İslam Coğrafyası: Somali PDF Yazdır E-posta
Yazar Doç. Dr. Ahmet Kavas - akavas@hotmail.com   

Doğu Afrika sahilinde bir ticaret merkezi
Antik dönemde Mısırlılar tarafından Punt ülkesi olarak bilinen Somali’nin toprakları II. ve VII. yüzyıllar arasında bugünkü Etiyopya’nın bulunduğu Habeşistan’daki Aksum Krallığı’nın idaresinde kaldı. İslam’ın Arap yarımadasında yayılmaya başladığı VII. yüzyılda çok sayıda Arap kabilesi Aden Körfezi’nin Afrika tarafındaki sahillerine yerleşti. İçlerinden bir kısmı bir müddet sonra bugün Cibuti devletine yakın bir bölgede yer alansomali.jpg Yemen’e bağlı Zeyla Sultanlığı’nı kurdular. Buranın Araplar gelmeden önceki yerli halkı daha ziyade çiftçilik ve hayvancılıkla geçinmekteydiler. Somali soylular da bu dönemde İslamlaştılar. Arap yarımadası ve İran’da yaşanan mezhep ve taht kavgaları neticesinde yaşadıkları bölgeleri terk etmek zorunda kalanlar, Doğu Afrika sahillerine akın ederken başkent Makdişu (Mogadişu) da onların tercih ettikleri yerlerden birisi oldu. Yine Arap denizcilerinin çok sık uğradığı bu liman şehrinde ticari hayat oldukça gelişti ve Afrika Boynuzu’nun pek çok tarafıyla alışverişin yapıldığı merkezlerden birisi oldu. Somali topraklarında asırlardır yaşayan Oromo etnik grubu ise daha o dönemde Habeşistan’ın iç bölgelerinden Ûcâdîn’e (Ogaden) ve daha yüksek yerlere göçtüler. Somali ırkından olanlar ise aynı bölgelere XIII. yüzyılda göçmeye başladılar. Bugünkü Somali topraklarının tamamına yayılmaları ise XVI. yüzyıla kadar devam etti. İbn Battûta XIV. yüzyılın başında bugünkü Somali sahillerini dolaşmış ve özellikle başkent Makdişu’nun bütün Doğu Afrika sahilleri içinde en etkili merkez olduğunu ve son derece canlı bir ticaret hayatı yaşandığını bizzat görmüştü.

Somali kıyıları Osmanlı idaresinde
Habeşistan Hıristiyan Krallığı’yla devamlı rekabet halinde olan Zeyla Sultanlığı, XV. yüzyılın başında büyük bir yenilgi yaşadı. Yaklaşık bir asır Habeşistan’ın idaresinde kalan bu sultanlık daha sonra eski gücüne kavuştu ve payitaht merkezi solak manasına gelen Cerrî (Grang) lakablı Ahmed bin İbrahim isimli sultanları tarafından 1521 yılında bugünkü Etiyopya’nın güneydoğu bölgesindeki Harar’a taşındı. Zeyla XVI. yüzyılın başında Yemen’den bağımsız hale gelmişse de aynı yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Devleti’nin idaresine girdi. Çünkü 1517 yılında Memlükler’in idaresinden Mısır’ı alan Osmanlılar kısa zamanda Kızıldeniz’deki Portekiz istilasına son vermek amacıyla donanmalarını Aden Körfezi’ne kadar sevk ederek Somali kıyılarını da İstanbul’a bağlamışlardı. Harar sultanı olan Ahmed b. İbrahim ise Osmanlı Devleti’nden aldığı destekle Habeş Krallığı ile ittifak yapan Portekizlileri büyük bir yenilgiye uğrattı. Bu dönemde Hint Kaptanlığı kurularak başına getirilen Piri Reis Kitâb-ı Bahriye isimli eserinde başkent Makdişu’nun bölgedeki önemini ısrarla belirtmekteydi. 1670’li yıllarda Evliya Çelebi de Zeyla’ya kadar gelerek burada bir müddet kalmıştı.

XIX. yüzyılın ortasına kadar Osmanlı Yemen vilayetinin nüfuzunda kalan Somali kıyılarındaki kasabalar Avrupalı sömürgeci devletler tarafından yakın takibe alındılar. Önce 1840’da Yemen’in Aden şehrinde İngilizler bir depoyu Osmanlılar’ın izniyle kiraladılar, ardından burayı adım adım sömürgeleştirme siyaseti güttüler.

Somali tekrar Osmanlı-Mısır idaresinde
Mısır’da Hidiv İsmail Paşa Osmanlı Devleti’nden aldığı izinle 1870’li yılların ortasında Kızıldeniz’in Afrika kıyılarını ve Harar şehrini idaresine aldı. Somali’nin Hint Okyanusu sahillerindeki bütün iskelelerine Osmanlı bayraklarını dikti. Mısır’ın 1882 yılında İngiltere tarafından işgali üzerine Afrika Boynuzu’nda büyük bir boşluk oluştu ancak bu bölge bir müddet daha Osmanlı idaresinde kaldı.somali2.jpg

Somali sömürgecilerin elinde paramparça
İngiltere, Zeyla, Berbera ve Tacura gibi iskelelerin bulunduğu Aden Körfezi kıyılarını işgal edip buraları 1887 yılında İngiliz Somalisi ilan etti. 1899 yılında Salihiye tarikatı şeyhlerinden Muhammed b. Abdullah Hasan’ın sömürgeciliğe karşı dervişleriyle başlattığı direniş 1910 yılına kadar devam etti. İngiltere ele geçirdiği kısımları önce Aden’deki idaresine, 1898’de doğrudan Dışişleri Bakanlığı’na, son olarak da 1905 yılında Sömürge Bakanlığı’na bağladı. İç kesimleri sömürgeleştirme girişimi ise 1921 yılında Muhammed b. Abdullah Hasan’ın vefatına kadar başarısız oldu.

Bu arada Fransızlar da o dönemde Somali’nin bir parçası olan günümüzdeki Cibuti sahillerinde yer alan Obuk iskelesini yerli idareciden 50 bin frank karşılığında kiraladılar.

Afrika kıtasında bir türlü sömürge edinemeyen İtalya ise Somali’nin Hint Okyanusu sahillerine göz dikti. Bunu gerçekleştirmek üzere buralarda birtakım haklar elde etmek için 1905 yılında -mahalli sultanlıklar dahil- İngiltere, Etiyopya ve Zengibar Sultanlığı ile anlaşmalar imzalayarak bu bölgede söz sahibi olduğunu ilan etti. İtalya, 1915 yılında Londra’da yaptığı bir antlaşma ile bu kıyıların iç bölgelerini de işgale girişti. 1936 yılında Afrika Boynuzu’nda hedeflediği işgal sürecini tamamlayarak Somali, Eritre ve Etiyopya İtalyan Doğu Afrika Sömürge İmparatorluğu’nu ilan etti. 1940 yılında Almanya’nın safında İkinci Dünya Savaşı’na girince bunu önemli bir fırsat olarak görüp derhal İngiliz Somalisi’ne girerek burayı da işgal ettiyse de bir yıl sonra buradan çekilmek zorunda kaldı. 1947 yılında da İtalya, Afrika’daki sömürgelerini bırakmak zorunda kaldı ve buraların idaresi ABD, İngiltere, Fransa ve Sovyetler’den oluşan dört itilaf devletine bırakıldı. Ancak aralarında bu sömürgelerin nasıl idare edileceği konusunda uzlaşma olmayınca Somali’nin idaresi 1949 yılından itibaren on yıllık bir süre BM’nin nezaretinde İtalya’nın vesayetine bırakıldı. 1 Nisan 1950’den itibaren Somali adıyla İtalya tarafından idare edildi.

Bağımsız Somali ile geçici huzur dönemi
26 Haziran 1960’ta İngiliz Somalisi bağımsızlığına kavuşurken İtalyan Somalisi de 1 Temmuz 1960’da kararlaştırıldığı üzere bağımsız oldu ve kısa süre sonra her ikisi tek bir devlet çatısı altında birleşti. Bu tarihten itibaren iktidarı ele geçiren bütün idareler topluma Fransız Somalisi olan Cibuti’yi, Etiyopya’nın Ogaden bölgesini ve Kenya’nın kuzeyindeki Somali bölgesini ülke topraklarına dahil edeceklerini vaat ettiler.
Bağımsız Somali devletinin ilk devlet başkanlığına Aden Abdullah Osman Daar seçildi. 1967 yılında eski başbakan Ali Şarmake seçimleri kazandı ve Aden Abdullah’ın iktidarına son vererek yeni devlet başkanı oldu. Ancak, 15 Ekim 1969’da yapılan bir darbede öldürülünce General Muhammed Siyad Berrî yönetimindeki bir grup subay, idareyi ele geçirdi ve Somali Demokratik Cumhuriyeti’ni ilan ettiler. Somali, 1970 yılında Sovyetler Birliği’nin desteğini alarak sosyalist bir çizgi takip etmeye başladı ve ülkedeki ekonomik yatırımların çoğunu millileştirdi. Ayrıca o güne kadar yazılı olmayan Somali dilinin Latin alfabesiyle yazılarak okunmasını sağladı ve toplum üzerinde etkili olan kabileleri devlet idaresine dahil ederek mahalli güçlerini azaltmaya çalıştı. 1974somali3.jpg yılında başlayan ve iki yıl süren kuraklık süresince büyük sıkıntı çeken Somali bu afet esnasında yardım gördüğü Arap Birliği’ne dahil oldu.

Etiyopya’da imparatorluk idaresine karşı 1974 yılında yaşanan darbeden istifade eden Ogaden’deki Somali soylular anavatanla birleşmek için ayaklanınca Muhammed Siyad Berrî 1977 yılında buraya birliklerini sevk ederek bu bölgenin büyük bir kısmını ele geçirdi. Ancak Etiyopya’daki yeni idare Sovyetler Birliği ve Küba’dan aldığı askeri destekle Somali birliklerini ele geçirdiği topraklardan çıkardığı gibi bu ülkenin kuzeyindeki muhalif birliklere de destek olmaya başladı. Bu savaş esnasında yaklaşık iki milyon kişi Somali’ye göç etti. Bölgedeki karışıklığı bir fırsat olarak gören ABD Siyad Berrî’ye insani ve askeri yardımda bulunduğu için eskiden Sovyetler Birliği’ne verilen Aden Körfezi’ndeki Berbera deniz üssünü kullanma hakkını elde etti. Etiyopya ile yaşanan gerilim ise 10 yıl daha devam ederek 1988 yılı sonunda imzalanan barış anlaşmasıyla yatıştı. 1986 yılında yeniden devlet başkanı seçilen Siyad Berrî’ye karşı Somali Milli Hareketi adlı muhalefet giderek büyüdü ve eski İngiliz Somalisi’nde ülkenin kuzeyinde birçok bölgeyi ele geçirdi. Bunları bastırmak için gönderilen merkezi güçler hareketin merkezi Hargeyza’yı harabeye çevirdiler. Fakat bu müdahale ülke genelindeki muhalif oluşumların sayısını artırmaktan başka bir işe yaramadı.

Somali iç savaşla harabeye döndü
1991 yılı Ocak ayında muhalefet ülke genelinde yaygınlaşıp etkili olmaya başlayınca Siyâd Berrî ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Devletin başına Birleşik Somali Kongresi üyesi olan General Ali Mehdi Muhammed Ferah Aydid geçtiyse de rakip muhalif güçler arasında iki yıl süren bir iç savaş yaşandı. 50 binden fazla insanın ölmesine sebep olan bu savaşın halkın, geçimi için gerekli olan gıdanın temin edilmesine engel olması yüzünden yaklaşık 300 bin kişi de açlıktan öldü.

ABD 1992 yılı Aralık ayında Umut Operasyonu adıyla bu ülkeye denizci birliklerini çıkardığı gibi bu gücü desteklemek üzere BM de ONUSOM adıyla uluslararası bir barış gücünü bu ülkeye gönderdi. Yine pek çok uluslararası kuruluş da bu ülkeye gıda ve insani yardım yapmak için harekete geçti. Ancak bütün müdahalelere rağmen iç savaş devam etti. ABD askerlerinin ardından BM adına burada görev yapan barış gücü askerlerinden bir kısmının yerli halka karşı şiddet uygulaması üzerine büyük bir tepki oluştu. Bunun üzerine önce ABD, ardından Fransa, askerlerini buradan çekerken sadece insani yardım amacıyla BM gücü bölgede kalmaya devam etti. Bu birlikler de 1995 yılı Mart ayında kesin olarak Somali’yi terk ettiler.

Herhangi bir devlet yapısı kalmayan Somali bütün uluslararası yapılanmadan çekilmek zorunda kaldı. General Muhammed Ferah Aydid, 1996’nın Ağustos ayında bir çarpışmada öldürülünce, yerine ülkenin merkez ve güneyindeki bazı bölgeleri elinde tutan oğlu Hüseyin Muhammed Aydid geçti. Bu arada 23 Şubat 1997’de, Muhammed İbrahim Egal Somaliland olarak bilinen ülkenin kuzeyinde kendi otonom cumhuriyetini ilan etti. Kuzeydoğudaki Puntland ise Abdullah Yusuf Ahmed’ın, Kismayu ve çevresi General Morgan’ın, en güney bölgesi ise Ömer Hâc Massale’nin idaresinde bulunuyordu. Başkent Makdişu ise Ali Mehdi, Ömer Ces ve Morgan arasında hak edilen bir şehre dönüştü.

Somali’de yeniden birliği tesis çalışmaları
Kenya ve Etiyopya’nın girişimiyle Somali’yi tek bir idare altında toplayacak bir sistemin kurulması ve milislerin silahlardan arındırılması için Sodere’de bir toplantı yapıldı. 26 Ağustos 2000 tarihinde sürgünde geçici bir hükümet kurularak Abdülkerim Salih Hasan devlet başkanlığına getirildi. Ancak bu hükümet fazla etkili olamadı. Bunun yerine başkent Makdişu’ya 250 km içeride ve Etiyopya’ya yakın bir şehir olan Baydoa’da (Badio) kurulan geçici hükümetin başına 1977 yılındaki Ogadin Savaşı’na karşı çıkan ve Siyad Berrî’ye askeri darbe girişiminde bulunduktan sonra Addis Abeba’ya kaçan Abdullah Yusuf Ahmed getirildi. Gerçi bu kişi Etiyopya’da 1970’li yılların sonunda tutuklanmış ve 1991’deki darbeye kadar hapiste kalmasına rağmen bugünkü mevcut iktidara yakınlığıyla biliniyordu. Zaten Halen Etiyopya başbakanı olan Meles Zenavi sayesinde serbest bırakılan Abdullah Yusuf Ahmed, Somali’nin geleceğinde kilit isimlerden birisi haline geldi. Bu arada ABD uzun yıllar iç savaşı sürdüren tarafların elebaşlarına milyonlarca dolar aktararak 18 Şubat 2006’da Somali’de terörün engellenmesi ve barışın tesisi adıyla bunları bir araya getirdi.

İstikrara Etiyopya ve ABD müdahalesi
18 bölgeye ayrılan Somali’nin özellikle başkenti Makdişu’da oluşan idari boşluk herkesi korkutuyordu. Bunu telafi etmek amacıyla 1994 yılında ilk defa kurulmaya başlayan ve kendilerine İslam mahkemeleri adını veren kuruluş, 2006 yılına gelindiğinde toplam 12 mahkemeye ulaşmış ve bu mahkemelerin hepsi bir birlik oluşturmuştu. Şeyh Şerif Şeyh Ahmed önderliğindeki bu birliğin özellikle askeri işlerinin başında Ogaden Savaşı’na albay rütbesi ile katılan Hasan Zahir Üveys vardı. İslam Mahkemeleri Birliği (İMB) 5 Haziran 2006 günü başkent Makdişu’nun idaresini ele geçirdi. Birkaç ay içinde dört bölgenin idaresini daha ele geçirmeleri üzerine Etiyopya hükümeti Abdullah Yusuf Ahmed’i desteklemek amacıyla 10 bin askerden oluşan ordu birliklerini 20 Aralık günü Somali’ye soktu. Bir hafta içinde başkent Makdişu’ya ulaşan birlikler İslam Mahkemeleri Birliği’ni ele geçirdikleri bölgelerden çıkardı. Böylece Geçici Somali Hükümeti ülkenin idaresini ele geçirmiş oldu. ABD ise İMB’yi devamlı olarak el-Kaide ile ilişkilendirdi ve Makdişu’nun düşmesi üzerine bu birliğe mensup kimselerin ülkenin güneyine kaçarak sığındıklarını iddia ettiği köyleri günlerce uçaklarla bombalayarak çok sayıda sivilin ölümüne sebep oldu.
Afrika ülkeleri 1960’lı yıllardan itibaren bağımsızlıklarını kazanmaya başlayınca Sovyetler Birliği bunlar üzerinde büyük bir nüfuz kurmuştu. Ancak 1991 yılında Sovyetlerin parçalanmasının ardından Afrika kıtasına gözünüsomali4.jpg kamuoyunu ikna için kullanılan ciddi bir bahaneden ibarettir. Gerçekte ise kıta üzerinde kendisine rakip olma gayreti içinde bulunan ve bu kıtanın geleceğinde nüfuz sahibi olmak isteyen devletlere karşı bir güç gösterisinden ibarettir. Yerli iktidarları kendi safına çekmesi ise bir anlık manevra kabiliyetinden ibarettir. Bunun en güzel örneği de çok değil 10 sene önce ABD askerlerinin ülkelerinden gitmesini büyük patırtılarla kutlayan Somali Geçici Hükümeti temsilcilerinin tavırlarında görülmektedir. Çünkü bugün aynı ülke tarafından kendi diken ABD, bu kıtada eski sömürgeci devletlerden Fransa, İngiltere, İtalya ve Portekiz gibi ülkelerin nüfuzlarını da kırmak suretiyle tek başına söz sahibi olma siyaseti gütmektedir. Bir de Çin’in son yıllarda Afrika’da artan nüfuzu da ABD’nin son hamlelerinde etkili olmaktadır. Ne var ki ABD’nin bütün kıtalararası menfaat çekişmesi üzerine kurduğu girişimlerini birtakım İslami hareketleri terörle ilişkilendirerek sürdürmesi aslında uluslararası vatandaşlarına yapılan her türlü müdahaleyi alkışlamaktadırlar.

Kaosun yıktığı Somali’de toplumsal projeler önemli
Ekonomik ve sosyal altyapının toptan yıkımıyla neticelenen kabileler arası savaş sonucunda, Somali merkezi hükümeti 1991 yılı başında çöktü. Uzun yıllar süren iç savaş, ardında çok sayıda yetim ve dul bırakmıştır. 15 yıldır merkezi otoritenin olmadığı Somali, İslam Mahkemeleri Birliği’nin güç kazanmasıyla istikrara kavuşmuş ancak, geçtiğimiz aylarda yaşanan Etiyopya ve ABD saldırısı ile tekrar kaosa sürüklendi.
İHH İnsani Yardım Vakfı, siyasi boşluk, açlık, salgın hastalıklar ve kuraklık pençesindeki Somali’de, eğitim enstitüleri, su kuyuları ve camiler açarak, sağlık hizmetleri sunarak Somali toplumunun kalkınmasına destek olmaktadır. Örneğin, "Hamdi Dul Kadınlar Eğitim Enstitüsü" projesi, halkının %75’ini çocuk ve kadınların oluşturduğu Somali’de çok önemli bir toplumsal ihtiyacı karşılamaktadır.

Resmi Adı: Somali Demokratik Cumhuriyeti
Yönetim Biçimi: Parlamenter sistem
Başkenti: Makdişu (Mogadişu)
Bağımsızlık Tarihi: 1 Temmuz 1960
Nüfusu: 8.863.338 (2006)
Yüzölçümü: 637.657 km²
Önemli Şehirleri: Kismayu, Hargeysa, Berbera, Merka, Baydoa, Bosaso, Garove, Beledveyne
Din: %99,8 Müslüman, %0,2 diğer
Dil: Somalice ve Arapça (resmi), İngilizce, İtalyanca
Doğal Kaynakları: Uranyum, petrol, demir, kalay, alçıtaşı, boksit, bakır, tuz.

 

 
Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış Gücü askerlerinin koruması altında, güvenli bölge olarak bilinen Srebrenitsa’da 1995 yılında Sır...
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ilgili ortak politikalar üreterek Avrupa’ya yönelik göçleri kontrol altına almaya çalış...
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, Kosova’nın egemenlik ve bağımsızlığının tartışmalı durumunun devam ettiği anlamına geliyor....
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargılayıp hükümetten uzaklaştırmakta buldular....
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanlış siyasetler yüzünden Irak toplum dokusu bozulurken, etnik ve mezhebi öfke halkı par...
...
Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani durum, bir toplumun geleceğini ipotek altına almakta....
Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın üretim gücünü nasıl yok ettiğini anlamak açısından örnek bir vaka....
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanbul’da sivil toplum çalışmaları konusunda İHH ve diğer sivil toplum kuruluşları ile görü...
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden ayrıldığında işgal gücü askerlerince şehit edildi....
Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

Sayı 45

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....


DÜNYA GÜNDEMİ; Patani: Müslümanca yaşamanın mücadelesi
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...

DÜNYA GÜNDEMİ; G-8 ülkeleri ve zirvenin geleceği
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...

ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...

DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...