ADANMIŞ HAYATLAR Şiirleriyle insanlığa ışık tutan bir şair ve filozof: Muhammed İkbal PDF Yazdır E-posta
Yazar Muhammed K. Kayani   
ADANMIŞ HAYATLAR Şiirleriyle insanlığa ışık tutan bir şair ve filozof: Muhammed İkbal1905 yılında milliyetçi olarak Avrupa’ya giden İkbal, 1908 yılında İslamcı ve ümmetçi olarak geri dönüyordu. İslam dünyasının bir araya gelmesi ve çeşitli ırk, renk ve ülkelerdeki Müslümanların bir millet olarak İslam ümmetini ihya etmesi gerektiğine samimiyetle inanmış ve şiir dili ile bu mesajı yaymaya çalışmıştır.

Erken dönem hayatı ve eğitimi:

Urdu ve Fars edebiyatının önde gelen isimlerinden biri olan Muhammed İkbal, 1873’te Pakistan’ın Pencap eyaletinde, mutasavvıf bir anne ve babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Medresede Kur’an-ı Kerim, dil, tarih ve edebiyat eğitimi alan İkbal, Lahor’da Felsefe, İngiliz edebiyatı ve Arapça dallarında tamamladığı yüksek öğreniminden sonra üniversitede çalışmaya başladı.
İkbal 1905’te yüksek tahsil için Avrupa’ya gitti ve orada üç yıl kaldı. Cambridge Üniversitesi’nde felsefe okudu ve sonra Almanya’da İran tasavvufu üzerin "The Development of Metaphysics in Persia" yani "İran’da Metafiziğin Gelişmesi" başlıklı bir doktora tezi yazarak, Münih Üniversitesi’nden doktora diploması aldı. Ayrıca 1908’de Lincoln’s Inn’den İngiltere’nin en yüksek hukuk diplomasını da aldı. Ama en önemlisi, İkbal’in Avrupa’nın sosyal yapısını çok yakından görmüş olmasıydı.
 
Avrupa’nın İkbal’in düşüncesine etkisi
Avrupa’daki müşahedeleri ve tecrübeleri şahsı üzerinde çok yönlü tesirler bıraktı. İkbal, Avrupalıların girişkenliklerinden ve onların enerji dolu hayatlarından etkilendi. Avrupa’nın fen ve bilim alanında sahip olduğu geniş imkanlara ve yeni buluşlarına ve icatlarına hayran kaldı. Fakat Avrupa’nın müreffeh hayatının yanı sıra, milletlerinin acımasız rekabeti de İkbal’in gözünden kaçmadı. Kapitalist sistemin temelinde bu fesat mevcuttu. Avrupa milletleri arasındaki bu acımasız rekabet, adeta bir savaş şeklindeydi. Böylece İkbal, Avrupa’nın girişken, enerji dolu ve müreffeh hayatına rağmen onun ırkçılığını, acımasız rekabetini, aşırı milliyetçiliğini ve dolayısıyla milletlerin arasındaki düşmanlığı ve insanların ırka ve renge dayalı nefretlerini gördü; bunlardan derinden etkilendi. Bunu şiirlerinde de dile getirdi:
Image
"Ey Batılılar! Bu dünya bir dükkan değildir.
Sizin değer verdiğiniz şeyler aslında değersizdir
Medeniyetiniz kendi hançeriyle intihar edecektir.
Zayıf dal üzerinde yapılan yuva payidar olmayacaktır."
İkbal, Avrupa’nın, girişken ve hareket dolu hayatından etkilendiği halde sosyal ve siyasi sistemlerinin çürük ve çökmeye mahkum olduğunu anlamakta gecikmedi. Sonra Batı’nın aşırı milliyetçilik, ırkçılık, insanlar arasındaki acımasız rekabet gibi hastalıklarına bir panzehir aradı ve bunu İslam’da buldu.
İkbal, İslam’ın ırklar ve uluslar üstü kardeşlik özelliğinin Batı’nın hastalıklarına panzehir olduğuna inanmıştır. Çünkü İslam’ın dünyaya hakim olduğu dönemde bu kardeşlik gerçek olarak yaşanmıştır. İkbal’e göre insanlık tarihinde yalnızca İslam döneminde ırk, renk ve değişik ülkelerden insanlar bir araya gelerek, İslam dünyasını geliştirmek amacıyla asırlarca ahenk içerisinde çalışmışlardır.

Şiirleri
İkbal çok gençken şiir yazmaya başladı. İlk dönemlerindeki şiirlerinde romantik ve tasavvuf eğilimler baskındı. Mesela:
"Her şeyde ezeli bir güzellik aksetmektedir
İnsanların sözlerinde, goncaların açılışında
Her farklılık içinde bir vahdet gizlidir
Ateş böceklerinin parlaklığında, çiçeklerin açılışında."
Bunun gibi pek çok örnek verilebilir. Fakat çok geçmeden İkbal’in şiirlerinde Hindistan milliyetçiliği ağır basmaya başladı. Buna örnek olarak aşağıdaki şiirini verebiliriz:
HİNTLİ ÇOCUKLARIN KAVM-İ TERANESİ
Fars’tan kopan yıldızları
Parlatarak samanyoluna yükselten ülke
Vahdetin sesini dünyaya duyuran ülke
Hicaz’ın efendisini serinleten ülke
O benim vatanımdır, o benim vatanımdır.

Dağları Sina, insanları Kelim (Musa as.) olan ülke
Nuh Peygamber’in gemisini ağırlayan ülke
Gökyüzüne yükselen merdiven ülke
Hayat yaşamak için cennet mekan ülke
O benim vatanımdır, o benim vatanımdır.

Ama İkbal sadece körü körüne vatanını ve milletini methetmedi. Aynı zamanda Hint kıtasındaki insanların hayata karşı olan tavırlarını ve zavallılıklarını tenkit ve takbih etmekten de çekinmedi.
"Ey Hintliler! Eğer anlamazsanız silinir yok olursunuz
Tarih kitaplarında bile isminiz için yer bulamazsınız."
Böylece şair İkbal, şiirlerinde şahsi hisleri yerine, milli dertleri ve yaşadığı dünyadaki meseleleri dile getirmeye başladı. Dolayısıyla onun şiirleri her zaman okuyucularını ve milletini içine düştükleri kötü şartları değiştirmek için harekete geçmeye teşvik etti. Bu şiirler onun 1899-1905 yılları arasındaki ilk şairlik döneminde yazdığı şiirlerdi. O, şiir dili ile Müslümanlara unutulmuş olan vazifelerini hatırlattı. Şiirlerini bu misyonu yerine getirmek için bir amaç olarak kullandı. Bir şiirinde şöyle demektedir:
"Eğer insanları yetiştirmekse şiirin amacı
O zaman şairlerdir Peygamberin aracı."
Dolayısıyla İkbal, şuurlu olarak şiirlerinde İslam ümmetini uyarmak ve onları derin uykularından uyandırmak misyonunu yüklendi. İkbal’in bir kitabının ismi de Bangi Dare yani "Kervanın Zilleri"dir. Bu, İslam ümmetinin kervanını harekete geçirmek için bir uyarı anlamındadır. 1905 yılında milliyetçi olarak Avrupa’ya giden İkbal, 1908 yılında oradan İslamcı ve ümmetçi olarak dönüyordu. O, İslam dünyasının bir araya gelmesi ve çeşitli ülkelerden ırk ve renkteki Müslümanların bir millet olarak İslam ümmetini ihya etmesi gerektiğine samimiyetle inandı ve şiir dili ile bu mesajı yaymaya çalıştı. Şöyle haykırmıştır:
"Her ülke benim ülkemdir
Ki Allah’ın mülkü mülkümüzdür."
Şimdi onun vatanı yalnızca Hindistan değil, Fas’tan Endonezya’ya, Nil’den Kaşgar’a kadar uzanan İslam dünyasıdır. Sonra bu fikre uygun olarak "Hintli Çocukların Kavm-i Teranesi" yerine Terane-i Milli’yi, yani İslam Milli Marşı’nı kaleme almıştır:

ImageTerane-i Milli
Çin bizim, Arabistan bizim, Hindistan da bizimdir;
Biz Müslümanlarız, bütün cihan bizimdir.
Tevhid emaneti kalbimizde saklıdır;
Dünyadan ismimizi silmek imkansızdır.
Dünya puthanesinde ilk Tevhid Evi bizimdir;
Biz onun bekçisiyiz, O bizim koruyucumuzdur.
Kılıçlar gölgesinde büyüdük biz;
Hilal ve hançer nişanımızdır.
Avrupa vadilerinde yükselen tekbir sesleri bizimdi;
Kimse durduramıyordu sel gibi yükselişimizi.
Bâtıla karşı boyun eğmek değil âdetimiz;
Yüzlerce kere gökyüzü buna şahit yapmış bizi.
Ey Endülüs Gülistan’ı! Hatırlarsın bizi;
Bir zamanlar dallarında olan yuvamızı.
Ey Dicle dalgaları! Siz de tanırsınız bizi.
Hala sularınız tekrarlayıp durur hikayemizi.
Ey Arz-ı Mukaddes! Senin için verdik canımızı.
Hala damarlarında dolaşıp durur kanımız.
Bizimdir Başkumandan Hicaz’ın Efendisi,
Kalbimizin huzurudur onun ismi.
İkbal’in bu teranesi kervanın zili gibidir
Tekrar harekete geçmek üzere olan kervanımızdır.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

Kısa Kısa
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor
Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU; İran'da yeni dönem
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...

İKTİBAS: Amerikan hapishane endüstrisi: Köleliğin modern versiyonu*

İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunu...

DOSYA: Beş yılda 50 yıllık kayıp
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep ...

DOSYA: Uluslararası hukuk açısından Irak'ta yaşam hakkı ihlalleri
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu...

DOSYA: İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar girdabı: Irak'ın işgali
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu poli...

ROPÖRTAJ :Batı'nın dayattığı Darfur algısına farklı bir bakış
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle,...