DÜNYA GÜNDEMİ: Pakistan'ın zor dönemeci PDF Yazdır E-posta
Yazar Mahmut Osmanoğlu   
DÜNYA GÜNDEMİ: Pakistan'ın zor dönemeciPakistan, İngilizlerin Hint Yarımadası’ndan çekildikleri bir zaman diliminde bölge Müslümanlarının kendi inançlarını rahatlıkla yaşayabilecekleri bir devlet olarak kuruldu.  Federal bir yapı üzerine oluşturulan Pakistan etnik, mezhebi, dini birçok sebeplerden dolayı kuruluşundan itibaren çeşitli problemler yaşadı. Doğu Pakistan olarak bilinen Bangladeş’i 1971’de kaybetti. Kurulduğu tarih olan 1947’den bu yana geçen zamanın yarısından fazlasını askeri rejim altında yaşadı. Ve Pervez Müşerref’le birlikte, yaşamaya da devam ediyor.

Zaten var olan problemler, 11 Eylül eylemleri dolayısıyla daha da fazlalaştı. Pakistan namlunun ucunda idi. Pakistan, “teröre karşı savaş”ında ya Amerikalıların dayattığı şartları kabul etme ya da  “Pakistan’ı taş devrine götürecek bir bombalamaya” hazır olma ikilemiyle karşı karşıya bırakıldı. Amerikalıların beklentilerinin aksine Pervez Müşerref tüm şartları kabul etti ve boyun eğdi.

Aslında bugün Pakistan’da gördüklerimizin bu olaylarla oldukça yakından bir ilişkisi var. Bir taraftan iç siyasete dayalı, İslamcılarla (ana muhalefet Birleşik Eylem Konseyi (MMA)’nin başını çektiği kanat) laikler (Pervez Müşerref’in başını çektiği kanat) arasında bir çekişme yaşanıyor. Diğer taraftan Pakistan’ın, ABD ve NATO varlığı bulunduran Afganistan’a komşu olması, Afganistan-Pakistan sınır bölgelerinde el-Kaide ve Taliban unsurlarının mevcudiyeti, dahası atom silahına sahip Pakistan’ın iktidar kademelerine İslamcıların hakim olma korkusu, Amerika’yı bu ülke ile ilgili olarak perde gerisinde derin planlar yapmaya zorlamaktadırlar.



Pakistan’ın gelmiş olduğu bu kavşak noktasında gördüğümüz de aslında Pakistan’ın iç siyasetine müdahale ve manipülasyondan başka bir şey değildir. Bu minvalde seyreden olaylara bakacak olursak;

- Önce ülkenin iki büyük parti lideri bir araya gelmeye çalıştı. Benazir Butto ile Nevaz Şerif protokol bile imzaladı. Ancak, her nedense bu birliktelik fazla yürümedi.
- Daha sonra, Amerikalılar tarafından ülkenin ılımlı güçleri olarak nitelenen,  Pervez Müşerref ve Benazir Butto ABD aracılığıyla bir araya getirildi ve iktidar paylaşımına gittiler.
- Nevaz Şerif’in ülkeye dönme girişimi hep birlikte başarısızlığa uğratıldı ve Şerif, geldiği gibi geri gönderildi.
- Hakkındaki yolsuzluk suçlamalarından dolayı gönüllü sürgünde bulunan Benazir Butto bir demokrasi kahramanı edasıyla ülkeye geri getirildi.

Bulunduğumuz noktada aslında Pakistan’ı oldukça kritik bir dönem beklemektedir. Zira, Pervez Müşerref devlet başkanlığı seçimlerini kazanmış olmasına rağmen “Temyiz Mahkemesi”nin kararı beklenmektedir. “Temyiz Mahkemesi”nin seçimleri iptal etme ihtimali vardır.

Pakistan’ın başındaki Belucistan sorunu devam etmekte iken şimdi de Veziristan’da başlayan ve her geçen gün şiddetini artırarak gelişen çatışmalar iç güvenlik ve istikrarı çok önemli ölçüde etkilemektedir. Veziristan’da şiddet hareketlerinin artması ve Pakistan ordu birliklerinin başarısız olması, ABD’nin bölgeye tek taraflı müdahalesine yol açabilecektir ve bu seçenek çok üst düzey ABD’liler tarafında da yüksek sesle dillendirilmektedir.

Bu konudaki önemli bir diğer nokta ise yaklaşan genel seçimlerdir. Kamuoyu yoklamaları daha çok manipülasyona yönelik olduğundan dolayı şu an için bir şeyler söylemek güç olmakla birlikte şimdiden iki ittifakın seçimlerde yarışacağını tahmin etmek zor değildir.

