İktibas: Kuzey Afrika hükümetleri İslami hareketlerle mücadele etmek için bir araya geliyor* PDF Yazdır E-posta
Yazar M.S.Ahmed   
Hiç şüphe yok ki, üç Mağrib ülkesindeki –Cezayir, Fas ve Tunus- insanların çoğu liderlerinin otokratik ve yozlaşmış olduklarına ve bölgedeki İslami gruplara karşı Batı ile sıkı bir ittifak kurduklarına inanmakta. Bu inanca ek olarak, bu üç ülkededeki servetin zengin elitlerin tekelinde olduğu, buna karşın çoğu insanın bu servetten mahrum ve yoksul olduğu gerçeği ise, yönetici elit zümreye ve uzun süredir iktidarda kalan yöneticilere yönelik neden böyle yaygın bir direniş olduğuna açıklık kazandırıyor. Bu direniş ve nefret, diğer Arap yöneticiler gibi Mağrib liderlerinin de işbirliği içinde olduğu, “terörizmle savaş” adı altında maskelenmiş olan, Amerika öncülüğündeki Irak işgalinin ve Washington’un İslam’a karşı savaş beyanlarının sonucu olarak yoğunlaşmış durumda. Washington’un, İsrail için son derece avantajlı olan barış anlaşmasını Filistinlilere dayatmak için uyguladığı insafsız plan da, Cezayir, Fas ve Tunuslu despotlara yönelik muhalefeti radikalleştirmekte.

kralmuhammed.jpgCezayir Devlet Başkanı Abdülaziz Buteflika, Tunus Devlet Başkanı Zeynelabidin bin Ali ve Fas Kralı VI. Muhammed, güçlerini birleştirmeye kararlılar ve herhangi bir makul ve gerçekçi çözüm, yönetimlerinin sonlanmasına yol açacağı için, bu meselelere yönelmeyi reddetmekteler. Bunun yerine, kendilerine karşı girişilen ve bazen silahlı ve şiddetli olan yaygın direnişi “terörizm”, muhaliflerini ise “terörist” olarak damgalamaya ve onları bozguna uğratmak için kaynaklarını birleştirmeye karar verdiler.

Mağrib ülkeleri, işbirliği yapmalarından ziyade anlaşmazlıklarıyla tanındıkları için, kaynakları birleştirme kararı, geniş ölçüde çarpıcı bulundu. Örneğin, yıllar boyunca Cezayir, Batı Sahra’nın Fas’tan ayrılıp bağımsızlığını kazanması için Polisario direniş mücadelesini desteklemişti. Polisario liderleri halen, içinde yaşadıkları ve Batı Sahra yasal hükümeti olarak diplomatik statüden yararlandıkları Cezayir tarafından tanınmaktalar. Şaşırtıcı olmamakla beraber, bu iki ülke bu mesele üzerinde yıllardır birbirleriyle kavgalı idi; fakat Faslı bir bakan olan Muhammed el-Bazighi 20 Mart’ta Marrakeş şehrindeki bir toplantıda, Fas ve Cezayir arasındaki siyasi farklılıkların, güvenlikle ilgili meselelerde karşılıklı işbirliğine engel teşkil etmeyeceğini söyledi.

“Bölgedeki terörist gruplar”ın benimsediği yeni taktiklerin ortaya koyduğu tehlikelerin tamamen farkında oldukları için, El-Bazighi’ye göre, birtakım meselelerdeki farklılıklar, Fas ve Cezayir’deki güvenlik teşkilatlarının işbirliği içerisinde olmasını engellemedi. El-Bazighi burada, Mağrib bölgesindeki el-Kaide’ye atfedilen, Cezayir, Fas ve Tunus’u hedef alacağı şeklindeki yeni bir açıklamaya işaret ediyordu. El-Bazighi, güvenlik konularında bu iki ülkenin işbirliği yapmasının, aralarındaki ilişkiye yansıyacağını ve Cezayirlileri, Batı Sahra’nın geleceği için Rabat tarafından hazırlanan yeni planı kabul etmeye ikna edeceğine dair umutlu olduğunu söyledi. Ona göre plan, tam bağımsızlığın verilmesine kafi gelmese de, tam özerkliği öngördüğü için cömert sayılmakta. El-Bazighi, Cezayirlilerin bu planı daha önceden reddettiğini, fakat plan Nisan’daki BM Güvenlik Konseyi’ne sunulduktan sonra destekleyeceklerini umduğunu da sözlerine ekledi.

