Dosya: İşgalin dördüncü yılında Irak PDF Yazdır E-posta
Yazar Ayşe İrem Demiriz - ayse.dernek@gmail.com   
BM raporlarına göre, işgalin başından beri iki milyon Iraklı ülkeyi terk etti. Her gün bu sayıya 50 bin kişi daha ekleniyor. Ülke içinde yerinden olan kişilerin sayısı da iki milyon civarında.


2006, Irak’ın ve Ortadoğu’nun yakın tarihindeki en zorlu yıl oldu. Dördüncü yılına giren işgal, ülkenin bütünlüğünüdorduncuyil.jpg tehdit eden iç çatışmalar, 600 binden fazla insanın ölümü ve milyonlarla ifade edilen mülteci sayısı, ülkeyi yaşanmaz bir hale getirdi. Bu yıl bölgede yaşanan ihlaller, diğer yıllara oranla daha fazlaydı. İnsan yaşamından ekonomiye, eğitimden sağlığa ve daha birçok alanda yaşanan sıkıntıları “politik süreç”, “direniş ve muhalif gruplar”, “insani durum” ve “eğitim” başlıkları altında inceleyeceğiz.

Politik süreç
2005 yılında yapılan seçimler sonrası, uzun süren hükümet kurma çalışmaları sonucu Sünniler, Şiiler ve Kürtler halihazırdaki Irak resmi yönetimini oluşturdular.

Başta ABD ve İngiltere olmak üzere işgal güçleri Irak’ın politik yapılanmasını mezhebi ve etnik temele dayandırdı ve bu temelde oluşabilecek çatışma alanlarını öne çıkardı. İşgalin başlangıcında, mezhebi temelde önderlerin birlikte hareket etme ve işgale karşı durma iradeleri, kutsal Şii türbelerine yapılan faili meçhul saldırılardan sonra zaafa uğradı. Gruplar arasında ilk kanın dökülmesinden sonra olaylar kontrolden çıktı.

İşgalin dördüncü yılında Irak’ta 150 bin koalisyon askeri bulunuyor. Bağdat yönetimi; meşruiyetini 150 bin kişilik işgal ordusundan aldığı, bir an önce işgali sona erdirip halkın sorunlarını çözmekten ziyade grupsal refleksler ile hareket ettiği, bu yönüyle de ABD askerleriyle beraber kendi halkına karşı operasyonlar yaptığı ve gücünü halktan almayan işbirlikçi bir yapı olduğu tezini haksız çıkaracak bir görüntü sergileyemedi. Böyle bir durumda Irak’ta yargılanan devrik lider Saddam Hüseyin’e verilen idam cezası, adil yargılamanın bir sonucu olmadığı gibi, cezanın uygulanma şekli de cezayı bir idam cezası olmaktan çıkardı, bir linç girişimine çevirdi.

Direniş ve muhalif gruplar
Uluslararası Stratejik Çalışmalar Merkezi verilerine göre; ABD yetkilileri, 2003 sonbaharından 2004 sonuna kadar toplam direnişçi sayısını 5 bin olarak ortaya koyarken 2004’ten sonra tahminlerini 12 bin ila 16 bine çıkardı. Halbuki artık Irak halkının %80’i direnişe destek veriyor. Bu rakamlar işgal güçlerinin görmek istediği rakamlardır.
Diğer yandan, Irak direnişini gölgeleyen en önemli unsur bölge içinde yaşanan çatışmalardır. Bunun sebepleri olarak ise; kimi yerel grupların işgal sürecinde ABD ile ortak hareket etmeleri, ABD’nin Sünni bölgelere yönelik yaptığı operasyonlarda yerel unsurları yoğun olarak kullanması, Sünni kesimde ise buna karşı gelişen reaksiyon ve her grupta var olan bazı refleksler sayılabilir.

Karşılıklı bu çatışmalar, ilk zamanlarda küçük çaplı ölümler şeklinde kendini gösterirken, 2006’nın Şubat ayında Samarra kentinde bir Şii türbesinin bombalanması sonucu yüzlerce kişinin ölmesinin ardından saldırılar kitleselleşti, mezhep çatışması tamamen kontrolden çıktı. Her gün Bağdat’ta ortalama bir düzine ceset Dicle kıyılarına vuruyor. İntikam cinayetleri artık günlük değil, saat başı cereyan eden olaylar haline geldi. Lancet raporunun yazarlarından biri olan Les Roberts: “Irak kayıpları üzerine yapılan tartışmalar on binlerle değil, 100, 200 ya da 300 binli rakamlarla ifade edilmelidir.” diyor.

İnsani durum
ABD işgalinin başladığı Mart 2003’ten bu yana, resmi rakamlara göre binlerce (gerçekte ise on binlerce ya da yüz binlerce) kişinin öldüğü Irak’ta, ABD öncülüğündeki koalisyon askerlerinden ölenlerin sayısının 3000’i aştığı kaydediliyor. Iraklıların can kayıplarına ilişkin olarak Irak hükümeti de kesin bir rakam vermezken Sağlık Bakanlığı kasım ayında tahmini ölü sayısını 100 ila 150 bin olarak duyurdu. Ancak İngiliz Lancet dergisi, Irak’taki araştırması sonucu Temmuz 2006 itibariyle savaş nedeniyle ölen Iraklıların sayısını yaklaşık 655 bin olarak açıkladı. BM raporu, Irak’ta her gün ortalama 100 sivilin öldürüldüğü saptamasını yaptı. 2006 yılının ilk altı ayında ölü sayısı %77 artarak toplam 14.338’e ulaştı. Guardian: “İşgalden bu yana her 40 Iraklıdan biri öldü.”; Independent ise, “Irak’ta her üç dakikada bir kişi ölüyor.” diyerek yaşanan dramı ortaya koydu.

Bunun yanı sıra bölgedeki bir diğer önemli sorun ise ilticadır. BM raporlarına göre, işgalin başından beri iki milyon Iraklı ülkeyi terk etti. Her gün bu sayıya 50 bin kişi daha ekleniyor. Ülke içinde yerinden olan kişilerin sayısı da iki milyon civarında.

Yaşanan bütün bu sıkıntıları Guardian’ın Bağdat muhabiri Peter Beumont şu şekilde Bağdat’a ilişkin gözlemlerinde anlatıyor:

“Ölümlere ilişkin hiçbir istatistik, hiçbir rapor, bu kadar kolay işlenen cinayetleri tasvir edemez. Polislerin de cinayetlere karıştığı ülkede kanun ve nizam yok. Bağdat’ta her gün o kadar çok insan öldürülüyor ki Iraklı yetkililer cesetlerle baş edemiyor. Diğer kentlerin çöp toplama sorunu var. Bağdat’ın ise ceset toplama… Bir ara Bağdat’ın bazı mahallelerinde cesetlerin kanalizasyon şebekesine atılmasını engellemek için rögar kapaklarına kaynak yapılıyordu. Ama şimdi ölüm mangaları cesetleri saklama gereği duymadan çöpe, nehirlere ya da açık araziye atıyor.”

Eğitim
İşgal, sadece sosyal ve ekonomik yaşamı değil, bir zamanlar Ortadoğu’da örnek olarak gösterilen Irak eğitim sistemini de vurdu. Yıl içinde 150 akademisyenin kaçırılmasından sonra üniversite eğitimine ara verildi. İlköğretime devam oranı 2005 yılında %75 iken bu oran 2006 yılında %30’a düştü. Bunun nedeni ise birçok okul binasının Amerikan bombardımanında zarar görmüş olması. Bazı bölgelerde ise Amerikan askerleri, okul binalarını özellikle gizli nişancılar için bir savaş mevkii olarak kullanıyorlar.

Eğitim sisteminin en büyük problemi, güvenlik sorunudur. Öğretmenler ve öğrenciler, böylesine karmaşık bir ortamda okul ve ev arasında geçirdikleri yolculuğu oldukça tehlikeli buluyorlar. Fidye için kaçırılma ve ölüm mangaları tarafından katledilme korkusu öğretmen ve öğrencilerin karşı karşıya oldukları bir sorun. Bütün bunların yanında, Irak ekonomisinin kötü durumu, vaziyeti daha da vahimleştiriyor. Irak’ta pek çok aile, çocuklarını okula göndermeyip, temizlik görevlisi ya da dilenci olarak sokaklarda çalışmaya zorluyor.

Değerlendirme
2006, Irak için öncekilere oranla daha zorlu bir yıl oldu. Körfez Savaşı’yla başlayan süreçte ambargolar, savaşlar, zorla göç ettirilen insanlar, yetersiz sağlık koşullarından dolayı ölen çocuklar, ağır ekonomik koşullar ve daha birçok sıkıntı ülkeyi parçalanma noktasına getirdi. Ülkede yanan bu ateşin sorumlusu olan ABD ve destekçileri bir an evvel ülkeyi terk etmeliler.

2006 yılı içerisinde, Irak’taki mezhep çatışmasını önlemeye yönelik bazı girişimler oldu. İslam Konferansı Örgütü (İKÖ), Mekke’de tarafları toplayarak mezhep çatışmasını durdurmaya yönelik bir bildiri hazırladı. Her iki tarafın da onayladığı bu muahedede, karşılıklı anlayış ve İslam kardeşliği çerçevesinde bir arada yaşanması gerektiği vurgulandı. Bu girişim, iç çatışmaları durdurmaya yönelik fazla etkili olmasa da 2006 yılındaki olumlu gelişmelerden biri olarak zikredilebilir.

Irak işgali tüm dünyada protesto edildi
ABD’nin Irak işgalini protesto için dünyanın dört bir yanında savaş karşıtı eylemler düzenlendi. İşgalin dördüncü yıldönümünde bir hafta boyunca dünyanın birçok şehrinde Irak savaşını protesto eden on binlerce insanın katılımıyla Washington, San Francisco, Connecticut, Michigan, Los Angeles, Portland, Montreal, Managua, Melbourene, Sydney, Santiago, Seul, Tokyo, Duisburg, Budapeşte, Kopenhag, Madrid, Barcelona, Valencia, Seviya, Roma, Atina, İstanbul ve Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da eylemler gerçekleştirildi. On binlerce kişinin katıldığı gösterilerde katılımcılar Bush yönetimine ve Irak savaşına tepkilerini dile getirdiler.

 

 

 
< Önceki   Sonraki >