DÜNYA GÜNDEMİ: Abbas ve Peres Ankara'da; Filistin halkı İstanbul'da! PDF Yazdır E-posta
Yazar Hakan Çopur   
Image
Türk, Filistinli ve İsrailli işadamlarını bir araya getirmek amacıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından 2005 yılında kurulan Ankara Forumu, yedinci buluşmasında üç ülkenin cumhurbaşkanını bir araya getirdi. 11-13 Kasım tarihlerinde Ankara’da yapılan görüşmeler, Filistin ile İsrail arasında son dönemin en önemli diplomatik temaslarından biri olarak kayda geçti. Ankara Forumu’ndan çıkan en somut karar, Batı Şeria bölgesinde yapılması planlanan ve binlerce Filistinliye iş imkanı sağlayacak olan sanayi bölgesi idi. Ancak bu ziyaretten en çok akılda kalan sahne, Filistin Devlet Başkanı Abbas ve İsrail Cumhurbaşkanı Peres’in Türk parlamentosunda yaptıkları konuşmalar oldu. Zira Abbas TBMM’de konuşan ilk Filistin devlet başkanı olurken Peres de Müslüman bir ülkenin meclisinde konuşan ilk İsrail cumhurbaşkanı oldu. Bu ziyaretlerin ardından farklı yorumlar yapıldı; kimileri bunun Türkiye’nin bir başarısı olduğunu savunurken kimileri de Yahudi bir cumhurbaşkanının meclisimizde konuşma yapmış olmasından dolayı kızgındı. Tüm bu farklı tepkiler bir yana, son ziyaretler ve önümüzdeki günlerde Annapolis’te yapılacak zirve göz önüne alındığında ortaya çıkan tabloyu dikkatle incelemek gerekiyor.
Türkiye’nin Filistin ile İsrail arasında barış yönünde adımlar atılabilmesi için yaptığı girişimleri anlamak mümkün. Nihayetinde Filistin-İsrail barışı sadece bu iki toplumu değil, Türkiye’yi ve tüm bölgeyi de yakından ilgilendirmektedir. Ancak bu görüşmelerin hangi tarz, söylem ve biçimde yapıldığı da son derece önemlidir. Kanaatim odur ki son ziyaretlerden kimin daha kârlı çıkacağı henüz belli değilken kimin zararlı çıktığı şimdiden belli olmuştur. Bu Abbas-Peres görüşmesinden Hamas zararlı çıkmıştır; zaten Abbas da Filistin’e döner dönmez Hamas aleyhinde çok ağır açıklamalarda bulunarak tavrını net bir biçimde ortaya koymuştur. Öte yandan Peres’in bu ziyaret sonucunda Türkiye ile İsrail arasındaki yakınlığın daha da artırılması yönünde bir zemin yakaladığı da görülmektedir. Türkiye’nin önümüzdeki günlerde Annapolis’te yapılacak olan zirveye davet edilmesi, bu süreçte hem ABD’nin hem de İsrail’in Türkiye’yi ne derece önemsediklerinin bir işareti olarak okunabilir. Ancak kendinden menkul olmayan bu önemin hangi bağlam ve şartlarda verildiği de iyi anlaşılmalıdır. Bu bakımdan Türkiye’nin (son ziyaretlerde olduğu gibi) diplomatik açıdan barış girişimleri anlamlı olsa da Filistin halkına kalıcı barış ve refah getirecek çözümler üzerinde daha fazla durması kanaatimce daha anlamlı olacaktır. Çünkü İsrail’in kurulduğu 1948 yılından bugüne kadar İsrail ile Filistin arasında sayısız diplomatik girişim olmasına karşın, gerçek bir barış hiçbir zaman olmamıştır ve bunun sebebi Filistin halkı değildir.
Madalyonun İsrail kanadında ise aslında değişen pek bir şey yok. Çünkü diyelim ki Ankara Forumu’ndan ve Annapolis’te yapılacak zirveden bir şey çıkmadı; İsrail ne kaybeder veya İsrail için ne değişir? İsrail daha önceki barış süreçlerinden ve görüşmelerinden sonra ne kazandı veya ne kaybetti ki şimdi Annapolis’ten çıkabilecek olumsuz bir sonuç için kaygılansın? Dolayısıyla İsrail’in kalıcı bir barış arayışı içinde olduğuna inanmak istesek de, bu konuda somut adımlar göremediğimiz için hayal kırıklığına uğruyoruz. Yine de “barış” sözcüğünün her şeye rağmen kendileri için bir anlam taşıdığı Filistin halkı, bunun için gayret göstermeye değer diye düşünüyor. Ancak bu barışın bedelini de bilmek istiyor ve bu konuda Abbas’a yeterince güvenemiyor.  Hamas karşısında el-Fetih’i koruduğu için Abbas ile toplumun büyük kesimi arasında soğuk rüzgarlar esiyor. Belki de İsrail bu yüzden Abbas ile masaya oturulabileceğini söyleyip yeni bir müzakere sürecine yeşil ışık yakıyor. Çünkü bu sürecin sonunda Filistin lehine bir sonuç çıkmasını veya Abbas’ın bunu gerçekleştirmesini beklemiyor.
Peki, bu ziyaretler ve Annapolis zirvesi Filistin için ne anlam ifade ediyor? Genel anlamda bakılacak olursa Filistin halkı için geçtiğimiz şubat ayında Hamas ile el-Fetih arasında imzalanan Mekke Bildirgesi, bu görüşme ve ziyaretlerden daha fazla anlam taşımaktadır. Mekke Bildirgesi’nin ruhuna ve gerekliliklerine sahip çıkan bir “birliktelik”, Filistin halkı için Abbas ile Peres’in Ankara’da gösterdikleri birliktelikten daha fazla ümit vaat ediyor. Filistin halkının umutlarını sürdürmelerine yardımcı olan başka unsurlar da var elbet; mesela Kudüs Buluşması. Tam da Ankara’daki Abbas-Peres buluşmasının akabinde İstanbul’da bir araya gelen yaklaşık 3500 katılımcı üç dinin de ortak merkezi olan Kudüs için barış ve kardeşlik çağrısı yaptılar. Bu buluşmanın Filistin halkını daha çok memnun ettiğini belirtmek lazım.
Image
Bu buluşmayı Türkiye’nin sahip olduğu çok boyutlu dinamiklerin nitelikli bir sonucu olarak değerlendirmek gerekir. Zira Abbas ile Peres’i bir araya getirerek diplomatik yollardan çözümler üretmeye çalışan Türkiye ile, Kudüs Buluşması’na ev sahipliği yapan ve Batı Şeria bölgesinde sanayi bölgeleri kurarak Filistin halkına istihdam sağlama gayretinde olan Türkiye farklı ülkeler değil. Her ne kadar Ankara ile İstanbul arasında belli bir mesafe olsa da peş peşe yapılan bu iki organizasyon da aynı Türkiye aynasından yansıyan iki görüntü olarak okunmalıdır. Türkiye, Filistin halkı için somut barış ve refah girişimlerine öncülük edebilecek bölgedeki en önemli ülkedir; Ankara, Kudüs’ü Tel-Aviv’den daha fazla önemsediği ölçüde sahip olduğu imkan ve ağırlığı Filistin’e yansıtabilecektir.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

DOSYA: Beş yılda 50 yıllık kayıp
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep ...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Mısır'ın yıllardır bitmeyen "mübarek" seçimleri
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetini...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA; Malezya genel seçimlerinin ardından
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli öl...

41. Sayı Sunuş
Değerli okuyucularımız,
Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onu...

Kısa Kısa
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor
Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim...

DÜNYA GÜNDEMİ: BALKANLAR; Kosova'nın domino etkisi
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada ...

DOSYA: Yaşam hakkı ihlalleri üssü: Irak
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin...