerif el Giryani İtalyanlarla anlaşmıştı. Ömer Muhtar’ın Kur’an’a el basarak yemin ettiği konuşmasını şu sözlerle noktaladı: “Vallahi, ya muzaffer olmadan ya da şehadete ermeden bu dağları terk etmeyeceğim ve İtalyanlara karşı devam eden bu savaşı asla durdurmayacağım. Mısır’a gitmek isteyenler buyurup gitsinler, İtalyanlara teslim olup ölümden kurtulmak isteyenler de teslim olsunlar, hiç kimse onları tutmuş değildir.” Toplantı tekbir sesleri ile son buldu.

İtalyan komutanlardan Mezzetti, Muhtar’ın askerleri hakkında şöyle diyordu: “Cihat ruhuna sahip bu göçebe insanları çiftlik sahalarına ve şehirlere çekmeden pek fazla bir şeyin değişmeyeceğini söyleyebiliriz.” Cephede eşit olmayan bir durum vardı, İtalyanlar vahşi bir katliamla direnişi sindirmeye çalışıyorlardı. Havadan bombalanan bedevi kampları, daha sonra zırhlı araçlarla vuruluyor, ardından piyadeler yoğun ateşle hedefleri, kadın, erkek, yaşlı, çocuk gözetmeden yok ettikten sonra sağ kalanları zırhlı araçların önüne katıp kuzeye doğru, sahildeki müstahkem temerküz kamplarına götürüyorlardı.

 1929’da valiliğe atanan ve Berka kasabı olarak adlandırılan Badoglio’nun ilan ettiği genel af bekleneni vermedi. Ömer Muhtar haziranda ateşkes konusunda görüşmeler yaptı ise de sonuç alınamadı ve ekim ayında çatışmalar yeniden başladı. 8 Kasım 1929’da mücahitler Bingazi’de İtalyan karargahına saldırdı. İtalyan karargahı havaya uçurularak tamamen yok edildi. Bunun üzerine komutanlığa 10 Ocak 1930’da Rodolfo Graziani getirildi.

 Graziani 13 bin kişilik birliği ile Fayed’de Muhtar’ın karargahına saldırdı. Muhtar büyük seriyye grubları ile birçok noktadan birden saldırarak Graziani kuvvetlerini perişan etti. Bu durum İtalyan kuvvetlerinde derin bir moral bozukluğuna yol açtı.

Graziani başarmak için herşeyi yapmaya hazırdı. Mücahitlerin Mısır hududundan yardım almalarının önünü kesmek için güneydeki Kufra’ya saldırdı ve Kufra düştü. Libya Mısır sınırını mayınladı, tel örgülerle geçişi engellemeye çalıştı ve hava denetimi ile bölgeye yaklaşanlara ateş açtı. Burada inanılmaz katliam, zulüm, tecavüz ve işkenceler yaptılar. Kur’an’a hakaret edilmiş; alimler uçaktan atılarak, halkın gözü korkutulmak istenmişti.  Kuyular doldurulmuş, hurma bahçeleri, kütüphaneler, camiler ve medreseler yakılmıştı.

Bu eşitsiz savaşta bölgeye gündüzleri İtalyanlar, geceleri Muhtar’ın çöl kaplanları hakim oluyordu. Ancak direnişin devamı için ekonomik, askeri ve siyasi desteğe ihtiyaçları vardı. Muhtar gizlice Mısır’a gitti ve İdris Sunusi ile görüştü. Mısır İtalya hükümetinden çekindiği için yardımı reddetti. İtalyan istihbarat ajanları Muhtar’ın yerini bulup kendisi ile görüştüler. “Eğer cihat hareketinden vazgeçer ve teslim olursa kendisine Bingazi’de en güzel bir köşk, hayatının sonuna kadar rahat yaşayacağı yüklü bir maaş ve ekonomik yardımlar”  teklif ettiler. Muhtar bu teklifi reddetti. Mısırlı Müslümanların sınırlı yardımları ile ülkesine dönerken, İtalyan istihbaratının suikast planlarından da kurtularak Cebel-ül Ahdar’a döndü.

Ölüm asude bir bahar ülkesidir bir rind’e
Ey ölüm meleği; dikkat et, elinde tuttuğun can, refiki Muhammed Mustafa’dır.
Ve Allah cc. onu 11 Eylül 1931’de cennetine çağırdı. Ömer Muhtar ve arkadaşları Sılanta mevkiindeki sahabe Seyyid Rafi hazretlerinin kabrini ziyarete gelmişlerdi. Orada pusuya düşürüldüler. Ömer Muhtar esir edildi. Sûse’ye, ardından Bingazi’ye 60 km uzaklıktaki Suluk’a götürüldü.

Ömer Muhtar, İtalyanların istediği “mücahitlerin teslim olması” teklifini reddetti. Bunun üzerine 15 Eylül 1931 günü İtalyan sıkıyönetim mahkemesi tarafından idam cezasına çarptırıldı. Ömer Muhtar’ın mahkeme kararına cevabı: “Hüküm ve karar yalnız Allah’ındır. Sizin bu sahte ve uydurma hükmünüzün hiçbir geçerliliği yoktur. İnna lillah ve inna ileyhi raciun” şeklinde oldu. Aynı gün idam edildi. İdam sehpasında son sözleri, Fecr Suresi’nin son ayetlerinden “Ey huzura ermiş nefis! Razı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dön” idi. Şehadeti ülkesinde ve İslam dünyasında büyük yankı yaptı. 70 yaşında bir ihtiyar, piyade tüfekleri ve bir kaç atlı ve develi Afrikalı ile İtalyan ordusuna karşı kahramanca direndi.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

İSLAM COĞRAFYASI: Bir esenlik yurdu: Bruney Sultanlığı
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

DOSYA: Yaşam hakkı ihlalleri üssü: Irak
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Mısır'ın yıllardır bitmeyen "mübarek" seçimleri
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetini...

DOSYA: Uluslararası hukuk açısından Irak'ta yaşam hakkı ihlalleri
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu...

ADANMIŞ HAYATLAR: Bağımsız Çeçenistan için bir mihenk taşı: Cevher Dudayev
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri h...

41. Sayı Sunuş
Değerli okuyucularımız,
Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onu...

DOSYA: İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar girdabı: Irak'ın işgali
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu poli...