DOSYA: Yeryüzünde dolaşan kamuflajlı askerler: Misyonerler PDF Yazdır E-posta
Yazar Av. Gülden Sönmez   
DOSYA: Yeryüzünde dolaşan kamuflajlı askerler: Misyonerler“Görevli olan kişi” anlamına gelen misyoner, Hıristiyan dünyasında Hıristiyanlık dinini yaymak için yetiştirilmiş, kilise ya da Hıristiyan cemaatler/tarikatlar tarafından bu amaçla, Hıristiyan olmayan topluklar için özel olarak görevlendirilmiş kişidir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere bu faaliyetin kurumsal bir yapıda olması zorunluluğu vardır ve nitekim yapılan faaliyetlerin yüzyıllar boyunca profesyonel ve kurumsal olarak yürütüldüğü de açıkça görülmektedir. Misyonerlik faaliyetleri başlangıcından itibaren metotlu ve kurumsallaşmış, nihai amacı belli, sürekli ve sistematik faaliyetler bütünü olarak yürütülmektedir.

Misyonerliğin sadece bir anlatım olmadığının ve İslam dinindeki gibi bir tebliğ olmadığının altını çizmek gerekir. Misyonerlik, Hıristiyanlaştırma iddiasını taşımak zorundadır ve Hıristiyanlaştırma hareketidir. İslam’daki tebliğ ise İslami öğretilerin insanlara sadece duyurulmasıdır.

Misyonerlik, kişilerin Hıristiyanlaşmasını sağlayamıyorsa da Hıristiyan kültürüne sahip olmasını ister. Bu yüzden de, anlatım veya bildirmenin çok ötesine geçmek zorundadır. Hıristiyan dünyası planlarıyla ve çalışmalarıyla bunu başaramadığı yerde ise savaşlarla, işgallerle, şiddetle ve sömürüyle etkin olmaya çalışır.

Misyonerliğin tarihine bakıldığında, misyonerliğin başlangıçta Hıristiyanlığı yaygınlaştırmayı hedeflediğini ve bunu içte özerk, dışta Papa’ya bağlı bir kurumsal yapıyla sürdürdüğünü görüyoruz. Daha sonra Roma’nın resmi dini Hıristiyanlık olunca kurumsal yapı değişerek belirginleşmiştir. Misyonerler bu yeni dönemle beraber Batı dünyasındaki siyasi güçlerin desteğini de alarak resmi bir din söylemini, faaliyetleri ile diğer toplumlara taşıdılar. Bu dönemde misyonerler, siyasi erklerin sadece dini değil, ekonomik ve siyasi talep ve politikalarının da taşıyıcısı oldular. Süreç içerisinde Protestanların ve Katoliklerin ayrılımı ile kendi aralarındaki mücadele sürse de her iki çevre de kendi misyonları için oluşturdukları misyonerlik kurumlarıyla faaliyetlerini sürdürmeye devam ettiler.

İslam dininin gelişi ile birlikte başka hiçbir dinde görülemeyen hızlı bir yayılma söz konusu oldu. Öyle ki, çok farklı etnik ve kültürel kimliklere sahip topluluklar İslam dinini seçerek Müslüman oldular. İslam dünyası kısa sürede siyasi ve ekonomik olarak çok güçlü hale geldi. Hıristiyan dünyası buna tepkisini Haçlı Seferleri ile gösterdi ve İslam’ın yayılmasını durdurmak istedi. Burada öne çıkan en önemli nokta, bu meydan okumanın Müslümanlarla beraber İslam medeniyetinin kazanımlarını da her yönden yok etmeye yönelik bir savaş olmasıdır. Hıristiyan alemi, gittiği bölgeleri elinden geldiğince Hıristiyanlaştırmayı, bunun kabul görmediği yerlerde ise yok etmeyi tercih etti. Ancak İslam dininin kendisinden de kaynaklanan özellikler nedeniyle İslam yayılmaya devam etti. Misyonerlik faaliyetleri İslam dinine karşı çalışmalarını 1300’lü yıllardan itibaren sistematik olarak sürdürdü.

İslam dünyasına yönelik misyonerlik faaliyetlerinin genel özellikleri şöyle belirtilebilir: Hıristiyanların Müslüman olmasını engellemek, Müslüman olan Hıristiyanları tekrar Hıristiyan yapmak, İslam’a karşı Hıristiyanlık esaslarını savunmak, İslam’ın esasları üzerinde tartışmalar üretmek, İslam’ın “zayıf” yönlerini öğrenmek, Müslümanlar arasında İslam’a dayanan kurallar yönünden fitne çıkarmak.

Misyonerlik faaliyetleri esnasında, Müslüman halklar arasında yapılacak misyon faaliyetleri için ciddi bilgi birikimleri ve uzmanlaşma çalışmaları sürdürülmüş ve faaliyetler bu çalışmalara dayandırılarak yürütülmüştür. İslam dünyasında misyonerlik faaliyetleri yürüten misyonerler zeki öğrenciler arasından seçilmiş, bu misyonerler Hıristiyanlık bilgilerinin yanı sıra Arapça ve İslami ilimler alanında da eğitim aldıktan sonra faaliyetlerde bulunmuşlardır.



20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren misyonerlik politikaları ve yeni dönem stratejileri üzerine bir dizi toplantılar yapan Hıristiyan dünyası, “her kilisenin bir misyonerlik kurumu olduğu ve faaliyet alanının bütün yeryüzü olduğunun” altını çizerek yeni kararlar almıştır.

Artık, misyonerliği daha verimli yürütebilmenin yolları üzerinde durulmakta, evangelizmin olumsuz imajı silinerek yeni bir imaj oluşturulmak istenmektedir. Açlık ve yoksulluk gibi bizzat Batı tarafından körüklenen adaletsizliklerin çözümü için fakir halklara yardım çağrısı yapılmaktadır. Dinler arası diyalog ile Hıristiyanlığın diğer din mensuplarına anlatımının sağlanması istenmektedir. Ayrıca misyonerler, her topluluk için kendi din ve kültürel yapılarına, uygun bir faaliyet yöntemi kullanma kararı da almıştır.

Bütün bu kararların arkasında yatan nedenlerin başında, İslam dinine karşı yapılan çalışmalarda sarf edilen enerjiye rağmen istenilen başarının elde edilememesi, misyonerlerin kendi içinde Hıristiyanlıkla ilgili ayrışma ve çelişkilerin artması, Batı dünyasında da Hıristiyanlık’tan İslam’a ve Budizm’e doğru geçişlerde artış görülmesi gibi nedenler bulunmaktadır.

İslam dünyasında misyonerlik faaliyetlerine karşı yapılması gereken başlıca çalışmalar
Misyonerlikle mücadelede en önemli etken, İslam dininin kendisidir. Başka dinlere mensup topluluklara karşı yürütülen misyonerlik faaliyetleri ile İslam toplumlarına karşı yürütülen misyonerlik faaliyetlerine bakıldığında Müslümanların Hıristiyanlaşmasının normal şartlarda çok zor olduğu görülür. Hristiyanlığa geçişin görüldüğü bölgelerde ise Müslüman toplumlar, sömürge ve savaşla beraber ezilerek baskı altında Hıristiyanlığı kabul etmek durumunda kalmıştır. Kitlesel olarak Hıristiyanlaşan dini topluluklara nazaran İslam toplumlarında Hıristiyanlık,  kitlesel bir kabul görmemiştir. Bunun en önemli sebebi; İslam dininin kendine has özelliği, her şeye mükemmel bir sistem ve düzen getirmiş olması, kaynaklarının sağlam olması ve insanoğlu için en ideal cevapları, ortaya net ve sağlam kaynaklarla sunabilen son din olmasıdır.

Muhtaç duruma düşmüş; sömürgecilik, savaşlar, afetler vb sebeplerle büyük krizler yaşayan Müslüman halklara yardım ederek onları bu sıkıntılı durumlarından kurtarmak gerekir. Çünkü zayıf ve muhtaç durumda olunan dönemler, misyonerlerin faaliyetlerinin de en etkin zamanlarıdır. Müslümanlar arasında yaygınlaşacak yardımlaşma ve dayanışma, misyonerlerin engellenmesi için burada önemli bir rol oynayacaktır. Öte yandan dünya üzerindeki fakirlik, savaş ve zulmün kaynağının da misyonerlik faaliyetleri ile aynı adreste buluştuğunu tüm dünyaya anlatmak gerekmektedir.  

 Misyonerlik faaliyetlerini iyi anlamak ve analiz etmek mücadele için önemlidir.

Günümüzde misyonerler sekülerizmle beraber insan hakları, özgürlük, güvenlik, demokrasi sunumlarıyla toplumlarda din dışı bir hayatı hem de din için dayatmaktadırlar. Bu anlayış, İslam dışındaki bazı inanç sistemleri ile de çelişmesine rağmen sistem olarak tüm dünyada etkili ve büyük güç odaklarına hizmet eden bir yapı görünmektedir. Döneme göre misyonerliğin söylem değiştirmesine dikkat etmek gerekir.  

İslam’ı özellikle uzak ve zor ulaşılan ülke ve topluluklara öğretmek, anlatmak ve İslam’ın tam yaşanılabilmesi için her türlü eğitim ve uygulama kurumlarını kaynaklarıyla beraber oluşturmak gerekmektedir. Dünyanın dört bir yanında, ülkenin kendi dilinde Kur’an-ı Kerim ve meali ile temel İslami bilgiler içeren broşür ve kitaplar çok büyük miktarlarda ücretsiz olarak dağıtılmalıdır.

İslami eğitim kurumları artırılmalı, var olan tüm eğitim kurumlarında İslami eğitim imkanı oluşturulmalı ve buralardaki eğitmenler titizlikle İslam’a hizmet edecek şekilde istihdam edilerek desteklenmelidir.

Bugüne kadar misyonerler için malzeme olmuş polemik konusu yapılmış ve Müslümanlar arasında ayrımcılığa, fitneye konu olmuş ne kadar mesele varsa bu konular temel İslami kaynaklar ile açıklığa kavuşturulmalı; en azından temel ayrışma noktaları değil de uzlaşma noktaları açısından konuşularak Müslüman toplumlar için bu alan misyonerlere malzeme olmaktan çıkarılmalıdır.

Hıristiyan dünyası, dinler arası diyalogu, yeni dönemde bir araç olarak ortaya koymaktadır. Bununla beraber, bu aracın etkin ve yetkin İslam alimleri ile birlikte tersine çevrilmesi mümkün olabilir.

İnsanlığın bugün ihtiyacı olan, adalettir ve barış arayışının varacağı çözüm, adaletten geçmektedir. Müslümanlar, Doğu-Batı demeden tüm yeryüzüne adalet anlayışını anlatabilmelidir. İslam’da insanın konumunu, genel ahlak anlayışını, sosyal adalet sistemini, hak anlayışını ortaya koymak gerekir.

Medya, ulusal ve uluslararası mekanizmalar etkin kullanarak İslam dünyasında güçlü networklar oluşturulması gerekmektedir.

Başta Hıristiyanların kan kaybettiği Batı dünyası olmak üzere tebliğ çalışmaları her alanda ve tüm dünyada yeni iletişim teknolojileri de kullanılarak artırılmalıdır.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Son aylarda yoğun olarak medyada yer alan, dünya gıda stoklarının azalmaya başladığı haberlerinden sonra birçok ülkede tahıl ve bakliyat fiyatlarının fahiş oranda yükselmesi, Yemen ve Mısır gibi ülkelerde gıda fiyatları için çıkan isya...
Irak Savaşı’nın milyonerleri kimler? Savaş ve işgal, bir yandan yüz binlerce insanın hayatına mal olurken diğer yandan işgalci güçlerin servetlerini artırıyor. OMB Watch adlı kuruluşun yaptığı araştırma, ABD Kongresi’nin dörtte birinden fazlasının Irak’taki i...
Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü askerlerinin, görev yaptıkları ülkelerde çatışan taraflar arasındaki ateşkes hattının korunmasını sağlamak, çatışmaların yeniden başlamasını engellemek, gerektiğinde isyancı grupların silahsızlandırılmasını sağlamak gibi “ba...
Burundi, farklı isyancı grupların iktidara gelmeleri nedeniyle soykırımlardan ve soykırım suçlamalarından başını alamıyor. Bir zamanların isyancıları gün gelip iktidar olunca diğerleri isyancı konumuna düşüyor. Şu anda iktidarda bulunan parti, Tutsilere karşı soykırımları ile b...
1,5 milyon kişinin insani yardıma muhtaç olduğu Somali’de güvenlik, Etiyopya işgali öncesinde görece iyiydi. Etiyopya ve diğer mihraklar, ülkeyi ve halkını rahat bırakıyor....
Güney Afrika Cumhuriyeti, ikinci bir apartheid devrine doğru gidiyor. 1994’e kadar beyaz azınlığın siyah çoğunluğa uyguladığı ırkçı şiddet, şimdilerde Afrikalı göçmenler üzerinde yoğunlaşıyor. Göçmenlere karşı yapılanlar, ülkede tam bir i&cc...
Önce Birmanya dedik, sonra dilimize Burma yerleşti, şimdi de Myanmar oldu Güneydoğu Asya’nın bu fakir ülkesi. Altın Buda heykelleriyle dolu tapınaklarında bir avuç pirinç için dilenen insanlar, turistlerin etrafında pervane olup alacakları bir dolar karşılı...
Lübnan’daki yeni seçim kanunu gelecekteki sürtüşmeleri engellemeyecektir. Zira Lübnan Ortadoğu’nun minyatürü ve aynasıdır ve mayın tarlasıdır. Ortadoğu’daki karmaşa ilk önce ona yansır ve kozlar orada paylaşılır. ...
Uzun süredir hükümeti boykot eden Sünnilerin hükümete yeniden dönme kararları, Amerika’ya kök söktüren Sünni aşiretlerin, en azından önemli bir bölümünün, Amerikalılara karşı savaşmaktan vazgeçmesi, Irak cep...
Uzunca bir süredir hükümet güçleriyle ayrılıkçı el-Husi taraftarları arasında, binlerce kişinin hayatını kaybettiği silahlı çatışmaların yaşandığı Yemen, geçtiğimiz günlerde bir parlamento üyesi ve beraberindekilere düzenlenen suikastla...
Küçük Dinara okul koridorunda hissettiği bir kokunun ardından nefes alamayıp yere yığıldı. Kendine geldi gelmesine ama bir süre sonra boğazında şiddetli ağrılar hissetmeye başladı. Sonrasında da geçici bir hafıza kaybı yaşadı. Durduk yere çığlık atmaya başladı. Ha...
17 Şubat 2008’de Kosova Meclisi, “Bizler halkımızın demokratik yollarla seçilmiş liderleri olarak Kosova’nın bağımsız ve hakim bir devlet olduğunu ilan ediyoruz.” sözleriyle Kosova’nın bağımsızlığını tüm dünyaya duyurdu. Bu olay, nüfusunun %90...
Artan gıda fiyatları açlık sorununun derinleşmesine neden olarak gösteriliyor; ancak gıda fiyatlarının artması ve açlığın yaygınlaşması, sadece gıda stokları ve iklim şartları ile ilgili değildir. Bu durum, gıda borsasından ve market spekülasyonlarından, biyoyakıt üreti...
İnsanoğlunun tarih boyunca en büyük endişelerinden birini açlık sorunu oluşturmuş; yoksulluk, sefalet ve ölümle birlikte açlık “mahşerin dört atlısı”ndan biri sıfatıyla anılmıştır. Bunun gayet anlaşılabilir nedenleri vardır: İnsan, hayata tutunabilm...
Açlığın küreselleşmesi riski altında iflas eden asıl, unsur küresel kapitalist paradigmanın kendisidir....
İnsanlar dünyada yeterince gıda olmadığı için değil, alım güçleri ve paraları olmadığı için, yani yoksul oldukları için açlık riski altında hayatlarını sürdürüyorlar. Yaşanan adaletsizliğin, eşitsizliğin ve dengesiz gıda dağılımının sebeple...
Bugün tüm uluslararası sözleşmelerde de belirtildiği gibi, insanın en önemli hakkı “yaşam hakkı”dır. Tüm haklar bundan sonra gelir. Açlık ise bu en önemli hakkı tehdit eden başlıca düşmandır. İnsan hayatı korunacaksa, açlık sorununa bir in...
Komünist düzenden bıkmış insanlar, Abdulvali Kari’nin kişiliği ve çalışmaları sonucunda yeni bir hayatı seçti....
Günümüzde el değmemiş yeni su kaynaklarının bulunduğu topraklarda yaşayan yerel halklar, etnik azınlıklar ve diğer görece güçsüz gruplar “ekonomik alanda kalkınma”nın önünde engel olarak görülüyor. ...
Bangsomorolular, bölgeye ait enstrümanları tagonggo ve kapanirong ile özgürlüğe adanmış tarihleri, yok olmaması için ellerinden geleni yaptıkları kültürleri ve öz değerleri için ağıtlar yakıyor… ...

Sayı 43

DÜNYA GÜNDEMİ; ORTADOĞU: Lübnan'da devr-i Süleyman
Lübnan’daki yeni seçim kanunu gelecekteki sürtüşmeleri engellemeyecektir. Zira Lübnan Ortadoğu’nun minyatürü ve aynasıdır ve mayın tarlasıdır. Ortadoğu...

İSLAM COĞRAFYASI; Özgürlük savaşının tarihi adı: Moro
Bangsomorolular, bölgeye ait enstrümanları tagonggo ve kapanirong ile özgürlüğe adanmış tarihleri, yok olmaması için ellerinden geleni yaptıkları kültürleri v...

İKTİBAS; Geleceğin önüne kurulan bentler: Barajlar
Günümüzde el değmemiş yeni su kaynaklarının bulunduğu topraklarda yaşayan yerel halklar, etnik azınlıklar ve diğer görece güçsüz gruplar “ekonomik alanda kal...

DÜNYA GÜNDEMİ; Burundi tekrar iç savaşın eşiğinde
Burundi, farklı isyancı grupların iktidara gelmeleri nedeniyle soykırımlardan ve soykırım suçlamalarından başını alamıyor. Bir zamanların isyancıları gün gelip iktidar olunca diğerleri isy...

DÜNYA GÜNDEMİ; Vilayet seçimleri öncesi Şii gruplar arası gerilim
Uzun süredir hükümeti boykot eden Sünnilerin hükümete yeniden dönme kararları, Amerika’ya kök söktüren Sünni aşiretlerin, en azından ö...

DOSYA; Küreselleşen açlık
Açlığın küreselleşmesi riski altında iflas eden asıl, unsur küresel kapitalist paradigmanın kendisidir....

DOSYA; Küresel gıda krizi: Nedenleri sonuçları ve öneriler
İnsanlar dünyada yeterince gıda olmadığı için değil, alım güçleri ve paraları olmadığı için, yani yoksul oldukları için açlık riski altında hayatlarını s&u...