Niyazov’un lider kültü ile birlikte, her
türlü muhalefete, insan hakları savunucularına, gazetecilere, Sünni
İslam ve Ortodoks Hıristiyanlık dışında inanca sahip olanlara karşı
yoğun bir baskısı söz konusuydu.
Türkmenistan’ı 21 yıldır tek başına yöneten Saparmurat Niyazov 21
Aralık günü öldü. Batı medyası Niyazov’u baskıcı bir diktatör olarak
nitelendirir ve ölümünün Türkmenistan için bir şans
olabileceğini dile getirirken, Rus haber ajansı Interfax, Niyazov için
"büyük lider, yetenekli diplomat, bilge ve insancıl kişi" ifadelerini
kullandı. Niyazov, 1985’te Mikail Gorbaçov tarafından Türkmenistan
Komünist Partisi’nin başına getirilmiş, 1990’da ise cumhurbaşkanı
seçilmiş ve 1999’da meclis tarafından ömür boyu cumhurbaşkanı
seçilmişti.
Büyük güçlerin Niyazov ile ilgili görüş farklılığı, ülkenin zengin
doğalgaz ve petrol rezervlerinin bölüşümüne dayandırılabilir. Zira eski
Sovyetler Birliği topraklarında Rusya’dan sonra ikinci büyük doğalgaz
üreticisi durumundaki Türkmenistan’ın petrol ve doğalgaz rezervlerinden
en çok Rusya yararlanıyor. Türkmen gazını ucuz fiyata satın alıyor ve
bu gazı yurt dışına taşıyan boru hatları, Rus enerji devi Gazprom’un
kontrolünde bulunuyor. Türkmenistan’ın kaynaklarından yeterince
faydalanamayan Batı ülkeleri ise ülke halkının bugünkü fakirliğini
Niyazov’un uluslararası finans kuruluşları ile işbirliği yapmamasına
bağlıyorlar.
Bununla birlikte, Niyazov’un insan hakları sicilini ortaya koyan
raporları yalnızca ekonomik çıkarlara bağlamak doğru olmaz. Kendisini
Türkmenlerin babası anlamına gelen "Türkmenbaşı" olarak adlandıran
Niyazov, başkent Aşkabat’ta 75 metre yüksekliğinde kendi heykelini
yaptırmış ve bu heykelin yüzünün günün her saati güneşe döndürülmesini
istemişti. Niyazov, hükümet binalarında, banknotlarda, içki
şişelerinde, hatta kol saatlerinde kullanılan fotoğraflarıyla her
yerdeydi. Kendisinin kaleme aldığı ve tüm okullarda okutulan 400
sayfalık Ruhname adlı kitabı yüksek sesle üç kez okuyanın cennete
gireceğini ileri sürmüştü. Niyazov’un lider kültü ile birlikte, her
türlü muhalefete, insan hakları savunucularına, gazetecilere, Sünni
İslam ve Ortodoks Hıristiyanlık dışında inanca sahip olanlara karşı
yoğun bir baskısı söz konusuydu. Büyük bir cami inşa ettirmiş, ancak
camiye Ruhname’den alıntılar koydurmuştu. İbadethanelerde kendisi için
bir köşe ayrılmasını ve Ruhname bulundurulmasını zorunlu tutuyordu.
Azınlık dinlerine mensup olanlar kötü muameleye maruz kalıyor,
muhaliflere işkence ediliyor, hatta bazı muhalifler akıl hastanelerine
kapatılıyordu.
Ülke anayasasına göre geçici halefin Halk Konseyi tarafından
seçilmesinden iki ay sonra seçimler yapılacak. Baskılar nedeniyle
yurtdışına kaçmış olan muhalefetin seçimlerde nasıl bir rol oynayacağı
ve 21 yıllık tek adam döneminin sona erip ermediği önümüzdeki günlerde
belli olacak.
|