DOSYA: İnsan haklarını savunma zemini PDF Yazdır E-posta
Yazar Av. Yasin Şamlı   
DOSYA: İnsan haklarını savunma zeminiŞüphe yok ki, hem insan hakları kuruluşlarının hem de bu konuda faaliyet gösteren savunucuların amacı; hakların ihlal edilmediği, kimseye haksızlık yapılmadığı bir dünyanın oluşturulmasıdır. Bu amaç doğrultusunda, insan hakları savunucuları ve/veya insan hakları kuruluşları olarak, yaşadığımız ülkedeki insan hakları ihlalleri ile mücadele etmemiz kaçınılmazdır. Fakat hak mücadelesini, yaşadığımız ülke ile sınırlandırmak mümkün değildir. Esasen böyle dar bir çalışmanın başarı şansı da yoktur.
Dar anlamda insan hakları savunuculuğunda, geniş anlamda hak savunuculuğunda, genişlik itibariyle olabildiğince sınırsız düşünmek gerektiği gibi, derinlik itibariyle de olabildiğince derin düşünmek gerekmektedir. Bu mücadelede, sınırlara bağlı kalınmamalı ve önümüze sunulan kavramlarla ve kalıplarla sınırlı düşünülmemelidir. 
Amaca ulaşmak için öncelikle “insan” ve “hak” kavramları üzerinde durmak, bu kavramların içini gerektiği gibi doldurmak zorunludur. Ayrıca bu kavramlar üzerine dünyada ortak bir dil oluşturmak gerekmektedir. Günümüz dünyasında yaşananlar, bu hususun ne kadar temel bir konu olduğunu ortaya koymaktadır. Yaşadığımız dünyada “insan hakları”, “hukuk devleti”, “hukukun üstünlüğü” gibi kavramlar sıkça dile getirilmekte, ancak tartışma konusu dahi yapılamamaktadır. Böyle olduğu halde bu kavramları çokça kullananlar, en temel insan haklarını rahatlıkla ihlal edebilmektedirler.  
İnsan haklarını nasıl bir ortamda savunuyoruz?
1945 yılında Hiroşima’nın nüfusu 400 bin idi. 6 Ağustos 1945 günü saat 18:15’te atılan atom bombası ile şehrin %90’ı haritadan silindi; 130 bin kişi öldü. 9 Ağustos 1945’te ise Nagazaki’ye atılan atom bombası nedeniyle de 20 bin kişi öldü, 50.000 kişi yaralandı.
Ölen bu insanların tamamına yakınını sivillerin, kadınların ve çocukların oluşturduğunu ifade etmeye bile gerek yok.
Durumun vahametini ortaya koymak bakımından bir sayı vermek gerekirse; “20. yüzyılın ikinci yarısında dünyanın çeşitli yerlerinde 250’den fazla silahlı uyuşmazlık görüldü, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 86 milyondan fazla sivil bu çatışmalarda yaşamını yitirdi; 170 milyonu aşkın kişi temel haklarından, mülkiyetinden yoksun kaldı.” (Prof. Dr. Mehmet Semih Gemalmaz, Ulusalüstü İnsan Hakları Hukukunun Genel Teorisine Giriş, 3. Baskı, s. 345-346) Bu sayılara askeri kayıplar dahil olmadığı gibi, son Irak, Afganistan, Filistin ve Lübnan işgallerinde hayatlarını kaybedenler de dahil değildir.
Bu vahim ihlaller “insan hakları”, “hukuk devleti”, “hukukun üstünlüğü”, “özgürlük” ve “demokrasi” söylemleri eşliğinde yapılmaktadır.
Belki de tarihte en çok görülen insan hakkı ihlali, yaşadığımız modern çağda yapılmaktadır. Bahsettiğimiz en temel ihlal, doğuştan gelen, vazgeçilmez, devredilmez “hayat hakkı”nın ihlalidir.
Benzeri ihlaller günümüzde televizyonların canlı yayınları eşliğinde devam etmektedir. Bu ihlallerin akıllara durgunluk veren yönü ise, sivil ve masum insanların en temel hakkı olan hayat hakkını ortadan kaldıranların, rahatlıkla insan hakları raporları yayımlayarak bazı devletlerin insan haklarını ihlal ettiklerini ifade edebilmeleridir. Bu çelişki, insan hakları kuruluşları ve insan hakları aktivistleri tarafından gündemde tutulmalıdır.
Bu hal bize, hem bu kavramların hem bu kavramları ortaya atanların samimiyetinin hem de kavramların ortaya çıktığı kültürlerin sorgulanmasının zorunlu olduğunu göstermektedir.
Image
Günümüz dünyasında yoğun olarak yaşanan hak ihlallerinden hareketle diyebiliriz ki; zamanımızın hukuku, hukukçuları ve insan hakları mekanizmaları da bu ihlalleri önleme noktasında yeterli olamamıştır. Bu tespitten sonra “İnsan olarak ne yapabiliriz? İnsan hakkı ya da hak savunuculuğuna nereden başlamak gerekir?” soruları üzerinde ciddi olarak düşünmemiz gerekmektedir.
İnsan hakları mücadelesinde iki unsur, önemini çok net olarak hissettirmektedir. Bunlardan birincisi, uygulanacak olan hukuk sistemi; ikincisi ise bu hukuku uygulayacak olan insan unsurudur. Bu konudaki hukuk normlarının, hukukun genel ilkelerine ve fıtrata uygun olma zorunluluğu vardır. Bu da tek başına yetmeyecektir. Zira mükemmel olan hukuk normlarını ruhuna uygun olarak uygulayacak olan fıtratı bozulmamış, erdemli, ahlaklı hukukçulara ihtiyaç vardır.
Hukuk normları ile onu uygulayacak olan insan unsurunun önemini bir örnekle ortaya koymamız mümkündür. 1791 tarihli Fransız Anayasası, 1789 bildirgesinden esinlenerek insanların doğuştan gelen vazgeçilmez ve devredilmez haklarını sayar; ancak bu hakların, Fransız kolonisi ve sömürgelerinde yaşayan insanlar için geçerli olmadığını açıkça hükme bağlar.  Bu norm, o günkü Fransız pozitif hukukunun en üst normu olan anayasa normudur; ancak hukuka aykırıdır. Onun bir anayasa hükmü olması, hukuka uygun olması anlamına gelmemektedir. Bu normu belirleyen anlayış, norm ve bunu uygulayan insanlar bir araya gelip Afrika’da milyonlarca insanı acımadan öldürmüşler; en temel hak olan hayat hakkını ihlal etmişlerdir.
Modern çağdaki ihlallere baktığımız zaman, esasen yalnızca insan haklarının ihlal edilmediğini, aynı zamanda diğer canlıların ve hatta eşyanın haklarının da ihlal edildiğini görüyoruz. En genel anlamda, yapılan bazı ihlaller, ekolojik dengenin bozulması, susuzluk, kuraklık vb. sonuçları doğurmaktadır. Bu sonuçlar yine insana dönmekte, insan sağlığını ciddi anlamda tehdit etmektedir. Bütün bunlar, yaşadığımız çağdaki insan, nesne ve hak tasavvurlarının da yanlış bir zemine oturduğunu göstermektedir.  
İnsanlığın, insanın ve hatta bütün mevcudatın muhafızı olan değerlerin üstü, hakim modern kültür tarafından örtülmektedir. Hatta bu değerlerin öğrenilmesi veya uygulamaya geçirilmesi bile bazen pozitif hukuk normları ile (anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik vs),bazen de fiilen yasaklanmaktadır.
“İnsan hakları aktivistlerinin karşılaştığı engeller nelerdir?”sorusuna yanıt olarak;
- Devlet otoritesinin hukuka aykırı olarak kullanılması,
- Kamu görevlilerinin hukuk kurallarına uygun davranmaması,
- Kamu görevlilerinin kamu güvenliği, kamu yararı gibi kavramları yanılış yorumlamaları,
- Mahkemelerin adaleti amaçlamadan karar vermeleri,
- Mahkemeler üzerine yapılan baskılar,
- Hukuka aykırı otoriter ve totaliter yönetimler,
- Kamu görevlilerinin yeterli eğitim ve öğrenim görmemiş olmaları,
- İnsan hakları savunucularının ve/veya insan hakları kuruluşlarının ekonomik imkansızlıkları, gibi sebepler ilk etapta sıralanabilir.
Bu liste sayfalarca artırılabilir. Bu tespitler mutlaka yapılmalı ve çözümleri aranmalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki sorunun temeli başkadır. Sayılanlar ise sorunun görünen çok küçük bir kısmıdır.
Yapılması gereken şudur: Zamanımızda hakim olan insan tasavvuru ve hukuk anlayışı tamamen değiştirilmelidir. Yepyeni bir insan tasavvurunun oluşturulması, yepyeni bir hukuk anlayışı ve sisteminin geliştirilmesi gerekmektedir. İnsanlığın kurtuluşu, barış, huzur ve refahı için bu zorunludur. Bu nokta, gerçek anlamda insan hakları savunucularının başlangıç noktasıdır.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Umutların söndürüldüğü ülke Somali
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen dur...

DOSYA: İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar girdabı: Irak'ın işgali
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu poli...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA; Malezya genel seçimlerinin ardından
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli öl...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEY ASYA ; Pakistan: Kızgın bir yaza gebe siyasi bahar
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında ...

ROPÖRTAJ :Batı'nın dayattığı Darfur algısına farklı bir bakış
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle,...

Kısa Kısa
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor
Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU; İran'da yeni dönem
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...