ORTA ASYA: Özbekistan: Hapishaneler Ebu Gureybi aratmıyor PDF Yazdır E-posta
Yazar Aslıhan Akman   
İşkence gören mahkumlar, suçlu olmasalar dahi Kerimov’dan özür dilediklerini, ona olan bağlılıklarını ifade ettiklerini ve ‘terörist’ olduklarını itiraf ettiklerini ortaya koyan kağıtları imzalamaya zorlanıyorlar.


 SSCB’nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan cumhuriyetlerden biri olan Özbekistan’da, 1989’dan beri iktidarda olan İslam Kerimov yönetimince muhalefete karşı yoğun baskı ve sindirme politikaları uygulanıyor. Sivil toplumdaki her türlü muhalif faaliyeti kontrol altında tutmaya çalışan Kerimov’un sindirmeye çalıştığı grupların başında din adamları ve Müslümanlar geliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporuna göre, 1990’ların ortalarından beri kökten dinciliğe karşı mücadele adı altında Müslümanlara karşı baskılarını sürdüren yönetimin dini inançları ve ibadetleri sebebiyle tutukladığı kişilerin sayısı 7,000 civarında.

         İnançları sebebiyle tutuklanan kişilerin Özbekistan hapishanelerinde sistematik işkenceye maruz kaldığı, bölgede 2002 yılında işkenceye dair incelemelerde bulunan BM özel raportörünün açıklamalarıyla kamuoyunun dikkatine sunulmuştu. Ancak hapishanelerdeki işkence sona ermedi. ABD’nin 2001’de Afganistan’da başlattığı operasyon sonrası ABD’nin ‘İslami terör ile mücadele’ söylemini benimseyen Kerimov, Müslümanlara yönelik politikalarında bu söylemin arkasına sığınmaya başladı. 2000 yılında yaptığı açıklamalarında Orta Asya’da kökten dinci bir tehdit bulunmadığı açıklamasında bulunan Kerimov, 11 Eylül sonrasında ABD ile stratejik ortaklığının gereği ülkesinde böyle bir tehdit olduğu iddiasını ortaya attı.

         Son birkaç yılda göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaşan işkence vakalarının ilk somut delili, geçtiğimiz Ocak ayında ortaya çıktı. Kerimov’un tehdit olarak gördüğü İslami cemaatlerin başında gelen Hizb’ut-Tahir cemaati üyelerinden Samandar Umarov, 2000 yılında tutuklanarak 17 yıl hapse mahkum edilmişti. Fakat Umarov ailesi, 2 Ocak’ta Samandar Umarov’un öldüğü haberini aldı ve Umarov’un cesedi ailesine teslim edildi. Yetkililer ölüm sebebinin basit bir darbe sonucu gerçekleşen beyin kanaması olduğunu söylese de, Umarov’un cesedindeki işkence izleri gerçekleri ortaya koyuyor. Uluslararası insan hakları örgütleri ve gazeteciler, iki çocuk babası Umarov’un evine yaptıkları ziyarette işkence izlerine tanık oldular. Cesedin sarılı bulunduğu battaniye kan içindeydi, kafatasında darbe izleri vardı, çene kemiği kırılmış, bazı tırnakları çekilmişti.

         Özbekistan hapishanelerinde bulunan mahkumlar ve mahkum yakınları, hapishanelerde yaşananlar hakkında bilgi vermeye çekiniyorlar, çünkü muhalefet olmanın bile suç olduğu ülkede yönetimin icraatları aleyhine açıklamalarda bulunmak büyük tehlike arz ediyor. Bununla birlikte, uluslararası toplumun baskıları sonucunda Özbek yönetimi, işkence yapan güvenlik güçlerini zaman zaman yargılıyor. Yaşadıklarını dile getirmek için mahkemeye çağırılan işkence mağdurlarının anlattıkları, olanların boyutlarını gözler önüne seriyor. Bir mahkumun anlattıklarına göre, devletin güvenlik güçleri hiçbir şey sormadan kendisini dövmüşler, cemaatle hiçbir ilgisi bulunmamasına rağmen Hizb’ut-Tahir cemaatine mensup olduğunu kabul etmeye zorlamışlar. Mahkum, jelatin torba ile boğulmaya çalışıldıktan, her tarafından kan gelene kadar dövüldükten sonra itirafını imzalamaya mecbur kalmış.

         Bir başka mahkumun anlattıkları, inanılması güç işkence metotlarını ortaya koyuyor. Mahkumların vücutlarına şırıngayla biber suyu veriliyor ve mahkumlar birkaç gün kendilerine gelemiyorlar. Bu durumda mahkumların bedeninde herhangi bir işkence izi görülmüyor, fakat bu kişilerin midesi, böbrek ve karaciğeri neredeyse çalışmaz hale geliyor.

         Bu olayları açığa çıkarmaya çalışan gazeteciler ve Özbeklerin kurduğu Ezgulik (Özgürlük) gibi insan hakları derneklerinin çalışanları da devlet baskısına maruz kalıyor, hatta mahkum ediliyorlar. Özbekistan’da gazetecilik yaparken mahkum edilerek 13 ay tutuklu merkezlerinde kalan ve daha sonra ülkeyi terk eden Ruslan Şaripov isimli bir gazeteci, Özbekistan hapishanelerini anlattığı kitabında 13 ay boyunca en acımasız işkence yöntemlerine tanık olduğunu, Özbekistan İçişleri Bakanlığı’nın terörle mücadele departmanı çalışanlarının Hizb’ut-Tahir mensuplarına işkence yapmayı prestij vesilesi kıldıklarını anlatıyor.

         Hapishanelerde mahkumlara yapılan baskının en önemli nedeni, Kerimov’a olan bağlılıklarını ortaya koymamaları. İşkence gören mahkumlar, suçlu olmasalar dahi Kerimov’dan özür dilediklerini, ona olan bağlılıklarını ifade ettiklerini ve ‘terörist’ olduklarını itiraf ettiklerini ortaya koyan kağıtları imzalamaya zorlanıyorlar. Kabul etmemeleri halinde akıbetlerinin Umarov’unki gibi olması kuvvetle muhtemel.

         Otoriter yönetimini toplumun tüm kesimlerine dayatmaya çalışan Kerimov, Ocak ayının ilk haftası yapılan parlamento seçimlerinde iktidarını bir kez daha onaylattı. Şeffaf seçim sandıklarının kullanıldığı ve sandıkların başında polislerin beklediği seçimlere yalnızca Kerimov’a bağlılıkları bilinen partilerin katılmasına izin verildi. Bu seçimlerde oy verenler, ayrıca Kerimov’un yaşam boyu yargılanmaktan muaf tutulmasını da onaylamış oldular. Seçmenlerin çoğu sandığa Kerimov’un yandaşlarını seçmek için değil, oy pusulasındaki “hiçbiri” seçeneğini tercih etmek için gitti. Fakat halka duyurulmaksızın bu seçenek pusulalardan çıkartılmıştı. Bu nedenle Kerimov’un adaylarına oy vermek zorunda kaldılar. Yaşadığı sürece iktidarda kalmayı planlayan Kerimov’un bu iktidarı kolay kolay sarsılacağa benzemiyor.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış Gücü askerlerinin koruması altında, güvenli bölge olarak bilinen Srebrenitsa’da 1995 yılında Sır...
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ilgili ortak politikalar üreterek Avrupa’ya yönelik göçleri kontrol altına almaya çalış...
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, Kosova’nın egemenlik ve bağımsızlığının tartışmalı durumunun devam ettiği anlamına geliyor....
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargılayıp hükümetten uzaklaştırmakta buldular....
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanlış siyasetler yüzünden Irak toplum dokusu bozulurken, etnik ve mezhebi öfke halkı par...
...
Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani durum, bir toplumun geleceğini ipotek altına almakta....
Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın üretim gücünü nasıl yok ettiğini anlamak açısından örnek bir vaka....
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanbul’da sivil toplum çalışmaları konusunda İHH ve diğer sivil toplum kuruluşları ile görü...
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden ayrıldığında işgal gücü askerlerince şehit edildi....
Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

Sayı 45

DÜNYA GÜNDEMİ; G-8 ülkeleri ve zirvenin geleceği
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...

ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınları

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb...

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...


DÜNYA GÜNDEMİ; Patani: Müslümanca yaşamanın mücadelesi
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....

Kısa kısa
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor
Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ...