Röportaj: Guantanamo: Hukukun kara deliği PDF Yazdır E-posta
Yazar F. Zehra Bayrak - zehrakalkan@ihh.org.tr   
ABD, tutukladığı kişileri iç hukukunun uygulanmadığı topraklara götürüyor. Hukukun işlemediği bu topraklardan biri olan Guantanamo’da tutulanlar hukuki sürecin dışında bırakılıyor. İşte, Guantanamo bu yüzden hukukun kara deliğidir.

Mazlumder İstanbul Şube Başkanı Sayın Avukat Mustafa Ercan ile, özelde hukukun kara deliği olarak tanımlanan Guantanamo Üssü, genelde ABD’nin 11 Eylül sonrası politikaları üzerine konuştuk.

roportaj.jpgSayın Ercan, Mazlumder’in, Guantanamo’yla ve bilhassa orada beş sene tutulan Murat Kurnaz’la ilgili uzun soluklu bir kampanya yürüttüğünü ve bu konudaki hukuki süreci de yakından takip ettiğini biliyoruz. Bize bu süreçten bahseder misiniz?
Murat Kurnaz 2001 yılında gittiği Pakistan’da, Pakistan güvenlik güçlerince tutularak ABD askerlerine teslim edilmiştir. İddiaya göre burada Murat Kurnaz kendisinden istenen rüşveti vermediği için ceza olarak ABD askerlerine teslim edilmiştir. ABD askerleri Murat Kurnaz’ı Guantanamo Üssü’ne götürmüşlerdir. Bundan haberdar olan ve Almanya’da yaşayan ailesi birçok kurum yanında ülkemizde de Mazlumder’e başvurmuştur. Bu başvuru üzerine anne Rabia Kurnaz’ın vekaletnamesi tarafıma tevdi edildi ve ben de Murat Kurnaz’ın avukatlığını üstlenmiş oldum.
Dernek olarak hemen bir kampanya başlatarak, çalışma prensiplerimiz doğrultusunda konuyu yetkili resmi makamlara iletmek yanında kamuoyuna duyurma ve duyarlılık sağlamaya da çalıştık. Guantanamo kıyafetleri ve kafeslerle gösterilerin yapıldığı dönem bu şekilde başladı. Konu hakkında bir broşür hazırlayıp dağıttık. Nitekim adli süreçleri işleterek, Murat Kurnaz’ın tutulmasını sağlayan ABD Başkanı Bush ve diğer ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunduk.

Murat Kurnaz’ın serbest bırakılma süreci nasıl gerçekleşti?
Murat Kurnaz maalesef Türk değil Alman resmi makamlarının gayretleri sonucunda bırakılmıştır. Burada ülkemiz yöneticilerinin zayıf kaldığını söylemem gerekir. Hatta ABD’deki bir hariciye görevlimiz anne Rabia Kurnaz’a, Murat Kurnaz’ın Guantanamo’dan tahliye edildiği takdirde, Türkiye’ye transferi için gerekli olan uçak bileti masrafının sorun olacağını ima etmiştir. Yine, ailenin başvurusunu inceleyen TBMM İnsan Hakları Komisyonu, aileye gönderdiği cevapta Guantanamo’da Murat’ın diş tedavisinin dahi yapıldığı bilgisini vermiştir. Maalesef bu süreçte umduğumuz gayreti göremedik. Hatta adli makamlar suç duyurusu dilekçesini kabul etmek istemedi. Medya adliye önünde hazırdı; Savcı Bey’e bunun sonuçlarını hatırlatarak dilekçeyi bir şekilde kabul ettirebildik. Halen de bu suç duyurusu hakkında ne yapıldığı ile ilgili bize bilgi verilmiş değildir. Bir tek istisnadan bahsetmem gerekir sanırım, iki yıl önce dış işleri yetkilileri, ABD yetkilileri ile görüşürken kullanmak için elimizdeki belgeleri istediler. Biz de hemen elimizde ne tür belge varsa gönderdik. Ülkemiz yöneticilerinin bu konularda duyarlılık geliştirmesi gerektiğine bu vesileyle vurgu yapmak isterim.
Bu konu Almanya’da çok farklı boyutlarda işlendi. Bir miktar siyasal tartışmaların aracı dahi yapıldı ama hep kamuoyu gündeminde kaldı. Almanya Başbakanı Merkel, konuyu ABD yetkililerine iletti. Bundan sonra da Murat Kurnaz bırakıldı. Ama bırakma sürecinin hikayesini Murat Kurnaz’dan özel olarak dinlemek istiyorum.

Hiçbir hukuk sisteminin ve yargı mekanizmasının işlemediği Guantanamo Üssü’nde tutulan kişilere, oraya götürülüşleri konusunda herhangi bir gerekçe gösteriliyor mu? İnsanlar neyle suçlandıklarını biliyorlar mı? Bilseler dahi, bu suçlamaların ne kadarı gerçeği yansıtıyor?
Bu tarz sorular hukuku gözeten bir süreçte sorulabilir ancak. ABD ise gerçekler ve hukuk adına yapmıyor bunları. ABD’yi de perde gerisinde yöneten mekanizma insanlığa bir mesaj veriyor. Küresel imparatorluklarına karşı duran herkesi cezalandırma gücüne sahip olduklarını göstermek ve gözdağı vermek istiyorlar. Bunun için gerçeklerden ve hukuktan bahsetmek yersiz olacaktır. Kimi ABD adalet mekanizmaları bu duruma refleks vermiş ise de bunlar etkili olamamıştır. Bu nedenle biz bu duruma “hukukun kara deliği” diyoruz.

Guantanamo’da, sadece basına yansıdığı kadarıyla bile çok ağır işkencelerin yaşandığını biliyoruz. Orada tutulanların ciddi psikolojik rahatsızlıklar geçirdiği, hatta çıldırma noktasına geldikleri veya intihar ettikleri haberlerini alıyoruz. Guantanamo’da psikolojik ve fiziksel olarak ne tür işkenceler uygulanıyor?
Biz de bizzat görerek bu işkencelere tanık değiliz. Ancak Murat Kurnaz gibi serbest kalan insanların beyanlarından işkence ve kötü muamele yapıldığını biliyoruz. Bunların içeriğine girmek istemem; işkencenin her çeşidi kötü ve aşağılıktır.

Guantanamo’da tutulanlara yasal olarak kendilerini savunma izni veriliyor mu? Bu süreçte hukukun işleyişi açısından gördüğünüz problemler nelerdir?
Tutulanların savunma hakları kullandırılmıyor. Bir kere ABD’nin, dünyanın herhangi bir yerinden insanları alıp istediği bir yere götürmesi hukuka aykırı. Hadi götürdü diyelim; ne şartlarda savunma imkanı verecek? ABD, bu insanları iç hukukunun uygulanmadığı topraklara götürüyor. Yani hukuk hilesi yapıyor. Ayıplarını örtmeye çalışıyor. Ama ayıp ayıptır. Bu şartlar altında da gerçekçi bir savunma imkanı verildiğinden bahsedilemez. Kaldı ki, şeklen verseniz ne olacak; bu insanlar çok kötü şartlarda tutuluyor ve psikolojileri bozuluyor. Bu şartlar altında nasıl savunma yapılacak. Onun için burası gerçekten hukukun kara deliğidir.

Murat Kurnaz’la görüşüyor musunuz? Kendisi, o günlerin etkisinden kurtulabildi mi? Eski hayatına dönebildi mi; bir bilginiz var mı?
Murat Kurnaz serbest kaldığında 15 dakika süren bir telefon görüşmesi yaptık. O an için konuşmasından iyi olduğunu anladım. Türkiye’ye gelmek ve bize yaşadığı her şeyi anlatmak istediğini söyledi. Ama askerlik sorunu nedeniyle bu gerçekleşmedi. Eski hayatına ne kadar dönebildi, bilmiyorum.

Amerika’nın suç ortağı konumundaki birtakım ülkelerin para karşılığında Amerika’ya kendi vatandaşlarını teslim ettiklerini; bu kişilerden bazılarının Guantanamo ve benzeri üslere gönderildiğini; bazılarının da buralara gönderilmeden önce dünyanın diğer yerlerinde CIA’e ait gizli merkezlerde sorgulandıklarını biliyoruz. Bu konudaki düşünceniz nedir?
Az önce bahsettiğim gibi, küresel bir imparatorluk kurup tek kutuplu dünya düzeni ile insanları yönetmek isteyenler ve onlara yardımcı olmak isteyenler var. Bu tür irade sahipleri insanların zarar görmesinden ve haksızlığa uğramasından rahatsız değillerdir. Bunun için de güç ve imkanlarını hukuksuzluk için kullanabilmektedirler. İnsanlığın bu hukuksuzluklara karşı durması ve aktif bir rol ve sorumluluk üstlenmesi gerekir. Mazlumder, Murat Kurnaz özelinde yürüttüğü kampanya ile bu yolda bir katkı sağladı. Ancak bu konuların devamlı olarak gündeme getirilmesi gerekir.

Özellikle 11 Eylül’den sonra başta Amerika olmak üzere Batı’daki birçok ülkede bir İslamofobi dalgası baş göstermiş ve Guantanamo da bunun sonucunda ortaya çıkan işkence üslerinden biri olarak ortaya çıkmıştır. Bugün gelinen noktada, işkence üsleri, dünyanın farklı bölgelerine yayılmaktadır; peki sizce bu işkence merkezlerinin kuruluş amacı nedir?
Küresel imparatorluk kurulurken, çatışmacı ve ötekileştirici bir dile ve söyleme ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun en kısa ve kestirme yolu da İslam’a ve Müslümanlara karşı düşmanlık üretmektir. Bu nedenle devletler vatandaşlarına bu düşmanlığı sürekli olarak empoze edecek olaylar yaratmakta ve bu olayları gündemde tutmaktadır. Böylelikle üretilen korku ile kendi halklarının özgürlüklerinden vazgeçerek güvenlik adına yönetimlere teslim olmaları istenmektedir. Bu işkence üsleri ile kendi halklarına, tehlikenin somut bir tehlike olduğunu hatırlatmak ve kendilerinin de gerekli önlemleri aldığını göstermek istiyorlar. Muhalif gördükleri insanlara ise gözdağı vermek istiyorlar; bu durumu ben böyle izah ediyorum.

ABD’nin, Guantanamo Üssü gibi askeri üsler dışında, çeşitli ülkelerde bulunan gizli merkezlerinin, ayrıca işkence uçakları ve gemilerinin bulunduğu biliniyor. Sizce uluslararası mekanizmalar neden bunun önüne geçmekte yetersiz kalıyor?
Uluslararası mekanizmalar maalesef bağımsız değildir. Bu bağımlılık, askeri ve maddi güçten önce psikolojik bir bağımlılıktır. Psikoloji değiştiğinde yol ve imkanların da görünür olduğunu biliyoruz. Güney Amerika’da Venezüela ve benzeri ülkelerin değişen psikolojiler ile halklarının haklarını korumakta yol aldıklarını görüyoruz. Ama uluslararası mekanizmalar hala merkez güçlerin kontrolünde bulunmaktadır.

İnsan hakları aktivistlerinin ya da bu konuda duyarlı olan kişilerin, yaşanan hukuksuzluğa dur diyebilmek için üzerlerine düşen görevler nelerdir?
Ülkemizde ve dünyada bir hukuk düzeni tesis etmek mümkündür ve bunu her bir insanın gayreti ile başaracağız. Adalet, hükümetler veya uluslararası mekanizmaların sorunu olarak görülmemelidir. Ailemiz ve komşularımız başta olmak üzere ilk olarak bizler adil olmaya çalışırsak bu etki devlet ve uluslararası mekanizmalara elbette yansıyacaktır. Komşumuza vermeyi çok gördüğümüz her bir selam ile haksızlık yaptığımızı ve şikayet ettiğimiz zulüm düzenlerine katkı sağladığımızı unutmamalıyız.
Bizler ahiret gününe ve Allah’a inanan insanlarız. Allah Teala’nın yaptıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan bizi hesaba çekeceğini; zerre miktarı iyiliğin ve zerre miktarı kötülüğün hesabının sorulacağını bilmemiz gerekir. Hesap günü şuuru ile hareket eden insanların önce kendi sorumluluklarını gündem yapmaları ve adalet ve hukuk düzeni adına ne yapmaları gerektiğini düşünmeleri gerekir. Tabi ki düşünüp karar verdikleri hususlarda da tereddüt ve gevşeklik yaşamadan onu hayata geçirmeleri gerekir.

Son olarak, eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Yeryüzünde bir hukuk ve adalet düzeni kurulacak ise bundan biz sorumluyuz. Bu sorumluluğu başkalarına atarak ne bu dünyada ne de ahirette mutlu olabiliriz. Ne mutlu ki; bu sorumluluğunun farkında olarak çalışan, kurumlaşan güzel insanlar dünyanın dört bir yanında bulunmaktadır. Bu, harekete geçmemiz için ek bir motivasyondur ve bunu iyi değerlendirmemiz gerekir.
Sayın Ercan, verdiğiniz cevaplar için çok teşekkür ederiz.
Ben de teşekkür ediyor, iyi çalışmalar ve iyi yayınlar diliyorum.

Guantanamo anıları kitap oldu

1982 Bremen doğumlu Murat Kurnaz, 11 Eylül saldırılarının akabinde, Pakistan’da bulunduğu süre içerisinde Pakistan güvenlik güçleri tarafından tutuklanmış ve ücret karşılığında Amerikan güçlerine teslim edilmişti. Daha sonra, el-Kaide ve Taliban ile bağlantılı olduğu iddia edilerek, 19 yaşındayken tutuklanan ve ABD’nin Küba’daki Guantanamo Üssü’nde beş yıla yakın bir süre yargılanmadan tutulan Murat Kurnaz, Guantanamo’da kaldığı süre içerisinde, gördüğü işkencelerden dolayı iki defa ölümün eşiğine gelmişti.
Murat Kurnaz, Hayatımın Beş Yılı: Guantanamo’dan Bir Rapor adlı kitabı ile Guantanamo’da yaşadıklarını kamuoyuyla paylaştı. Kurnaz’ın kitabı Almanya’da Rowohlt Yayınevi tarafından basıldı.

 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Sürgündeki Moritanlar
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım ol...

İSLAM COĞRAFYASI: Bir esenlik yurdu: Bruney Sultanlığı
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

41. Sayı Sunuş
Değerli okuyucularımız,
Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onu...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEY ASYA ; Pakistan: Kızgın bir yaza gebe siyasi bahar
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında ...

Kısa Kısa
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor
Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU; İran'da yeni dönem
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...

ADANMIŞ HAYATLAR: Bağımsız Çeçenistan için bir mihenk taşı: Cevher Dudayev
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri h...