DÜNYA GÜNDEMİ: Uzaklığı artıran yakınlaşma girişimi PDF Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Özcan   
İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın BM Genel Kurulu toplantılarına katılması genelde olaylı oluyor. Kürsüden acayip ve garaip şeyler konuştuğu ileri sürülüyor. Nur gördüğünü ve Mehdi’nin zuhur işaretlerinin kendisine yansıdığını söylediği iddia ediliyor.

Ahmedinejad, New York ziyareti esnasında Ground Zero dedikleri, 11 Eylül’de yıkılan İkiz Kuleler’in yerini ziyaret etmek istedi. Ama nedense kendisine müsaade etmek istemediler! Nejad da buna bir anlam veremedi. Bununla birlikte Columbia Üniversitesi’ndeki konuşmasında, “Amerikan halkı, 11 Eylül’ün sırlarını öğrendikçe neden Irak ve Afganistan bataklığına saplandıklarını daha iyi fark edeceklerdir.” dedi. Aslında Ground Zero’ya ulaşamasa bile oraya yönelik mesajını bırakmış, durgun suları harekete geçiren bir taş atmıştı.

Nejad’ın Columbia Üniversitesi’nde konuşması da olay oldu ve çok gürültü kopardı. Gerçekten de gönüllerini ve zihinlerini kapatmış toplumlara hitap etmenin ne gibi bir faydası olabilir? Belki, bu konuşmalar görev itibarıyla “ibrau’z-zimme” veya “ikamet’ül-hucce” (Benden günah gitti!) babında izah edilebilir. Ancak, Ahmedinejad’ın hitabında doğru üslubu seçip seçmediği de ayrı bir tartışma konusu. Diğer yandan, Amerikan tarafı hem Ahmedinejad’ın konuşmasına müsaade etti hem de adeta konuşmanın etkisini sıfıra indirmek istenircesine konuşmadan önce bir hakaret faslı yaşanmasına göz yumdu. Rektör Lee Bollinger, muhatabına ve mihmanına karşı neredeyse bir hakaret tiradında bulundu. “Sayın başkan! Dar kafalı ve gaddar bir diktatörün sahip olduğu bütün özelliklere sahipsiniz!” diye girdiği sözü şöyle noktaladı: “Utanmaz bir kışkırtıcısınız ya da şaşırtıcı derecede eğitimsizsiniz!”

Nejad’a bu görülmemiş hoş amedi, bu hakaret yağmurundan ibaret değildi elbet. Bunun ötesinde Amerikan basını da koroya eşlik etti. Daily News gazetesi “The evil has landed / Şeytan buraya ayak bastı.” ifadelerine yer verirken, Newsday ise “Whack! / Şamar!” ifadesini kullanmıştı. “Cehenneme git şeytan!”, “Küçük Hitler” gibi karşılamalar da basına yansıyan diğer başlıklar arasındaydı.

Dolayısıyla Nejad’ın, Amerikan kamuoyunda kalpleri ve beyinleri kazanma çabası ve planı suya düşmüş ve maksadın aksiyle netice vermiştir. Bu çabanın bir faydası varsa o da belki Amerikan azgınlığını ve arsızlığını gözler önüne sermesidir.

Nejad’ın hakaretlerin gölgesinde bir konuşma yapmasına müsaade edilse de; Ermeni diasporası, Ermeni Patriği Mutafyan’a bu hakkı da fazla gördü ve onu hiç konuşturmayarak bu haktan külliyen mahrum etti. Yahudi diasporası ve lobisi Nejad’a ABD’yi dar ederken Ermeni diasporası ve lobisi de Mutafyan’a aynısını yapmıştır. Bu durum ABD’de bilhassa 11 Eylül’den sonra ifade hürriyetinin ne hale geldiğini ortaya koymaktadır. Gerçi bu konularda ABD’nin sicili hayli kötüdür. Sözgelimi İtalyan asıllı Katolik Gulliani, New York belediye başkanı iken Arafat’a istiskalde bulunmuş ve konuklar arasında onu tahkir etmeye yeltenmiştir. Geçmişte Arafat’a yapılanlar bir şekilde günümüzde Ahmedinejad’a veya benzerlerine de yapılıyor. Chavez’in Dışişleri Bakanı da havaalanında tacizlere maruz kalmıştır.

Nejad’ın ABD ziyareti beklenen hasılatı vermezken; aksine yakınlaşma arayışları, hissi mesafeyi daha da artırmıştır. Nejad’ın söyledikleri ve mesajı da iki taraf arasındaki uçurumu derinleştirmekten başka bir işe yaramamıştır. Nejad, nükleer silah edinme peşinde olmadıklarını ve kimseye saldırmak gibi bir niyetleri bulunmadığını söylese de bunu kimseye dinletememiştir. Zira, herkes konuşmaya gardını alarak gelmişti. Oynanan, bir tiyatro eserinden başka bir şey değildi. Anlama ve diyalog değil, temsil yapılıyordu. Columbia Üniversitesi’nde bir sağırlar diyalogu yaşandı. Münasebetsiz sorularla da salon sirk alanına çevrildi. Nitekim kendisine sorulan sorular belden aşağıydı.

Olayın en üzücü taraflarından birisi ise Türk basınının olaya yaklaşımı ve olayı veriş biçimi oldu. Bunlardan birisi, Today's Zaman’dan Ali Aslan’ın “With an Enemy Like Ahmedinejad” başlıklı yazısıydı. Yazısında Ali Aslan, “İran’da homoseksüel meselesi gibi insan hakları kısıtlamaları bugünün dünyasında savunulamaz.” diyerek Nejad’a yüklenecekti. Yazar, Nejad’ın İran’da homoseksüellerin varlığını reddederek ve bir de üstüne üstlük Yahudi soykırımını inkar ederek, “Atom bombası peşinde değiliz.” söylemine olan inandırıcılığını kırdığını ileri sürüyordu. (28 September 2007) Burada nükleer program ile homoseksüellik ve holokost reddi arasında maddi bir bağ kuruluyordu. Bu elbette ki üzücü ve talihsiz bir durum. Günün moda deyimiyle bizim çocuklar da Washington’daki mahalle baskısından bir hayli etkilenmişler. Mahalle baskısının nelere kadir olduğunu; dindar yazarları bile homoseksüelliği savunma veya en azından hoşgörü noktasına getirmiş olduğunu böylece somut bir örnekle görmüş olduk.

Sonuç olarak ziyaret, istenilen neticeyi vermediği gibi tarafların pozisyonlarını daha da pekiştirmiştir. Esasen Bağdat’taki görüşmelere rağmen iki ülke arasında Soğuk Savaş atmosferi son sürat devam ediyor. En son Suud Dışişleri Bakanı Suud el-Faysal, İran ile Batı’nın son sürat bir çarpışma ortamına doğru koştuklarını ve sürüklendiklerini ifade etti. Bu, “umur bilir” bir adamın yabana atılmaması gereken bir değerlendirmesidir. Aynı günlerde gazetelerde Cheney mahreçli bir senaryoya da yer verildi. Buna göre Cheney, İsraillilerden İran’ın Natanz gibi nükleer tesislerine saldırmalarını ister. Saldırıyı takiben İran’ın İsrail’e misilleme yapması halinde ABD’ye mukabele hakkı doğacağını söyler ve bu ihtimalin belirmesiyle birlikte de İran’ı bombardımana tabi tutacaklarını anlatır. İsrail kıvılcımı yakacak, ABD de yangını ikmal edecektir. Bilindiği gibi Gates ve Rice savaş seçeneğine karşı çıkıyorlar ve diplomatik seçeneği işletmek istiyorlar. Buna rağmen Cheney bir an evvel İran’ı vurma taraftarı. Bu kararlılıkta iki faktör rol oynuyor: Bunlardan biri, diplomatik seçeneğin ve büyük pazarlığın kotarılmasının bir yılı bulması, yani uzun sürmesi; Bush’un ise vaktinin olmaması ve görev süresinin dolması; diplomatik seçeneğin peşinde vakit zayi edilerek saldırının Bush yönetimi için post-mortem hale gelmesidir. İkincisi de, Bush’un kendisinden sonra gelecek yönetimlere İran konusunda güvenmemesi; ipe un sereceklerini düşünmesi; ister cumhuriyetçi isterse demokrat olsun gelecek idarenin İran’dan uzak duracağını ve İran’a saldırmayacağını düşünmesidir. Bundan dolayı kendilerince misyonlarını tamamlamadan çekilmek istemiyorlar. İran’la bilek güreşinde zamanla yarışı kaybettiklerini anladıkları an saldırıya geçecekler. Bütün senaryolar bunu gösteriyor ve fiili süreç bu ihtimale doğru ilerliyor.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Son aylarda yoğun olarak medyada yer alan, dünya gıda stoklarının azalmaya başladığı haberlerinden sonra birçok ülkede tahıl ve bakliyat fiyatlarının fahiş oranda yükselmesi, Yemen ve Mısır gibi ülkelerde gıda fiyatları için çıkan isya...
Irak Savaşı’nın milyonerleri kimler? Savaş ve işgal, bir yandan yüz binlerce insanın hayatına mal olurken diğer yandan işgalci güçlerin servetlerini artırıyor. OMB Watch adlı kuruluşun yaptığı araştırma, ABD Kongresi’nin dörtte birinden fazlasının Irak’taki i...
Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü askerlerinin, görev yaptıkları ülkelerde çatışan taraflar arasındaki ateşkes hattının korunmasını sağlamak, çatışmaların yeniden başlamasını engellemek, gerektiğinde isyancı grupların silahsızlandırılmasını sağlamak gibi “ba...
Burundi, farklı isyancı grupların iktidara gelmeleri nedeniyle soykırımlardan ve soykırım suçlamalarından başını alamıyor. Bir zamanların isyancıları gün gelip iktidar olunca diğerleri isyancı konumuna düşüyor. Şu anda iktidarda bulunan parti, Tutsilere karşı soykırımları ile b...
1,5 milyon kişinin insani yardıma muhtaç olduğu Somali’de güvenlik, Etiyopya işgali öncesinde görece iyiydi. Etiyopya ve diğer mihraklar, ülkeyi ve halkını rahat bırakıyor....
Güney Afrika Cumhuriyeti, ikinci bir apartheid devrine doğru gidiyor. 1994’e kadar beyaz azınlığın siyah çoğunluğa uyguladığı ırkçı şiddet, şimdilerde Afrikalı göçmenler üzerinde yoğunlaşıyor. Göçmenlere karşı yapılanlar, ülkede tam bir i&cc...
Önce Birmanya dedik, sonra dilimize Burma yerleşti, şimdi de Myanmar oldu Güneydoğu Asya’nın bu fakir ülkesi. Altın Buda heykelleriyle dolu tapınaklarında bir avuç pirinç için dilenen insanlar, turistlerin etrafında pervane olup alacakları bir dolar karşılı...
Lübnan’daki yeni seçim kanunu gelecekteki sürtüşmeleri engellemeyecektir. Zira Lübnan Ortadoğu’nun minyatürü ve aynasıdır ve mayın tarlasıdır. Ortadoğu’daki karmaşa ilk önce ona yansır ve kozlar orada paylaşılır. ...
Uzun süredir hükümeti boykot eden Sünnilerin hükümete yeniden dönme kararları, Amerika’ya kök söktüren Sünni aşiretlerin, en azından önemli bir bölümünün, Amerikalılara karşı savaşmaktan vazgeçmesi, Irak cep...
Uzunca bir süredir hükümet güçleriyle ayrılıkçı el-Husi taraftarları arasında, binlerce kişinin hayatını kaybettiği silahlı çatışmaların yaşandığı Yemen, geçtiğimiz günlerde bir parlamento üyesi ve beraberindekilere düzenlenen suikastla...
Küçük Dinara okul koridorunda hissettiği bir kokunun ardından nefes alamayıp yere yığıldı. Kendine geldi gelmesine ama bir süre sonra boğazında şiddetli ağrılar hissetmeye başladı. Sonrasında da geçici bir hafıza kaybı yaşadı. Durduk yere çığlık atmaya başladı. Ha...
17 Şubat 2008’de Kosova Meclisi, “Bizler halkımızın demokratik yollarla seçilmiş liderleri olarak Kosova’nın bağımsız ve hakim bir devlet olduğunu ilan ediyoruz.” sözleriyle Kosova’nın bağımsızlığını tüm dünyaya duyurdu. Bu olay, nüfusunun %90...
Artan gıda fiyatları açlık sorununun derinleşmesine neden olarak gösteriliyor; ancak gıda fiyatlarının artması ve açlığın yaygınlaşması, sadece gıda stokları ve iklim şartları ile ilgili değildir. Bu durum, gıda borsasından ve market spekülasyonlarından, biyoyakıt üreti...
İnsanoğlunun tarih boyunca en büyük endişelerinden birini açlık sorunu oluşturmuş; yoksulluk, sefalet ve ölümle birlikte açlık “mahşerin dört atlısı”ndan biri sıfatıyla anılmıştır. Bunun gayet anlaşılabilir nedenleri vardır: İnsan, hayata tutunabilm...
Açlığın küreselleşmesi riski altında iflas eden asıl, unsur küresel kapitalist paradigmanın kendisidir....
İnsanlar dünyada yeterince gıda olmadığı için değil, alım güçleri ve paraları olmadığı için, yani yoksul oldukları için açlık riski altında hayatlarını sürdürüyorlar. Yaşanan adaletsizliğin, eşitsizliğin ve dengesiz gıda dağılımının sebeple...
Bugün tüm uluslararası sözleşmelerde de belirtildiği gibi, insanın en önemli hakkı “yaşam hakkı”dır. Tüm haklar bundan sonra gelir. Açlık ise bu en önemli hakkı tehdit eden başlıca düşmandır. İnsan hayatı korunacaksa, açlık sorununa bir in...
Komünist düzenden bıkmış insanlar, Abdulvali Kari’nin kişiliği ve çalışmaları sonucunda yeni bir hayatı seçti....
Günümüzde el değmemiş yeni su kaynaklarının bulunduğu topraklarda yaşayan yerel halklar, etnik azınlıklar ve diğer görece güçsüz gruplar “ekonomik alanda kalkınma”nın önünde engel olarak görülüyor. ...
Bangsomorolular, bölgeye ait enstrümanları tagonggo ve kapanirong ile özgürlüğe adanmış tarihleri, yok olmaması için ellerinden geleni yaptıkları kültürleri ve öz değerleri için ağıtlar yakıyor… ...

Sayı 43

DÜNYA GÜNDEMİ; ORTADOĞU: Lübnan'da devr-i Süleyman
Lübnan’daki yeni seçim kanunu gelecekteki sürtüşmeleri engellemeyecektir. Zira Lübnan Ortadoğu’nun minyatürü ve aynasıdır ve mayın tarlasıdır. Ortadoğu...

DOSYA; Küreselleşen açlık
Açlığın küreselleşmesi riski altında iflas eden asıl, unsur küresel kapitalist paradigmanın kendisidir....

DÜNYA GÜNDEMİ; Kasırgaya rağmen referandum, cuntaya rağmen yaşam: Myanmar gerçeği

Önce Birmanya dedik, sonra dilimize Burma yerleşti, şimdi de Myanmar oldu Güneydoğu Asya’nın bu fakir ülkesi. Altın Buda heykelleriyle dolu tapınaklarında bir avuç pi...

İKTİBAS; Geleceğin önüne kurulan bentler: Barajlar
Günümüzde el değmemiş yeni su kaynaklarının bulunduğu topraklarda yaşayan yerel halklar, etnik azınlıklar ve diğer görece güçsüz gruplar “ekonomik alanda kal...

DÜNYA GÜNDEMİ; Güney Afrika Cumhuriyeti'nde yabancı düşmanlığı
Güney Afrika Cumhuriyeti, ikinci bir apartheid devrine doğru gidiyor. 1994’e kadar beyaz azınlığın siyah çoğunluğa uyguladığı ırkçı şiddet, şimdilerde Afrikalı göç...

DÜNYA GÜNDEMİ; Yemen'de kuzeyden yükselen ateş, Sana'yı da kuşatacak mı?

Uzunca bir süredir hükümet güçleriyle ayrılıkçı el-Husi taraftarları arasında, binlerce kişinin hayatını kaybettiği silahlı çatışmaların yaşandığı Yemen,...

ADANMIŞ HAYATLAR; Allame Abdulvali Kari Mirzaev
Komünist düzenden bıkmış insanlar, Abdulvali Kari’nin kişiliği ve çalışmaları sonucunda yeni bir hayatı seçti....