İktibas: Saddam işlediği suçlar yüzünden asıldı, peki Bush ve Blair'i kim asacak?* PDF Yazdır E-posta
Yazar Dr. Elias Akleh   
Yasal dayanak ve yetkisi olmayan bir mahkeme (sözde Yüksek Irak Mahkemesi), Saddam Hüseyin, üvey kardeşi Barzan İbrahim ve Devrim Mahkemesi’nin eski baş hakimi Avad Hamid el-Bender’in 30 gün içinde asılmalarına karar vermişti. Amerikan yönetimi, acele bir kararla el-Maliki hükümetini Saddam Hüseyin’in bir an önce asılması için zorladı. Saddam, Müslümanların dini bayramı olan Kurban Bayramı’nın ilk gününde 30 Aralık Cumartesi günü, Müslümanların dini hassasiyetleri gözetilmeden, İslam ülkelerinin bir suçlunun bayramda idam edilmesini yasaklayan kanunları da utanmaz bir şekilde ihlal edilerek idam edildi. Bu idam ayrıca, Noel’in Hıristiyan ruhunu da ihlal etmiş ve Irak anayasası da Bremer tarafından hiçe sayılmıştır. Bu idam sadece bir intikam hevesini ortaya koymaktadır. İbrahim ve el-Bender’in o gün idam edilmemesi ise, Saddam’ın idamının tüm Müslümanları aşağılamak ve Irak’taki mezhep çatışmalarını körüklemek niyeti ile gerçekleştirildiğini göstermektedir.

Saddam’ın idam edilmesi kararı uzun bir süre önce alınmıştı. Bu karar, 1980’li yılların sonunda, Saddam Irak’ın değerli kaynaklarını küresel tekellere açmayı reddettiği, petrol kaynaklarını arttırma niyetiyle Kuveyt’i işgal ettiğibushveblair.jpg ve Irak’ın rezerv sermayesini dolardan avroya çevirdiği zaman alınmıştı. Saddam’a karşı birkaç suikast girişimi planlandı fakat başarısızlıkla sonuçlandı. Duceyl’deki başarısız suikast girişimi bunlardan biriydi ve 148 Şii suikastçının idam edilmesiyle sonuçlanmıştı. En sonunda, Irak’ın nükleer silah geliştirme programına sahip olduğu iddia edilerek, Iraklıların "özgürleştirilmesi" ve Amerikan "demokrasisi"nin yayılması yalanları altında, İngiliz ve Amerikan güçleri Irak’ı işgal etmiş ve Saddam yasal dayanak ve yetkisi olmayan bir mahkeme tarafından asılmıştır.

(...) Saddam, çok sayıda muhalif Iraklıya işkence yapmak, kayıtlara göre sayıları milyonları bulan muhaliflerin ölümüne sebep olmak, Kürt nüfusunu gaz ile zehirlemek, Kürtlere ve Şiilere baskı uygulamak, İranlılara ve Kuveytlilere karşı savaş suçu işlemekten dolayı cezalandırılmalıydı. Fakat çok daha önemsiz bir suçtan, Duceyl’de 148 suikastçının yargılanması ve idam edilmesinden dolayı asıldı. Son üç yıldaki Amerikan işgali boyunca çoğu sivil olan yaklaşık 700 bin Iraklının öldürülmesi, tüm Irak sivil altyapısının yok edilmesi, tüm sivil hizmetlerin çökertilmesi, yüz binlerce Iraklının Irak’tan kaçmak ve yabancı ülkelerde mülteci olmak zorunda bırakılması, çeşitli ibadethanelerin bombalanması, Irak’ın sosyal dokusunun yok edilmesi, etnik iç savaşın körüklenmesi, Irak’ın milli petrol kaynaklarının çalınması, kültürel hazinelerinin yağmalanması, çocukların ve kadınların dahil olduğu sivillerin katledilmesi, uranyum ve fosfor bombaları gibi illegal silahların tüm şehirlere karşı kullanılması, binlerce kurbanın toplu mezarlara gömülmesi, sivillerin evlerine gece baskınları yapılması, kadınlar ve çocukların da aralarında bulunduğu insanların kaçırılması, terörün yaygınlaştırılması, şehirlerde güvensizlik ve kaos ortamının oluşturulması, askeri kamplarda masum binlerce insanın hapsedilmesi, işkence, aşağılama, tecavüz, masum sivil mahkumların öldürülmesi ve diğer bir sürü savaş suçunun cezası da asılarak idam edilmek olmalıdır.

Irak’ın işgali bile tek başına, tıpkı Saddam’ın Kuveyt’i işgal etmesi gibi, çok büyük bir suçtur. İşgal tamamen yalanlara ve uydurma gerekçelere dayandırılmıştır. Irak’ın nükleer silah üretme programı yoktur, Irak teröristleri desteklememiştir ve komşu ülkeler için bir tehdit oluşturmamaktadır. Irak halkını özgürleştirmek ve Amerikan demokrasisini yaymak, Irak’a karşı yapılan terörist savaşı haklı göstermek için söylenmiş asılsız gerekçelerdir. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, görevinden ayrılırken yaptığı konuşmada Irak Savaşı’nı "BM beyannamesine aykırı, illegal bir eylem" olarak tanımlamıştı; yani bu savaş büyük bir uluslararası suçtur. Annan ayrıca, Saddam diktatörlüğü altındaki Irak’ın, Amerikan demokrasisi altındaki Irak’tan çok daha iyi olduğunu ifade etmiştir.
Saddam, Bush ve Blair ile kıyaslandığında sadece bir "bebek" diktatör gibidir. Bush ve Blair, Irak’ın doğal kaynaklarını sömürmek için gayrimeşru bir savaş başlatmışlardır. Bush, Blair ve yönetimleri, üç yıl gibi kısa bir süre zarfında, yaklaşık bir milyon kişinin ölümüne, tüm bir ülkenin yok edilmesine sebep olmuşlardır. Irak’ta terörü yaydıkları gibi, tüm Ortadoğu’yu da terör tehdidi ile yüz yüze bırakmışlardır. İşkenceyi, tecavüzü, mahkumların öldürülmesini yasallaştırmışlardır. Başka milletlerin vatandaşlarını kaçırmışlar, bu kişileri dünyanın dört bir yanındaki hapishanelere göndermiş ve oralarda bu insanlara işkence etmişlerdir. Sadece başka milletlerin vatandaşlarını şiddet kullanarak yıldırmamış veya öldürmemişler; aynı zamanda kendi vatandaşlarına da şiddet kullanmışlar, onları illegal savaşlara göndererek ölmelerine sebep olmuşlardır. Ve onlara Vatanseverlik Antlaşması gibi acımasız yasaları dayatarak, gizli gözetimi yasallaştırarak, vatandaşları dini kökenlerine bakarak yargılayıp hapsederek, net olmayan delillerle onları yargılayarak, hayali düşmanlar yaratıp yurttaşlarını terörize ederek, gençlerin dünyanın dört bir yanındaki illegal savaşlara katılıp ölmelerine neden olarak, Amerikan demokrasisini yaymak ve diğer ülkeleri yeniden inşa etmek gibi amaçlarda kullanılacağı iddialarıyla tüm sosyal hizmetleri azaltıp, vatandaşların vergi paralarını alarak ve bu paraları Halliburton, Bechtel ve diğer sözüm ona taşeron şirketler üzerinden kendi banka hesaplarına aktararak ve vatandaşlarının insani ve sivil haklarını ihlal etmişlerdir. Bu şirketler geçtiğimiz üç yıl içersinde Irak’ta ne bir şeyi düzeltmiş ne de yeniden inşa etmişlerdir.

"Güçlü olan haklıdır" dünyasında Saddam, işlediği suçlar yüzünden idam edildi. Peki, kim işledikleri suçlardan dolayı Bush’u, Blair’i ve ortaklarını idam edecek güce sahip?

* Elias Akleh, “Saddam is Hanged for His Crimes, Who will Hang Bush/Blair for Theirs?”, Arabic Media Internet Network, www.amin.org, 02/07/2007. Habibe Güneş tarafından kısaltılarak tercüme edilmiştir.

 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış Gücü askerlerinin koruması altında, güvenli bölge olarak bilinen Srebrenitsa’da 1995 yılında Sır...
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ilgili ortak politikalar üreterek Avrupa’ya yönelik göçleri kontrol altına almaya çalış...
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, Kosova’nın egemenlik ve bağımsızlığının tartışmalı durumunun devam ettiği anlamına geliyor....
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargılayıp hükümetten uzaklaştırmakta buldular....
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanlış siyasetler yüzünden Irak toplum dokusu bozulurken, etnik ve mezhebi öfke halkı par...
...
Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani durum, bir toplumun geleceğini ipotek altına almakta....
Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın üretim gücünü nasıl yok ettiğini anlamak açısından örnek bir vaka....
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanbul’da sivil toplum çalışmaları konusunda İHH ve diğer sivil toplum kuruluşları ile görü...
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden ayrıldığında işgal gücü askerlerince şehit edildi....
Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

Sayı 45

DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...

DÜNYA GÜNDEMİ; Patani: Müslümanca yaşamanın mücadelesi
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....

ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....


İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...

45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...