32. Sayı Sunuş PDF Yazdır E-posta
Yazar -   
 Değerli okuyucularımız,
21. yüzyılda globalleşen dünyamızda uluslararası ilişkiler ve ekonomik sistemler, tam anlamıyla bir değişime sahne oldu. Dünya, ekonomik anlamda gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler olarak ikiye ayrılmışken, üçüncü dünya olarak adlandırılan yeni bir katman daha ortaya çıktı. Küreselleşen ekonomik sistem sayesinde IMF ve Dünya Bankası gibi kurumların gücü arttı. Bu kurumların uluslararası finans sisteminin ana aktörleri olarak üçüncü dünya ülkelerine yaptıkları yardımları ve bu yardımların sosyo-ekonomik sonuçlarını incelediğimiz dosyayı sizlere sunuyoruz. Dosya yazılarımızda da açıkça görüleceği gibi maalesef üçüncü dünya ülke ekonomilerinin uluslararası finansal kapitalizmin acımasız darbelerine maruz kalmadan kalkınma ivmesini yakalayabilmesi mümkün değildir. Üstelik dünyadaki kapitalist ve materyalist sömürge düzeni, bu ülkeleri haksız bir şekilde büyük bir borç batağına sokmakta, kaynaklarını sömürmekte ve kalıcı olarak bağımlı hale getirmektedir. Büyük sosyal ve siyasal çalkantılar pahasına uygulamaya konulan “İstikrar ve Yapısal Uyum Programları” ise ideolojik ve yerel gerçekliklere yabancı bir yaklaşımla hazırlandıkları için üçüncü dünya ülkelerini iflasın eşiğine getiren acı reçeteler sunmaktadırlar. Bu şekilde ezilen üçüncü dünya ülkelerini dosya konusu yaparak, sistemin yoksulluğa mahkum ettiği bu ülkelere yapılan haksızlığı gündeme getiriyoruz. Geçen ay dünya gündeminde yaşanan gelişmelere baktığımızda ise, sıcak bölge Ortadoğu’nun Irak ve Lübnan başta olmak üzere yine kriz bölgesi olarak öne çıktığını görmekteyiz. Irak’ta devam eden fiili işgalin ardından son günlerde bölgede Şii-Sünni çatışmalarının alevlenmesi, bölgede uygulanmaya çalışılan el-Anbar modeli, ayrıca 1979 Sovyet işgalinden beri Afganlı mültecileri barındıran İran’ın ülkedeki Afganlı mültecilerden 50 binini şiddet kullanarak sınır dışı etmesi dünya gündemimizin konu başlıkları arasında yer alıyor. Afrika’da yaşanan gelişmelere baktığımızda görüyoruz ki, Zimbabve’de köleliğe dönüşen tarım işçiliği, beyaz adamın kara kıtadaki sömürgeciliğinin 21. yüzyılda da devam ettiğini belgelemekte.

Değerli okuyucularımız, bundan tam 12 yıl önce, 11 Temmuz 1995 yılında Srebrenitsa’da Sırpların gerçekleştirdiği katliamın en yakın tanıklarından olan Srebrenitsalı Anneler Derneği Başkanı Hatice Mehmedoviç’in, Potoçari Şehitliği’nde İHH ekibine anlattığı acı dolu hikayesi ile Bosnalı Müslümanların acılarını bir kez daha gündeme getirerek, bu katliama karşı sessiz kalan Batı dünyasına karşı mücadelelerine destek veriyoruz.

Mağduriyetler ve hak ihlalleri sürerken, bu sayıda da ele aldığımız konuların bahsi geçen sorunların çözümüne yönelik kamuoyu oluşturulmasına katkıda bulunmasını dileyerek, sizleri yazılarımızla baş başa bırakıyoruz.
 
Sonraki >