Birinci ittifak ABD’nin çöpçatanlığını yaptığı Pervez Müşerref ile Benazir Butto’nun ittifakıdır ki, halk desteğini iyice kaybetmiş bulunan Müşerref, Butto’nun popülaritesini kullanarak bir dönem daha iktidarda kalmayı hedeflemektedir. Ancak, Müşerref’in diğer müttefikleri şimdiden Butto ile iktidar paylaşımı noktasında Müşerref’le kavgayı başlatmış durumdadırlar.

ABD’nin Pakistan için en çok istediği senaryo, Butto-Müşerref ittifakının başarılı olmasıdır. Çünkü hem Müşerref ABD’nin yakın bir müttefikidir ve hem de Butto Pakistan’a gelmeden önce çok önemli iki söz vermiştir: Bunlardan birincisi, iş başına gelirse ABD’nin Usame Bin Ladin’i saf dışı etmesi için Pakistan topraklarını Amerikan askerlerine kullandırtma sözüdür ki buna Pakistan halkı büyük tepki vermektedir. İkincisi ise, Butto’nun, İslam’ı şiddet ile bir arada anma dezenformasyonlarından birisi olarak, Batılıların “İslam Bombası” olarak niteledikleri Pakistan nükleer çalışmalarının babası kabul edilen Abdulkadir Han’ın, Uluslararası Atom Enerjisi Komisyonu’na sorgulatılmasına izin vereceğini açıklamasıdır. Buna da yine halk bazında, özellikle İslamcı muhalefet tarafından büyük tepki vardır.

Diğer ittifak ise İslamcı kesimlerin birlikteliğinden oluşan ve halihazırda ana muhalefet görevini yürüten MMA (Birleşik Eylem Konseyi)’dır. Eski Başbakan Nevaz Şerif’in de bu ittifak içerisinde yer alması beklenmektedir. İçerisinde anti-Amerikan tüm unsurları, hatta bazı el-Kaide ve Taliban sempatizanlarını da barındıran bu ittifakın seçimleri kazanıp işbaşına gelmesi ABD için bir kabus olacaktır. Bu yüzden ABD şimdiden manipülasyonlara girişerek bu ittifakın seçimlerde başarısız olacağı iddialarını yaymaya başlamıştır.

Pakistan’ın kritik bir keskin virajda olduğunu iddia etmemizin temel sebebi, bu iki ittifaktan hangisi seçimlerden galip çıkarsa çıksın Pakistan’ın sıkıntılarının daha da artacağı gerçeğidir. Butto-Müşerref zaferi ve bu ikilinin ABD’ye verdikleri sözleri tutma yoluna gitmeleri iç dengeleri altüst edecek; Nevaz Şerif ile birlikte hareket edecek “Birleşik Eylem Konseyi” ittifakının zaferi ise Pakistan’ın ABD’nin şimşeklerini üzerine çekmesi manasına gelecektir. Maalesef her iki durumda da Pakistan istikrarsızlaşacaktır.

Aslında, daha da ileri gidecek olursak, Pakistan’ın nükleer güce sahip olan tek Müslüman ülke olduğu gerçeğinin tüm bu olanlarla ilgili olduğunu belirtmek gerekir. Pakistan bağlamında gerçekleşen her bir hadisede bu faktör hiçbir zaman gözden ırak tutulmamalıdır.  

Son tahlilde unutulmaması gereken; Pakistan karıştıkça, ülkenin etrafındaki çemberin daha da daralacağı ve diğer sorunlar bahane edilerek nükleer faaliyetlerine ve silahlanmasına yönelik müdahalenin daha da artacağıdır.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış Gücü askerlerinin koruması altında, güvenli bölge olarak bilinen Srebrenitsa’da 1995 yılında Sır...
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ilgili ortak politikalar üreterek Avrupa’ya yönelik göçleri kontrol altına almaya çalış...
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, Kosova’nın egemenlik ve bağımsızlığının tartışmalı durumunun devam ettiği anlamına geliyor....
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargılayıp hükümetten uzaklaştırmakta buldular....
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanlış siyasetler yüzünden Irak toplum dokusu bozulurken, etnik ve mezhebi öfke halkı par...
...
Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani durum, bir toplumun geleceğini ipotek altına almakta....
Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın üretim gücünü nasıl yok ettiğini anlamak açısından örnek bir vaka....
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanbul’da sivil toplum çalışmaları konusunda İHH ve diğer sivil toplum kuruluşları ile görü...
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden ayrıldığında işgal gücü askerlerince şehit edildi....
Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

Sayı 45

İSLAM COĞRAFYASI: Sömürgeden bağımsızlığa Cezayir

Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...

Kısa kısa
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor
Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ...

ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...

DÜNYA GÜNDEMİ; G-8 ülkeleri ve zirvenin geleceği
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...

ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınları

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb...