Balkanlar: Srebrenitsa, "Srebrenitsa Anneleri" ile kurtuluş arıyor PDF Yazdır E-posta
Yazar Yusuf Armağan - yusufarmagan@gmail.com   
Boşnaklar yeni bir siyasi hamleyle, Lahey Adalet Divanı’nın kararından da güç alarak yeni bir talebi yüksek sesle ifade etmeye başladılar. Talep; Srebrenitsa bölgesinin Sırbistan Cumhuriyeti’nden (Republika Srpska / SC) ayrılarak özerkleştirilmesi.

Lahey Adalet Divanı’nın 26 Şubat 2007 tarihinde Bosna’da soykırım olduğunu kabul edip, mezkur soykırımınsrebrenitsa.jpg Sırbistan Devleti ile bir alakasının olmadığına hükmetmesi, Lahey’in Sırbistan ile aynı zeminden konuştuğunu gösteriyor. Karar metninin neredeyse tamamının Sırbistan teziyle paralellik oluşturduğu da aşikar. Zira Sırplar, savaşın başından bugüne dek temel stratejilerini, Bosna’daki savaşın Sırbistan Devleti ile ilişkisinin olmadığı tezi üzerine oturtmaktaydı. Sırplar Bosna’da olan biten her şeyin bağımsızlığını ilan eden Bosna-Hersek’in bir iç meselesi olduğunu ifade ediyordu.

Kararın akabinde, beklentileri boşa çıkan Boşnakların iyiden iyiye kendilerini izole edilmiş ve yalnız hissettikleri bir gerçek. Ancak gelinen noktada, Boşnaklar yeni bir siyasi hamleyle, Lahey Adalet Divanı’nın kararından da güç alarak yeni bir talebi yüksek sesle ifade etmeye başladılar. Talep; Srebrenitsa bölgesinin Sırbistan Cumhuriyeti’nden (Republika Srpska / SC) ayrılarak özerkleştirilmesi.

Dünyanın önde gelen siyasetçileri Srebrenitsa Katliamı’nın 10. yıldönümünde, şehitlerin mezarları başında, olan biten şeylerde payları yokmuş pişkinliğiyle barış ve özür söylevlerine soyunmuş olsalar da Srebrenitsa halkı için bugüne kadar değişen hiçbir şey olmadı. Srebrenitsa ve civarında yaşayanların, savaşın acı hatıralarıyla beraber omuzlamak zorunda kaldığı ekonomik sorunlar artık had safhaya ulaşmış durumda. Fabrikalar kapalı, işsizlik Bosna-Hersek genelindeki işsizlik oranlarının bir hayli üzerinde. Bölgeden hicret etmek zorunda kalanların Dayton Barış Antlaşması’na rağmen topraklarına dönememesi; dönse bile yakılmış, yıkılmış mülkünü yeniden imar gücünden yoksun olması bugünün başlıca sorunlarından. Tüm bu yaşananlar Srebrenitsa’da psikolojik savaşın halen sürdüğünü gösteriyor.

Srebrenitsalılar, yaşadıkları sorunların en temelinde yatan sebebin Bosna-Hersek toprakları içerisindeki SC sınırları içerisinde yaşamak zorunda kalmak olduğunu düşünüyorlar. Kimi katliam sorumlularının bugün burada yöneticilik yapıyor olmaları ve bu yöneticilerin SC’nin önce bağımsızlaşıp ardından Sırbistan Devleti’ne bağlanmasını sık sık dile getirmeleri karşısında; bölgenin halkı olarak ayakta durma çabası veren Srebrenitsalılar, SC’den kendi iç hukuki, idari ve ekonomik yapılarını kurmak suretiyle ayrılmak istiyorlar.

SC’nin Bosna-Hersek’ten ayrılmasının Sırplar tarafından dillendirildiği bir ortamda, Srebrenitsa bölgesinde yaşayan Müslüman nüfus, kendilerine zulmetmiş olanların iktidarları altında yaşamak yerine, idari, ekonomik ve hukuki bakımdan ayrılarak, doğrudan Bosna-Hersek Devleti’nin bir bölgesi olmak istiyorlar. Bosna-Hersek’in kuzeyindeki Brçko şehrinin idari yapısına benzer bir nitelik arz eden bu özerklik talebi, Sırp zulmünü yaşamak durumunda kalmış tüm bölgeleri kapsayacak şekilde genişlik içeriyor. Malum olduğu üzere, Srebrenitsa Katliamı’ndan, sadece Srebrenitsalılar değil, Zvornik ile Vişegrad arasında kalan bölgeden ve Drina’ya sınır hattaki yerleşim bölgelerinden çok sayıda insan da etkilenmişti.

Erkeklerini kaybetmeleri hasebiyle katliam acısını yüreklerinin en derininde her daim hisseden Srebrenitsa Anneleri ise bu hareketin lokomotifliğini yapıyor. Katliamdan sonra Srebrenitsa’yı dünya gündeminde canlı tutmayı başaran bu kadınlar, talepleri yerine getirilmediği takdirde tüm Müslüman Srebrenitsalılar olarak bölgeyi terk edeceklerini ve Avrupa’nın içlerine doğru yürüyüşe geçeceklerini her platformda dillendiriyorlar.

Savaşla birlikte zaten Müslümanlar aleyhine değişen nüfus yapısının, bu talebin karşılık bulmaması halinde daha büyük ve derin bir değişime uğrayacağını gören politikacılar bu talebi ciddiye alarak harekete geçtiler. Nitekim 12 Mart 2007 tarihinde Srebrenitsa Belediye Başkanı Abdurahman Malkiç başkanlığında Srebrenitsa’da yapılan toplantıda, başta ülkenin üç cumhurbaşkanından ikisi olan Boşnak Haris Slayciç ile Hırvat Zeljko Komşiç ve SDA Genel Başkanı Tihiç olmak üzere birçok politikacı bu taleplerin değerlendirilmesi için süre istedi. İki cumhurbaşkanı tarafından yapılan açıklamada, Srebrenitsa Belediyesi’nin bir bölge statüsü kazanarak SC idaresinden ayrılması gerektiği vurgulandı.

Öte yandan Sırp Cumhuriyeti Başbakanı Milorad Dodik 20 Mart günü Srebrenitsa’nın liderleriyle yaptığı toplantıda, SC’nin anayasasını değiştirip Srebrenitsa’ya özel statü vermeyeceğini söyledi. Ancak Dodik, SC kabinesinin Srebrenitsa’daki yaşam kalitesini artırmaya yönelik sosyal ve ekonomik projeleri hayata geçirme çabalarını hızlandırarak, geri dönüş projelerini finanse etmek, güç ağını yeniden inşa etmek ve iki yeni anayol inşa etmek için 7,5 milyon avro kaynak ayıracağına dair söz verdi. Srebrenitsalılar ise, SC’nin yetki alanı dışında özel statü alma konusundaki ısrarlarını sürdüreceklerini söylediler.

Eğer Sırp Başbakan’ın dediği gibi mevzu hukuksuzluk içeriyor olsaydı, Sırp hükümetinin bugüne kadarki tavrından farklılaşmasına ve Srebrenitsalıların yaşam koşullarının iyileşmesine yönelik birtakım düzenlemeler yapmasına gerek kalmazdı. Belli ki bu talep Sırp cephesini oldukça tedirgin ediyor.

Zaten AB’nin Bosna özel temsilcisi Christian Schwarz-Schilling, 11 Mart günü yaptığı açıklamada, Srebrenitsa’nın yasal statüsünün tartışılmasının meşru bir konu olduğunu ifade ederek bir bakıma talebin hukuki zeminden yoksun olmadığına işaret etmişti.

Lahey’den çıkan soykırım kararının hesap edilenin de ötesinde sonuçlar doğuracağı bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Eğer talep kabul görür ve SC içerisindeki Srebrenitsa’da yeni bir özerk bölge bir nevi savaş tazminatı olarak oluşturulursa bu SC’nin diğer bölgelerinde yaşayan Boşnakların da aynı talepte bulunma haklarını ortaya çıkaracaktır. Bu talep, Srebrenitsalıların daraltılmış hareket alanlarından sıyrılarak dünyaya açılmaları anlamına geliyor. Boşnaklar, soykırım sonucu yaratılmış bir tarafta daha fazla yaşamayacaklarını söylüyorlar. Srebrenitsalıların bunu hak etmediğini kim söyleyebilir ki?

 
< Önceki   Sonraki >