Kağıt üzerinde kalan Gelişme Hakkı PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Mercan   
Dosya: Ama burada böyle yazmıştınız!?İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, barışa olan özlem, 50 milyon insanın ölümüyle derinden hissettirdi kendini. Dünyanın her yanı acı ile yoğrulunca, belki de bugün yazmaya muktedir olunamayacak, Evrensel İnsan Hakları Bildirisi ortaya çıktı. Bildiriye dair genel bir kabule karşılık, bildirinin bazı maddelerine farklı bölge devletlerince çekince kondu. Yeterince üzerinde tartışmaların yapılmadığı eleştirisi, temsilde yeterliliğin olmaması gibi nakısalarla olsa da, ilgi açısından, İHEB bigane kalınacak bir bildiri değildi.

Tarih öncesi birikimi yansıtması açısından ve ortak kabul anlayışı ile bütün bildirilerin merkezine yerleşen İHEB üç kuşak hakları içeriyordu.
Temel haklar; kültürel, ekonomik, sosyal haklar ve çevre, barış hakkı vs.
Merkezi konuma yerleşen İHEB’den ilham alarak oluşan halk kategorileri, temel metinlerle çelişmemeye özen göstermede, hassas bir yaklaşım içinde oldular. 1986 yılında, BM Genel Kurulu’nda ele alınan Gelişme Hakkı Bildirisi de, bu atıf ve hassasiyetleri içeriyor:
Madde 7- Bütün Devletler, uluslararası barış ve güvenliğin kurulmasını, sürdürmesini ve güçlendirilmesini gözetir ve bu amaçla, etkili bir uluslararası denetim altında genel ve bütünsel silahsızlanmanın gerçekleştirilmesi ile birlikte, etkili silahsızlanmadan ötürü tasarruf edilen kaynakların her alandaki gelişmeye, özellikle gelişmekte olan ülkelerin gelişmesine kullanılması için, ellerinden gelen çabayı gösterirler.

Madde 9-
1. Bu Bildiri’de düzenlenen gelişme hakkının her unsuru, bölünmez ve birbirine bağımlı olup her unsur bir bütün içinde ele alınır.
2. Bu Bildiri’deki hiçbir hüküm, Birleşmiş Milletler’in amaçlarına ve prensiplerine aykırı olduğu veya Devletlere, gruplara veya kişilere İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nde ve İnsan Haklarına dair sözleşmelerde yer alan hakların ihlal edilmesini amaçlayan faaliyetlerde bulunmaya, veya katılmaya hak tanıdığı şeklinde yorumlanamaz.

Alıntı yaptığımız maddeler ve atıfta bulunulan diğer metinler, birbirlerine göstermiş oldukları saygı ve anlayış bakımından bir bütünlük ve sağlamlık oluşturmayı amaçlamaktadırlar.
Yedinci maddede geçen, silahsızlanmanın gelişmeyi olumlu etkilemesi, kaynakların insanlığın yararına ve her ülkenin öncelikle kendi halklarının gelişmesine sunulması doğru bir atıf. Ne var ki, metinler arası atıflar ve iç serinletici vurgular, pratikle hiçbir ilgi ve ilişki arz etmiyor. Sanki metinler bir başka gezegene ait fotokopi dosyaları. Dünyanın gelişmiş ülkeleri silahlanma yarışı yaparken, hedef seçmeyen nükleer silahlar, hiçbir canlı seçmeden her şeyi bir anda kül ederken, aynı maddede şöyle denilmekte:
“Silahsızlanmadan ötürü tasarruf edilen kaynakların her alandaki gelişmeye, özellikle gelişmekte olan ülkelerin gelişmesine kullanılması için ellerinden gelen çabayı kullanırlar”
ABD’nin yıllık güvenlik harcamalarının beş yüz milyar sınırına dayandığı düşünüldüğünde, Gelişme Hakkı Bildirisi’nin yedinci maddesindeki bu vurgu, mizahtan öte, ne anlama gelmektedir?  Dünyadaki açlık sorununun çözümüne ait rakamların, silahlanmaya ayrılan bütçelerin çok küçük bir oranıyla ortadan kalkacağı aşikar.
 O zaman apaçık bir soru ortada durmakta. Hangi dünya doğru söylüyor? İnsan Hakları Sözleşmeleri mi, silahlar mı?
Dünyadan yükselen dumanlar, ceset kokuları ve patlamalar silahları doğruluyor. Bu ironik ortam, metinlerin geçerliliğini yok ederek, sözü silahlara bıraktığını göstermektedir.
Birleşmiş Milletler, metinleri silahların arasında kalan en üst kurum olarak, varlığını tartışmalı hale getirdi. 
Hukuk mantalitesi, güçlü-zayıf ayırt etmeksizin insanlar arası, ülkeler ve paktlar arası aynı ilkesel ve ahlaki çerçevede bölünmezlik karakteriyle çalışır. Bu ahlaki ilkenin yara alması durumunda, söz konusu metinleri yürürlükte tutan ve denetleyen kurumlar yara alır; önem ve itibarlarını yitirirler.
BM de almış olduğu kararları uygulatamayan, güçlü ülkelere söz geçiremeyen durumu ile güvenirliliğini tamamen yitirmiş, bir tabela kurumu haline gelmiştir.
Daha kuruluşunda arızaları bünyesinde taşıyan bir kurumun, adil karar alabilme ve uygulayabilme şansı çok zordur. Beş ülkeye, ne adına ve nasıl, tanındığı izahtan vareste olan “veto” hakkı, diğer bütün üye ülkeleri figüran konuma itmiştir.
Daha da önemlisi, alınan kararların yanlı olması, uygulamaları imkansız hale getirmekte ve karar mekanizmasının güvenirliğinin yanında meşruiyetini de sorgulamaya açmaktadır. Bu duruma dair pek çok örnek mevcuttur. İsrail’in BM kararlarını iki yüz elli kez ihlal etmesi ve yine ABD’nin Irak işgali gibi, pek çok uygulama bu tutumu belgeler mahiyettedir.
Adil bir dünyayı metin oluşturarak kurmak mümkün değildir. Metinleri aynı tutarlılıkla uygulayacak, adalet duygusuna sahip irade gerekli. Bu iradenin anlayışı, kurumsallaşması; faaliyet ve denetimi aynı duyarlılıkla tezahür etmelidir.
Uluslararası adalet mekanizmalarından yoksun bir dünyada, elinde akıl almaz silahlara karşı taşla sopayla canlarını ve yeraltı, yer üstü kaynaklarıyla ülkelerini korumaya çalışanların mücadelesi söz konusu.
Bu iki ucun arasında ara tonların durumu, çok farklı değil.
Sonuç olarak, kıtadan kıtaya istila ve işgal gücüne sahip güçlerin ve destekçilerinin, gelişme hakkını metinlere değil silahlarına ve imkanlarına yaslanarak uyguladıklarına şahid olmaktayız. İşgal ve saldırıya uğrayanların da, sanal da olsa, bir tutanak zannederek metinleri eline alıp “Ama burada böyle yazmıştınız?!” demesinden ibaret.
Yeni adil bir dünya için, BM’de adil bir yapılanma ile vetosuz, eşit temsilli kurumsallaşmaya ve uluslararası yetkili bağımsız mahkemelere ihtiyaç vardır. Ancak, bütün bunlardan önce, bu yapıları oluşturacak, adalet duygusuna sahip insana ve iradeye ihtiyaç söz konusudur.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Son aylarda yoğun olarak medyada yer alan, dünya gıda stoklarının azalmaya başladığı haberlerinden sonra birçok ülkede tahıl ve bakliyat fiyatlarının fahiş oranda yükselmesi, Yemen ve Mısır gibi ülkelerde gıda fiyatları için çıkan isya...
Irak Savaşı’nın milyonerleri kimler? Savaş ve işgal, bir yandan yüz binlerce insanın hayatına mal olurken diğer yandan işgalci güçlerin servetlerini artırıyor. OMB Watch adlı kuruluşun yaptığı araştırma, ABD Kongresi’nin dörtte birinden fazlasının Irak’taki i...
Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü askerlerinin, görev yaptıkları ülkelerde çatışan taraflar arasındaki ateşkes hattının korunmasını sağlamak, çatışmaların yeniden başlamasını engellemek, gerektiğinde isyancı grupların silahsızlandırılmasını sağlamak gibi “ba...
Burundi, farklı isyancı grupların iktidara gelmeleri nedeniyle soykırımlardan ve soykırım suçlamalarından başını alamıyor. Bir zamanların isyancıları gün gelip iktidar olunca diğerleri isyancı konumuna düşüyor. Şu anda iktidarda bulunan parti, Tutsilere karşı soykırımları ile b...
1,5 milyon kişinin insani yardıma muhtaç olduğu Somali’de güvenlik, Etiyopya işgali öncesinde görece iyiydi. Etiyopya ve diğer mihraklar, ülkeyi ve halkını rahat bırakıyor....
Güney Afrika Cumhuriyeti, ikinci bir apartheid devrine doğru gidiyor. 1994’e kadar beyaz azınlığın siyah çoğunluğa uyguladığı ırkçı şiddet, şimdilerde Afrikalı göçmenler üzerinde yoğunlaşıyor. Göçmenlere karşı yapılanlar, ülkede tam bir i&cc...
Önce Birmanya dedik, sonra dilimize Burma yerleşti, şimdi de Myanmar oldu Güneydoğu Asya’nın bu fakir ülkesi. Altın Buda heykelleriyle dolu tapınaklarında bir avuç pirinç için dilenen insanlar, turistlerin etrafında pervane olup alacakları bir dolar karşılı...
Lübnan’daki yeni seçim kanunu gelecekteki sürtüşmeleri engellemeyecektir. Zira Lübnan Ortadoğu’nun minyatürü ve aynasıdır ve mayın tarlasıdır. Ortadoğu’daki karmaşa ilk önce ona yansır ve kozlar orada paylaşılır. ...
Uzun süredir hükümeti boykot eden Sünnilerin hükümete yeniden dönme kararları, Amerika’ya kök söktüren Sünni aşiretlerin, en azından önemli bir bölümünün, Amerikalılara karşı savaşmaktan vazgeçmesi, Irak cep...
Uzunca bir süredir hükümet güçleriyle ayrılıkçı el-Husi taraftarları arasında, binlerce kişinin hayatını kaybettiği silahlı çatışmaların yaşandığı Yemen, geçtiğimiz günlerde bir parlamento üyesi ve beraberindekilere düzenlenen suikastla...
Küçük Dinara okul koridorunda hissettiği bir kokunun ardından nefes alamayıp yere yığıldı. Kendine geldi gelmesine ama bir süre sonra boğazında şiddetli ağrılar hissetmeye başladı. Sonrasında da geçici bir hafıza kaybı yaşadı. Durduk yere çığlık atmaya başladı. Ha...
17 Şubat 2008’de Kosova Meclisi, “Bizler halkımızın demokratik yollarla seçilmiş liderleri olarak Kosova’nın bağımsız ve hakim bir devlet olduğunu ilan ediyoruz.” sözleriyle Kosova’nın bağımsızlığını tüm dünyaya duyurdu. Bu olay, nüfusunun %90...
Artan gıda fiyatları açlık sorununun derinleşmesine neden olarak gösteriliyor; ancak gıda fiyatlarının artması ve açlığın yaygınlaşması, sadece gıda stokları ve iklim şartları ile ilgili değildir. Bu durum, gıda borsasından ve market spekülasyonlarından, biyoyakıt üreti...
İnsanoğlunun tarih boyunca en büyük endişelerinden birini açlık sorunu oluşturmuş; yoksulluk, sefalet ve ölümle birlikte açlık “mahşerin dört atlısı”ndan biri sıfatıyla anılmıştır. Bunun gayet anlaşılabilir nedenleri vardır: İnsan, hayata tutunabilm...
Açlığın küreselleşmesi riski altında iflas eden asıl, unsur küresel kapitalist paradigmanın kendisidir....
İnsanlar dünyada yeterince gıda olmadığı için değil, alım güçleri ve paraları olmadığı için, yani yoksul oldukları için açlık riski altında hayatlarını sürdürüyorlar. Yaşanan adaletsizliğin, eşitsizliğin ve dengesiz gıda dağılımının sebeple...
Bugün tüm uluslararası sözleşmelerde de belirtildiği gibi, insanın en önemli hakkı “yaşam hakkı”dır. Tüm haklar bundan sonra gelir. Açlık ise bu en önemli hakkı tehdit eden başlıca düşmandır. İnsan hayatı korunacaksa, açlık sorununa bir in...
Komünist düzenden bıkmış insanlar, Abdulvali Kari’nin kişiliği ve çalışmaları sonucunda yeni bir hayatı seçti....
Günümüzde el değmemiş yeni su kaynaklarının bulunduğu topraklarda yaşayan yerel halklar, etnik azınlıklar ve diğer görece güçsüz gruplar “ekonomik alanda kalkınma”nın önünde engel olarak görülüyor. ...
Bangsomorolular, bölgeye ait enstrümanları tagonggo ve kapanirong ile özgürlüğe adanmış tarihleri, yok olmaması için ellerinden geleni yaptıkları kültürleri ve öz değerleri için ağıtlar yakıyor… ...

Sayı 43

DÜNYA GÜNDEMİ; Yemen'de kuzeyden yükselen ateş, Sana'yı da kuşatacak mı?

Uzunca bir süredir hükümet güçleriyle ayrılıkçı el-Husi taraftarları arasında, binlerce kişinin hayatını kaybettiği silahlı çatışmaların yaşandığı Yemen,...

İKTİBAS; Geleceğin önüne kurulan bentler: Barajlar
Günümüzde el değmemiş yeni su kaynaklarının bulunduğu topraklarda yaşayan yerel halklar, etnik azınlıklar ve diğer görece güçsüz gruplar “ekonomik alanda kal...

DOSYA; Çözüme, doğru tespitle başlamak
Bugün tüm uluslararası sözleşmelerde de belirtildiği gibi, insanın en önemli hakkı “yaşam hakkı”dır. Tüm haklar bundan sonra gelir. Açlık ise bu en öne...

DÜNYA GÜNDEMİ; Vilayet seçimleri öncesi Şii gruplar arası gerilim
Uzun süredir hükümeti boykot eden Sünnilerin hükümete yeniden dönme kararları, Amerika’ya kök söktüren Sünni aşiretlerin, en azından ö...

DOSYA; Küresel gıda krizi: Nedenleri sonuçları ve öneriler
İnsanlar dünyada yeterince gıda olmadığı için değil, alım güçleri ve paraları olmadığı için, yani yoksul oldukları için açlık riski altında hayatlarını s&u...

DÜNYA GÜNDEMİ; Somali'de bölgesel ve uluslararası güçlerin tetiklediği insani krizler
1,5 milyon kişinin insani yardıma muhtaç olduğu Somali’de güvenlik, Etiyopya işgali öncesinde görece iyiydi. Etiyopya ve diğer mihraklar, ülkeyi ve halkını rahat bırak...

43. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Son aylarda yoğun olarak medyada yer alan, dünya gıda stoklarının azalmaya başladığı haberlerinden sonra birçok ülkede tahıl ve bakliyat ...