Fakat, Batı Sahra planını kabul etmesi için Cezayirlilere dışarıdan baskı uygulamak için hiçbir gayreti bulunmayan Rabat, risk de almamaktadır. Örneğin; geçtiğimiz haftalarda üst düzey Faslı diplomatlar, bu planı geliştirmek üzere Washington’u ve diğer Batı başkentlerini ziyaret ettiler. Ziyaretlerinde Fas’ın egemenliği, güvenlik denetimi, hudutları ve ekonomisine karşılık, bir Batı Sahra bölgesel hükümeti ve meclisi oluşturmayı önerdiler. Bununla beraber, Batı’nın terörizm kaygıları ve kıyıya ulaşmak için Batı Sahra’yı kullandıklarını ve Kıta Avrupası’na girmek için sandallar kiraladıklarını iddia ettikleri Kuzey Afrikalıların Avrupa’ya yasa dışı göçleri kartını da oynadılar. Bu, Avrupa’daki hükümetlerin, planı ve Mağribli yöneticilerin “anti-terörist” programını neden desteklediklerine de açıklık kazandırmakta.

Bununla beraber, ABD’nin “demokratikleşmelerine” yardım ettiği mitine hayat vermek için hükümetlerin icra etmek zorunda oldukları göstermelik seçimler sonucunda, Fas’taki Adalet ve Kalkınma Partisi gibi İslami grupların güç kazanabilecek olması, bölgesel güçlerin temel endişesi. Örneğin; Fas Kralı, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin eylülde gerçekleşecek olan seçimlerde güçlü kazanımlar elde edeceğinden korkuyor. Tıpkı Buteflika ve Zeynelabidin gibi o da, güçlü bir karşı-hareket ve bölgesel hükümetler arasında tam bir işbirliği olmazsa, “İslamcı” grupların yönetimi er geç ele geçireceklerine inanıyor. Kral VI. Muhammed’in hayata geçirmek istediğinin ne kadar uç olduğu ise, 21 Mart’ta Ensar el-Mehdi grubunun 50 üyesinin hakkında dava açıldığı ve Batı yanlısı monarşiyi “İslami bir devlet”e dönüştürmeyi hedefleyen “terörist” eylemler planlamakla suçlandıkları zaman görüldü.

Ancak Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’ndan Patrick Cronin’e göre; Batılı istihbarat servisleri, “Cezayir’in, bölgesel terörist tehdidin odak noktasında olduğuna” inanıyor. Bu ise, Başkan Buteflika’nın, Tunus Devlet Başkanı Zeynelabidin’e, terörist gruplara karşı bu iki ülkenin kaynaklarını birleştirme yönündeki şiddetli çağrısına açıklık getiriyor. Buteflika, meslektaşına, Tunus’un bağımsızlığının yıldönümünde (20 Mart’ta) onu kutlamak üzere yazdığı bir mektupta, -eğer önlenmezse- tüm bölgenin istikrarını yok edecek olan “terörist tehditler”le ve kurumlarla mücadele etmek için Tunus hükümetiyle işbirliği yapmaya tamamen hazır olduğunu söylemişti. Tehditlerin sadece bu iki komşu ülkenin istikrar ve güvenliğine değil, ekonomik kalkınmalarına da yönelik olduğu sanılmakta. Oysaki, gerçekte, ekonomik kalkınmanın yetersizliğinden temel olarak bölgesel hükümetlerin yozlaşmasının sorumlu olduğu ve onların siyasi ve insan haklarına yönelik baskılarının, tüm bölgeyi alevlendiren temel sebep olduğu şeklinde yaygın bir görüş bulunuyor. Sadece işbirliği içinde olmak, ne bölgenin sorunlarını çözecek ne de diktatör yöneticileri ve yozlaşmayı muhafaza edecek. Fakat işte bu despotlar, rota değiştirmeyi zamanında öğrenecek gibi görünmüyorlar.

* M.S.Ahmed, “Governments of North African countries come together to fight Islamic movements”, Muslimedia International, Nisan 2007, www.muslimedia.com. F. Zehra Bayrak tarafından tercüme edilmiştir.

 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

DOSYA: İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar girdabı: Irak'ın işgali
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu poli...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEY ASYA ; Pakistan: Kızgın bir yaza gebe siyasi bahar
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında ...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Sürgündeki Moritanlar
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım ol...

Kısa Kısa
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor
Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim...

DOSYA: Uluslararası hukuk açısından Irak'ta yaşam hakkı ihlalleri
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu...

DÜNYA GÜNDEMİ: BALKANLAR; Kosova'nın domino etkisi
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada ...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Mısır'ın yıllardır bitmeyen "mübarek" seçimleri
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetini...