Balkanlar: Rahibe Teresa: Arnavutluk'un kutsanmış misyoneri PDF Yazdır E-posta
Yazar Zeynep Özbek - zeynebozbek@gmail.com   
Arnavutluk’un en büyük havaalanına, bulvarlara ve okullara Rahibe Teresa’nın adının verilmesi Müslüman çoğunluğa Hıristiyan değerlerinin zorla dayatılmasının bir örneği olarak görülebilir.

Hangi dine mensup olursa olsun karşılıksız insani yardım faaliyetlerinde bulunan herkes takdir edilmeli ve saygıylateresa.jpg anılmalı. Ne var ki bu çalışmaların arkasında gizli bir saik olduğunda, yapılan iş artık kutsal olmaktan çıkıyor. 2003 yılında Katolik Kilisesi tarafından azize ilan edilen Rahibe Teresa, Batılı devletlerin asırlardır siyasi ve ekonomik yönden sömürdüğü ülkelerde bugün fakirlik ve hastalık etiketini kullanarak, kendi dinini ve kültürünü nasıl yaydığının somut bir örneğini teşkil ediyor.

1910 yılında Üsküp’te Arnavut kökenli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Rahibe Teresa, 18 yaşında iken misyonerlik faaliyetleri için Hindistan’a gitmek üzere ülkesinden ayrıldı. Rahibe Teresa 1948 yılında Vatikan’dan aldığı izinle Missionaries of Charity adıyla Kalküta’da kendi cemaatini kurdu. Amacı, kendi ifadesiyle “fakirlerin en fakirine gönülden ve karşılıksız yardım” olan ve 13 kişiyle faaliyete başlayan bu cemaat bugün 123 ülkede 610 kuruma sahip hale geldi. Cemaate mensup 4000’den fazla rahibe Asya, Afrika, Latin Amerika, Avrupa ve Afrika’da açtıkları yetimhaneler, hastaneler, hayır kurumları ve mülteci kampları ile sakatlar, yaşlılar, alkolikler, fakirler ve evsizlere yardım ediyor. Bu faaliyetler Rahibe Teresa’ya 1971’de Papa XXIII. John Barış Ödülü’nü, 1979’da ise Nobel Barış Ödülü’nü kazandırdı. 1997’de ölen Rahibe Teresa, hayatı boyunca yaptığı işler dolayısıyla, farklı kesimler tarafından dillendirilen ciddi eleştirilerin hedefi haline geldi. Özellikle yardımların kaynağı ve bu yardımların nasıl harcandığı konusundaki şüpheler, cemaatin bu konulardaki ayrıntıları açıklamaması ile daha da artıyor. Vatikan, belki de bu eleştirileri durdurmak ve Teresa’ya sahip çıkmak için onu ölümünden altı yıl sonra azize ilan etmiştir. Bu azizelik unvanı bile Vatikan’ın sadık iyilik elçisine karşı yapılan eleştirileri durduramamıştır.

Rahibe Teresa, ömrünün çoğunu Hindistan’da geçirmiş olmasına karşın Vatikan ve İtalya tarafından bugün Arnavutluk’un sembolü haline getirilmeye çalışılıyor. 1939-1944 yılları arasında İtalyan işgalini, ardından Balkanların en baskıcı Stalinist yönetim dönemini yaşayan Arnavutluk, geçirdiği tüm sıkıntılı dönemlere rağmen Osmanlı’dan aldığı beş asırlık tarihi, kültürel ve dini mirası günümüz Avrupa’sına taşımayı başarmış bir ülke. Oysa bugünlerde Arnavutluk ciddi bir Hıristiyanlaştırma tehdidi ile yüz yüze. Komünist dönemden arta kalan iki ciddi problem, işsizlik ve eğitimsizlik ise bu tehdidi daha da tehlikeli hale getiriyor. Bugün Arnavutluk bir yandan ekonomik olarak ayakta kalmaya çalışırken bir yandan da 50 yıllık komünist yönetimin neden olduğu dini yozlaşma ve bilgisizliğin acısını çekiyor. Arnavutluk’un bu zayıf ve çaresiz durumundan istifade etmeyi ihmal etmeyen Hıristiyan misyonerler ise nüfusunun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu bu üçüncü dünya ülkesinde haklılaştırılamayacak bir Hıristiyan propagandası yürütüyor.

Bugün Arnavutluk nüfusunun yaklaşık %60’ını Sünniler, %15’ini Bektaşiler, %15’ini Ortodokslar ve %10’unu ise Katolik Hıristiyanlar oluşturuyor. Protestanların oranı %1’den az olmakla beraber çoğunluğu Birleşik Devletler’den gelmiş olan Evanjelistlerin misyonerlik çalışmaları neticesinde sayıları giderek artıyor. Ülkede Müslüman halkı Hıristiyanlaştırma faaliyetlerinde İtalya ve Yunanistan başrolü oynuyor. 1991’de komünist rejimin çökmesiyle ülkede oluşan nispeten özgür ortam, gerek sosyal hayatta gerekse politikada baskın biçimde söz sahibi olan Hıristiyan grupların okullar, medya kuruluşları, siyasi partiler, üniversiteler ve yardım kurumları yoluyla dini propagandalarını rahatça sürdürmelerine imkan sağladı. Arnavutluk’taki mevcut örgütlenme ve siyasi yapıya bakıldığında ülkedeki dini grupların adil bir şekilde temsil edilmediği açıkça görülmekte.

Arnavutluk’un en büyük havaalanına, bulvarlara ve okullara Rahibe Teresa’nın adının verilmesi Müslüman çoğunluğa Hıristiyan değerlerinin zorla dayatılmasının bir örneği olarak görülebilir. Ayrıca 19 Ekim 2005 günü ülkede Rahibe Teresa Günü ilan edilmiş ve öğrenciler yapılan törene katılmaya zorlanmıştı. Yine 25 Ekim günü İtalyan elçiliğinin girişimiyle başkent Tiran’da Rahibe Teresa maratonu düzenlenmişti. Tüm bu onurlandırmalara rağmen, Rahibe Teresa’nın 1990’da ülkeyi ziyaret ederek diktatör Enver Hoca’nın mezarına çelenk koymak ve Hoca’nın dul eşine sarılarak onu teselli etmek dışında Arnavutluk’a hiçbir katkısının olmadığı bilinmektedir.

 
< Önceki   Sonraki >
Değerli okuyucularımız, Bu ayki dosya konumuz beş yıl önce temelsiz suçlamalarla toprakları işgal edilip taş taş üstünde bırakılmadan yağmalanarak insan onurunun ayaklar altına alındığı Irak’taki yaşam hakkı ihlalleri. Beş yıl boyunca işgal üzerine çok şey yaz...
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların...
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada şehir devletlerini oluşturacak şiddetli bir deprem. ...
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım olarak görülüyor. ...
Somali’de iç savaş nedeniyle yüzbinlerce insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Şu ana kadar bir milyonu ülke sınırları içinde olmak üzere toplam iki milyon civarında Somalili, göçmen durumunda. ...
Mısır’da muhalefet partilerinin azımsanmayacak bir kitlesel tabanı bulunuyor. İşte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karşı bir yandan kitlesel eylemleri zayıflatmak amacıyla devlet şiddetinin az kullanıldığı metotlar geliştirirken, diğer yandan da reform vaatleriyle halkı yatıştırma yoluna...
Seçim sonuçlarına Pervez Müşerref muhaliflerinin zaferi damgasını vurmuş olsa da, seçimlerin önemli ve ABD açısından memnun edici tarafı, dini partilerin Müşerref’in devlet başkanlığı makamında yasa dışı olarak oturduğu ve onun yönetimi altında yapılacak seçimlerin hileli olacağı gerekçesiyle ...
Malezya’da, Enver İbrahim önderliğindeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel şehirli Malay toplumunun yanında, muhafazakar Malaylar ile azınlıktaki Çinli ve Hintlilerin desteğini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. ...
Irak’taki süreci tanımlayacak tek kelime “kaos”. Bundan beş yıl önce Irak ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ardından ülke içi aktörlerin birbirine karşı kışkırtılarak iktidar hesaplaşmasına tutuşmaları ve bunları takip eden süre içinde ...
Beş yılı geride bırakarak altıncı yıla giren Irak işgali, başlangıçtaki evresinin aksine artık hukuki meşruiyet tartışmalarından uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuşken, işgalin sebep olduğu maddi manevi kayıplar ölçülemeyecek boyutlara ulaştı. ...
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu politikaların en bariz örneği Irak işgali ile yaşanmıştır. ...
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu hiçbir şekilde izah edilememekte. ...
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. ...
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çatışmaları, iç karışıklıkları ve insan hakları ihlalleri ile dünya gündeminde sıkça yer alan ...
İnsan hakları kuruluşları, insanlık dışı sömürü anlayışının yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin çoğunluğu oluşturduğu iki milyona varan tutuklunun, çeşitli endüstriyel kuruluşlar için boğaz tokluğuna çalıştırılmasını şiddetle kınıyor. Hapishane endüs...
İsminin anlamı “barış ve selamet yeri” olan Bruney, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor. ...

Sayı 41

DOSYA: İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar girdabı: Irak'ın işgali
Hukukun değil sadece gücün söz sahibi olmasını; bazı insanların güvenliği için tüm insanlığın, tüm özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmayı hedefleyen bu poli...

DOSYA: Uluslararası hukuk açısından Irak'ta yaşam hakkı ihlalleri
Özel olarak geliştirilen işkence tekniklerinin uygulandığı cezaevlerinde insan hakları kriterlerine ve uluslararası hukuka aykırı şekilde tutulan, yok edilen ve organları gasp edilen insanların durumu...

ROPÖRTAJ :Batı'nın dayattığı Darfur algısına farklı bir bakış
15 yıl Sudan’ın dışişleri bakanlığını yapan ve halihazırda cumhurbaşkanlığı danışmanlığını yürüten Mustafa Osman İsmail’i başkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle,...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU; İran'da yeni dönem
Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. ...

DÜNYA GÜNDEMİ: BALKANLAR; Kosova'nın domino etkisi
Kosova’nın bağımsızlığı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde önümüzdeki on yıllarca etkisi sürecek; birçok ayrılıkçı hareketi uluslararası anayasal zemine kavuşturacak ve yeni dünyada ...

DÜNYA GÜNDEMİ: AFRİKA; Sürgündeki Moritanlar
Moritanlara göre Fransızlar, Arapları ve siyahileri ayrı ayrı örgütleyerek halkı birbirine düşürdü. Bundan dolayı, mevcut cumhurbaşkanının ülkede af ilan etmesi ülke barışı için çok önemli bir adım ol...

ADANMIŞ HAYATLAR: Bağımsız Çeçenistan için bir mihenk taşı: Cevher Dudayev
Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri h...