DÜNYA GÜNDEMİ: Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Hizbullah'ın zaferi PDF Yazdır E-posta
Yazar Alptekin Dursunoğlu   
Lübnan cumhurbaşkanlığı seçimi ile yaşanan gelişmeler, sadece ülke içindeki siyasi partilerin güç ve iktidar mücadelesiyle sınırlanarak açıklanamayacak kadar bölgesel ve uluslararası boyutlar taşıyor. Dolayısıyla seçim sonuçlarının en az yerel beklentiler kadar Lübnan’la ilgili bölgesel ve uluslararası beklentiler üzerinde de belirleyici rol oynayacağı söylenebilir.

Lübnan’da son üç yıl boyunca yaşanan gelişmelerde ülkeye yönelen bölgesel ve uluslararası müdahaleler ile bu müdahalelere karşı geliştirilen yerel direnç belirleyici oldu. Binaenaleyh; 1559 sayılı Güvenlik Konseyi kararı, Temmuz Savaşı ve 1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı gibi son üç yıl içinde Lübnan’ı derinden etkileyen dış müdahalelerin yarattığı gelişmeler, bu müdahaleleri destekleyen yerel aktörlerle buna direnen aktörlerin mücadelesi şeklinde tezahür etti.    

Refik Hariri cinayetinden Suriye’nin sorumlu tutulması ve Suriye ordusunun Lübnan’dan çıkarılmasıyla Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını öngören 1559 sayılı Güvenlik Konseyi kararı, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın Temmuz Savaşı sırasında açıkça dile getireceği tasarlanan “Yeni Ortadoğu”nun Lübnan’a yönelik ilk adımlarıydı.
Image
Lübnan’daki taifeciliğe dayalı siyasi sistem sayesinde ve 1559 sayılı kararın yarattığı Suriye karşıtı siyasal ve psikolojik zeminde parlamento çoğunluğunu ele geçiren 14 Martçı grup, Yeni Ortadoğu’yu tasarlayanların Beyrut’taki şövalyeleri haline geldi. Suriye karşıtlığı konusunda ulusalcı bir siyasi dil kullanan 14 Martçılar;
1. Suriye ordusunun Lübnan’dan çıkarılması,
2. Refik Hariri cinayeti konusunda uluslararası mahkeme kurulması,
3. Cumhurbaşkanı Emil Lahud’un görevden alınması,
4. Ülkenin güneyini İsrail işgalinden kurtaran Hizbullah’ın silahsızlandırılması,
5. Ülkenin güneyine ve kuzeyine (Suriye sınırına) çok uluslu güç yerleştirilmesi gibi konularda adeta ABD ve İsrail’in Beyrut’taki sözcüleri gibi davranmaya başladılar.

ABD’nin 1559 desteğine ve 14 Martçıların sahip olduğu parlamento ve iktidar gücüne rağmen Suriye ordusunun Lübnan’dan çıkarılması dışında yukarıda geçen beş hedeften hiçbiri gerçekleştirilememişti.

İsrail, ABD’nin ve 14 Martçıların 1559 sayılı karar konusunda yaşadığı tıkanıklığı, 2006 yılında giriştiği Temmuz Savaşı’yla açmaya çalıştı. Bu savaş, İsrail’in Hizbullah’ın iki askerini esir alması karşılığında sergilediği bir savunma refleksi değildi. Binaenaleyh; Hizbullah’ın “Doğru Vaat” adlı askeri operasyonunun, İsrail yönetiminin 2006 Ekim’i için planladığı savaşı 12 Temmuz’a çekmesine sebep olduğu, İsrailli yetkililer tarafından itiraf edildi.

Temmuz Savaşı’nın 1559’un uygulanmasının önündeki engelleri ortadan kaldırmak üzere yapıldığı ve 1559 sayılı kararın Lübnan’da doğuracağı sonuçların hangi büyük proje için önemli olduğu, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın savaş sırasında “Yeni Ortadoğu”dan söz etmesi sayesinde anlaşıldı.
1. Hizbullah’ın askeri kapasitesinin yok edilmesi,
2. Hizbullah güçlerinin Litani Nehri’nin kuzeyine sürülmesi,
3. Kuzey’de Suriye, güneyde de İsrail sınırına yerleştirilecek çok uluslu güçle Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve İsrail güvenliğinin sağlanması Temmuz Savaşı’nın stratejik hedefleri olarak ortaya kondu.
Image
Bunlar, 1559 sayılı Güvenlik Konseyi kararı ile siyasi yollarla gerçekleştirilmeye çalışılan hedeflerdi ve İsrail’in bu savaştan zaferle çıkması durumunda Cumhurbaşkanı Emil Lahud’un devrilmesi ve özellikle buna payanda kılınan Refik Hariri cinayeti konusundaki uluslararası mahkeme de kendiliğinden elde edilecek kazanımlar olacaktı.

1559 sayılı kararla ortaya konan hedefler Temmuz Savaşı ile de gerçekleştirilmedi ve 1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi Kararı “Yeni Ortadoğu” projesini oldukça gerileten bir durum yarattı. Çünkü ne Hizbullah’ın askeri kapasitesine zarar verilebildi ne Hizbullah’ı silahsızlandırma misyonuyla birçok uluslu güç yerleştirilebildi ne de Hizbullah’a silah sevkıyatının yapıldığı iddia edilen Suriye sınırı kontrol altına alınabildi.

Bu sebeplerle Hizbullah, 33 günlük savaş sonunda bu hedeflerin hiçbirinin gerçekleştirilmesine izin vermemiş olmasından hareketle zaferi kendisinin kazandığını; Winograd Komisyonu da öngördüğü hiçbir hedefi gerçekleştirememesinden, Hizbullah füzelerinden halkını koruyamamasından ve 1559’la öngörülen hedeflerin 1701’le gerçekleştirilememiş olmasından dolayı İsrail’in savaşta yenildiğini ifade etti.

Bununla birlikte gerek Hizbullah ve gerekse “Yeni Ortadoğu” projesinin mimarları, 1701’in soruna ilişkin bir nokta değil, noktalı virgül olduğunun bilinciyle yeni sürece hazırlandı. 1701’in yürürlüğe girmesinden ve UNIFIL ile Lübnan ordusunun güneye yerleştirilmesinden hemen sonra dikkatini askeri savunmadan iç politika alanına yönelten Hizbullah, ulusal birlik hükümeti konusunu söz konusu ederek bölge dışı güçlerin noktalı virgülden sonra atacağı adımları önlemeye yönelik hazırlıklara başladığını gösterdi.

Çünkü ABD tarafından desteklenen hükümetin görev süresi dolmadan önce, direnişi destekleyen Cumhurbaşkanı Emil Lahud’un görev süresi sona erecek ve yeni cumhurbaşkanı parlamentoda ve hükümette çoğunlukta bulunan 14 Martçılar tarafından seçilecekti. Lübnan ordusunun bağlı bulunduğu cumhurbaşkanının ABD tarafından desteklenen 14 Martçılar tarafından seçilmesi, 1559’la, Temmuz Savaşı’yla ve 1701’le gerçekleştirilemeyen Hizbullah’ın silahsızlandırılması hedefinin iç politikadaki manevralarla gerçekleştirilmesi gündeme gelecekti.

Hizbullah, yeni cumhurbaşkanının bu parlamento ve bu hükümetle seçilmesini önlemek için ulusal birlik hükümeti kurulmasını, seçim yasasındaki demokratik temsili önleyen maddelerin değiştirilmesini ve erken seçimlere gidilmesini isteyerek siyasi bir direniş başlattı.

ImageBuna karşın; ABD, Fransa ve Arap ülkeleri ise Beyrut’taki müttefikleri olan 14 Martçılara verdikleri destekle en azından cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar hükümeti ayakta tutmaya ve Hizbullah’ın hedeflerinin gerçekleşmesini önlemeye çalıştı.

Hizbullah, Emel ve Mişel Aun liderliğindeki Ulusal Özgürlük Hareketi’nin hükümete karşı başlattığı sivil gösterileri iç savaş zeminine çekebileceklerinin işaretini vererek sokak çatışmaları yaratan 14 Martçılar, “uluslararası güçlerin Beyrut’taki şövalyeleri” nitelemesini haklı çıkardılar ve muhaliflerin kitlesel gösterilerini Riyad es-Sulh Meydanı’ndaki protesto çadırlarına hapsetmeyi başardılar.

Yaşanan Irak tecrübesiyle sorunun bir mezhep savaşı düzlemine çekilebileceğinden endişe eden Hizbullah liderliğindeki muhaliflerin, gösterilerin düzeyini Riyad es-Sulh Meydanı’ndaki grev çadırlarında sembolik düzeye düşürmeleri; ABD’ye, Arap müttefiklere ve 14 Martçılara, cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar zaman kazandırmış oldu.

Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine yukarıda özetlenen siyasal zeminde giren Lübnan’da bu makam her iki taraf açısından da stratejik bir kale olarak görülüyor. Muhaliflerin elinde şu silahlar bulunuyor: Halk desteği, mevcut cumhurbaşkanı, ordu, meclis başkanı. Hükümet yanlıları ise; hükümet, parlamento çoğunluğu ve uluslararası destekten oluşan silahlara sahip.

Seçimi parlamentonun yapacak olması hükümet yanlılarının güçlü yanını oluştururken; cumhurbaşkanının parlamentonun üçte ikisinin oyuyla seçileceğini belirten anayasanın 49. maddesi, güçleri eşitliyor.

Zira 128 sandalyeli Lübnan parlamentosu, 14 Martçı milletvekillerinden Antuan Ganim’in geçtiğimiz haftalarda bombalı bir saldırı sonucu öldürülmesi üzerine 127’ye düşerken; hükümet yanlıları 68, 14 sandalyeye sahip Hizbullah liderliğindeki muhalifler ise 58 milletvekiline sahip bulunuyor.

ImageMevcut parlamento aritmetiği ile anayasanın 49. maddesine uygun bir cumhurbaşkanının seçilemeyecek olması, hükümet yanlılarını anayasayı tevil yoluna götürdü ve üçte iki oranının sadece ilk turda geçerli olduğunu, diğer turlarda %51 oyun yeterli olacağını iddia etmelerine sebep olduysa da 24 Eylül’de parlamento oturumuna katılmayan muhalifler birinci turun gerçekleşmesine bile izin vermeyerek seçim sürecini kilitleyebileceklerini göstermiş oldular.

Aslında seçimler öncesinde başta usul tartışmaları olmak üzere kartlarını açarak güç gösterisinde bulunan taraflar, seçimin bu noktada kilitleneceğinin işaretlerini vermiş, rest aşamasında atacakları adımları dahi sergilemekten geri durmamışlardı.

Varsayımını bile hesaba katan hükümet yanlıları, seçimi meclis dışında bir mekanda ve %51 oyla yapacaklarını söylerken; Cumhurbaşkanı Emil Lahud, tüm kesimlerin temsilini öngören Taif Anlaşması gereği mevcut hükümetin yasadışı olduğunu belirterek yetkilerini bu hükümete devretmeyeceğini ve Ordu Komutanı Mişel Süleyman başkanlığında ikinci bir hükümet atayacağını söyleyerek 14 Martçıları uzlaşmaya zorlamıştı.

Ulusal birlik hükümeti kurmakta ve erken seçimlere gitmekte başarılı olamayan muhalifler, taraflar arası güç dengesinden kaynaklanan çözümsüzlüğü aşmak için bu kez uzlaşma çağrısı yaptılar. Meclis Başkanı Nebih Berri, hükümet yanlılarının cumhurbaşkanlığı konusunda uzlaşmaya yanaşması durumunda muhaliflerin ulusal birlik hükümeti talebini geri alacağını ve protesto gösterilerine son vereceğini açıklayarak çözüm yönünde bir zemin yarattı.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Son aylarda yoğun olarak medyada yer alan, dünya gıda stoklarının azalmaya başladığı haberlerinden sonra birçok ülkede tahıl ve bakliyat fiyatlarının fahiş oranda yükselmesi, Yemen ve Mısır gibi ülkelerde gıda fiyatları için çıkan isya...
Irak Savaşı’nın milyonerleri kimler? Savaş ve işgal, bir yandan yüz binlerce insanın hayatına mal olurken diğer yandan işgalci güçlerin servetlerini artırıyor. OMB Watch adlı kuruluşun yaptığı araştırma, ABD Kongresi’nin dörtte birinden fazlasının Irak’taki i...
Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü askerlerinin, görev yaptıkları ülkelerde çatışan taraflar arasındaki ateşkes hattının korunmasını sağlamak, çatışmaların yeniden başlamasını engellemek, gerektiğinde isyancı grupların silahsızlandırılmasını sağlamak gibi “ba...
Burundi, farklı isyancı grupların iktidara gelmeleri nedeniyle soykırımlardan ve soykırım suçlamalarından başını alamıyor. Bir zamanların isyancıları gün gelip iktidar olunca diğerleri isyancı konumuna düşüyor. Şu anda iktidarda bulunan parti, Tutsilere karşı soykırımları ile b...
1,5 milyon kişinin insani yardıma muhtaç olduğu Somali’de güvenlik, Etiyopya işgali öncesinde görece iyiydi. Etiyopya ve diğer mihraklar, ülkeyi ve halkını rahat bırakıyor....
Güney Afrika Cumhuriyeti, ikinci bir apartheid devrine doğru gidiyor. 1994’e kadar beyaz azınlığın siyah çoğunluğa uyguladığı ırkçı şiddet, şimdilerde Afrikalı göçmenler üzerinde yoğunlaşıyor. Göçmenlere karşı yapılanlar, ülkede tam bir i&cc...
Önce Birmanya dedik, sonra dilimize Burma yerleşti, şimdi de Myanmar oldu Güneydoğu Asya’nın bu fakir ülkesi. Altın Buda heykelleriyle dolu tapınaklarında bir avuç pirinç için dilenen insanlar, turistlerin etrafında pervane olup alacakları bir dolar karşılı...
Lübnan’daki yeni seçim kanunu gelecekteki sürtüşmeleri engellemeyecektir. Zira Lübnan Ortadoğu’nun minyatürü ve aynasıdır ve mayın tarlasıdır. Ortadoğu’daki karmaşa ilk önce ona yansır ve kozlar orada paylaşılır. ...
Uzun süredir hükümeti boykot eden Sünnilerin hükümete yeniden dönme kararları, Amerika’ya kök söktüren Sünni aşiretlerin, en azından önemli bir bölümünün, Amerikalılara karşı savaşmaktan vazgeçmesi, Irak cep...
Uzunca bir süredir hükümet güçleriyle ayrılıkçı el-Husi taraftarları arasında, binlerce kişinin hayatını kaybettiği silahlı çatışmaların yaşandığı Yemen, geçtiğimiz günlerde bir parlamento üyesi ve beraberindekilere düzenlenen suikastla...
Küçük Dinara okul koridorunda hissettiği bir kokunun ardından nefes alamayıp yere yığıldı. Kendine geldi gelmesine ama bir süre sonra boğazında şiddetli ağrılar hissetmeye başladı. Sonrasında da geçici bir hafıza kaybı yaşadı. Durduk yere çığlık atmaya başladı. Ha...
17 Şubat 2008’de Kosova Meclisi, “Bizler halkımızın demokratik yollarla seçilmiş liderleri olarak Kosova’nın bağımsız ve hakim bir devlet olduğunu ilan ediyoruz.” sözleriyle Kosova’nın bağımsızlığını tüm dünyaya duyurdu. Bu olay, nüfusunun %90...
Artan gıda fiyatları açlık sorununun derinleşmesine neden olarak gösteriliyor; ancak gıda fiyatlarının artması ve açlığın yaygınlaşması, sadece gıda stokları ve iklim şartları ile ilgili değildir. Bu durum, gıda borsasından ve market spekülasyonlarından, biyoyakıt üreti...
İnsanoğlunun tarih boyunca en büyük endişelerinden birini açlık sorunu oluşturmuş; yoksulluk, sefalet ve ölümle birlikte açlık “mahşerin dört atlısı”ndan biri sıfatıyla anılmıştır. Bunun gayet anlaşılabilir nedenleri vardır: İnsan, hayata tutunabilm...
Açlığın küreselleşmesi riski altında iflas eden asıl, unsur küresel kapitalist paradigmanın kendisidir....
İnsanlar dünyada yeterince gıda olmadığı için değil, alım güçleri ve paraları olmadığı için, yani yoksul oldukları için açlık riski altında hayatlarını sürdürüyorlar. Yaşanan adaletsizliğin, eşitsizliğin ve dengesiz gıda dağılımının sebeple...
Bugün tüm uluslararası sözleşmelerde de belirtildiği gibi, insanın en önemli hakkı “yaşam hakkı”dır. Tüm haklar bundan sonra gelir. Açlık ise bu en önemli hakkı tehdit eden başlıca düşmandır. İnsan hayatı korunacaksa, açlık sorununa bir in...
Komünist düzenden bıkmış insanlar, Abdulvali Kari’nin kişiliği ve çalışmaları sonucunda yeni bir hayatı seçti....
Günümüzde el değmemiş yeni su kaynaklarının bulunduğu topraklarda yaşayan yerel halklar, etnik azınlıklar ve diğer görece güçsüz gruplar “ekonomik alanda kalkınma”nın önünde engel olarak görülüyor. ...
Bangsomorolular, bölgeye ait enstrümanları tagonggo ve kapanirong ile özgürlüğe adanmış tarihleri, yok olmaması için ellerinden geleni yaptıkları kültürleri ve öz değerleri için ağıtlar yakıyor… ...

Sayı 43

43. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Son aylarda yoğun olarak medyada yer alan, dünya gıda stoklarının azalmaya başladığı haberlerinden sonra birçok ülkede tahıl ve bakliyat ...

DÜNYA GÜNDEMİ; Bağımsız Kosova Hristiyanlaşıyor mu?
17 Şubat 2008’de Kosova Meclisi, “Bizler halkımızın demokratik yollarla seçilmiş liderleri olarak Kosova’nın bağımsız ve hakim bir devlet olduğunu ilan ediyoruz.” sö...

DOSYA: AÇLIK KADER DEĞİLDİR

Artan gıda fiyatları açlık sorununun derinleşmesine neden olarak gösteriliyor; ancak gıda fiyatlarının artması ve açlığın yaygınlaşması, sadece gıda stokları ve iklim şartları...

DÜNYA GÜNDEMİ; KAFKASYA: Kafkas çocuklarını yiyip bitiren gizem
Küçük Dinara okul koridorunda hissettiği bir kokunun ardından nefes alamayıp yere yığıldı. Kendine geldi gelmesine ama bir süre sonra boğazında şiddetli ağrılar hissetmeye başlad...

Kısa Kısa
Irak Savaşı’nın milyonerleri kimler?
Savaş ve işgal, bir yandan yüz binlerce insanın hayatına mal olurken diğer yandan işgalci güçlerin servetlerini artır...

ADANMIŞ HAYATLAR; Allame Abdulvali Kari Mirzaev
Komünist düzenden bıkmış insanlar, Abdulvali Kari’nin kişiliği ve çalışmaları sonucunda yeni bir hayatı seçti....

DÜNYA GÜNDEMİ; Somali'de bölgesel ve uluslararası güçlerin tetiklediği insani krizler
1,5 milyon kişinin insani yardıma muhtaç olduğu Somali’de güvenlik, Etiyopya işgali öncesinde görece iyiydi. Etiyopya ve diğer mihraklar, ülkeyi ve halkını rahat bırak...