AFRİKA : Petrol, seçimler ve Nijerya PDF Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Efe   
 140 milyona varan nüfusu, dünyadaki petrol rezervlerinin %10'una sahip oluşu ve sayılı petrol üreticilerinden oluşu ile Nijerya, bölgesel bir güç olarak dünyanın dikkatini çekmektedir.

Eski sömürgecilik döneminde Nijerya'dan milyonlarca kişi köleleştirilerek Amerika'ya götürülmüştür. Bağımsızlığı takip eden yeni sömürgecilik döneminde ise Nijerya'dan Amerika'ya götürülen, petroldür. Nijerya'dan Amerika'ya her gün 1,8 milyon varil petrol gitmektedir. Nijerya, ABD'nin en fazla petrol ithal ettiği beşinci ülkedir. Günlük üç milyon varil petrol üreten Nijerya'da halk milyonlarca dolarlık gelirden faydalanamamaktadır. Nijerya'da kişi başına düşen milli gelir 300 doları aşmamaktadır. Sahip olduğu doğal kaynakları ile dünyanın en zengin ülkeleri arasında olması gereken Nijerya, dünyanın en fakir 30 ülkesi arasındadır.



1956 yılında Bayelsa eyaletinde Olibri bölgesinde petrol bulunmasının ardından, 1958 yılında Nijerya'da petrol üretimi başladı. Nijer Deltası dünyada en fazla petrol üretilen sekizinci bölge; ancak buna rağmen, bölge halkı fakirlik içerisinde yaşıyor.

Nijer Deltası'nda yaşayanlar, bölgede çıkarılan petrolün orada yaşayanların hayatlarını altüst ettiğini, çevre kirlenmesine karşı hiçbir önlem alınmadığını, insan hayatının hiçe sayıldığını ve işsizliğin azaltılması için hiçbir şey yapılmadığını söylüyorlar. Ayrıca petrol üretiminin Nijerya'da tarımı mahvettiğini belirtiyorlar.

Nijer Deltası'nın Mbodo Aluu köyündeki Gençlik Teşkilatı başkanı Prince Wegwu'nun dile getirdiği şu gerçek, hazinenin üzerindeki fakir Afrikalıyı ne güzel anlatıyor: "Benim ailemin arazisi üzerinde petrol şirketlerinin 31 tane petrol kuyusu var. Her gün 30 bin varil petrol çıkarıyorlar. Bize ise hiçbir şey vermiyorlar. Hükümet de vermiyor. Bu adil mi?"

Eğer petrol gelirlerinin adil dağıtımı yapılmaz, bu yerel halka yansıtılmaz ve çevreyi koruma için gerekli önlemler alınmazsa Nijer Deltası'nda yeni bir devlet kurulabilir. Nitekim, Nijer Deltası Halkları Gönüllüleri Gücü lideri Alhaji Mujahid Dokubo-Asari, bölgede çıkan petrolü üretip satacak bir devletin kurulması için çalışıyor. Sonradan Müslüman olmuş olan Asari, Ijaw kabilesine mensup. O, petrol üreten bölgeyi "Ijawland" olarak adlandırıyor. Asari'nin adaletsizliğe karşı itirazları, petrol bölgesinin geleceği üzerinde gittikçe büyüyen tartışmaların bir parçası.

Asari'nin lideri olduğu hareketin yanı sıra Nijer Deltası'nı Özgürleştirme Hareketi (NDÖH) de Nijer Deltası halkının sömürülmesine, zulmedilmesine ve meydana gelen çevre felaketine karşı mücadele etmekte. NDÖH bütün direnişçi grupları bir araya getirmeye çalışmakta. Direnişçi gruplar ise nehirlerden çaprazlama geçen borulara botlarla saldırarak petrol şirketlerinin üretimlerini engellemeye çalışıyorlar.

Nijerya, 1960 yılında İngiltere'den bağımsızlığını aldıktan sonra 1966'ya kadar demokrasiyle yönetildi. Ancak 1966'da askeri ayaklanmanın başlaması ve o zamanki devlet başkanının öldürülmesi ile birlikte siyasi kaos dönemi başladı ve ülke 1994'e kadar darbelerle iktidara gelen yönetimler tarafından idare edildi.

Nijerya, geçtiğimiz Nisan ayında da tartışmalı bir seçim sürecini geride bıraktı. Başkanlık için iktidar partisinden aday olan Umaru Yar'Adua seçimi kazandı; ancak muhalefet seçim sonuçlarına itiraz etti. Seçimleri takip eden süreçte yaşanan şiddet olaylarında 200'e yakın kişi öldü.

Umaru Yar'Adua, başkan yardımcılığı için ise Nijer Deltası'ndaki en büyük grup olan Ijwa kabilesinden Goodluck Jonathan'ı seçti. Umaru'nun bu seçimi Nijer Deltası halkının güvenini kazanma teşebbüsü olarak görüldü; çünkü bir devlet başkan yardımcısının Ijaw kabilesinden olmasının tansiyonu düşüreceği tahmin ediliyor. Ancak, muhalefetin seçim sonuçlarına tepkisi ve protestolar halen devam ediyor.

Nijerya'daki seçim süreci tartışıladururken, yakın vadede Nijerya'da istikrar sağlanacakmış gibi görünmüyor. Nitekim istikrarın sağlanması, bölgenin petrollerini sömüren ülkelerin de işine gelmeyecektir. Büyük petrol yataklarına ve geniş doğal kaynaklara sahip bir ülkede istikrar olması, dış güçlerin görmek istemeyeceği bir olgudur. Lakin, böyle bir ülkede istikrar olacaksa, bu istikrar diktatörler eliyle olmalıdır ki; ülke kaynaklarının sömürülmesi mümkün olsun. Nitekim, gerek ABD gerekse Avrupa ülkeleri, doğal kaynakların olduğu bölgelerde sürekli olarak çatışmaları körükleyegelmiş ve buralarda askeri yönetimleri iktidara getirmişlerdir.

Nüfusunun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu bir ülkenin güç kazanması ve Afrika kıtasına liderlik yapabilecek bir pozisyona gelmesi, bölgeden menfaat sağlayan güçlerin görmek istemeyeceği bir durumdur. Bu nedenle, dış güçlerin görmek istediği manzara istikrar değil, Nijerya'nın parçalanmasıdır. Çünkü Nijerya parçalanırsa daha kolay şekilde petrol akışı sağlanacaktır. Görülen o ki, yeni sömürgeciliğin varisleri Nijerya'da istikrarsızlığı daha da körükleyecektir.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

ADANMIŞ HAYATLAR: Bağımsız Çeçenistan için bir mihenk taşı: Cevher Dudayev
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri h...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Sürgündeki Moritanlar
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım ol...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU; İran'da yeni dönem
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...

ROPÖRTAJ :Batı'nın dayattığı Darfur algısına farklı bir bakış
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle,...

Kısa Kısa
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor
Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA; Malezya genel seçimlerinin ardından
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli öl...

DOSYA: Beş yılda 50 yıllık kayıp
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep ...