DÜNYA GÜNDEMİ: Türkiye'nin Balkanlar serencamı PDF Yazdır E-posta
Yazar Murat Yılmaz   
BALKANLAR: Türkiyenin Balkanlar serencamıHalklar mozaiği Balkanlar, uzun Osmanlı yönetimi sonrası büyük güçlerin başlıca oyun alanlarından biri oldu. 20. yüzyılın hemen öncesinde başlayan büyük buhranlar bu yüzyıl boyunca devam etti. 93 Harbi, her iki Balkan Savaşı ve Dünya Savaşlarının merkezinin şaşırtıcı bir biçimde Balkanlar olması, coğrafyanın ehemmiyeti açısından manidardır.

Osmanlı’nın millet sistemi içerisinde huzurlu günler yaşayan Balkan halkları, milliyetçilik dalgaları karşısında tutunamadılar. Güç dengelerinin değişmesiyle Balkanlar’ın hassas ritmi bozuldu ve hemen her Balkan ülkesi hami ülkeleri de arkalarına alarak kendi büyük sınırlarını oluşturmanın peşine düştü. Bu durum en çok Müslüman halkları etkiledi. Osmanlı’nın ve onun Müslüman bakiyesinin Balkanlar’dan tahliyesi amaçlı hareketler bir asır boyunca (1823–1923) aralıksız sürerken milyonlarca Müslüman sürgünlerle, bunun daha fazlası ise katliam ve yok etme politikalarıyla coğrafyadan silindi. Görece daha kansız ve kutuplar sisteminin etkisinde yarım asra varan bir süre devam eden Soğuk Savaş döneminde Balkanlar ekseriyetle Sovyet Rusya’nın ve komünizmin etkisinde kaldı. 90’lı yıllar ise başından itibaren suyun yeni bir mecraya aktığı, halkaların yeniden kayıplarının peşine düştüğü bir dönem oldu. Bu dönem kanlı savaşlarla geçerken yine kimlikler, sınırlar ve hami güçler belirleyici oldu.

Türkiye beş asırdan uzun bir süre Balkanlar’da hakim güç olan Osmanlı’nın tek mirasçısıdır. Boşnak ve Arnavut topluluğun yoğun bir şekilde İslamlaşması bu süreçte gerçekleşmiştir. Son yüzyılda savaşlar ve etnik/dini şiddet neticesinde tarihi eserlerin %90’ından fazlası yakılıp yıkılsa bile bölgenin her metrekaresinde Osmanlı izlerini görmek mümkündür. Filibe, Üsküp, Yeni Pazar, Prizren, Saraybosna, Elbasan, İşkodra bizden şehirlerdir ve onca yıkıma karşı mukavemetlerini sürdürmektedir.

Balkanlar’da adil bir gücün eksikliği en çok Müslüman halkları yaralamıştır. Beş asır boyunca İslamın adalet dairesinde gayrimüslim halklarla birlikte barış içinde yaşayan Türk, Boşnak, Arnavut, Pomak, Çingene halklar yönetimin el değiştirmesiyle çok zor seneler geçirmiş ve maalesef Türkiye’yi yanlarında görememişlerdir.  Türkiye uluslararası politikada kendini daha güçlü kılacak Müslüman Balkan topluluklarına topraklarını açmak dışında gerekli hassasiyeti göstermemiştir. Bölgede tutulabilecek stratejik bir Müslüman topluluğun Türkiye için önemli kazanım anlamına geleceği düşünülmemiştir.

ImageII. Dünya Savaşı’na katılmayan ve Soğuk Savaş döneminde Batı Bloku içerisinde yer alan Türkiye bu dönemin bitişiyle birlikte 80 sene önce kaybettiği imkanı yeniden yakalamıştır. Balkan dengeleri yeniden şekillenirken Avrupa Birliği, Rusya ve ABD bölgede inisiyatif alabilmiş ve fakat Türk dış politikası bu hamlelere akılcı cevap verememiş, çoğu zaman Balkanlardaki Türk unsurlar için bile yapılması gerekenler yerine getirilememiştir.

Balkanlar’daki son siyasi yapılanma 1991 yılında başlayan Yugoslavya’nın dağılma savaşlarıyla başlamış, ardından Kosova, Makedonya ve Preşevo’daki savaş ve iç savaşlarla devam etmiştir. Türkiye bu savaşların son bulduğu ve bölgedeki Boşnak ve Arnavut halkların kaderlerini belirleyen Dayton ve II. Rambolit görüşmelerinde yer almazken maalesef Türkiye ile iyi ilişkiler içerisinde bulunan Sali Berişa’ya da 1996 yılındaki Banker Krizi esnasında destek vermeyerek Arnavutluk’ta yönetimin Ortodoks elitin eline geçmesinde pay almıştır. Türkiye halihazırda devam etmekte olan Kosova’nın nihai statüsünün belirlenmesi ve Sancak’ın parçalanması konularında da etkisiz kalmıştır.

Balkanlar’da uluslararası güçler dini ve kültürel merkezli bir ayrışma içerisindedir. Macaristan, Hırvatistan ve Slovenya daha çok Alman etkisinde kalırken; Sırbistan, Karadağ ve Makedonyalı Ortodoks topluluk Rusya etkisindedir. Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya ise duruma göre Rus ve Alman etkisine girebilmektedir. Bölgenin Müslüman toplulukları olan Boşnak ve Arnavut halklar ise ABD etkisindedir. Türkiye bölgedeki Müslüman toplulukları kuşatıcı olmalı, onların siyasi ve ekonomik gelecekleri için ciddi manevralar yapmalıdır. Türkiye güçlü olabilmek için Balkanlar’da yer alan ve sayısı 12 milyonu aşan Müslüman topluluklar için politikalar üretmek, onları kendi avantajlarını (BM, NATO, İKÖ, D8 üyelikleri, AB aday üyelik) da kullanarak dünyaya taşımak zorundadır. Hepsinden önemlisi, bölgedeki yüzlerce misyoner kuruluş dikkate alınmalı; Türkiye bu toplulukların Müslüman olarak kalabilmeleri için destekte bulunmalıdır.

Türkiye Balkanlar’da Bosna’nın kuzey ucunda yer alan Bihaç’a kadar uzanan Müslüman bir topluluk (Yeşil Kuşak) teslim almıştır. Tıpkı bir zincir gibi birbirine eklemlenen bu topluluğun bekası Balkanlar’da İslam’ın geleceğini de şekillendirecektir. Bosna Savaşı sırasında Sancak ve Kosova’nın önemi; Kosova Savaşı sırasında yine Sancak, Makedonya ve Arnavutluk’un önemi yadsınamaz. Bosna Savaşı sonrasında kurulan Bosna Sırp Cumhuriyeti ile Bosna-Sancak zinciri kırılmıştır. Kosova’nın kuzeyinde yer alan Mitrovitsa’nın Sırbistan’a teslim edilme isteğiyle Kosova-Sancak zinciri de kırılmak istenmektedir. Bu, Müslüman toplulukların Hıristiyan denizlerinde küçük adacıklar haline getirilme ve ardından AB ve Batı kültürüyle yok edilme projesidir. Balkanlar’ın Müslüman halklarının çok yönlü bu saldırılar karşısında tek tutamağı, Türkiye ve İslam kültürüne sarılmaktır. Türkiye Balkanlara ilgi ve desteğini artırmalıdır.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Son aylarda yoğun olarak medyada yer alan, dünya gıda stoklarının azalmaya başladığı haberlerinden sonra birçok ülkede tahıl ve bakliyat fiyatlarının fahiş oranda yükselmesi, Yemen ve Mısır gibi ülkelerde gıda fiyatları için çıkan isya...
Irak Savaşı’nın milyonerleri kimler? Savaş ve işgal, bir yandan yüz binlerce insanın hayatına mal olurken diğer yandan işgalci güçlerin servetlerini artırıyor. OMB Watch adlı kuruluşun yaptığı araştırma, ABD Kongresi’nin dörtte birinden fazlasının Irak’taki i...
Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü askerlerinin, görev yaptıkları ülkelerde çatışan taraflar arasındaki ateşkes hattının korunmasını sağlamak, çatışmaların yeniden başlamasını engellemek, gerektiğinde isyancı grupların silahsızlandırılmasını sağlamak gibi “ba...
Burundi, farklı isyancı grupların iktidara gelmeleri nedeniyle soykırımlardan ve soykırım suçlamalarından başını alamıyor. Bir zamanların isyancıları gün gelip iktidar olunca diğerleri isyancı konumuna düşüyor. Şu anda iktidarda bulunan parti, Tutsilere karşı soykırımları ile b...
1,5 milyon kişinin insani yardıma muhtaç olduğu Somali’de güvenlik, Etiyopya işgali öncesinde görece iyiydi. Etiyopya ve diğer mihraklar, ülkeyi ve halkını rahat bırakıyor....
Güney Afrika Cumhuriyeti, ikinci bir apartheid devrine doğru gidiyor. 1994’e kadar beyaz azınlığın siyah çoğunluğa uyguladığı ırkçı şiddet, şimdilerde Afrikalı göçmenler üzerinde yoğunlaşıyor. Göçmenlere karşı yapılanlar, ülkede tam bir i&cc...
Önce Birmanya dedik, sonra dilimize Burma yerleşti, şimdi de Myanmar oldu Güneydoğu Asya’nın bu fakir ülkesi. Altın Buda heykelleriyle dolu tapınaklarında bir avuç pirinç için dilenen insanlar, turistlerin etrafında pervane olup alacakları bir dolar karşılı...
Lübnan’daki yeni seçim kanunu gelecekteki sürtüşmeleri engellemeyecektir. Zira Lübnan Ortadoğu’nun minyatürü ve aynasıdır ve mayın tarlasıdır. Ortadoğu’daki karmaşa ilk önce ona yansır ve kozlar orada paylaşılır. ...
Uzun süredir hükümeti boykot eden Sünnilerin hükümete yeniden dönme kararları, Amerika’ya kök söktüren Sünni aşiretlerin, en azından önemli bir bölümünün, Amerikalılara karşı savaşmaktan vazgeçmesi, Irak cep...
Uzunca bir süredir hükümet güçleriyle ayrılıkçı el-Husi taraftarları arasında, binlerce kişinin hayatını kaybettiği silahlı çatışmaların yaşandığı Yemen, geçtiğimiz günlerde bir parlamento üyesi ve beraberindekilere düzenlenen suikastla...
Küçük Dinara okul koridorunda hissettiği bir kokunun ardından nefes alamayıp yere yığıldı. Kendine geldi gelmesine ama bir süre sonra boğazında şiddetli ağrılar hissetmeye başladı. Sonrasında da geçici bir hafıza kaybı yaşadı. Durduk yere çığlık atmaya başladı. Ha...
17 Şubat 2008’de Kosova Meclisi, “Bizler halkımızın demokratik yollarla seçilmiş liderleri olarak Kosova’nın bağımsız ve hakim bir devlet olduğunu ilan ediyoruz.” sözleriyle Kosova’nın bağımsızlığını tüm dünyaya duyurdu. Bu olay, nüfusunun %90...
Artan gıda fiyatları açlık sorununun derinleşmesine neden olarak gösteriliyor; ancak gıda fiyatlarının artması ve açlığın yaygınlaşması, sadece gıda stokları ve iklim şartları ile ilgili değildir. Bu durum, gıda borsasından ve market spekülasyonlarından, biyoyakıt üreti...
İnsanoğlunun tarih boyunca en büyük endişelerinden birini açlık sorunu oluşturmuş; yoksulluk, sefalet ve ölümle birlikte açlık “mahşerin dört atlısı”ndan biri sıfatıyla anılmıştır. Bunun gayet anlaşılabilir nedenleri vardır: İnsan, hayata tutunabilm...
Açlığın küreselleşmesi riski altında iflas eden asıl, unsur küresel kapitalist paradigmanın kendisidir....
İnsanlar dünyada yeterince gıda olmadığı için değil, alım güçleri ve paraları olmadığı için, yani yoksul oldukları için açlık riski altında hayatlarını sürdürüyorlar. Yaşanan adaletsizliğin, eşitsizliğin ve dengesiz gıda dağılımının sebeple...
Bugün tüm uluslararası sözleşmelerde de belirtildiği gibi, insanın en önemli hakkı “yaşam hakkı”dır. Tüm haklar bundan sonra gelir. Açlık ise bu en önemli hakkı tehdit eden başlıca düşmandır. İnsan hayatı korunacaksa, açlık sorununa bir in...
Komünist düzenden bıkmış insanlar, Abdulvali Kari’nin kişiliği ve çalışmaları sonucunda yeni bir hayatı seçti....
Günümüzde el değmemiş yeni su kaynaklarının bulunduğu topraklarda yaşayan yerel halklar, etnik azınlıklar ve diğer görece güçsüz gruplar “ekonomik alanda kalkınma”nın önünde engel olarak görülüyor. ...
Bangsomorolular, bölgeye ait enstrümanları tagonggo ve kapanirong ile özgürlüğe adanmış tarihleri, yok olmaması için ellerinden geleni yaptıkları kültürleri ve öz değerleri için ağıtlar yakıyor… ...

Sayı 43

DOSYA; Küresel gıda krizi: Nedenleri sonuçları ve öneriler
İnsanlar dünyada yeterince gıda olmadığı için değil, alım güçleri ve paraları olmadığı için, yani yoksul oldukları için açlık riski altında hayatlarını s&u...

DÜNYA GÜNDEMİ; Yemen'de kuzeyden yükselen ateş, Sana'yı da kuşatacak mı?

Uzunca bir süredir hükümet güçleriyle ayrılıkçı el-Husi taraftarları arasında, binlerce kişinin hayatını kaybettiği silahlı çatışmaların yaşandığı Yemen,...

DÜNYA GÜNDEMİ; ORTADOĞU: Lübnan'da devr-i Süleyman
Lübnan’daki yeni seçim kanunu gelecekteki sürtüşmeleri engellemeyecektir. Zira Lübnan Ortadoğu’nun minyatürü ve aynasıdır ve mayın tarlasıdır. Ortadoğu...

DOSYA; Küreselleşen açlık
Açlığın küreselleşmesi riski altında iflas eden asıl, unsur küresel kapitalist paradigmanın kendisidir....

İSLAM COĞRAFYASI; Özgürlük savaşının tarihi adı: Moro
Bangsomorolular, bölgeye ait enstrümanları tagonggo ve kapanirong ile özgürlüğe adanmış tarihleri, yok olmaması için ellerinden geleni yaptıkları kültürleri v...

İKTİBAS; Geleceğin önüne kurulan bentler: Barajlar
Günümüzde el değmemiş yeni su kaynaklarının bulunduğu topraklarda yaşayan yerel halklar, etnik azınlıklar ve diğer görece güçsüz gruplar “ekonomik alanda kal...

DÜNYA GÜNDEMİ; Burundi tekrar iç savaşın eşiğinde
Burundi, farklı isyancı grupların iktidara gelmeleri nedeniyle soykırımlardan ve soykırım suçlamalarından başını alamıyor. Bir zamanların isyancıları gün gelip iktidar olunca diğerleri isy...