Afrika: Somali kaosa teslim PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Emin Dağ - ahmetemin@ihh.org.tr   
Gelinen aşamada Somali’de 2007 yılı başından itibaren çatışmaların nitelik değiştirdiğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Çatışmalar, kabile savaşından, İslam-gayrı İslam çatışmasına doğru evrildi

somali.jpg Açlık ve cehaletin, işgal politikalarıyla birlikte insan hayatını yok ettiği en ironik örneklerden birisi Somali’de yaşanıyor. 1990’lı yıllarda dünya gündemine açlık ve kabileler arası çatışma ile sık sık gelen Somali’nin yazgısı son bir yıldır yine değişmedi. Buna kuşkusuz ilahi bir yazgı demek mümkün değil. Somali, 20. yüzyılda insan eliyle üretilmiş en ciddi afetlerden biri.

1991 yılına kadar kötü de olsa bir devleti olan ve merkezi otoriteye sahip olan ülke, kabilevi ve ideolojik sebeplerle düşürülen Saad Barre’den bu yana çatışmasız gün görmedi.

Rakip kabilelerin mevzi çatışması geride bir milyondan fazla ölü, binlerce sakat insan ve alt yapısı tamamen yok edilmiş bir ülke bırakırken, uluslararası güçlerin mide bulandırıcı emperyalist hevesleri zengin ülkeyi fakirliğin pençesine itti.
Savaş ağaları, ideolojik ya da siyasi bir gündemle savaşmıyor. Tek amaçları ellerinde tuttukları maddi servetin, kaçakçılığın devam etmesi. Savaş ağaları, uyuşturucu, silah, cep telefonu ve gıda tekeli durumunda. Savaş ağalarını destekleyen finansörler, bu ticareti yürüten büyük toprak sahipleri, liman ve havaalanı sahipleri ile bunların yurt dışındaki bağlantılarını oluşturan şahıslar.

Savaş ağalarının her birinin kendi bölgesinde bastırdıkları paraları bulunuyor. Yurt dışındaki göçmenlerin Somali’deki akrabalarına gönderdikleri dolarları ülkede doğrudan doğruya harcamak mümkün değil. Bu savaş ağalarından hangisinin bölgesinde yaşıyorsanız, dolarları alıp ona götürmek ve o bölgede geçerli parayla değiştirmek zorundasınız. Bu ithal dolarları bozdurmak için kullanılan kuru da tabi ki bu ağalar belirliyor. Topladıkları bu dolarları kendi savaş düzenlerini sürdürmek için kullanıyorlar.

Kendilerini kabile lideri olarak lanse eden savaş ağalarının her biri kendi bölgesinde devlet ve hükümet başkanı. Bugün Somali’de en az beş devlet başkanı bulunuyor.

Açlıktan ve salgın hastalıklardan insanların hayatını kaybettiği, paranın insan yaşamını kurtarmak yerine öldürmeye harcandığı Mogadişu’da istediğiniz silahı bulmak için serbest pazarlar dahi bulunuyor. “Bakara Pazar” adlı yer, savaş ağalarının en uğrak yeri durumunda.

Ülkede altı büyük kabile ve dolayısıyla altı büyük savaş ağası bulunuyor. Bu altı büyük kabileyi nüfus içinde sahip oldukları oranlara göre şu şekilde sıralayabiliriz: Haviye (%25), Isaak (%22), Darod (%20), Raksanveyn (%17), Dir (%7) ve Digil (%6).

Bu kabilelerin en büyük ilk dördü iktidarın sahibi durumunda; mevcut geçici parlamentoda her birinin 61’er tane milletvekili bulunuyor. 275 sandalyeli parlamento, seçimle değil tamamen atama yoluyla bu kabilelerin kendi aralarında Amerikan arabuluculuğunda bir araya gelerek oluşturdukları bir yapı. 2000 yılında Kenya’da “4,5 Formülü” ile oluşturulan bu yapıya göre ilk dört büyük kabile parlamento ve hükümette aslan payını alacak, kalanlar ise buçukla yetinmek durumunda olacaklar. Bu çerçevede, tüm grupları tatmin etmek üzere dünyanın en fazla sandalye sayısına sahip olan hükümet, başlarda 90 bakana sahip iken, sonradan yapılan revizyonla bu sayı 40’lara kadar çekildi. Ancak bu gruplar kendi aralarında makam ve mevki dağıtırken, ülkenin farklı bölgelerinde yeni bir oluşumun ayak sesleri yükseliyordu:

İslam Mahkemeleri.
İslam mahkemelerinin kuruluşu aslında çok basit bir iş anlaşmazlığına dayanıyor. Yerel mahkemeler, akitlerine uymayan, hırsızlık yapan ve bazı suçluların cezalandırılmasını isteyen iş adamlarının talebiyle insaf sahibi insanlarca kuruldu. Bunlar, huzuru sağlamak üzere yerel mahkemeler inşa ederken, düzeni sağlamak üzere silahlı kişilerce desteklenmişti. Daha sonra bu mahkemeler düzen isteyen diğer bölgelerde de mahkemelerin kurulması ile bir süre sonra birleşerek İslam Mahkemeleri Birliği’ni kurdular. Zaman içinde sayıları 40’ı aşan bu mahkemeler birleşerek İslam Mahkemeleri Birliği adlı grubu oluşturdular. Mahkemeleri oluşturanlar, bazı din adamları, iş adamları ve değişik kabilelerden silahlı militanlardı.
Mahkemeler, sertlik yanlıları ile ılımlı değişik gruplardan oluşmakta. Ilımlılar düzen ve istikrarı sağlamak isterken, sertlik yanlıları silahlı mücadeleye öncelik vermiş durumdalar.

Bununla birlikte mahkemeler, halkı ürkütecek bir şeriat uygulamasına girmediler. Hatta yıllar süren kaos sebebiyle insanlar, sağladıkları nispi sükunet sebebiyle mahkemelere destek verdi. Yol kesicilerin tasfiyesi sebebiyle Somali’de fiyatlar dahi düşmeye başladı.

Mahkemelerin en önemli gelir kaynağı, zengin Arap ülkelerindeki bağışlardı. Şura Heyeti Başkanlığı’nı, 61 yaşında asker emeklisi, el-Kaide’ye yakın olmakla suçlanan İttihad-ı İslam Grubu’nun Başkanı Hasan Zahir Uveys yaparken; İcra Komitesi Başkanlığı’nı Şeyh Şerif Şeyh Ahmet yürütüyor. Bu kişilerden hangisinin daha güçlü olduğu belli değil ancak siyasi olarak Şerif Ahmet’in, silahlı olarak da Zahir Uveys’in güçlü olduğu ortada.

Gelinen aşamada Somali’de 2007 yılı başından itibaren çatışmaların nitelik değiştirdiğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Çatışmalar, kabile savaşından, İslam-gayrı İslam çatışmasına doğru evrildi. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte gelişmeleri İslam’ın temel belirleyici olduğu bir pazarlık dönemi beklemekte.

Yeni aşamanın bir diğer özelliği de uzun soluklu bir çatışma sürecinin kapısını aralamış olması. İslam mahkemeleri, işgalden sonra kabilelerin içine döndü. Bunların her biri kendi kabileleri içinde uyuyan hücre konumunda. Dolayısıyla kabilelerinden aldıkları destekle, Irak gibi uzun vadeli bir gerilla savaşına girişmeleri söz konusu.
Bugün Somali’de yaşananları anlayabilmek için gelişmeleri üç boyutta ele almak gerekiyor: Uluslararası ilişkiler ve küresel rekabet düzleminde, bölgesel rekabet düzleminde ve yerel rekabet düzleminde.

A. Uluslararası rekabet düzleminde ele alacak olursak şu tespitleri yapabiliriz:
1. ABD bölgeyi nüfuzuna almak istiyor. Çünkü Somali stratejik bir geçiş yolu üzerinde bulunuyor.
2. Hammadde kaynaklarına ulaşmanın yanı sıra, Somali’de kendisinin sahip olduğu zengin uranyum yatakları bulunuyor.
3. Afrika egemenliği için ABD’nin Cibuti’deki askeri üssünün önemi artıyor. Dolayısıyla bu ülkedeki etnik gruplarla aynı aileden gelen Somali’nin kontrol altında tutulması zorunlu.
4. Aden Körfezi, Suud ve Fars körfezi dibindeki Somali’de güçlü bir İslamcı olması Amerikalılar açısından büyük bir risk. ABD, Bu riski önlemek için daha sadık bir hükümet gerekiyor.

B. Bölgesel rekabet düzleminde ele alacak olursak:
1. Etiyopya’nın bölgeye ilişkin hesapları göz önüne alındığında, aşağıdaki tespitleri yapmamız mümkündür:
a. Etiyopya, Somali’nin güçlü olmasına öteden beri karşı.
b. Somali, Etiyopya’nın denize en önemli çıkış noktasıdır. Bu yüzden Etiyopya, kendisi için stratejik bir konumda olan böyle bir ülkenin denetiminde olmasını istiyor.
c. Etiyopya’nın tarihi düşmanı Eritre’nin Somali’deki güçlere destek vermesi, Etiyopya’yı rahatsız ediyor. Bu nedenle Etiyopya olayların kendi kontrolünde olmasını istiyor.
d. Etiyopya, İslamcı hükümetin, kendi ülkesindeki Müslümanları etkilemesinden kaygı duyuyor.
e. Etiyopya, Somali’de istikrarlı bir hükümet oluşması halinde, bu hükümetin Etiyopya işgali altındaki Ogaden’i yeniden talep etmek istemesinden korkuyor.
2. Eritre, öteden beri Etiyopya’nın Somali’yi zayıflatmasına karşı. Eritre, Etiyopya’nın tarihi düşmanı olduğu için, bulduğu her fırsatta Etiyopya’yla hesaplaşmayı düşünüyor. Şu an Somali’deki Etiyopya etkisi Eritre’yi kaygılandırmakta.
3. Kenya ve Cibuti, etnik unsurlar sebebiyle Somali’nin taleplerinden kaygı duyuyorlar. Bu nedenle Somali’nin kargaşa içinde olması işlerine geliyor.

C. Yerel rekabet düzleminde
1. Kabileler arasındaki rekabet
2. Savaş ağalarının kirli ilişkilerinin istikrar istememesi.

Çözüm ne olabilir?
Somali’deki çatışmada iki taraf olmadığı için, çözümün de çatışmaların niteliğine uygun olarak çok taraflı olması gerekiyor. Bu çerçevede, ülkenin başlıca altı kabilesinin ikna edileceği ulusal bir uzlaşma olmalı. Bu uzlaşmayı siyasetçiler değil, her kabilenin içinde bulunan ileri gelen dini önderler ve tarikat şeyhleri sağlayabilir.
Çözümün bir diğer boyutunda, kabilelerin kendi bölgelerindeki hakimiyetlerini sürdürmeye yardımcı olan kara borsa ve kaçakçılığı yürüten yerel şebekeler çökertilmeli. Bunun uluslararası bağlantılarını oluşturan mafya tarzı yapılanmalar ile uluslararası banka hesapları da sıkı takibe alınmalı. İslamcı grupları çökertme adına tüm dünyadaki finans sistemini yakından takip eden Batılıların, Afrika’daki iç savaşları besleyen bu tür finans yapılanmalarını görmezden gelmeleri ayrıca dikkat çekicidir.

Dolayısıyla çözümün bir diğer ayağında Amerika’nın bölgedeki kabilelere askeri ve maddi desteği kesilmelidir. Amerika’nın bir bölgede önce kaos üretip, sonra terör bahanesiyle oraya yerleşmeye dair anlayışı mahkum edilmeli ve önlenmelidir.
Çevre ülkelerin özellikle Etiyopya’nın Ogaden gibi bölgeleri işgali altında tutarak kaos üretme siyasetini terk etmesi ve doğal sınırlarına çekilmesi de çözümün oluşumunda hayati önemdedir. Bir bu kadar önemli olan Etiyopya’nın Somali ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmesidir. Etiyopya’nın Somali’de iş birlikçi bir hükümet edinmeye çalışması içerideki çatışmayı daha da tırmandırmaktadır. Bu ise uzun dönemde barışı önleyecektir. Çünkü Etiyopya ile iyi geçinen bir Somali hükümeti iç dinamikler sebebiyle yürümez. Zira, Türk-Yunan çekişmesine benzer bir şekilde iki taraf arasında tarihi bir düşmanlık vardır. Bu sebeple iç barışın yolu, çevre ülkelerin kendi yandaşları aracılığı ile Somali iç işlerine müdahaleye son vermelerinden geçmektedir.

 
< Önceki   Sonraki >