İSLAM COĞRAFYASI: Güney Asya'da ezik bir Müslüman Halk: ARAKANLILAR
Yazar Aslıhan Akman
Burma yönetiminin sistematik baskılarına maruz kalan Arakan Müslümanları, yerlerinden edilerek iltica etmeye zorlanıyor. Halihazırda binlerce Arakanlı, yasal mülteci statüsü olmadan Bangladeş’teki kamplarda, bataklık içerisinde yaşam mücadelesi veriyor.
Arakan, kısa bir süre öncesine kadar Burma olarak anılan, Myanmar sınırları içerisinde bulunan bir bölge olarak bilinir. Kendi içerisinde beş bölgeye ayrılmıştır: Sitve, Maungdav, Buthidaung, Kyaukpru ve Thandve. Kaynaklarda "Rakhin Devleti" olarak da anılır. Rakhin tabiri, Arakan’da yaşayan Budistler için kullanılmaktadır. Bölgenin bu isimle anılması, bu bölgede yaşayan ve kendilerini "Rohingya" olarak adlandıran Müslüman nüfusu göz ardı etmektedir. Myanmar nüfusunun %68’ini Burmalılar, %9’unu Şanlar, %7’sini Karenler, %4’ünü Budist Rakhinler, kalan %5’ini ise içinde Arakanlı Müslümanların, yani Rohingyaların oluşturduğu diğer etnik gruplar oluşturmaktadır. Arakanlı Müslümanlar, Myanmar askeri cuntası tarafından en çok baskı yapılan gruplardandır. Arakanlı Müslümanların sayısı dört-beş milyon civarındadır; ancak bu sayının yaklaşık yarısı, Myanmar dışındaki ülkelerde çok ağır koşullarda mülteci statüleri dahi olmaksızın yaşam mücadelesi vermektedir. Arakanlı Budistlerin, yani Rakhinlerin sayısı ise bir milyon civarındadır. Müslüman nüfusunun çoğunluğu oluşturmasına rağmen, Myanmar’daki cunta yönetiminin baskıcı politikaları ve uluslararası toplumun bölgedeki Müslümanları görmezden gelmesi sonucunda, Arakanlı Müslümanların varlığı hiçe sayılmakta, sorunları görmezden gelinmektedir.
Bağımsız Arakan’dan cunta baskısına Bangladeş-Burma sınırında kuzey güney doğrultusunda uzanan 50.000 km2’lik bir alanı kaplayan Arakan, köklü bir tarihi mirasa sahiptir. Arakan’ın bilinen geçmişi, milattan önce üçüncü yüzyıla kadar uzanır. Milattan sonra birinci yüzyılda Dhanyavadi Krallığı, üçüncü yüzyılda ise Vesali Krallığı kurulmuştur. Bölgede İslam’ın yayılması ise sekizinci yüzyıldan itibaren bölgeye gelen Müslüman tüccarlar ve dervişler vasıtasıyla olmuştur. Sırasıyla Vesali, Lemro ve Mrauk U hanedanları tarafından yönetilen Arakan, en parlak dönemini bir İslam krallığı olan ve 1434-1734 yılları arasında hüküm süren Mrauk U döneminde yaşamıştır. Mrauk U döneminden önceki beş yüzyılda Arakan Budizm için kutsal bir bölge haline gelmiştir. Mrauk U döneminde ise Arakan’da iki ana din olan Budizm ve İslamiyet yan yana gelişme göstermiştir. Ancak bu durum, Arakanlı Müslümanlar ile Budistler arasında ortaya çıkmakta olan düşmanlığın önüne geçememiştir. Bugün Myanmar yönetimi, çoğu kez Arakanlı Budistleri Müslümanlara karşı kışkırtmakta ve bu durum özellikle Müslüman Arakanlıları baskı altında tutmaktadır. Mrauk U döneminin kapanması ve Güney Asya’da sömürgeciliğin başlaması, Arakan’ın tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. Mrauk U döneminde Portekizliler Arakan’da kısa bir süre varlık göstermişler, ardından 1784 yılında bölge, Burmalıların hakimiyetine girmiştir. Hindistan’da İngiltere hakimiyetinin başlamasıyla Arakan da bu durumdan etkilenmiştir. Burma, başka bazı bölgeler ile birlikte 1826’da Arakan’ı da İngiltere hakimiyetine bırakmıştır. Burma ve Arakan, 1937’de İngiltere yönetimindeki Hindistan’dan ayrılmış, Arakan Burma sınırlarına dahil olmuştur. Burma’nın 1948’deki bağımsızlığıyla birlikte Arakan ülkenin idari bölümlerinden biri haline gelmiştir.
Rohingyalar: Anavatanlarındaki yabancılar Arakan’daki Burma hakimiyeti, Rohingyalar için hak ihlalleri ile dolu bir dönemi de beraberinde getirmiştir. Müslümanlara karşı ilk ayaklanma 1938’de meydana gelmiş; binlerce Müslüman öldürülmüş, 500 binden fazla Müslüman ise bölgeyi terk etmek zorunda kalmıştır. Japonların 1939’da Burma’yı işgali ve Japonlarla İngilizler arasındaki mücadele esnasında Budistler Arakanlı Müslümanlara karşı düşmanca tavırlarını sürdürmüş ve 1942’de Müslümanlara yönelik büyük bir katliam gerçekleştirilmiştir. Katliam sonucunda 100 bin Müslüman hayatını kaybetmiştir. Burma’da 1962’de gerçekleşen darbe ile Arakanlı Müslümanların durumu daha da kötüleşmiştir. O güne kadar Rohingyaların elinde bulunan pek çok işletme kamulaştırılarak Müslümanlar ekonomik yönden güçsüz bırakılmıştır. Devlet kontrolündeki medya da Rohingyaları yabancılar olarak göstermeye çalışmıştır. Arakan’da devlet kademelerinde bulunan Müslümanlar görevlerinden alınarak yerlerine Budistler yerleştirilmiştir. Bu dönemde Rohingyalar askeri yönetim altında sorgusuz tutuklanma, işkence gibi pek çok insan hakları ihlallerine maruz kalmışlardır. Müslümanların cemaatle namaz kılmak, kurban kesmek gibi ibadetlerini yapmaları dahi yasaklanmıştır. Rohingyaların yaşadığı bir diğer acı olay da 1978’deki Kral Dragon Operasyonu’dur. Rohingyalara gözdağı vererek bölgeden ayrılmalarını hedefleyen operasyon kapsamında çok kadın, erkek, yaşlı pek çok Müslüman’a işkence yapıldığı, birçoğunun da hapse atıldığı ya da öldürüldüğü bilinmektedir. Olaylar sonunda 300 bini aşkın kişiden oluşan bir mülteci akını Bangladeş’e sığınmıştır. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Kurumu (BMMYK)’nun Rohingyalara mülteci statüsü vermesinin ardından 200 bin kadar Rohingya 1979’da Arakan’a geri dönebilmiş, 40 bin kişi ise mülteci kamplarında hayatını kaybetmiştir. 1982’de çıkarılan Yeni Vatandaşlık Kanunu ile Rohingyalar "ulusallar" kategorisinin dışında bırakılarak kendi topraklarında yabancı unsur olarak gösterilmişlerdir. Rohingyalar bugün hala vatandaş statüsüne sahip değillerdir. Rohingyaların doğdukları ülkenin vatandaşı olma hakları ellerinden alınarak en temel insan haklarından biri ihlal edilmektedir. Bu dönemde devlet, Müslümanlara karşı ayaklanmalara açıkça destek vermiştir. Rohingyaların Burma’nın başka bölgelerine geçmesi engellenmiş, ancak özellikle Kuzey Arakan’da Rohingyalar zorla evlerinden çıkarılmış, zorunlu işçi olarak çalıştırılmış, işkenceye maruz kalmışlardır. Yüzlerce yıllık camilere zarar verilmiş, Kuzey Arakan’ın her köşesine Budist tapınaklar inşa edilmiştir. Rohingyaların boşalttıkları yerlere Budistler yerleştirilmiş, pek çok Rohingya Arakan dışına göç etmek zorunda kalmıştır.
Bugün Arakan’da yaşayan Rohingyalar hayatlarını son derece zor koşullar altında sürdürmektedirler. Myanmar askeri yönetimi, Arakanlı Budistleri Müslümanlara karşı her fırsatta kışkırtmakta, Müslümanlara karşı sistematik bir baskı uygulamaktadır. Bu baskıların başında; Müslümanların yerlerinden edilerek yerlerine Budistlerin yerleştirilmesi, Müslümanların mal ve mülklerine el konması, çeşitli işlerde zorla çalıştırılması, camilerin kapatılması ve yeni camilerin yapımına izin verilmemesi, Müslümanların seyahat özgürlüklerinin engellenmesi gelmektedir. Budistlerin Müslümanlara karşı kışkırtılmaları sonucunda da pek çok şiddet olayı yaşanmaktadır. Müslümanların evlenmeleri dahi engellenmektedir. Müslümanlar evlilik izni alabilmek için uzun süre beklemekte ve yüksek vergiler ödemek zorunda kalmaktadırlar. Pek çok çift, evlenebilmek için Bangladeş’e gitmek zorunda kalmaktadırlar.
Mültecilik: Geçici mi, kalıcı mı? Askeri yönetimin (SLORC) baskıları nedeniyle doğdukları toprakları terk etmek zorunda kalan Rohingyalar, sığındıkları ülkelerde mülteci olarak yaşamaktadırlar. Bir kısmı mültecilik statüsüne dahi sahip değildir. Arakanlı Müslümanların yoğun olarak sığındıkları ülkelerin başında Bangladeş gelmektedir. Yaklaşık 300 bin Rohingya, 1991-92 yıllarında Bangladeş’e göç etmiştir. Bu mültecilerin bir kısmı, takip eden yıllarda Myanmar’a geri gönderilmiştir. Buna rağmen bugün 27 bin mülteci, Bangladeş’te bulunan Nayapara ve Kutupalong kamplarında yaşamaktadır. Bu kamplar, dünyadaki en kötü mülteci kampları olarak bilinmektedir. Bu kamplardaki koşulların iyileştirilmesi için zaman zaman uluslararası toplum harekete geçmekte, ancak girişimler yetersiz kalmaktadır. Örneğin Avrupa Birliği, Aralık 2007’de kamplardaki koşulların iyileştirilmesi için 3,9 milyon avroluk yardım yapmıştır. Ancak, Bangladeş’te mülteci statüsü verilmeyen Rohingyaların sayısının çok daha yüksek olduğu tahmin edilmektedir. Bazı kaynaklar bu sayının 600 bine kadar çıktığını öngörmektedir. Bangladeş dışında, Suudi Arabistan’da 500 bin, Pakistan’da 200 bin, Tayland’da 150 bin ve Malezya’da 10 bin Rohingya mültecinin yaşadığı tahmin edilmektedir. Rohingyaların sorunlarının çözümü için Arakan’daki hak ihlallerinin sona ermesi ve Müslümanların ait oldukları topraklara dönmeleri gerekmektedir. Burmalılaştırılan Rohingya kültürü Arakanlı Müslümanlar, kurdukları devletle birlikte kadim bir İslam kültürü de oluşturmuşlardır. Hint-Avrupa dil ailesine ait Rohingya dili, Güney Bangladeş’te konuşulan dile oldukça yakındır. Rohingyalar, yazı dilinde 300 yıl kadar Arap alfabesini kullanmışlardır. Arakan krallarının bastırdıkları paraların üzerinde Arap harfleriyle yazılmış sözcükler ve kelime-i şahadet bulunmaktadır. Myanmar’da yaşayan pek çok azınlıkla birlikte Arakanlıların kültürel mirası da Burma milliyetçiliği nedeniyle, Burmalılaştırma politikalarına maruz kalmakta ve yok edilmektedir.
Başta Arakanlı Müslümanlar olmak üzere Burma’da yaşayan Müslümanların kültürü, "Burma kültürüne" yabancı unsurlar olarak görülmektedir. Burmalı Müslümanların isimlerini dahi değiştirmeleri istenmektedir. İslam döneminden kalma tarihi kalıntılar yok edilmekte, yer isimleri değiştirilmektedir. Örneğin Arakan ismi Rakhine Pray, Akyab şehrinin ismi ise Sitve olarak değiştirilmiştir. Rohingyaların kültürel hayatı ve inancı için büyük önem taşıyan ve neredeyse her köşede bulunan camiler ve dini okullar yıkılmakta, yıkılmasalar dahi bahçelerine Budist tapınakları inşa edilmektedir.
Statüsü: Myanmar’a bağlı eyalet Başkenti: Akyab (Sitve) Nüfusu: 5.000.000 (2007) Yüzölçümü: 50.000 km2 Dini: İslam, Budizm Etnik gruplar: Rakhin, Rohingya, Mro, Khami, Kaman ve Dienet Doğal kaynakları: Pirinç, kakao, ormancılık, balıkçılık, petrol ve doğalgaz
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor
Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem.
...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor.
...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor.
...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda.
...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor.
...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı.
...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır.
...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte.
...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi.
...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor.
...
Sayı 41
DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU; İran'da yeni dönem Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor.
...
DOSYA: Yaşam hakkı ihlalleri üssü: Irak Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin...
DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA; Malezya genel seçimlerinin ardından Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli öl...
DOSYA: Uluslararası hukuk açısından Irak'ta yaşam hakkı ihlalleri Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu...
DOSYA: Beş yılda 50 yıllık kayıp Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep ...
41. Sayı Sunuş Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onu...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunu...