G-8'de yolun sonuna gelindi mi? PDF Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Mente   
G-8de yolun sonuna gelindi mi? 6-8 Haziran’da Almanya’da, sanayileşmiş sekiz ülke olan ABD, İngiltere, Kanada, Almanya, İtalya, Fransa, Japonya ve Rusya’dan oluşan G-8 grubunun yaptığı yıllık toplantı, bilindik küreselleşme karşıtı protestolara sahne olduktan sonra Rusya lideri Vladimir Putin’in bir hafta sonraki bir toplantıda yaptığı “G-8 miadını doldurdu, yeni bir yapı lazım.” çıkışı ile yeni bir tartışma başlattı. 1975 yılından beri var olan yapı, eski adıyla G-7, yeni adıyla G-8, önümüzdeki dönem de var olacak mı?

Kulüp’e en son giren ülke liderinin başlattığı tartışmanın sağlıklı bir değerlendirmesi için G-8’in gelişim sürecine ve uluslararası sistemde nereye denk düştüğüne bakmak gerekir. 1975 yılında ilk defa Fransa’da toplanan altı sanayileşmiş ülke olan Fransa, ABD, Almanya, İngiltere, İtalya ve Japonya’ya bir sonraki yıl Kanada, 1998 yılında da Rusya katıldı. 1977’den beri de Avrupa Birliği’nin dönem başkanı ve komisyon başkanı da toplantılara katılıyor. Her yıl, başkanlık yapan ülke, üç gün süren liderler zirvesine ev sahipliği yapıyor. Başkanlığın dönüşümlü olduğu yapının gündemindeki konular temelde ekonomik ve politik.

Şöyle bir soru sorulabilir: “Birleşmiş Milletler dururken bu G-8 de ne oluyor? BM’nin de gündemini ekonomi ve politika oluşturmuyor mu? BM’de bir de Güvenlik Konseyi ve de veto yetkisi olan daimi beş üyesi var. Tüm bunlara rağmen niye G-8?”
G-8 (Group of 8), temelde 1973 petrol krizinden sonra sanayileşmiş ülkelerin yaşadıkları global ekonomik sorunları tartışmak için oluşturuldu. Nitekim 1975 yılındaki ilk toplantının nihai bildirisinin hemen başında, endüstrileşmiş demokrasilerin yüksek işsizlik, devam eden enflasyon ve ciddi enerji probleminin üstesinden gelmek için kararlı olduğuna değinildi. Takip eden yılın gündeminde ödemeler dengesi, çok taraflı ticaret anlaşması gibi ekonomik konular vardı. G-8, başından beri gelişmekte olan ülkelerle ilişkilerde hep gündemde oldu. Ekonomi, enerji, ticaret, gelişmekte olan ülkelerle ilişkiler, gündemin daimi maddelerini oluşturuyor. Bu konuların yanı sıra dönemsel olarak ortaya çıkan ani durumlar da sonuç bildirilerinde yer aldı. 1978 Bonn Toplantısı’nda, uçak kaçırmaların zirveye çıktığı bir dönemde, hava korsanlarını yargılamayan ve teslim etmeyen ülkelere sefer yapılmayacağı ve oradan gelecek uçakların da kabul edilmeyeceği bildiriye eklendi.

1980’de ise enflasyonun düşürülmesi ve büyüme ile enerji tüketimi arasındaki zincirin kırılması gerektiği belirtilip genel konular olan ekonomi, enerji ve gelişmekte olan ülkelerle ilişkilere değinildikten sonra ilk defa politik konularda da açıklamalar sonuç bildirisine girmeye başladı. Afganistan işgali ile ilgili güncel gelişmeler değerlendirilip bölge ülkelerinin bağımsızlığının korunması için her türlü desteğin verileceği belirtildi. 1980’li yılların tümünde ana gündem ekonomi, enerji, Doğu-Batı ilişkileri, gelişmekte olan ülkeler ve güncel politik gelişmelerdi. Ödemeler dengesi, döviz kurları, büyüme, enflasyon, yapısal reformlar, bütçe açıkları, teknolojik gelişim gibi konular tüm toplantıların gündemini oluşturdu. Asıl dert, ekonomilerin ahengini sağlamaktı. Herkes yaşadığı sorunu paylaşıp çözüm yolu arıyordu. Karşıdaki Doğu Bloğu henüz ayakta olduğu için politik hedeflere vurgu olsa da ekonomik dayanışma ve danışma en önemli amaçtı. Küresel ekonominin gelişiminin ahenk içinde olması için ortak çalışılıyordu. Terörizm de bildirilerde çokça yer alıyordu; ama bu daha çok, uçak kaçırma ve sivil havacılığa bir tehdit bağlamında değerlendiriliyordu. Çevre konusu ilk defa 1989 yılındaki bildiride yer alıyor ve yeryüzündeki ekolojik denge için kararlı bir eylemin gerekli olduğu belirtiliyordu. “Çok kirlettik, daha fazla böyle devam edemeyiz, artık daha temiz bir çevre için duyarlı olalım.” noktasına geliniyordu. Bugün çokça tartışılan sürdürülebilir ekonomik büyüme için çevrenin korunması, sera etkisi, ozon tabakası, karbondioksit emisyon oranlarının düşürülmesi gibi konular detaylı olarak 1989 yılı bildirisinde yer aldı. 18 yıldır tartışma tüm hararetiyle devam ediyor. Bazı önlemler hayata geçirilse ve belli duyarlılıklar oluşsa da 18 yıldır bu tartışma tüm hararetiyle devam ediyor.

Narkotik ve uyuşturucu sorunu da 1980’li yıllarda iki defa bildirilerde kendine yer buldu. Batı ekonomilerinin ve Batı toplumlarının sorunları tartışıldı. Günümüzün en büyük ekonomik mücadelesini oluşturan Çin, ilk defa 1989’da politik bir sebeple gündeme geldi. Henüz ekonomik bir gelişme veya gelişmiş ülkeleri etkileyecek bir hareket yoktu. Takip eden yıllarda da insan haklarında iyileşme ve Dünya Bankası kredilerinin kullandırılması konusuyla Çin bildirilerde yerini aldı.

1990’lı yıllar, Sovyetler Birliği’ne ekonomik yardım ve reform hareketinin nasıl destekleneceği ile açıldı. 1990’lı yılların gündeminde ekonomi, ticaret, gelişmekte olan ülkelerle ilişkiler yine vardı. Ama bu defa toplantılara daha ciddi bir gündem maddesi eklendi: Doğu Avrupa ülkelerindeki gelişmeler, Sovyetler Birliği’nden doğan devletler, Yugoslavya’nın parçalanması, nükleer güvenlik gibi sorunlar olanca ağırlığı ile gündeme geldi. Geçiş dönemindeki ekonomiler, küresel ekonominin güçlendirilmesi gibi yeni kavramlar da konuşuluyordu. Ana gündemde yine ekonomi vardı ama politikanın da olanca yakıcılığı ile tartışıldığı bu dönemde G-8’in BM’den rol çalmasının temelinde, BM Güvenlik Konseyi üyesi olmayan Almanya, İtalya, Japonya, Kanada gibi ülkelerin burada yer alması etkiliydi. Bosna, Kosova gibi konulara G-8 platformunda çözümler bulunmaya çalışıldı.

Peki, yeni dönemde Rusya neden arıza çıkarıyor ve “G-8 miadını doldurdu.” diyor? Bir defa Rusya bu kulübün son üyesi; kurucusu değil. Kulüp’e girdiğinde çok zayıftı; şimdi ise 400 milyar dolar nakdi olan, borçlarını ödemiş bir ülke. Sorunlarını çözmüş ve enerji kaynaklarını stratejik bir varlığa dönüştürmüş bir ülke olarak da eşit muamele görmek istiyor. Ama diğer piyasalarda elindeki nakitle istediği gibi enerji, altyapı yatırımlarına giremiyor. Bir İngiliz veya Alman firmasının bir Amerikan firmasını alması veya tersi mümkünken ve sorunsuz olurken; bu durum Rusya için söz konusu olamıyor. Bu durumda Rusya, topladığı fonları rahat değerlendireceği alanlar kendisine açılıncaya kadar arıza çıkarmaya veya arıza çıkarıyormuş gibi davranmaya devam edecek. Bulduğu kısa vadeli çözüm; kendi doğalgaz ve petrol piyasasında, zayıf günlerinde verilmiş imtiyaz ve hakları zorla, tehditle geri almak, piyasada Gazprom’un monopol pozisyonunu güçlendirmek şeklinde.

Yeni dönemde Rusya’nın stratejik araçları, konvansiyonel ve nükleer gücünden ziyade enerji arzının üzerindeki vana kontrolü olacak. Eskiden bu kaynakları satarak askeri gücünü besleyen Rusya, şimdi daha az asker besleyerek kaynağı kendisi kullanacak. Enerji için Amerika’nın alternatif kaynakları var ama Avrupa her gün imzaladığı ve inşa ettiği petrol ve doğalgaz boruları ile Rusya’ya daha fazla bağlanıyor.

Sonuçta G-8 devam edecek, protestocular polisle çatışacak, liderler içeride ekonomi ve politika konuşacaklar, sonra da ülkelerine dönüp başka bir hikaye anlatacaklar. Çünkü bu yapı, özünde tartışma için var; herkesi bağlayan BM Güvenlik Konseyi gibi diğer kurumlara giderken, büyüklerin birbirlerine seslerini duyuracakları, birbirlerini dinleyecekleri bir platform. Ne daha fazlası ne de daha azı.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

ROPÖRTAJ :Batı'nın dayattığı Darfur algısına farklı bir bakış
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle,...

DÜNYA GÜNDEMİ: BALKANLAR; Kosova'nın domino etkisi
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada ...

DOSYA: Uluslararası hukuk açısından Irak'ta yaşam hakkı ihlalleri
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA; Malezya genel seçimlerinin ardından
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli öl...

İKTİBAS: Amerikan hapishane endüstrisi: Köleliğin modern versiyonu*

İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunu...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Sürgündeki Moritanlar
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım ol...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Umutların söndürüldüğü ülke Somali
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen dur...