Çoğumuzun adını 2004 yılında yaşanan tsunami ile duyduğu Güneydoğu Asya’nın kadim coğrafyası Açe, yüzyıllardır İslam’ın bölgeye taşınmasında öncülük yapmış, Hint alt kıtası ile Güneydoğu Asya arasında geçiş noktasında bulunması nedeniyle yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin harmanlandığı zengin bir atmosfere sahip olmuştur. Yıllardır Endonezya Hükümeti’nin baskılarına maruz kalan, 2004’te de tsunami ile sarsılan Açe Müslümanlarının önemli bir kesimi, balıkçılık ve çeltik tarımı ile geçinmekte, mütevazı yaşamlarının yüzlerinde bıraktığı samimi tebessüm ile tsunami sonrası süreci atlatmaya çalışmaktadırlar.
Açe: Mekke kapısı
Coğrafi sınırları içerisinde irili ufaklı 119 adanın bulunduğu Açe,
Güneydoğu Asya’da Sumatra Adası’nın kuzey ucunda yer almaktadır. Açe,
jeopolitik açıdan sahip olduğu konumun etkisiyle yüzyıllar boyu farklı
kültürlerin etkileşiminde olmuş ve bu farklı kültürleri bünyesinde
barındırabilmiş bir coğrafyadır. Güneydoğu Asya ticaretinin önemli
geçiş noktalarından biri olan Malaka Boğazı girişinde bulunması
nedeniyle Açe, tarihin erken dönemlerinden itibaren ticari ilişkilerin
yoğun olarak yaşandığı bir bölgedir.
Önceleri Hinduizm’in ve Budizm’in etkilerinin görüldüğü Açe’ye İslam
dokuzuncu yüzyıldan itibaren Hintli ve Arap Müslüman tüccarlar
aracılığıyla gelmiş, 13. yüzyılda Açe’de ilk İslam sultanlıkları
görülmeye başlamıştır.
16. yüzyıla gelindiğinde, Portekiz ve Hollandalı sömürgecilerin bölgede
görülmesi ve Portekizlilerin Malaka Boğazı civarında yerleşmeye
başlaması nedeniyle, bölgede ayrı ayrı bulunan İslam sultanlıkları Ali
Mughayat Şah tarafından birleştirilerek 1514 yılında Açe İslam
Sultanlığı kurulmuştur. Açe İslam Sultanlığı’nın tarihi rolü bölgenin
İslamlaşmasında ve Portekizlilere karşı direnişin desteklenmesinde öncü
olması ile pekişmiştir. Öyle ki, dokuzuncu yüzyıldan itibaren İslam’ın
Güneydoğu Asya’ya yayılmasında rol oynayan Açe’de, Açe İslam Sultanlığı
döneminde özellikle de Sultan İskender Muda zamanında farklı
coğrafyalardan İslam alimlerinin bölgeye gelmeleri teşvik edilmiştir.
İslam’ın gerek Endonezya’nın gerekse Güneydoğu Asya’nın diğer
bölgelerine yayılmasında üstlendiği role binaen Açe, "Mekke Kapısı"
ünvanıyla anılır olmuştur.
Cuma hutbesinde Osmanlı izleri
16. yüzyıl başlarında Malaka’ya yerleşmiş olan Portekizliler, Sumatra
Adası’na saldırılarda bulunması üzerine, Açe sultanı Alâeddin Riayet
Şah, Portekizlilere karşı Kanuni Sultan Süleyman’dan yardım istemek
üzere İstanbul’a bir heyet göndermiştir. Açe heyeti İstanbul’a geldiği
sıralarda Kanuni’nin Zigetvar Seferi’nde olması ve orada vefat etmesi
üzerine, Açe heyeti gecikmeli de olsa II. Selim ile görüşmüştür. II.
Selim askeri malzeme ve uzmanların bölgeye sevk edilmesi yönünde emir
vermiş, Açe sultanına hitaben de bir ferman ve hutbe göndermiştir. II.
Selim’in gönderdiği hutbe 20. yüzyıl başlarına kadar Açe’de her Cuma
namazında okunagelmiştir.
II. Selim döneminde bölgeye gönderilen askeri uzmanlar günümüzde
Gampung Bitai olarak bilinen bir mevkiye yerleşerek silah
teknolojisinin bölge insanı tarafından öğrenilmesine katkıda
bulunmuşlardır. Bu bağlamda, söz konusu Gampung Bitai’da bir askeri
akademi de kurmuşlardır. Tarihi vesikalarda aralarında alimlerin,
askeri uzmanların ve çeşitli zanaatkarların bulunduğu grupların Açe’ye
değişik dönemlerde gittiği zikredilmektedir. Bu insanların yerleştiği
köyler ise Türk köyleri olarak anılmış ve hala da anılmaktadır.
Açe’de Hollanda egemenliği
16. yüzyıl boyunca sömürgeci Portekizlilere karşı mücadele veren Açe
İslam Sultanlığı, 1599’da Hollanda’nın işgal amacıyla gerçekleştirdiği
saldırılarla mücadele etmek durumunda kalmıştır. Hollanda’nın bu ilk
girişimi Açe Müslümanlarının direnişi sayesinde etkisiz hale
getirilmiş; ancak Hollanda’nın 1873’te Açe’ye savaş ilan etmesiyle 40
yıl sürecek olan Hollanda-Açe savaşları başlamıştır. Son Açe Sultanı
Tunku Muhammed Davud’un 1903’te vefat etmesiyle, Açe İslam
Sultanlığı’nın bir bölümünde Hollandalılar varlıklarını sürdürürken, iç
bölgelerde bağımsızlık mücadeleleri sürdürülmüştür.
1942-45 yılları arasında gerçekleşen Japon işgaline kadar Hollanda
hakimiyetinde kalan bölge, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Japonların
bölgeden çekilmesiyle tekrar Hollanda hakimiyetine girmiş; ancak
Hollanda bölgedeki hükümranlık haklarını 1949’da Endonezya Devleti’ne
devretmiştir.
Endonezya’ya tabiiyet ve bağımsızlık özlemi
Önceleri sömürgecilere karşı mücadele veren Açe, Endonezya idaresine
bırakılmasından sonra da, bağımsızlık adına Endonezya’ya karşı mücadele
etmeye başlamıştır. Açe-Sumatra Milli Özgürlük Cephesi (National
Liberational Front of Acheh-Sumatra - NLFAS) bünyesinde bağımsızlık
mücadelesi veren Açe Müslümanları, Endonezya Hükümeti’nin ordusu
Tentera National Indonesia (TNI)’nın bölgede işlediği sistematik
katliamlara maruz kalmıştır.
1956’da Endonezya içinde otonom bölge statüsü kazanan Açe, 1976’da Açe
Özgürlük Hareketi (GAM)’nin kurulmasıyla bağımsızlığını ilan etmiştir;
ancak bağımsızlık bildirisi Endonezya ve diğer devletler tarafından
tanınmadığı için Açe, halen Endonezya’ya bağlı otonom bölge
statüsündedir.
Açe halkının bağımsızlık mücadelesini yürüten GAM, Endonezya
Hükümeti’nin Açelilere karşı baskı ve şiddet uygulamaya başlamasından
sonra silahlanma kararı almış, zaman zaman hükümetle çatışmalar
yaşanmıştır. Yaşanan çatışma sürecinde Endonezya Ordusu, Açe köy ve
kasabalarında adam kaçırma, baskın, katliam, işkence, bölgenin geçim
kaynaklarına el koyma gibi ihlaller gerçekleştirmiştir.
Tsunaminin ardından askıya alınan çatışma süreci
Aralık 2004’te gerçekleşen ve Açe’de 200 bin kişinin hayatını
kaybetmesine neden olan dokuz şiddetindeki deprem ve ardından oluşan
tsunami, yıllardır bölgede işlenen insan hakları ihlalleri nedeniyle
mağdur edilen Açe halkı için beklenmedik bir süreci beraberinde
getirmiştir. Gerek altyapı sistemlerinin çökmesi, gerek aile
fertlerinin kaybı gibi manevi sıkıntılarla yüzleşen Açe halkı için
farklı olan gelişme, tsunami sonrası yeniden yapılanma faaliyetlerine
yoğunlaşılması nedeniyle Endonezya Ordusu’nun bölgedeki ihlallerine ara
vermesidir. Nitekim, tsunami ardından Endonezya Hükümeti ve GAM
arasında Ağustos 2005’te imzalanan antlaşma yıllardır sürmekte olan
çatışma sürecini en azından belli bir süre ertelemiş gibi gözükmektedir.
Diğer yandan, Aralık ayının 11’inde Açe’de gerçekleşecek olan ilk
valilik seçimlerine GAM’ın bağımsız adayla katılabilecek olması ve
eyalet valisinin seçiminde Açe halkına söz hakkı tanınmış olması,
Açe’nin bağımsızlık mücadelesinde olumlu gelişmeler olarak
görülmektedir.
Açe’de siyasi ve ekonomik sorunlar iç içe
Dünyanın en zengin doğalgaz rezervlerinin bulunduğu bölgelerden biri
olan Açe, petrol, kalay, altın, platin ve demir rezervleri açısından da
zengindir. Ancak, Endonezya Hükümeti’nin bölgedeki doğal kaynakların
çıkarılması ve işlenmesinde etkin olması ve Exxon Mobil gibi Batılı
yatırımcılara imtiyaz tanıması, Açe halkının bölgenin doğal
kaynaklarından yararlanmasını engellemektedir.
Çeltik ekiminin yaygın olarak görüldüğü Açe’de, balıkçılık, hayvancılık
ve ormancılık da başlıca geçim kaynaklarındandır. Açe’nin belirgin
kültürel değerlerinden biri olan, Açe evlerinin ve camilerinin
süslemelerinde de sıklıkla görülen ahşap işçiliği de geleneksel bir
zanaat koludur.
Toplumsal hayatta İslam kültürü
Açe’de İslam kültürünün en önemli göstergelerinden biri köy ve
kasabalarda sıklıkla rastlanan camilerdir. Camiler Uzakdoğu mimarisinin
izlerini taşımakta, ibadethane olmanın yanı sıra, toplumsal işlevi de
bulunan, insanların çeşitli etkinlikler için bir araya geldikleri,
Kur’an eğitimi aldıkları, Ramazan’da iftar yemeklerinin verildiği
mekanlardır. Açe’de yerleşik İslam geleneğinden ötürü kadınların büyük
çoğunluğu başörtüsü takmakta, Ramazan ayında okullar tatil edilirken,
resmi kurumlar da öğlene kadar hizmet vermektedir. Ramazan ayı Açe’de,
ibadetler ve toplumsal dayanışma ruhu ile büyük bir coşkunluk
içerisinde idrak edilmeya çalışılmaktadır.
Eğitim
1979’da kurulan Şah Kuala Üniversitesi, Açe’nin en önemli eğitim
kurumudur. Açe’de ayrıca biri özel olmak üzere üç üniversite daha
bulunmaktadır. Hollanda sömürgeciliğinin eğitim alanında etkisi
görülmektedir.
Açe’nin tarihi zenginliklerinden olan geleneksel kurumlardan biri
İslami eğitim veren "pesantren"lerdir. Diğer yandan, köylerde bulunan
"meunasah" denilen yapılar da halkın bir araya geldiği, köyün
misafirlerinin barındırıldığı, çocuklara Kur’an eğitimi verildiği
toplumsal işlevi üst düzeyde olan mekanlardandır.
Resim altı yazısı: 800 yıllık bir tarihi geçmişi olan Beytürrahman
Camii, Açelilerin Hollanda’ya karşı mücadelesi esnasında bir karargah
işlevi görmüş, Hollanda da direnişi kırmak adına camiyi hedef almıştır.
Hollandalıların yıktığı cami sonraki dönemde Açeliler tarafından
yeniden inşa edilmiştir.
ÜLKE BİLGİLERİ
Statüsü: Endonezya’ya bağlı özel otonom bölge
Başkenti: Banda Açe
Nüfusu: 4.271.000 (Tsunami öncesi), 4.031.589 (2005 Eylül sayımı)
Yüzölçümü: 55.392 km2 = Endonezya topraklarının %2,88’i
Önemli Şehirleri: Sabang, Lhokseumawe, Langsa, Meulaboh, Tapaktuan, Sinkil, Sligi, Simpang Ulim, İdi
Din: %97,6 Müslüman, %1,7 Hıristiyan, %0,08 Hindu, %0,55 Budist
Dil: Açece, Endonezyaca
Etnik Durum: Açeliler, Gayolar, Alaslar, Aneuk Jameeler, Malaylar, Cavalılar, Kluetler, Bataklar
Doğal Kaynakları: Uranyum, petrol, doğalgaz, kalay, altın, platin, demir, kauçuk, kahve, palmiye yağı
|