DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Afrika Birliği AB'ye haddini bildirebilecek mi? PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Kavas   
8-9 Aralık 2007 tarihinde yapılan AB Afrika Birliği Zirvesi, Afrika Birliği’nin yakın gelecekte Avrupa Birliği ile daha adil ortamlarda bir araya gelme imkanına kavuşacağının ilk işaretleridir. Düne kadar Afrikalılara dünyayı zindan eden Avrupalılardan yakın gelecekte geçmişin hesapları sorulacaktır.
Image
Afrika ülkeleri 21. yüzyıla oldukça ciddi adımlarla girdiler. Özellikle Afrika Birliği’nin çatısı altında, dünyanın en güçlü devletleri ile ve önemli uluslararası bütünleşme hareketleri ile yakın temaslar kurdular. Artık, Çin, Hindistan ve ABD gibi günümüzde herkese meydan okuyan devletler kadar Avrupa Birliği ve Latin Amerika Birliği gibi oluşumlar da Afrika olmadan kendileri için bir gelecek tahayyül edemez hale geldiler. Dahası, aralarındaki ilişkilerin müsbet veya menfi yönünü çok yakın gelecekte Afrika ile olan yakınlıkları belirleyecektir. Kaldı ki şimdiden ABD ve Çin her an bu kıta yüzünden kapışabilecek bir konuma doğru ilerliyorlar.

20. yüzyılda Afrika’yı Avrupa’nın sömürgeci ülkelerinin eline bir oyuncak gibi terk eden ABD’nin 21. yüzyılda Afrika’yı, kimseye kaptırmaya niyeti yok. Ne var ki, onun bu derece yoğunlaşan ilgisi bu defa da Avrupalıları büyük bir kaygıya sevk etti. Afrika ülkeleriyle yıllık 150 milyar avroluk ticaret yapan ve bu alanda birinciliği kimseye kaptırmayan Avrupa ülkeleri, son yıllarda Çin’in yılda 70 milyar doları bulan ticaret hacmi karşısında kara kara düşünmeye başladılar. Dahası 50 sene öncesine kadar insan yerine koymadıkları Afrikalıları, artık kendi önderlerinin katıldığı toplantılarda muhatap kabul edip geçmişe bir sünger çekerek gelecek için ortak yatırımlardan bahsediyorlar.

Image Avrupa ülkeleri ilkini 2000 yılında Mısır’ın başkenti Kahire’de gerçekleştirdikleri I. Afrika Birliği-Avrupa Birliği Zirvesi’nin ikincisini daha o toplantıda 2003 yılında Portekiz’in başkenti Lizbon’da yapmaya karar vermişlerdi. İngiltere, birinci zirve sırasında, Zimbabve devlet başkanının zirveye katılması yüzünden sadece Lordlar Kamarası’ndan bir kişi ile temsil edilmişti. İngiltere’nin ikinci zirve için de Zimbabve Devlet Başkanı Mugabe’nin zirveye katılmama şartını ileri sürmesi yüzünden 27 üyeli Avrupa Birliği ile 53 üyeli Afrika Birliği bir türlü ortak bir tarih belirleyemediler. Zirve, Mugabe’nin katılma yönündeki ısrarları ve Afrikalı devlet adamlarının kendisini desteklemeleri sebebiyle ancak 8-9 Aralık 2007 tarihinde toplanabildi.  

53 Afrika ülkesinin gösterdiği kararlılığı Avrupa ülkeleri İngiltere adına gösteremediler ve öncekinde olduğu gibi yine Lordlar Kamarası’ndan bir temsilci zirvede İngiltere’yi temsil etti. Diğer Avrupa ülkeleri aslında kaybedecek vakitleri olmadığı için İngiltere’nin kaprisine boyun eğmediler ve Afrikalı devlet adamlarıyla bir araya geldiler. Avrupalı devlet adamları, geçmişte atalarının Afrikalılara karşı muamelelerinde bazı aşırılıklar olsa da, genelde Afrika ile ilişkilerde bir kazanım olduğunu ifade ettiler. Hatta Avrupa Birliği’nin Afrika İşleri Komiseri Louis Michel, hangi konuda her iki tarafın da acı çektiğini söyledi; ancak bunlar kimseye pek inandırıcı gelmedi. Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Alpha Oumar Konare Avrupalılardan, kendilerine yardım etmek yerine dürüst davranmayı tercih etmelerini ve kıtayla ilişkilerinde diğer coğrafyalarla tesis ettikleri tarzda bir yaklaşım sergilemelerini, adil ve güven veren anlaşmalar yapmalarını istedi. Yine kendisi ile aynı fikirleri paylaşan Senegal Devlet Başkanı Abdoulaye Wade, Avrupa Birliği’ne ciddi bir uyarıda bulunarak Birlik’ten kendi uluslararası ilişkilerinde nasıl bir bütünlük içinde hareket ediyorlarsa Afrika Birliği’ne de aynı şekilde etmelerini istedi. Yani Avrupa Birliği’nin Afrika Birliği üyesi ülkelerden bazılarıyla müstakil anlaşmalar yapmalarının Afrika Birliği’ne karşı dürüst olmayan bir davranış olduğunu ifade etti. Daha da ileri giderek, bu tür ticaret anlaşmalarının Afrika Birliği nezdinde bir itibarının olmadığını bildirdi.

Image Afrika Birliği-Avrupa Birliği Zirvesi’nden en kârlı çıkan tarafın ise Libya Lideri Muammer Kaddafi olduğu söylenebilir. Zira Kaddafi, bu zirve münasebetiyle hem Portekiz’den hem de Fransa Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy’den aldığı davet fırsatını kaçırmayarak Paris’te istediği gibi hareket etme imkanı buldu. Zirve esnasında da Avrupalı liderlerin yüzlerine karşı, Afrika’dan aldıkları zenginliklerin karşılığında tazminat ödemelerini istedi. Dahası, Üçüncü Afrika Birliği-Avrupa Birliği Zirvesi’nin 2010 yılında Libya’da yapılmasına karar verilmesini de isteklerine ekledi. Ancak onun bu sözlerini hiç işitmemiş gibi davranan Sarkozy gibi liderler kendisini ülkelerinde görmekten sevinç duyacaklarını ifade ettiler. Kimin kârlı çıktığını kestirmek zor olmasa gerek. Çünkü Fransa ile imzalanan 10 milyar dolarlık anlaşma kuşkusuz Libya’ya belli imkanlar sağlayacak; asıl istifade eden taraf ise, gittikçe donuklaşan Avrupa ekonomisi olacak. Zira aralık başında her türlü riski üzerine alarak Cezayir’e giden Sarkozy, bu ülke ile de beş milyar dolarlık bir anlaşma imzalamanın sevinciyle ülkesine dönmüştü. Ülkesine sadece bir ayda iki Afrika ülkesinden 15 milyar dolar tutarında anlaşmalar kazandıran Sarkozy, her ne kadar tepkilerin hedefi olsa da sonuçta muradına kolayca ermiş oldu.  Zirveden mutlu ayrılan bir diğer kişi de, Avrupa ülkelerine seyahat etme yasağı bulunan Zimbabve Devlet Başkanı Robert Mugabe’dir. Mugabe özel bir izinle Portekiz’e gitmiştir.

Bütün bunlar Afrika Birliği’nin yakın gelecekte Avrupa Birliği ile daha adil ortamlarda bir araya gelme imkanına kavuşacağının ilk işaretleridir. Düne kadar Afrikalılara dünyayı zindan eden Avrupalılardan yakın gelecekte geçmişin hesapları sorulacaktır. Avrupalıların kendilerine yöneltilen sorulara kaçamak cevap verme cesaretini daha ne kadar sürdürebilecekleri ise belirsizdir. Haddini bildirme sırası yavaş yavaş Afrikalılara geçmektedir.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

ROPÖRTAJ :Batı'nın dayattığı Darfur algısına farklı bir bakış
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle,...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Umutların söndürüldüğü ülke Somali
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen dur...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Sürgündeki Moritanlar
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım ol...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Mısır'ın yıllardır bitmeyen "mübarek" seçimleri
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetini...

DOSYA: Yaşam hakkı ihlalleri üssü: Irak
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEY ASYA ; Pakistan: Kızgın bir yaza gebe siyasi bahar
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında ...

DÜNYA GÜNDEMİ: BALKANLAR; Kosova'nın domino etkisi
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada ...