Orta Asya: ABD işgali sonrası Afganistan: Taliban sonrası "en kanlı" yazın arefesinde PDF Yazdır E-posta
Yazar Mahmut Osmanoğlu - mosmanoglu@gmail.com   
2006 yazından bu tarafa ABD ve NATO askerlerinin Afganistan'da vermekte olduğu zayiatlar artıyor ve bu yılın, 2001'den sonra görülen en kanlı yıl olacağı tahmin ediliyor.

afganistan.jpgABD’nin “Şer Ekseni” macerasının ilk ayağı, daha doğru bir tabirle sıçrama tahtası Afganistan’dı. 11 Eylül eylemlerini bahane eden ABD, ilk müdahalesini Afganistan’a yaptı ve Kuzey İttifakı güçleri ile birlikte Taliban rejimini devirdi. Sebep, Taliban’ın el-Kaide örgütüne ve onun lideri Usame bin Ladin’e arka çıkması ve onu barındırması idi.
Taliban rejiminin 2001 yılı sonlarında devrilmesinin ardından ABD bu sefer asıl hedefinin ana ayaklarından birisini oluşturan Irak’a, “Saddam Rejimi”ne saldırdı. Serencamını hep birlikte izliyoruz.

Afganistan yaklaşık 15.000 Amerikan ve bir o kadar da NATO askerine bırakılarak dünya gündeminin dışında tutulmaya çalışıldı. Soğuk Savaş döneminde Afganistan’ı işgal ve kontrol etmeye kalkışan Sovyetler Birliği’nin yüz binlerce asker yığmasına karşılık ABD’nin sadece 15.000 civarında asker bırakması ve inisiyatifi NATO’ya vermesi belki de ABD’nin Afganistan’ı bir sıçrama tahtası olarak kullanmasının en büyük delili idi. Sovyetlerin hem sayı ve hem de ateş gücü açısından çok daha büyük bir güçle bile baş edemediği Afganistan’la yaklaşık 30.000 kişilik ABD ve NATO askeri nasıl baş edebilecekti. Diğer taraftan, her ne kadar yerli işbirlikçiler de olsa da, tarih boyunca her fırsatta yabancı işgalcilere Afgan topraklarını dar eden Afganlılara karşı bu hacimde bir güç aslında NATO açısından büyük bir risk almak manasına da geliyordu.

Bu arada, ABD cingözlüğüne de değinmekte yarar var: Irak’ta zaten zorda olan Amerikan ordusu bir yerde Afganistan’daki riskleri NATO’daki müttefiklerine yıkmak istiyordu ve yıktı da. Afganistan’ın güneyinden ve güney doğusundaki riskli bölgelerden çekilen ABD askerleri yerine İngiliz, Kanada ve Avustralya askerleri konuşlandırıldı.
Kanımızca, ülkelerini işgale yeltenen ateş gücü yüksek düşmanlarına karşı zamanı en etkili bir yıpratma silahı olarak kullanan Afganlılar (Bugün itibariyle bunu Taliban diye de okuyabiliriz.) şimdi bu süreci tekrar devreye sokmuş gözüküyor:

2006 yazından bu tarafa ABD ve NATO askerlerinin Afganistan’da vermekte olduğu zayiatlar artıyor ve bu yılın, 2001’den sonra görülen en kanlı yıl olacağı tahmin ediliyor. İstatistiklere bakacak olursak 2001 yılında resmi rakamlara göre 12 ABD askerinin ölmüş olduğunu ama bunun daha sonraki yıllarda katlanarak, ölü sayısının 2006 yılında 98 ABD ve 93 NATO askeri olmak üzere 191’e sıçramış olduğunu görüyoruz. 2007 yılının ilk üç ayında ise her iki tarafın vermiş olduğu kayıp ise şimdiden 47 olarak gözüküyor. Baharla birlikte artması öngörülen saldırıların bu rakamları çok daha yukarılara taşıması hiç de zor gözükmüyor ve kayıplar arttıkça NATO içerisindeki ve NATO’ya asker veren ülke kamuoylarındaki tartışmaların alevlenmesi bekleniyor.

Son iki yıldır, Taliban’ın, Irak’taki direnişçilerin Amerikalılara karşı kullandığı taktikleri, özellikle de intihar eylemlerini devreye sokması da ABD ve NATO güçlerini zora sokmuş gözüküyor. Son iki yıldır intihar eylemlerinde, iddialara göre çoğu sivillere zarar verse de, büyük bir artış göze çarpıyor. 2005 yılında gerçekleşen 25 intihar eylemine karşılık 2006 yılında 139 eylem yapılmış. 2000 intihar bombacısın eyleme hazır olduğunu iddia eden Taliban, 2007 yılının Taliban sonrası “en kanlı” yıl olacağı uyarısında bulunuyor.

Taliban son yıllarda sadece intihar bombacılarının sayısını artırmadı: Taliban hem savaşçı sayısını artırdı ve hem de yeni uçaksavar ve tanksavar silahlar elde etti. (Taliban’ın direnişi ve başarısının artması, global ve bölgesel düzlemde ABD muhalifi ve ABD’den kuyruk acısı olan güçlerin Taliban’a el altından yardımlarını da artıracaktır ve bu yeni silahlar bunun bir göstergesidir.)

Taliban bu baharla birlikte bir taraftan güney ve güney doğu Afganistan’daki hakimiyet alanını genişletmeye çalışırken, diğer taraftan bu bölgeyi ve Afgan halkını ülkedeki yabancı varlığı ve onun işbaşına getirdiği Afgan hükümetine karşı kışkırtacak ve bunu dini bir vecibe, “cihad” olarak empoze etmeye çalışacaktır. Taliban bu çabalarında yalnız değildir. Bir taraftan Pakistan’dan hatırı sayılır sayıda medrese talebesi Taliban saflarına katılmakta, diğer taraftan da Sovyetler Birliği işgaline karşı direnişin sembollerinden Gülbeddin Hikmetyar ve grubu da Taliban’la stratejik işbirliği yapmaktadır.

Bu arada, ABD ve NATO destekli Hamit Karzai Hükümeti, yaklaşmakta olan tehlikenin farkındadır, Taliban’ı ve kendilerine yönelik silahlı muhalefeti bölme planları yapmaktadır. Karzai, bizzat Taliban liderlerinden bazıları ile görüştüğünü ve onları siyasi sürece davet ettiklerini açıklamıştır. Ayrıca, Hikmetyar’ın da Kabil ile gizli görüşmeler yürüttüğü iddia edilmektedir.

Şu da var ki, bu tür uzlaşma çabaları Kabil’deki Taliban muhalifleri tarafından hoş karşılanmazken, diğer taraftan Taliban bunu Kabil hükümetinin zaafına da yorabilir. Afgan Hükümeti Taliban’ı bölerek siyasi sürece dahil etme ve kendisine karşı silahlı muhalefeti zayıflatma taktiği gütse de, Taliban da Kabil hükümetinin omurgasını oluşturan ama son yıllarda bir şekilde Karzai ile ilişkileri soğuyan Kuzey Güçleri ile görüşmeler sürdürmekte olduklarını ilan etmiştir.
Afganistan’ı yakından izleyenlerin ortak kanısı, bir Taliban liderinin de belirttiği üzere, bu yazın Taliban sonrası dönemin “en kanlı” yazı olmaya aday olduğudur. Bu da NATO ve ABD güçlerini, Afganistan’dan çıkmak veya bir çığ gibi artan Taliban saldırılarına karşı Afganistan’daki askeri personelini artırmak gibi her ikisi de zor bir seçime zorlayabilir.
Eğer böyle giderse, Afganistan ateşi NATO’yu da yakar (yıkar), ABD güçlerini de; hem de Irak’tan daha beter. Bu ifadelere şaşılmamalı; çünkü Afgan tarihi bunun örnekleriyle doludur.

 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

DOSYA: Beş yılda 50 yıllık kayıp
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep ...

DOSYA: İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar girdabı: Irak'ın işgali
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu poli...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU; İran'da yeni dönem
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...

İSLAM COĞRAFYASI: Bir esenlik yurdu: Bruney Sultanlığı
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

41. Sayı Sunuş
Değerli okuyucularımız,
Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onu...

ADANMIŞ HAYATLAR: Bağımsız Çeçenistan için bir mihenk taşı: Cevher Dudayev
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri h...

DOSYA: Uluslararası hukuk açısından Irak'ta yaşam hakkı ihlalleri
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu...