Röportaj: Dhoruba el-Mücahid bin Vahad; Kapitalizme tek çare Afrika Birliği PDF Yazdır E-posta
Yazar Amine Tuna   
Röportaj: Dhoruba el-Mücahid bin Vahad; Kapitalizme tek çare Afrika BirliğiGeçtiğimiz ay Pan-Afrikanist entelektüel ve aktivist Dhoruba el-Mücahid Bin Vahad (Richard Moore), İHH’nın misafiri olarak İstanbul’a geldi. Kaldığı süre zarfında basın toplantısı, konferans ve röportajlarla Afrikalı halkların bağımsızlığı ve medeni hakları için verdiği mücadeleyi anlattı.

Sayın Dhoruba, bize kendinizden bahseder misiniz?
1944 yılında, siyah-beyaz ırkçılığının en keskin dönemlerini yaşayan ABD’de dünyaya geldim. Benim çocukluğum ve gençliğim, çeteler arası savaşlar, uyuşturucu ticareti, yüksek suç oranı ve polis baskınlarıyla anılan Bronx ve Harlem’de geçti. 1968’de, Malcolm X’in öldürülmesiyle, siyahi halk üzerinde gittikçe artan siyasi baskı ve ayrımcılık ortamında ben de  safımı belirledim.
Afro-Amerikalıların medeni hakları için mücadele eden ve siyahi gençlik için yeni bir açılım sağlayan Kara Panterler hareketine katıldım. Bir süre mali işlerinden sorumlu olarak görev yaptım. İdeolojik anlamda partinin düşünsel yapısının gelişmesinde de katkılarımız oldu.  

Kara Panterler Partisi’nin yapmak istediği neydi?
Kara Panterler Partisi, ABD hükümetinin siyah-beyaz ayrımcılığını gizli bir iç politika anlayışı olarak sürdürmesine, siyasi ve toplumsal elitlerin siyahların yaşama alanlarını adeta rezervasyonlara dönüştürmesine tahammülü kalmayan bir grup siyahi genç tarafından kuruldu. Öncelikle siyahi toplumun acil ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ücretsiz yemek ve giysi dağıtımları, sağlık kontrolleri, eğitim hizmetleri gibi sosyal faaliyetlerde bulunan Parti, uyuşturucuyla ve uyuşturucu işine karışan siyahi çetelerle de mücadele etti ve kısa sürede büyük destek topladı. Irkçılık ve hükümetin ayrımcı politikalarına karşı harekete geçmek için de her zaman hazır olmaya çalıştı. Üye sayımız arttı, yeni şehirlerde yeni şubeler açıldı, Kara Panterler’in sesi daha çok duyulmaya başladı. Ve Parti nihayi olarak siyahi halkı harekete geçirecek bir eylem merkezi haline dönüştü.

Peki, sizler bu şekilde çalışırken Amerika hükümeti sizin faaliyetlerinizden ve yaptıklarınızdan hiç rahatsızlık duymadı mı?
Elbette. 1970’te FBI, Kara Panterler’i "ABD’yi tehdit eden en tehlikeli ve radikal grup" olarak ilan etti. Daha sonra başlatılan operasyonlarla Kara Panter şubeleri ve üyelerinin evleri, arama izni almaya gerek duyulmaksızın basıldı, yüzlerce kişi tutuklandı, çıkan çatışmalarda öldürüldü. Panter 21 adını verdikleri bu operasyonlarla, şehirde bombalama, soygun gibi olaylara karıştıkları iddiasıyla, benim de içinde bulunduğum Parti liderlerinden 21 kişiyi tutukladılar.

Ne kadar süre hapiste kaldınız?
İki sene hapiste tutulduk, sonunda hakkımızdaki bütün suçlamalardan aklandık. Ancak Amerikan polisi, Kara Panterler’in sonunu getirmek istiyordu. İki polisi öldürdüğümüz iddiasıyla beni ve arkadaşlarımı tekrar tutukladılar. 19 seneyi bulan hukuk mücadelemizden sonra suçsuzluğum ispat edildi ve 1990’da serbest bırakıldım.

