Dünyanın giderek “küresel bir köy” haline geldiği savı, kaynakları sınırsızca sömürerek gücüne güç katmaya çalışan ABD’nin bir hayli işine geliyor. ABD artık işgal ve baskı konusunda hiçbir resmi/hukuki sınır tanımıyor. ABD’nin, en büyük küresel tehdit olarak sunduğu “terörizmle savaş” adı altında, dünyanın istediği yerini kendi savaş ve işkence üssü haline getirdiğine dair haberlere her gün bir yenisi ekleniyor. ABD, terör suçlularını resmi yargılama sürecine sokmak yerine başka bir ülkenin topraklarındaki üslerde yasadışı yollarla sorgulayarak ve işkence ederek tutuyor. Diğer yandan, Uluslararası Af Örgütü bir raporunda, hukuk dışı gözaltılarda Türkiye dahil 14 Avrupa ülkesinin ABD ile işbirliği yaptığını belirtmişti.
Uluslararası hukuku hiçe sayan bu işkence üsleri Guantanamo, Ebu Gureyb
ve hayalet uçaklardan sonra şimdi de Doğu Afrika topraklarında. Fransız
Le Monde gazetesinin haberine göre ABD yönetiminin Doğu Afrika’da geçen
ocak ayından bu yana kurmaya başladığı işkence üslerinde 17 farklı
milletten 200’ü aşkın zanlının yasadışı bir biçimde sorgulandığı
öğrenildi.
Üsler öncelikle Kenya’da, ABD destekli Etiyopya müdahalesiyle çıkan
çatışmalardan kaçan Somali halkının bu ülkeye sığınması sonucu kuruldu.
Somali’deki çatışmalar nedeniyle evlerini terk edip Kenya sınırına
sığınan ve aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu birçok kişinin,
Kenya askerleri tarafından tutuklandığı ve bölgedeki Amerikan üslerine
gönderildiği öğrenildi. Kenya Ulusal İnsan Hakları Komisyonu (KNCHR)
temsilcisi Hasan Ömer, East African gazetesine yaptığı açıklamada,
Kenya hükümetinin savaş mağdurlarıyla ilgili olarak Cenevre
Konvansiyonu’nu ihlal ettiğini belirtti. Gerek ABD saldırılarına
gerekse ABD’nin güdümündeki Etiyopya yönetimiyle direnişçiler
arasındaki çatışmalara sahne olan Somali ise, ABD’nin, dünyanın dört
bir yanından işkence üslerine yaptığı sevkiyatlar için bir geçiş
noktası olarak kullanılıyor.
Kenya’nın savaş sığınmacılarını uluslararası anlaşmaları hiçe sayarak
başka bir ülkeye teslim etmesinde ise ABD’nin Kenya üzerinde kurduğu
ekonomik baskının etkisi var. Nitekim, Bush yönetiminin, Afrika’daki en
yakın müttefikleri olan Kenya ve Etiyopya’ya 2008 bütçesinde bir milyar
dolardan fazla bütçe ayırdığı biliniyor.
Doğu Afrika örneği, ülkeler arası “global” ilişkilerin nasıl bir
“uygunsuz” ilişkiler ağı olduğunu gözler önüne seriyor. Silahların
gölgesinde, çatışmalar, açlık, susuzluk ve salgın hastalıklarla
boğuşarak hayatlarını sürdürmeye çalışan Somalililer ve diğer Afrika
halkları için “küre” çoktan ısınmış durumda. Onlara hiçbir uluslarası
anlaşma ve protokol de yardımcı olamıyor.
Öte yandan insan hakları savunucuları, tüm başvurularına rağmen
Amerikan üslerinde tutulan mahkumlarla görüşemediklerini ifade ettiler.
Kenya’daki İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Njonjo Moults, “Cezaevlerine
girmek ve mahkumlarla görüşmek istedik. Fakat açıklama dahi yapılmadan
bu talebimiz geri çevrildi.” ifadelerini kullandı.
|