İslam Coğrafyası: Bağımsızlığın eşiğinde bir ülke: KOSOVA PDF Yazdır E-posta
Yazar Murat Yılmaz - myilmaz@ihh.org.tr   
Sırbistan’ın Mart 1998’de Kosova’ya karşı başlattığı savaş sonucu bir milyon insan evlerini terk etmek durumunda kalmış ve 15 bin Arnavut hayatını kaybetmiştir. Halen savaş zamanında kaybolan 4000 civarı kişiden haber alınamamaktadır.
100 yıl gibi bir süre zarfında Kosova nüfusunun %70’inin Hıristiyanlaştırılması planlanmaktadır. Yoğun misyonerlik faaliyetleri İslam dünyasının ilgisizliğiyle birleştiğinde ise kritik bir noktaya ulaşmaktadır.

Nerede olsam karşıma çıkıyor bir kanlı ova
Sen misin yoksa hayalin mi vefasız Kosova
Hani binlerce mefahirdi senin her adımın
Hani sinende yarıp geçtiği yol Yıldırım’ın
Hani asker, hani kalbinde yatan şah-ı şehid
Söyle Meşhed öpeyim secde edip toprağını
Yok mudur Murad’ın sende iki üç damla kanı
Mehmet Akif Ersoy

Beylikleri devlet, devletleri imparatorluk yapan sihirli coğrafya Balkanlar. Avrupa, Asya ve Afrika’nın birleştiği ve her üç kıta ile de kadim irtibatları bulunan dünyanın en hareketli noktalarından birisi. Hafızasında Grek, Hun, Roma, Bizans, Makedonya ve Osmanlı gibi uzun soluklu yapılar saklı. Ve tarihin görebileceği en büyük acıların başkenti; 93 harbi, Balkan savaşları ve her iki dünya savaşının korku tüneli…

Balkanların en eski halkı: Arnavutlar
Balkanlar kuşkusuz dünya siyasetine yön verenlerce hep olmazsa olmaz görüldü. Balkan coğrafyasının en eskikosova.jpg halklarından olan Arnavutlar da bu mücadelenin haliyle en eski şahitleridir. Arnavutların soyları İllirlere kadar uzanmaktadır. Coğrafyadaki varlıklarını M.Ö. 3000’li yıllara kadar dayandıran Arnavutlar; Roma, Bizans ve Orta Asya göçlerinin getirdiği istilaları, Slav ve Osmanlı etkilerini yaşamışlardır. Bu süreç boyunca da başta dini olmak üzere çeşitli siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkiler ortaya çıkmıştır. Arnavutlar beş asırdan uzun süren Osmanlı egemenliği esnasında İslam’la tanışmış ve ekseriyetle din olarak da İslam’ı benimsemişlerdir. Bugün Balkan coğrafyasında bulunan yedi milyon Arnavut’un %90’ı Müslüman’dır. Bu oran Kosova topraklarında %97’lere varmaktadır.

Osmanlılar, bölgenin İslamlaşması için tarikat mensubu dervişleri ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinden Yörük Türklerini bölgeye getirmiş; bunun dışında İslam kültürünün bölgede yayılması adına ciddi imar faaliyetlerinde de bulunmuşlardır. Kosova’daki hemen hemen tüm kentlerde inşa edilen cami, tekke, han, türbe, medrese, mektep, kütüphane, zaviye, kale, kule, şadırvan, çeşme ve kervansaraylar bölgenin İslamlaşmasına katkıda bulunmuştur. Bu şekilde Kosova’da inşa edilen vakıf eserlerinin sayısı 359’dur. Maalesef 1998-99 Savaşı sonrasında bunların çok az bir kısmı ayakta kalabilmiştir.

II. Dünya Savaşı sonrasında Kosova ve bütün Yugoslavya’da dini açıdan ciddi kısıtlamalar görülmüştür. İslami şeriat mahkemeleri 1946 yılında iptal edilmiş; 1950’de kadınların yüzlerini örtmesini yasaklayan bir kanun çıkarılmış; ayrıca aynı yıl, çocukların temel Kur’an bilgisi edindikleri eğitim kurumları kapatılarak çocukların camilerde öğrenim görmesi, ceza gerektiren hareket kapsamına alınmıştır. Bazı raporlara göre, askeri hizmette bulunan veya gönüllü çalışma gruplarında görevli olan Müslümanlar domuz eti yemeye zorlanmış; subaylar, oğullarını sünnet ettirmemeleri konusunda uyarılmıştır.

Kosova en huzurlu günlerini Osmanlı’yla yaşadı
Kosova, 1389 Kosova Savaşı ile Osmanlı Devleti’nin Üsküp Sancağı’na bağlanmıştır. Uzun yıllar Osmanlı toprakları olarak kalan bölge en istikrarlı yıllarını bu dönemde geçirmiştir. 1878 Berlin Antlaşması ile Sırp saldırılarına açık hale gelen Kosova, 1913 Londra Sefirler Toplantısı ile Sırbistan’a bağlanmıştır. 1918 Sırp-Sloven-Hırvat Krallığı döneminde de bu durum değişmemiştir. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Kosova, Arnavutların istekleri dışında Yugoslavya içerisinde yine Sırbistan’ın bir parçası yapılmıştır.

Kosova’nın hukuki statüsü, komünist rejim döneminde de değişikliklere uğramıştır. Bu değişiklikler, 1963 ve 1968 yıllarından başka Kosova’ya diğer eski Yugoslav cumhuriyetleri ile hemen hemen aynı hakların tanındığı 1974 senesinde gerçekleşmiştir. 1974 anayasa değişikliğiyle Kosova, Voyvodina ile birlikte Yugoslavya’nın özerk bölgeleri olmuş fakat diğer cumhuriyetlere tanınan ayrılma hakkı Kosova’ya tanınmamıştır. Yugoslavya’nın dağılmasının arifesinde Sırbistan, kuvvet kullanarak Kosova’nın özerkliğine son vermiş bu harekete Arnavutlar, Sırpların Kosova’daki bütün eylemlerini boykot ederek ve kendi paralel sosyal ve politik yaşamlarını oluşturarak cevap vermişlerdir. Fakat Kosova’nın 1990 Temmuz’unda ilan ettiği bağımsızlığı tanınmamıştır.

Yugoslavya’nın en fakir evi
“Yugoslavya’nın en fakir evi” olarak adlandırılan Kosova’nın iktisadi durumu iyi değildir. Balkanlar’ın en yoğun nüfuslu bölgesi olması, tarımın geri kalmışlığı ve %70’lere varan işsizlik oranı, bölgenin temel ekonomik özelliklerini oluşturmaktadır. Kosova, tarih boyu hep başka bir devletin egemenliği altında kaldığından ekonomik açıdan da bu ülkelerin uygulamalarına bağımlı olmuştur. Zengin maden yataklarına sahip olan Kosova’da halkın geçim kaynağı daha çok tarım ve hayvancılıktır. Avrupa’da yeraltı zenginlikleri ile meşhur olan Kosova, Tito Yugoslavya’sı döneminde, sahip olduğu linyit yatakları ile Yugoslavya rezervlerinin %58’ini teşkil etmekteydi.

15 bin Kosovalı hayatını kaybetti
kosova2.jpg Bosna-Hersek’te 1992-95 yılları arasında süren ve yüz binlerce insanın hayatına mal olan savaşın ardından, yakın zaman içerisinde yeni bir çatışma beklenmemesine rağmen Sırbistan, 1998 Mart ayından itibaren Kosova’ya yönelik kanlı saldırılarda bulunmuştur. Sırbistan’ın Kosova saldırıları 78 gün devam eden NATO bombardımanıyla 8 Haziran 1999’da biterken, savaş boyunca 1 milyon insan evlerini terk etmek durumunda kalmış ve 15 bin Arnavut hayatını kaybetmiştir. Halen 4000 civarı Arnavut kayıptır.

Savaş sonrası hızlı bir yapılanma içine giren Kosova’da gurbette bulunan Arnavutlar, ülkenin kalkınmasına ve tahrip olan yapıların yeniden onarılmasına katkıda bulunmuşlardır. Savaş döneminde Kosova gelirlerinin %40’ı dışarıdaki Arnavutlarca sağlanmış; ayrıca insanlar, yardım kurumlarının destekleri ve düşük ticaret gelirleri ile geçimlerini sağlamışlardır.

İHH savaşta en çok yardım ulaştıran kurum oldu
15 yıldır dünyanın farklı bölgelerinde çalışmalarını sürdüren ve geçtiğimiz Kurban’da 100 ayrı coğrafyaya ulaşan İHH İnsani Yardım Vakfı, Bosna’daki tecrübelerini Kosova’ya taşıyarak savaşın başından sonuna kadar geçen süreçte mağdur Arnavut halkın yanında olmuştur. Bölgeye yüzlerce tırlık insani yardım malzemesi taşıyan İHH, Arnavut muhacirlerin bulunduğu Arnavutluk, Makedonya, Bosna, Sancak, Karadağ ve Türkiye’de faaliyetlerini sürdürmüş ve bu şekilde Kosova’ya en çok yardım ulaştıran kurum olmuştur.

İHH, çalışmalarını Priştina merkezli olarak savaş sonrasında da sürdürmüş; Kosova’daki hastanelerin ihtiyaçlarının giderilmesinde katkıda bulunmuş, bölgeden ilk yaralıyı yurt dışına çıkarmayı başarmış, sonrasında 100’ün üzerinde Kosovalı yaralıyı Türkiye’ye getirerek tedavilerini yaptırmıştır.

İHH binlerce Kosovalı öğrenciye öğretim dönemleri öncesinde eğitim desteği vermiş, Türkiye’ye gelen yüksek öğrenim öğrencilerine de burs desteği sağlamıştır. İHH’nın Kosova’daki yetim çocuklara ve anaokullarına yönelik çalışmaları halihazırda devam etmektedir. Kültür hizmetleri açısından bazı eserler Arnavutçaya kazandırılırken bunlardan en önemlisi aslen İpekli olan Mehmet Akif Ersoy’un Safahat adlı eserinin Arnavutçaya çevrilmesi olmuştur.

İHH, savaş süresince Kosova sorununun duyurulması konusunda da önemli çalışmalarda bulunmuştur. Bunlar arasında, düzenlenen basın toplantıları, imza kampanyaları, kitap yayınları, üniversite ve STK’larda çeşitli konferanslara katılım, televizyon ve radyo programlarında canlı yayınlara katılım, gazete ve dergilerde yayımlanan akademik çalışmalar sayılabilir. İHH, halihazırda Kosova’daki faaliyetlerini sürdürmektedir.
Misyonerlerin kıskacında…

Kosova genç bir nüfusa sahiptir. Ülkenin %50’den fazlası 19 yaşın altındaki gençlerden oluşmaktadır. İşsizlik oranının yüksekliği özellikle bu grubu çok zor durumda bırakmıştır. Ayrıca misyonerlerin ilk hedefleri arasında bu genç kitlenin bulunması, onları daha farklı alanlarda da sorunlarla karşı karşıya bırakmıştır. Halihazırda Kosova’da 700’den fazla uluslararası Batılı sivil toplum kuruluşu bulunmaktadır ve bu kuruluşlar cami avlularında dahi misyonerlik faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu şekilde 100 yıl gibi bir süre zarfında Kosova nüfusunun %70’inin Hıristiyanlaştırılması planlanmaktadır. Yoğun misyonerlik faaliyetleri İslam dünyasının ilgisizliğiyle birleştiğinde ise kritik bir noktaya ulaşmaktadır. Kosova’da gençler için diğer bir tehlike de BM Kosova Misyonu (UNMIK) ve Kosova Barış Gücü (KFOR) görevlilerinin gelişiyle zirveye çıkan ahlaki zafiyet ve fuhuş tehlikesidir. İstatistiklere göre 2001–03 yılları arasında fuhuş ve kadın ticareti birkaç kat artmış, daha çocuk yaşlardaki Arnavutlar fuhuş sektörünün kurbanı olmuştur.

Kosova bağımsızlığı bekliyor
Kosova’nın, Soğuk Savaş dönemi ardından İbrahim Rugova ile devam eden siyasi hakların kazanımı süreci, Balkanlar’da meydana gelen yeni durumlarla birlikte şekil değiştirmiştir. 1989’da başlayan Kosova Demokratik Birliği (LDK) sürecinde siyasilerin başlangıçta Yugoslavya içerisinde federal bir cumhuriyet olma hedefleri, Yugoslavya’nın dağılmasıyla birlikte tam bağımsızlık şeklinde değişmiştir. 1995 yılında yapılan Dayton Antlaşması sırasında Kosova’nın da gündeme getirilme çabaları, Miloşeviç’in kati tutumu sonucunda başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bundan sonra devam eden etnik Sırp baskıları, Rugova’nın Gandici pasif direnişini iflas ettirmiş ve Balkanlar’da bir kez daha silahlar çekilmiştir.

Haziran 1999’da savaşın sona ermesinden bu yana, seçilmiş bir parlamentosu, cumhurbaşkanı ve başbakanı olmasına rağmen Kosova’da önemli konularda son sözü ekseriyetle UNMIK yönetimi söylemektedir. 1244 sayılı BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararıyla hala bir Sırp toprağı olarak görülmekte olan Kosova’da, Arnavut çoğunluğun bağımsızlık taleplerine, Kosova’nın Sırbistan topraklarının bir parçası olduğunu iddia eden Belgrad tarafından karşı çıkılmaktadır.

Savaşın üzerinden geçen yedi yılın ardından statü müzakerelerine 2006 yılı Şubat sonu itibariyle başlanmış ve 2 Şubat 2007 tarihinde BM Kosova Özel Temsilcisi Marti Ahtisaari’nin statü planı açıklanmıştır. Planda tedrici bir bağımsızlık sürecinin izleniyor olması Sırbistan’ı memnun etmezken, Arnavut taraf ekseriyetle plandan memnun kalmıştır. Ahtisaari’nin planı sonuç itibariyle başarısız olarak kabul edilmiş ve konu BM ve Temas Grubu (ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya ve Almanya)’na havale edilmiştir. Halihazırda ufukta bir uzlaşma olasılığı görünmediğinden görüşmelerin daha uzun süreler devam edeceği tahmin edilmektedir. Zira Arnavutlar bağımsızlıktan daha azına, Sırp tarafı ise özerklikten daha fazlasına yanaşmamaktadır.

 

Başkent

Priştina (500.000)

Nüfus

2.300.000

Yüzölçümü

10.861 km2

Komşuları

Sırbistan, Karadağ (Sancak bölgesi), Arnavutluk ve Makedonya

Şehirleri

Prizren, Cakova, Ferizay, İpek, Gilan ve Mitrovitsa

Din

İslam (%95), Hıristiyanlık (%5)

Dil

Arnavutça, Sırpça, Boşnakça ve Türkçe

Etnik Durum

Arnavutlar (%90), Sırp-Karadağlı (%4) Boşnak, Türk, Çingene ve Mısırlı (%6)

Para Birimi

Euro

İklimi

Kara iklimi


 

 
Sonraki >