Geçmiş olsun, bu oldukça uzun bir süre. Serbest bırakıldıktan sonra aynı heyecanla mücadelenize devam ediyorsunuz. Bize söyler misiniz, bu kadar olumsuz tecrübelerden sonra yaşadığınız Amerika’yı nasıl tanımlıyorsunuz?
Kolonileşme sürecini, köle ticaretini ve "beyaz" olanın hükümranlığına dayalı emperyal düşünceyi anlamadan, ABD’nin kuruluşunu değerlendirebilmek mümkün değildir. Bana göre ABD, "beyaz kibir"i temsil eden bir imparatorluk; siyahi kölelerin bedenleri üzerinde yükselmiş "beyaz" bir medeniyet. Ne zaman ki, sömürge topraklarında Afrikalı köle nüfus, efendilerinin sayısını geçtiği zaman kontrol altına alınması gereken bir güruh haline dönüştü; işte o zaman Amerika Birleşik Devletleri bu ihtiyaç üzerinden doğmuş ve bu ideoloji üzerine inşa edilmiş oldu. 20 senelik tecrübeme dayanarak, ABD’nin Guantanamo’dan önce de benzer yapıda hapishane ve işkence kampları olduğunu belirtmeliyim. Mesela Attica, Illinois gibi pek çok hapishane, halihazırda mahkumlara çok ağır baskı ve işkencelerin yapıldığı yerler. Amerika’daki diğer hapishaneler gibi buralarda da mahkumların çoğunluğunu siyahlar oluşturuyor. Amerika’da kişiler siyasi suçlardan yargılanamadığı için muhalif grupların mensupları, özellikle siyahi özgürlük hareketleri ve sol örgütlerin liderleri, polis öldürmek, devletin memuruna hakarette bulunmak, hırsızlık yapmak gibi asılsız adi suçlar isnat edilerek hapse atılıyor.

Amerika’daki bütün azınlık ve etnik grupların hapiste temsilcileri bulunuyor, bu şekilde hükümetin muhaliflerine karşı adeta gizli bir savaş yürütülüyor. Amerikan medyası da hükümetle yakın ilişkiler içerisindeki medya patronlarının güdümünde olduğu için, Amerikan hükümetinin ve polisinin itibarını sarsacak hiçbir olay ekranlara yansıtılmıyor.

Amerika’nın mevcut saldırgan dış politikaları için ne düşünüyorsunuz?  
Küreselleşme sürecinde Amerika’nın başını çektiği savaş ve baskı iktidarı büyük bir endüstri haline geldi. Savaşlar ve devlet terörünün, bunları finanse eden Amerika’daki Bush iktidarı gibi ulusal elitleri ve oligarşileri palazlandırıyor. Bence tüm Afrika ülkelerinin bir araya gelerek ekonomik bir birlik oluşturması ve Batı’yla olan ticari ilişkilerde inisiyatifi kendi eline alması halinde, Batı kapitalizminin ve onun en büyük finansörleri olan Amerikalı savaş lordlarının hakkından gelmek mümkündür.

Hala Amerika’da mı yaşıyorsunuz?
Hapiste geçirdiğim süre içerisinde İslamiyet’i kabul ettim, 1990’da tahliye edildikten sonra atalarımın toprakları ve Pan-Afrikanizm düşüncesini savunan pek çok arkadaşımın bulunduğu
Gana’ya yerleştim.

Sayın Dhoruba, bizlere son olarak neler söylemek istersiniz?  
Afrikalı halkların haklarını savunmaya ve özellikle Amerikan ırkçılığına karşı mücadeleye devam ediyorum. Batı kapitalizmine rakip olacak ekonomi eksenli bir Afrika birliği üzerine çalışmalarım var. Son olarak Türkiye’de beni misafir eden İHH’ya ve kendimi anlatma fırsatı verdiğiniz için sizlere teşekkür ederim.

 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEY ASYA ; Pakistan: Kızgın bir yaza gebe siyasi bahar
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında ...

DOSYA: Uluslararası hukuk açısından Irak'ta yaşam hakkı ihlalleri
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU; İran'da yeni dönem
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...

DÜNYA GÜNDEMİ: BALKANLAR; Kosova'nın domino etkisi
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada ...

İSLAM COĞRAFYASI: Bir esenlik yurdu: Bruney Sultanlığı
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

İKTİBAS: Amerikan hapishane endüstrisi: Köleliğin modern versiyonu*

İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunu...

DOSYA: Beş yılda 50 yıllık kayıp
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep ...