UZAKDOĞU: Yeni-paganist kültür ve ileri teknoloji PDF Yazdır E-posta
Yazar Nazife Şişman   
UZAKDOĞU: Yeni-paganist kültür ve ileri teknolojiBM Çocuk Fonu’nun raporuna göre, Hindistan’da çocuğun cinsiyetinin belirlendiği testten sonra kız ceninlerin önemli bölümü kürtajla alınıyor. 1991 yılından beri bu rakamlarda ciddi artış söz konusu. Her gün doğan 71 bin çocuktan sadece 31 bini kız; yani her 1000 erkek çocuğa karşılık 882 kız çocuğu doğuyor. Dünya ortalaması ise 1000 erkek çocuğa karşılık 954 kız çocuğu.

Çin’de 1980’de nüfus planlaması amacıyla tek çocuk zorunluluğu getirildi. Aileler sahip olacakları tek çocuğun erkek olmasını tercih ettiklerinden, ceninin cinsiyetini ultrasonla öğrenip kız çocuklarını kürtajla aldırma yoluna gittiler. Çin’in belli bölgelerinde her 100 kız çocuğa karşılık 140-150 erkek çocuk dünyaya geliyor. Bu uygulama, “Kadınsız bir dünya mı?” sorularını gündeme getirecek kadar bir nüfus dengesizliğine yol açmakta. Bu şekilde devam ederse 2020 yılında Çin’de kadınsız 50-60 milyon erkeğin olacağı ve bunun da ciddi bir probleme yol açacağı söyleniyor.
...
Dünya tarihinin son iki yüzyılı, teknolojinin en hızlı geliştiği dönem olarak biliniyor. Dünyanın çehresini değiştirecek, insanın yeryüzündeki konumunu sorgulamasına neden olacak kadar büyük bir değişim olarak kabul edildi teknolojik devrim. Teleskop icad edildi; insan, kainattaki yerini dünyaya hapsetti. Ardından “Tanrı öldü.” deyip, insan merkezli yeni bir hayat telakkisi oluşturma, yeryüzündeki hayatını kendisi anlamlandırma yükünü omuzladı. Hümanizme dayanan modern bilim, insanın rasyonel yanını vurguladı ve bu da insanlık için daha ümitvar bir dünya yanılsaması yarattı.
 Oysa bilim, aynı zamanda kötülük yapma araçlarını da yaygınlaştırdı ve kötücül eylemlerin etkisini çoğalttı. 20. yüzyılda bilim ve teknolojik gelişim, imanın ve insanlığın daha iyiye gittiği yönündeki inancın sorgulanmasına neden olacak olaylara sahne oldu. Tecrübe edilen iki büyük dünya savaşı, toplama kampları, etnik azınlıkların kitlesel imhası, nükleer silahların insanlığı yok edici tehdidi, insanlığın daha rasyonel, daha insani bir döneme ulaştığı yönündeki inancı kökünden sarstı. Zannedildiğinin aksine, bilimsel bilginin ahlak için bir çerçeve sunamayacağı anlaşıldı. Bilim, dinin “iyi hayat” telakkisini yıkmış, ama yerine bir şey de koymamıştı.
Tıp teknolojisi pek çok hastalığın tedavisini buldu. İnsanlar, hayat ve ölüm üzerindeki kontrollerinin arttığını düşünmeye başladılar. Bir taraftan tıp, ölümü geciktirmede akla hayale gelmez imkanlar sağlıyor; diğer taraftan ileri silah sistemleri önceleri hayal bile edemeyeceğimiz ölüm ve tahrip gücü barındırıyor. İleri teknoloji, çok vahşi ve ilkel bir hedefi gerçekleştirmekte kullanılabiliyor; fakat modern bilimin bunu sınırlayacak bir ahlaki çerçevesi yok. Doğum öncesi cinsiyet belirleme de bunlardan biri. Artık ultrason sayesinde doğumdan önce cinsiyetin bilinmesi mümkün. Peki, bu teknoloji ne kazandırdı? Bazı hastalıklar doğum öncesi tespit edilip tedavi edilebiliyor. Ama aynı zamanda sakat doğarak anne babalarına ve “sosyal devlet”e, yani vergi mükelleflerine yük olacağı muhtemel çocuklar, ceninken tespit edilip doğmaları engellenebiliyor. 1400 yıl öncesinin Arabistan’ındaki gibi pagan toplumlar, kız çocuklarını doğduktan sonra öldürüyordu. Bugünün ileri teknolojik pagan toplumları ise dünyaya gelmeden önce, cenin halindeyken yaşamına son veriyor kız çocuklarının.
Kürtaj, “Bedenimiz bizimdir.” diyen feministlerin, kadınların haklarını savunmak için bayraklaştırdıkları bir uygulamaydı. Kadınlar kendi bedenlerinin bir uzantısı kabul ettikleri ceninin yaşamına son vererek biyolojilerine mahkum olmaktan kurtulmayı, kadının özgürleşmesi için ön şart kabul ediyorlardı. Ama bugün kürtaj, Hindistan ve Çin’deki uygulamalarda da görüldüğü üzere kadınlar aleyhine işleyen bir uygulamaya evrildi. Kadın özgürlüğünün sembolü olan kürtaj, bumerang gibi kadınları vuruyor.
Ama bu durumu sadece tarih boyunca süren kadın ayrımcılığının bir göstergesi olarak okumak, meseleye dar bir çerçeveden bakmak anlamına gelir. Çünkü biz bugün kız çocuklarının kürtajla alınmasını yüksek sesle tartışabiliyoruz, ama bir nevi eugenics (ırkın veya soyun mükemmelleştirilmesi için kirli, pis, eksik kabul edilenlerin yok edilmesi politikası) anlamına gelen sakat çocukların anne karnında öldürülmesini aynı vurguyla tartışamıyoruz. Bir politika olarak uygulandığında toplumun ‘işe yaramaz’ üyelerinin (ağır sakatlar, çok yaşlılar vb.), ‘istenmeyen’ unsurlarının (farklı dinden ya da ırktan olanlar vb.) öldürülmesi şeklinde anlaşılan ötenazi de aynı çerçevede ele alınması gereken bir konu.
Bireyselliğe, tercihe, seçim hakkına yapılan vurgu, ahlaki bir çerçeveden yoksun olan modern insanı, hedonizm, bedenin fetişleştirilmesi dahil pagan toplumların hayat tarzına geri döndürmüştür.
 
< Önceki   Sonraki >
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...

Sayı 47

ADANMIŞ HAYATLAR: Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dün...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU Kudüs'te kritik dönemeç
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti...

47. Sayı Sunuş
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzer...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTA AMERİKA: Karayip Köle Ayaklanmalarından Haiti devrimine -Başarının Başağrısı-
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispan...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA; Moro'da bitmeyen savaş
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzu...

DÜNYA GÜNDEMİ: Kafkasya'daki savaşla kırılan fay hatları
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, ulu...

DÜNYA GÜNDEMİ: Afrika'da kronik açlığın temel sebepleri
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer al...